26 Ekim 2023 Perşembe

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) faiz kararını açıkladı





Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) faiz kararını açıkladı. Kurul, mevcut eğilimini sürdürerek faizi yüzde 35'e yükseltti. 500 baz puanlık faiz artırımı, piyasa beklentileriyle paralel gerçekleşti.

Kurul, enflasyonla mücadele ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin devamına karar verdiklerini açıkladı.


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Hatice Kemerpınar - Şiir

Hatice Kemerpınar - Şiir

KABUK TUTMAZ YARAM

Yüzüm güler amma yürek yaralı,
Kabuk tutmaz yaralarım var benim...                    Abi, gardaş gitmiş, benden aralı,
Kabuk tutmaz yaralarım var benim.

Yüzüme güleni dost diye bildim,
Aldıgım yarayla yaşarken öldüm,
Kuru yaprak gibi sararıp soldum,
Kabuk tutmaz yaralarım var benim.

Gözlerim meçhule bakıyor şimdi,
Bilmem ki; yıllarca ağlayan kimdi?
Yaşananlar sanki saatli kumdu,
Kabuk tutmaz yaralarım var benim. 

Kalmadı bedende dermanım benim,
Huzuru bulmuyor geceyle günüm.
Zamanla bu hayat oluyor zulüm,
Kabuk tutmaz yaralarım var benim.

Şiir Kız kendini neden salıyor,
Gözüm uzaklara bakıp dalıyor,
Bu gönül bi çare olup kalıyor,
Kabuk tutmaz yaralarım var benim.

Ankara 24.10.2023
Hatice Kemerpınar


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Maradona



Adın şiir gibiydi, sen bir roman…
Güzel oyun diyorlar futbola... Çocukluk kadar güzel… Sonra büyüdüğünde hayatın güzel olduğu kadar acımasız; sevinçler kadar hüzünler, kahkahalar kadar gözyaşlarıyla dolu olduğunu tecrübe ettiğinde futbolun hayata benzediğini görüyorsun… Bir zamanlar peşinden koştuğun topu bir koltukta hiç bıkmadan televizyon ekranında ya da tribünde izlediğinde ilk aşkının tutkuya dönüştüğünü fark ediyorsun. Okuma yazmayı daha öğrenmediğin günlerde vurduğun meşin yuvarlak ağır, ayağında acıyı hissediyor, büyüdükçe daha uzağa vurduğun için gurur duyuyorsun kendinle, hele bir de yetenekliysen üç direğin arasına istediğin köşeye vurabiliyorsan o işte senin ilk şampiyonluğun oluyor…
Çoklukla babanın tuttuğu takımı tutuyorsun, sahadaki her futbolcu baban yaşında, hani görsen amca diyeceğin adamlar... Hayat renkli ve tasasız ama televizyonlar siyah beyaz ekran. Adını ansiklopedilerde gördüğün bir ülkede Dünya Kupası düzenleniyor. Tribünlerden konfeti niyetine tuvalet kağıdı atan Arjantinlileri hayran hayran izliyorsun, sen daha çocuksun o da 18 yaşında bir genç, o da ekran başında…
Yakana kırmızı kurdele takıyorlar okumayı öğrendiğin için, ağabeyin ablan var, ya da senden ufak kardeşlerin, okuldan gelip çantayı atıp topun peşinden koşturuyorsun. “Adamın gol diyor” ile ne kavgalar kopuyor, o zamanların VAR hakemleri topa iyi vuramayan kenarda bekleyen mahalle arkadaşların. Ter kan içinde eve döndüğünde annen sırtına tülbent koyuyor sen üşütme diye…
Kafamıza anne terliği yediğimiz, çok çalışan babalarımızı az görüp özlediğimiz, hayatımızın ilk ezeli rekabetini kardeşlerimizle yaşadığımız, kalbimize ilk heyecanın düştüğü yılların kahramanıydı o… 60’ların ortasından, 70’lerin sonuna kadar dünyaya gelmiş her çocuk onun adını ezbere bilirdi. Daha güzel futbolcu ismi mi olurdu, şiir okur gibi okurduk adını… Diego Armando Maradona… Adın şiir gibiydi, hayatın ise bir roman…
Büyüdüğünü anladığın günü futbolda arıyorsan, bir gün senin yaşında bir futbolcunun tuttuğun takımada sahaya çıktığı günü hatırla… Sen ortaokul lise sıralarında kopya çekerken, o eliyle gol atıyordu. Sen takdir belgesini koşarak eve götürürken o Dünya Kupası’nı kaldırıyordu. İlk aşk kalbine düştüğünde onunla bir ömür geçirmeyi hayal eden binlerce kadın vardı. Sen sınıfta kalıyordun, o şampiyonluğu kaptırıyordu; sen üniversite sınavını kazanıyordun, o Napoli’yi şampiyon yapıyordu… Senin ne yaptığından elbette haberi yoktu ama onun senin hayatına neler yaptığını yıllar içinde öğrencektin…
Artık çocuk değildin, hayat seni bekliyordu… İyilikler de kötülükler de evin kapısının dışındaydı. Buenos Aires’te de, Napoli’de de, İstanbul’da da, Madrid’de de böyleydi. Sonra cenazelerle tanıştın, deden ninen ölüyordu, artık bir kürek toprağı atacak kadar güçlenmişti kolların... Şiirle, romanla müzikle zenginleşen hayatının salonunun baş köşesinde yine futbol oturuyordu… Ne olacağım telaşının takvimlere düştüğü yıllarda, onun da çıktığı en yüksek tepeden yokuş aşağı koşmaya başladığını gördün… O yuvarlanıyor, düşüyor, kanıyordu, sen de seviyor, seviliyor, ayrılık acısı çekiyor, işini kaybediyor sonra belki daha iyisini buluyordun…
Gün geliyordu tuttuğun takımın en yaşlı futbolcusuyla aynı yaşta olduğunu fark ediyor ve durgunlaşıyordun.. Artık genç değildin, o futbolu bıraktığı gün artık kendi hayatını kurmalı, kendi evinde oturmalıydın…
***
Maradona’nın futbol sahasında yaptıklarını o yılların takvimleri duvarlarında asılıyken izleyenler için ölen sadece Maradona değil... Milyonlarca insan sadece Arjantin doğumlu eski bir futbol yıldızının bu dünyadan göçüp gitmesine ağlamıyor, üzülmüyor. Maradona hayatın ta kendisi(ydi)… Belki o terliği atan annen yok hayatta, belki o çok çalışan baban, belki ortaokulda kopya çektiğin için pişmansın, belki de daha çok çalışsaydım da tıpı kazansaydım diyorsun. Sevip ayrıldıkların geliyor aklına, sevip de gidenlerin gittiği yollardan geçmediğini hatırlıyorsun. Evinin saten boyalı duvarlarına artık gençliğindeki gibi futbolcu posterleri asmadığın için kızgınsın kendine.. Bir tarafta “Çocukluk hiç bitmez gökyüzü gibidir” aklından çıkmıyor. Bir taraftan da Maradona ölünce çocukluğunun öldüğüyle yüzleşiyorsun… Maradona’ya mı ağlıyorsun, bir daha geri gelmeyecek o güzel günlere mi?
***
Sahada rakiplerine attığı çalım kadar hayata da çalım atmışlığı olan bu adamın 60 yaşında kalbini durduran her ne ise, yıllar önce Bilbao Kasabı Andoni Goikoetxea’nın ona attığı acımasız tekmeye benziyor... Maradona, hepimizin hayatının dört yapraklı yoncasıydı… Bir futbol topuyla kimse daha çok mutlu olmamıştır bu dünyada ve hiç kimse milyonlarca çocuğu bir gün Maradona olacağım hayaliyle yatağında bir futbol topuna sarılıp hayal kurdurtmamıştır… Her şeyi vardı onun, bir ömür aradığı huzurdu… Buldu…

Alıntı


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

FİLLER TEPİŞİR, ÇİMENLER EZİLİR


FİLLER TEPİŞİR, ÇİMENLER EZİLİR

Filler, malum ki cüssesi büyük hayvanlar. Ağırlıkları itibariyle, altında kalanları ezme gibi bir güçleri vardır.
Çimenler ise, yeryüzü bitkisi olarak altta bulunan en narin bitkilerdendir.
Yani aslında bu yazımın konusu filler ve çimenler değildir tabi ki. Filler ve çimenler semboldür ve bir benzetmedir. Bu yazıda asıl olan, dünya ekseninde gelişen olaylar, savaşlar ve masumlardır. 
Yer yüzünde milyarlarca insan yaşıyor. Bu insanların bir kısmı din, bir kısmı mezhep, bir kısmı siyasal vs…ayrımlara uğramış durumdadır.
Ülkeler oluşmuş, sınırlar çizilmiş, toplumsal ayrışmalar oluşmuştur.
Dünyanın filleri vardır. Kimler bu filler? Amerika, Rusya, Çin, Avrupa…
Ne yapıyor bu filler? Çıkarsal durumları nedeniyle tepişiyorlar. Bu tepişmelerini bire bir yapmıyor, kullandıkları uyduları vasıtasıyla yapıyorlar. Küçük devletleri birbirleriyle çarpıştırıp kendileri de onların üzerinden kazanımlar elde ediyorlar.
Şimdi çevremize bakıyoruz, Asya’da savaşlar, Afrika’da savaşlar, Arap Yarımadası’nda savaşlar…
Savaşlarda neler oluyor? Masum insanlar, kadınlar, çocuklar ölüyor.
Filistin’de, Gazze’de olduğu gibi savaş suçları işleniyor. İnsanları sağlıklarına kavuşturmak isteyen hastaneler bombalanıyor. Okular bombalanıyor. Yaşam alanları yok ediliyor. Faşist ve zalim ruhlu yaratıklar insanları katlediyor. Dünya ne yapıyor? Bütün bu olayları seyrediyor. Hatta fillerden bir kısmı ezilen çimenlerin yok edilmesi gerektiğini söyleyip katil ruhlu insanları ve devletleri destekliyorlar.
 Savaşsız bir dünya mümkün değil mi? Elbette ki mümkün. Dünya da silahsızlanma seferberliği ilan edilecek. Yer yüzü doğal varlık ve kaynakları adil ve eşit şekilde paylaşılacak. Silaha ve savaşa ayrılan ödenekler insanların rahat yaşam sürebilmeleri için beslenmeye, giyinmeye, barınmaya ayrılacak. Bunu sağlayan bir dünyada neden savaş olsun ki?
Vampir ülke ve şahısların yok olmasını dileyerek, savaşa hayır diyor; bu savaşlarda katledilen ve soykırıma uğrayan tüm insanları rahmetle anıyorum.
Yaşar GELER


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Yakın Arşiv Seçmeleri

Arşiv taranıyor...

Gündem Öne Çıkan

Yükleniyor...

Arşivden Seçmeler

Yükleniyor...

son haber
Yayın yükleniyor...