27 Haziran 2025 Cuma
Einstein, Princeton Üniversitesi’nden trene bindiği bir gün
Haberler News
Haziran 27, 2025
Einstein, Princeton Üniversitesi’nden trene bindiği bir gün, bir bilet kontrol görevlisi vagona girip yolcuların biletlerini kontrol etmeye başladı.
Einstein’a geldiğinde, o hemen ceketinin ceplerinde biletini aramaya başladı ama bulamadı.
Sonra pantolonunun ceplerine baktı, küçük el çantasını karıştırdı ama yine sonuç yoktu.
En sonunda yanındaki koltuğa eğilip oraya bakmaya başladı…
Bunu gören kontrol görevlisi gülümseyerek dedi ki:
— Doktor Einstein, kim olduğunuzu biliyorum. Buradaki herkes sizi tanıyor. Bileti aldığınıza eminim. Hiç sorun değil.
Einstein başını sallayarak teşekkür etti. Görevli diğer yolcuların biletlerini kontrol etmeye devam etti.
Ancak bir sonraki vagona geçmek üzereyken, Einstein’ın hâlâ dizlerinin üstünde, koltuğun altına bakarak biletini aradığını fark etti.
Şaşkınlıkla geri dönüp ona şöyle dedi:
— Size söyledim ya, hepimiz kim olduğunuzu biliyoruz. Lütfen biletinizi boş verin, sorun değil!
Einstein kafasını kaldırdı, ona baktı ve şöyle cevap verdi:
— Teşekkür ederim, delikanlı. Ben de kim olduğumu biliyorum. Ama bilmediğim şey şu: Nereye gittiğim! O yüzden biletimi bulmam gerekiyor!
Bu kısa hikâye, sadece zekice bir espri değil, aynı zamanda hedefini unutan bir dâhinin sade ve dürüst yaklaşımını da gösteriyor.
Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog
Avustralya Ordusunu 2 Kez Mağlup Eden Düşman: Deve Kuşları
Haberler News
Haziran 27, 2025

Avustralya Ordusunu 2 Kez Mağlup Eden Düşman: Deve Kuşlar
1932 yılında Avustralya'da gerçekleşen "The Great Emu War"u duydunuz mu? Duymadıysanız hazır olun, savaş sizi oldukça şaşırtacak. Çünkü teknolojik silahlarla kuşanan insanlara karşın, deve kuşları savaşıyor ve ordu 2 kez yeniliyor.
1929 yılında I.Dünya Savaşı bittikten sonra Avustralyalı askerler evlerine döndüler. Savaş bitmişken kaldıkları yerden çiftçiliğe devam etmek istediler. Fakat hükümet desteğini kesmişti ve Büyük Buhran döneminde buğday fiyatlarının düşmesi onları engellemişti. Üstelik engeller bunlarla da kalmadı, 1932 yılında yaklaşık 20.000 deve kuşu üreme sezonlarının bir parçası olarak bölgeye göç etti. Sulu arazide daha rahat yaşadıkları için bölgeye yerleşmeye başladılar. Bir de çiftçilerin ürünlerini aşırmaya başladıklarında sinirler iyice gerildi.
Dönemin Savunma Bakanı Lewis, deve kuşlarının gerçek bir problem olduğunu gördü. Makineli tüfeklerle ve bol sayıda mühimmatla deve kuşlarına savaş açtı. Kazanmanın oldukça kolay olduğu düşünülüyordu, sonuç olarak düşmanın silahı yoktu. Düşman "kuş beyinli"idi.
Devekuşları oldukça atik ve hızlı hayvanlardır. Çalılıkların arkasında kamufle olarak, savaş sırasında askerlerin nişan almasını oldukça zorlaştırdılar. Askerler ne kadar deneseler de, bu çevik hayvanları bir türlü vuramıyorlardı. Gazetelerde o dönem, deve kuşlarının kendi savaş stratejilerini geliştirdiklerinden bile bahsediliyordu.
Ordunun deve kuşlarını vurma başarısı onda birdi. 9,860 kurşunla yaklaşık 900-1000 deve kuşu vurulmuştu. Tarladaki bitkiler de tükenmek üzereydi. Ölmediler fakat huzursuzluk sebebiyle deve kuşları bölgeyi terk etmeye başladılar. Avustralya tarafında ise Büyük Deve Kuşu Savaşı kaybedilmişti. Daha sonra parlamentoda yapılan bir tartışmada bir milletvekili, kimsenin madalya alıp almayacağını sordu. Diğer bir milletvekili ise "Evet bir deve kuşu alacak" diye yanıtladı.
Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog
450 milyon dolarlık net bir servete sahip ve yaptığı yardımlar günlük 260.000 dolara denk geliyor
Haberler News
Haziran 27, 2025
450 milyon dolarlık net bir servete sahip ve yaptığı yardımlar günlük 260.000 dolara denk geliyor. Gardırobu sıradan insanlarla neredeyse aynı ve çoğu ana cadde markalarından ibaret.
Peki, günlük 260.000 doları nereye gidiyor?
Rowan Atkinson, dezavantajlı çocuklara fırsatlar sağlayan ve ihtiyaç sahibi okulları desteklemeyi amaçlayan eğitimci girişimlere 15 milyon dolardan fazla bağışta bulundu.
Ayrıca, kısıtlı olanlar ve ruh sağlığı sorunlarıyla mücadele edenler için destek veren örgütlere 5 milyon dolar katkıda bulundu. Ormanları yangınlardan korumayı ve karbon emisyonlarını azaltmayı amaçlayan girişimlere 7,5 milyon dolar bağışlayarak çevresel amaçların açık bir destekçisi oldu.
Dünya çapındaki şöhretine ve servetine rağmen Rowan mütevazı bir yaşam sürdürüyor ve finansal kaynaklarını, servetlerini sergilemeyi seven ünlülerin aksine, derinden önemsediği amaçlar için kullanıyor.
Rowan Atkinson'ın mütevazı ve hayırsever yaklaşımı umarım ülkemizede örnek olur ve onun gibi insanların sayısı artar.
Altan İlhan Arslan
Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog
Casusların Tanrısı: -Eli Cohen
Haberler News
Haziran 27, 2025
Casusların Tanrısı: 🕵Eli Cohen🕵♂️
Mossad ajanı Eli Cohen’in hikayesi, Ortadoğu çukurunda yaşayan herkesin bilmesi gereken ve ders çıkarması gereken bir hikayedir.
İsrail’in yürüttüğü istihbarat savaşında, devlet aklının insan bedenine nasıl sığdırıldığını gösteren bir vakadır.
Eli Cohen, 18 Mayıs 1965'te Suriye'nin başkenti Şam'da idam edildi. Cesedi 6 saat boyunca halkın gözü önünde darağacında asılı kaldı.
Ardından bilinmeyen bir yere gömüldü. İsrail, yıllardır mezar yerini öğrenmeye çalışıyor. Bugün bile hâlâ mezarı gizemini koruyor.
Aslen Mısırlı bir Yahudi olan Elie Cohen, gençliğinde Mısır’da Yahudileri gizlice İsrail’e kaçıran yasadışı bir örgütün üyesiydi.
İlerleyen yıllarda ise İsrail’e yerleşti. Mossad tarafından seçildi ve Ortadoğu’da istihbarat faaliyetleri için özel olarak yetiştirildi.
Mossad onu “Kemal Emin Tabet” adında Lübnan-Beyrut doğumlu zengin bir Suriyeli iş adamı kimliğine büründürdü.
Hikâyesine göre babası tekstil tüccarıydı, kardeşi Arjantin'e göç etmişti. Ailesi de sonradan Buenos Aires'e taşınmıştı. Bu yalan kimlik üzerine aylarca çalıştı.
Aylar boyunca Arjantin’de hem İspanyolca hem de Suriyeli Arapçası çalıştı. Arap restoranlarında, Arap kulüplerinde ve hayır kurumlarında boy gösterdi. Adını elit çevrelere duyurdu.
Nihayetinde Suriye büyükelçiliğinin verdiği bir davette General Amin El Hafız’la tanıştı.
Bu tanışma, onun Şam’a giden yolunu açtı. Arjantin'deki görevini başarıyla tamamladıktan sonra Arjantin'den getirdiği referans mektuplarıyla Şam'da bankacılar, zenginler, subaylar ve devlet adamlarıyla tanıştırıldı. Lüks yaşamı, cömertliğiyle kısa sürede “elit” sınıfa girdi.
1963’te Suriye’de Baas Partisi darbe yaptı. General El Hafız savunma bakanı oldu.
Hafız Esad da bu kadronun içindeydi. Cohen bu dönemde partinin ve hükümetin merkezine kadar sızdı. Kimi kaynaklara göre bakanlık pozisyonu bile teklif edilecekti.
Hafızın yakın dostu olması hasebiyle Suriye’nin İsrail sınırına yakın en hassas bölgesi olan Golan Tepeleri'ne ziyaretler gerçekleştirdi.
Askeri birlikleri, tank mevzilerini, karargâh yollarını yakından inceledi. Fotoğraflar çekti. Tüm bu bilgileri Mossad’a ulaştırdı.
1963’te Suriye, İsrail’in su kaynağı olan Ürdün Nehri’nin yönünü değiştirme planı yaptı. Cohen bu bilgiyi kullanılan tüm iş makinelerinin konumlarıyla birlikte İsrail’e ulaştırdı.
1964’te İsrail Hava Kuvvetleri, bu alanı bombalayarak şantiyeyi imha etti.
Cohen, her sabah saat 08:00’de, bazı günler akşam da olmak üzere İsrail’e düzenli telsiz mesajları gönderiyordu. Verici, ordu genel merkezine çok yakındı bu yüzden sinyaller dikkat çekmiyordu. Ta ki 1965’e kadar.
Ocak 1965’te Suriye ordusu Sovyet yapımı yeni iletişim cihazları getirdi.
Bu sistemleri denemek için ülke genelinde 24 saat boyunca tüm iletişim durduruldu. Bu esnada Cohen, telsiz yayını yapınca sinyali tespit edildi.
Sinyalin geldiği yer Cohen’in (Kemal Amin Tabet’in) evi çıkınca istihbaratçılar şok yaşadı. Hükümetin en güvendiği kişiydi. Baskın yapılması riskliydi ama sinyal ikinci kez tespit edilince sabah saat 8’de eve operasyon yapıldı. Casus deşifre olmuştu.
Evinde çok sayıda şifreli belge, fotoğraflar, haritalar, şantaj kasetleri, telsiz vericileri, gizli kameralar ele geçirildi.
İsrail'in yıllardır tüm bilgileri nasıl bu kadar hassas şekilde bildiği ortaya çıktı. Mossad’ın Şam'daki gözü ve kulağı düşmüştü.
Kimi kaynaklar, sorgusunu bizzat yakın arkadaşı olan Hafız Esad’ın başlattığını ancak Cohen’in Yahudi olduğu anlaşılınca işkencecilerin devreye girdiğini anlatır. Artık kurtuluşu yoktu, işkencelerle tüm bilgiler Cohen'den çekildi.
Savunmasında her şeyi İsrail devleti için yaptığını ve pişman olmadığı söyledi.
Birkaç ay sonra hakkında idam kararı çıktı. 1965’te darağacında asıldı. Cesedi saatlerce indirilmedi.
İsrail, diplomatik çabalarla defalarca cenazesini talep etti ama Suriye her defasında reddetti.
Eli Cohen vakası, tüm dünyaya istihbaratın gücünü gösteren en büyük örneklerden biri oldu.
Onun sayesinde İsrail, 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda Golan Tepeleri’ni çok kolayca ele geçirdi.
Bugün İsrail’de birçok cadde, bulvar ve anıtta Eli Cohen’in adı yaşatılır. İsrail için bir efsane, “Casusların Tanrısı” unvanını alan tek ajan olarak anılır.
Suriye'deki bir ajan, Yahudi milletinin güvenliğini yıllarca tek başına omuzladı. Öyle ki raporlara göre deşifre olmasaydı Mossad onu Suriye'nin gelecekteki lideri olarak dahi değerlendirecek kadar ileri gitmişti.
Eli Cohen vakası sadece Suriye’nin değil bölgedeki tüm devletlerin kulak kabartması gereken bir uyarıdır.
Çünkü bir ülkenin en gizli karar odalarında bir yabancı yıllarca gölge gibi gezebiliyorsa, o ülkenin düşmanı dışarda değil içeride demektir.
Eli Cohen vakası sadece Suriye’nin değil bölgedeki tüm devletlerin kulak kabartması gereken bir uyarıdır.
Çünkü bir ülkenin en gizli karar odalarında bir yabancı yıllarca gölge gibi gezebiliyorsa, o ülkenin düşmanı dışarda değil içeride demektir.
Bugün Türkiye gibi stratejik bir devlette asıl tehdit sınırların ötesinden değil, içeriden gelir.
Kılık değiştirmiş bir dost, bin düşmandan tehlikelidir.
Sadakat test edilmeden verilen her makam, ihanete açık bir kapıdır. Çünkü hain içerideyse dışarıdaki düşmana gerek kalmaz.
Bugün Türkiye gibi stratejik bir devlette asıl tehdit sınırların ötesinden değil, içeriden gelir.
Kılık değiştirmiş bir dost, bin düşmandan tehlikelidir.
Sadakat test edilmeden verilen her makam, ihanete açık bir kapıdır. Çünkü hain içerideyse dışarıdaki düşmana gerek kalmaz.
War Aesthetic
Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog
Bir buzağı doğduğunda midesinde dört bölme vardır
Haberler News
Haziran 27, 2025
Bir buzağı doğduğunda midesinde dört bölme vardır: rumen, retikulum, omasum ve abomasum.
Sadece başlangıçta sütü almaya ve sindirmeye hazır olan abomasumu kullanır. Diğer üçü o noktada "kapalıdır".
Peki, buzağı sütün sızmaması gereken yere sızmasını önlemek için ne yapar? Buzağı annesinden emdiğinde yemek borusunda oluşan bir tür doğal kanalı harekete geçirir. Bu kanala özofageal sızıntı denir ve yaptığı şey sütü rumenden geçmeden doğrudan doğru mide olan abomasuma yönlendirmektir.
Şimdi iki senaryo hayal edin.
İlk resimdeki buzağı, boynunu uzatmış bir şekilde, sanki doğal ortamındaymış gibi huzur içinde emiyor. O anda, sızıntı refleksi harekete geçer, süt sızması gereken yere gider ve buzağı mükemmel bir şekilde sindirir, besinleri emer ve güçlü ve sağlıklı büyür. Herşey yolundadır.
Ama ikinci resimdeki buzağı başını kaldırmadan, emmeden yerdeki bir kovadan süt içiyor.
Orada neler oluyor?
Bu refleks aktive olmayabilir. Ve eğer aktive olmazsa, süt onu almaya hazır olmayan rumene gider. Orada, kötü bir şekilde fermente olmaya başlar, gaz üretir, buzağı hava ile dolar, rahatsız olur, ishal olabilir, susuz kalır ve büyümesi engellenir. Daha ciddi vakalarda, asidoz gibi sindirim komplikasyonlarından ölebilir bile..
Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog






