31 Aralık 2024 Salı

Mehmet Ali Arslan yine E-Gazete'ye Geçin dedi



Mehmet Ali Arslan'dan Gazetecilere "Dijitale Geçin, Arslan Geneleksel çağrısını yeniledi.


Ünlü, Ardahan'lı Gazeteci ,Yazar, Girişimci ve sosyal medya uzmanı Mehmet Ali Arslan, geleneksel medyanın yerini dijital platformlara bırakmaya başladığını belirterek, gazetecilere önemli bir çağrı daha yaptı, Arslan, kendisine ait ve gazetecilere yönelik sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada, "Geleneksel gazeteler ve televizyonlar artık eskisi kadar ilgi görmüyor. İnsanlar haberlere internet üzerinden, e-gazeteler ve internet televizyonları aracılığıyla ulaşmayı tercih ediyor" dedi.


Arslan, yıllardır gazetecilere dijitalleşme çağrısı yaptığını belirterek, "El ilanı modası çoktan geçti. Artık dijital platformlara yönelmeliyiz. Sosyal medya ve blog siteleri gibi araçlarla daha geniş kitlelere ulaşabiliriz" şeklinde konuştu.

Yeni yılın gelmesiyle birlikte bu çağrısını bir kez daha yenileyen Arslan, gazetecilere başarılar diledi.

İnternetin Türkiye'deki öncülerinden olan Arslan, geçtiğimiz senelerde geleneksel gazetelerin artık el ilanı gibi olduğunu belirterek, "Eskiden insanlar gazeteleri okuyarak güncel olaylardan haberdar olurdu. Şimdi ise herkes cebindeki telefonuyla istediği haberi anında öğrenebiliyor. Geleneksel medyanın bu değişime ayak uydurması gerekiyor diye konuşmuştu.

Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

29 Aralık 2024 Pazar

3.Lige Kars ve Ardahan Takımları Girebilir mi? Hoçvanspor çok yaklaşmıştı

3.Lige Kars ve Ardahan Takımları Girebilir mi? Hoçvanspor çok yaklaşmıştı

3. Lige Kars ve Ardahan Takımları Girebilir mi? Hoçvanspor çok yaklaşmıştı.

Doğu Anadolu'nun sınır bekçileri Kars, Ardahan ve Iğdır takımları, 3. Lige yükselme hedefiyle büyük bir mücadele veriyor. Özellikle Hoçvanspor'un geçtiğimiz senelerde gösterdiği başarılı performans, bölgedeki futbolseverlere umut olmuştu. Hoçvan spor 3 lig kapısında dönmiştü.

Son yıllarda bölgenin en başarılı takımı olarak gösterilen Iğdır Spor, ise Süper Lig hedefiyle emin adımlarla ilerliyor. Özelikle Dernek ve STK'lar tarafından "Ayrılmaz Üçlü" olarak tanımlanan Kars, Ardahan ve Iğdır'da futbol denilince ilk akla gelen takım  Iğdır Spor, bölgenin gururu olmaya devam ediyor.

Bu sene Ardahan spor veya kars spor  3 lige çıkarmı

Gözler Bölgesel Amatör Lig'de mücadele eden Ardahan ve Kars takımlarına çevrildi. Özellikle Kars Spor'un geçmişte 3. Lig tecrübesi bulunması, bölgede büyük bir beklenti oluşturdu.

Bal liginde İlk devrenin sonunda 29 puanla ikinciliği yakalayan Serhat Ardahan Spor, 3. Lig hedefinde en büyük aday olarak gösteriliyor.

18 puanla 9. sırada yer alan Kars Spor, puan tablosunda geride olsa da matematiksel olarak şampiyonluk yarışında bulunmaya devam ediyor. İkinci yarıda yapacağı çıkışla liderliği ele geçirme potansiyeli bulunan Kars Spor, taraftarlarını heyecanlandırıyor.
Haber: Mehmet Ali Arslan

  


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

YAŞADIĞIMIZ İYİ VE KÖTÜ OLAYLAR 2024



YAŞADIĞIMIZ İYİ VE KÖTÜ OLAYLAR.
 2024  yılında Türkiye'de yaşanan önemli olaylar.


16 Ocak - Muğla'dan Mardin'e giden bir yolcu otobüsünün Mersin'in Aydıncık ilçesinde devrilmesi sonucu meydana gelen kazada 9 kişi öldü, 30 kişi yaralandı

19 Ocak - Alper Gezeravcı, Dragon V2 uzay aracı ile uzaya giden ilk Türk oldu

25 Ocak - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsveç'in NATO'ya başvurusu kararını imzaladı ve onayladı

28 Ocak - İstanbul Sarıyer ilçesinde bulunan Meryem Ana Doğuş Kilisesi'ne IŞİD tarafından gerçekleştirilen saldırıda bir kişi hayatını kaybetti

6 Şubat - DHKP-C tarafından İstanbul Adliye Sarayına düzenlenen saldırı sonucu 1 sivil öldü, 3'ü polis 5 kişi yaralandı

13 Şubat - İliç maden kazası: Erzincan'ın İliç ilçesindeki bir altın madeninde toprak kayması meydana geldi. Kazada maden şirketinin 9 çalışanı öldü

31 Mart - 2024 Türkiye yerel seçimleri gerçekleştirildi.
31 Mart'ta yapılan yerel seçimlerde CHP büyük bir zafer kazandı.

2 Nisan - 2024 Gayrettepe gece kulübü yangını: İstanbul'un Beşiktaş ilçesinin Gayrettepe semtinde bir gece kulübünde tadilat sırasında çıkan yangında 29 kişi öldü.

14 Nisan - Fenerbahçe kadın basketbol takımı üst üste 2. kez EuroLeague Kadınlar şampiyonu oldu

27 Nisan - Meral Akşener'in aday olmadığı İYİ Parti Olağanüstü Kurultayı'nda Müsavat Dervişoğlu genel başkanlığa seçildi

1 Mayıs - İstanbul'da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla alınan tedbirler kapsamında sabah erken saatlerden itibaren Taksim Meydanı'na çıkan yollar ve çok geniş bir alan trafiğe kapatıldı

5 Mayıs- 2023-24 Kadınlar Süper Ligi şampiyonu Galatasaray oldu.

23 Mayıs - 2023-24 Türkiye Kupası şampiyonu Beşiktaş oldu

26 Mayıs - Galatasaray, 2023-24 Süper Lig şampiyonu oldu

4 Haziran - Kayseri 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı'ndan eğitim için kalkan SF-260D tipi eğitim uçağı kaza kırıma uğradı, iki pilot şehit oldu.

20 Haziran - Diyarbakır Çınar'da başlayan ve rüzgarın etkisiyle Mardin Mazıdağı'na sıçrayan yangında 15 kişi ölürken 72 kişi yaralandı.

29 Haziran -  2024 FIBA 17 Yaş Altı Basketbol Dünya Kupası İstanbul'da yapıldı.

2 Temmuz - Sağlık Bakanı Fahrettin Koca görevden alınırken yerine İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu atandı

9 Temmuz - Türkiye'nin ilk yerli ve millî haberleşme uydusu Türksat 6A SpaceX işbirliğiyle uzaya gönderildi

18 Temmuz - TFF'nin yeni Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu oldu.

24 Temmuz - Türkiye U20 Kadın Voleybol Takımı Balkan şampiyonu oldu

28 Temmuz - Sokak hayvanları ile ilgili düzenlemeler içeren kanun yasalaştı

30 Temmuz - Şevval İlayda Tarhan ve Yusuf Dikeç'ten oluşan 10m Havalı Tabanca Karışık Takımı Olimpiyatlarda Türkiye'nin atıcılıktaki ilk madalyasını kazandırdı

3 Ağustos - Süper Kupa finalinde Galatasaray'ı 5-0 yenen Beşiktaş şampiyon oldu.

17 Ağustos - Türkiye U20 Kadın Voleybol Takımı Avrupa Şampiyonu oldu

31 Ağustos - TSK tarihinde ilk kez Kara, Hava ve Deniz Harp Okulları birincileri kadın teğmenler oldu.

4 Eylül - Ankara'da törenle karşılanan Abdulfettah es-Sisi, 12 yıl sonra Türkiye'yi ziyaret eden ilk Mısır Cumhurbaşkanı oldu. 

12 Eylül - Galatasaray kadın voleybol takımı Balkan Kupası şampiyonu oldu.

22 Eylül - Arkas Spor erkek voleybol takımı Balkan Kupası şampiyonu oldu

30 Ekim - Dünya Karslılar Günü ilan edildi Her yıl aynı tarihte kutlanılmak üzere Dünya Karslılar günü ilan edildi. Ve Dünya genelinde binlerce Karslı tarafından kutlandı.

31 Ekim - Esenyurt Belediyesi'ne kayyum atandı. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasının ardından belediyeye İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy kayyum olarak getirildi.

4 Kasım - DEM Parti yönetimindeki Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyum atandı.

22 Kasım - DEM Parti yönetimindeki Tunceli ve CHP yönetimindeki Ovacık belediyelerine kayyum atandı

29 Kasım - DEM Parti yönetimindeki Van Bahçesaray belediyesine kayyum atandı.

24 Aralık -Balıkesir'de bir mühimmat fabrikasında meydana gelen patlamada 13 kişi öldü, 5 kişi yaralandı

28 Aralık - Narin Güran cinayeti davasında karar açıklandı 
21 Ağustos'ta kaybolduktan 19 gün sonra 8 Eylül'de Eğertutmaz Deresi'ne gömülü halde bulunan,
Narin Güran cinayeti davasında karar açıklandı. Anne, ağabey ve amcaya ağırlaştırılmış müebbet cezası verildi. Narin'in cesedini dere yatağına taşıdığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar ise 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

28 Aralık 2024 Cumartesi

Güler Duman Kimdir



Güler Duman Kimdir ?

Güler Duman, 30 Haziran 1967 yılında dünyaya gelmiştir. 1980'li yılların başından itibaren sık sık çıkardığı albümlerle Türk halk müziği'nin efsane sanatçıları arasına girdi. Aslen Erzurum'lu olan Güler Duman, 1980 yılında on üç yaşında Dost Garip adlı ilk albümünü çıkardı. İki yıl sonra O Leyli Leyli adlı ikinci albümünü çıkardı. 1984 yılında Seher Yeli albümünü çıkardı. Profesyonel albümlerini çıkarırken bir yandan da öğrenim hayatını devam ettiriyordu. Daha sonra Ağla Kızılırmak (1985) ve Mevlayı Seversen adlı albümlerini piyasaya sürdü. 1986 yılında, İstanbul Üniversitesi , Diş hekimliği fakültesini kazanmıştır. Fakat müzik sevdası yüzünden kazandığı bölüme gitmemiştir. Aynı yıl Halaylarla adlı altıncı solo albümünü çıkardı. Bir yıl sonra Misafir Geldim adlı yedinci albümünü yayınladı ve aynı yıl Sevgi Kaya, Necla Yener ve Gülizar Akkuş'unda yer aldığı Dört Dilden Dört Telden I adlı bir düet Türk halk müziği albümünde yer aldı.

 1987 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nı kazanarak bu bölüme girdi. 1988 yılında "Kulluk Benim Olsun Sultanlık Senin" adlı albümünü yayınladı ve aynı yıl "Ya Dost" adlı bir albüm daha çıkardı. Bu albümleri yayınladığı dönemlerde televizyon programlarına çıkmaya başladı. Bu albüm ayrıca 1980'li yıllarda çıkardığı son albümdür. 1990 yılında, Zafer Gündoğdu ile birlikte "Sazımızla Sözümüzle 1" adlı albümü çıkarmıştır. Aynı yıl "Buldular Beni" adlı yedinci solo albümünü çıkardı. Ardından Gül Yüzlü Sevdiğim (1991) ve Duygu Pınarı (Vezrana) (1992) albümlerini çıkardı. 1990'lı yılların başına kadar çıkardığı albümlerle ülke çapında büyük ses getirdi. 1994 yılında "Güler Duman '94" albümünü çıkardı. Albümde yer alan "Türkülerle Gömün Beni" adlı parçası büyük çıkış yaptı. Yılın en iyi şarkıları arasına girdi ve albüm satışlarını büyük derecede olumlu etkiledi. Bu büyük başarısının ardında, 1995 yılında "Bu Devran" albümünü çıkardı. Albümün etkisini sürdürdüğü yıllarda, Albüm başarısından dolayı 2. Kral TV Video Müzik Ödülleri'nde "Türk Halk Müziği En İyi Bayan" ödülünü aldı.

 1997 yılında "Öl Deseydin Ölmez miydim?" adlı albümünü çıkardı. Albümdeki parçalar büyük ses getirdi özellikle, "Açma Zülüflerin", "Tutam Yar Elinden", "Başımda Bir Sevdam Döner" ve aynı adı taşıyan "Öl Deseydin Ölmez Miydim?" gibi parçalar hit oldu. 1998 yılında iki derleme albüm çıkardı, bunlardan ilki Ozanlar Diyari adlı albümdü ve ikinci derleme albüm ise Haziran ayında çıktı ve albümün adı Nostalji 1 idi. Albümde eski albümlerinde bulunan ve klasikleşmiş olan eserler yer aldı. Bu albüm, Güler Duman'ın 1990'lı yıllarda çıkardığı son albümdür. 2002 yılında "Yolcuyum Bu Dağlarda" albümünü sevenleriyle buluşturdu. Ardından aynı yıl,"Türkü Dostlarına" adlı bir derleme albüm çıkardı. Bu albümle birlikte solo albüm kariyerine kısa bir ara verdi. 1990 yılında Zafer Gündoğdu ile birlikte ilkini çıkardığı "Sazımızla Sözümüzle" adlı albüm serisinin, 2004 yılında Musa Eroğlu ile birlikte albümün devamı olan "Sazımızla Sözümüzle 2" albümünü çıkardı. Aynı yıl büyük sanatçıların buluştuğu " Pir Sultan Dostları" adlı albüm için "Şu Yalan Dünyaya" adlı parçasını tekrar söyledi. Üç yıl sonra "Nazlı Yare Küskünüm" (Erzurum Dağları) albümünü çıkardı ve aynı yıl Özlem Özdil ile birlikte" Sazımızla Sözümüzle 3" adlı albümü çıkardı. 2009 yılında "Türküler Dile Geldi" adlı on beşinci solo albümünü çıkardı. Albümdeki "Ayaz Yarim" başta olmak üzere birçok parça hit oldu. 2012 yılının başında 30. yıl şerefine "Yüreğimden Yüreğinize" (Sesime Ses Katanlara Selam Olsun) adlı albümü çıkardı. Çift disk olan albümde otuz sekiz parça bulunuyordu ve çoğu parça için usta isimlerle düet yaptı. 

14 Mart 2017 yılında "Yüreğimden Yüreğinize Sazım" adlı albüm çıkarmıştır. Güler Duman ayrıca 1990'lı yıllardan itibaren Almanya'da müzik okulu yönetmekte ve ders vermektedir. Güler Duman'ın bine yakın öğrencisi bulunmaktadır. Albümlerinde Aşık Veysel, Mahzuni Şerif, Abdürrahim Karakoç, Musa Eroğlu ve Muhlis Akarsu gibi ozanların eserlerine de yer vermektedir.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

SARAÇHANE



SARAÇHANE .. 

Valens Su Kemeri, İstanbul’un tam kalbinde yer alan ve adeta tarihi canlı tutan eşsiz bir yapıdır. Bundan 1600 yıl önce, Doğu Roma İmparatorluğu’nun merkezi Konstantinopolis’e su taşımak amacıyla inşa edilmiştir. Yapımına İmparator II. Constantius döneminde başlanan su kemeri, İmparator Valens döneminde tamamlanmıştır.

Valens Su Kemeri, yalnızca Romalıların değil, Bizanslıların ve sonrasında Osmanlıların dönemini de görmüş, bu medeniyetlerin bakım ve onarımlarıyla günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Osmanlılar, kemeri sadece korumakla kalmamış, aynı zamanda işlevselliğini artırmak için geliştirmeler yapmıştır.

Bugün Valens Su Kemeri, geçmişin sessiz bir tanığı olarak varlığını sürdürmekte, ancak modern hayatla iç içe bir görüntü sunmaktadır. Kemerlerin altından geçen bir yol, tarihin ve günümüzün İstanbul’da nasıl yan yana var olduğunu gözler önüne sermektedir. Su taşımak gibi basit bir işlev için tasarlanan bu yapının asırlarca ayakta kalması ve şimdi bir kent simgesi hâline gelmesi gerçekten etkileyicidir. Valens Su Kemeri, geçmiş ile bugün arasında adeta bir köprü görevi görmektedir.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Türk voleybolunun parlayan yıldızlarından biri olan Zehra Güneş



Türk voleybolunun parlayan yıldızlarından biri olan Zehra Güneş, hem milli takımda hem de VakıfBank'ta sergilediği üstün performansla göğsümüzü kabartıyor. Orta oyuncu pozisyonunda oynayan ve genç yaşına rağmen büyük başarılar elde eden Zehra, yeteneğiyle olduğu kadar zarafeti ve güzelliğiyle de dikkat çekiyor.

Milli takımın en önemli parçalarından biri olan Zehra, 2023 Avrupa Şampiyonası ve 2023 Milletler Ligi şampiyonluklarında kilit rol oynadı. File üzerindeki etkileyici blokları, etkili hücumları ve sakin oyunuyla takımını zafere taşıyan en önemli isimlerden biriydi. Özellikle kritik anlarda gösterdiği soğukkanlılık ve liderlik, Türk voleybolunun ne kadar büyük bir geleceğe sahip olduğunu bizlere bir kez daha kanıtladı.

Kulüp düzeyinde de başarısının sınırı yok. VakıfBank formasıyla hem Türkiye’de hem de uluslararası arenada sayısız kupa kazandı. Dünya Kulüpler Şampiyonası’ndan Şampiyonlar Ligi’ne kadar birçok önemli turnuvada zirveye çıkarken, Zehra her zaman takımının değişmez bir parçası oldu. VakıfBank’ın başarılarla dolu tarihine altın harflerle adını yazdırmayı başardı.

Ancak Zehra’yı sadece sahadaki performansıyla değerlendirmek yetersiz olur. Sahip olduğu doğal güzelliği, duruşu ve samimiyetiyle milyonlarca insanın gönlünde taht kurmuş durumda. Hem saha içinde hem de saha dışında tam bir rol model olan Zehra, gençler için de ilham kaynağı olmayı sürdürüyor.

Zehra Güneş, yeteneği, disiplini ve çalışkanlığıyla dünya voleybolunda Türkiye’nin adını daha da yukarılara taşırken, her geçen gün kendisine hayran bırakmaya devam ediyor. Hem başarılarıyla hem de zarafetiyle gerçek bir yıldız olan Zehra, sadece bugün değil, gelecekte de Türk voleybolunun gurur kaynağı olmaya devam edecek.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

TÜRKİYE'NİN EN ÇOK OKUNAN VE İZLENEN MEDYASI MEHMET ALİ ARSLAN HERKESE İYİ SENELER DİLER


TÜRKİYE'NİN EN ÇOK OKUNAN VE İZLENEN MEDYASI MEHMET ALİ ARSLAN MEDYASI HERKESE MUTLU SENELER DİLER.


Dünya genelinde
100 internet sitesi
500 blog sitesi
250 YouTube TV kanalı
140 Dailymotion TV kanalı
20 TikTok kanalı
500 Facebook sayfası
280 Facebook grubu
35 Twitter sayfası
16 LinkedIn sayfası
60 Instagram sayfası
Diğer sosyal medyada sitelerinde toplam 500 sayfa
Ve toplam üyemiz 22 milyon
Günlük ziyaretçi sayımız yaptığımız içerik paylaşırımlarına göre genellikle 10 bin ile 1 milyon arasında değişmektedir .

Mehmet Ali Arslan
İnternete ilk Alemde Tek
Yazıyorum Çünkü herkes okuyor

Hep beraber nice senelere Yeni yılınız kutlu olsun 

Gazeteci, Yazar, Girişimci,sosyal medya uzmanu: Mehmet Ali Arslan
İletişim: www.mehmetaliarslan.name.tr




Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

27 Aralık 2024 Cuma

EBEM DEDEM DERDİ Kİ




EBEM DEDEM DERDİ Kİ! 

Davete “OKUNTU” yengeye“ GUMA”,
İnceden açılmış ekmeğe “YUKA”,
Saciçinde “KÖMBE”, üstde “BAZLAMA”,
Savrulan buğdaya “CEÇ” deller bizde.!!!

Babaanneye “EBE”, halaya “BİBİ”,
Amcaya “EMMİ” der, çocuğa “SABİ”,
Uzağa “IRAK” der, yakına “BERİ”,
Birin çağırırken “HİŞ” deller bizde.!!!

Hastalığa “MARAZ”, öksürüğe “ÇOR”,
yabancıya “EL”,
acemiye “TOR”,
Hanıma “AVRAT” der konuşmaya “ŞOR”,
İşler kötü ise “YAŞ” deller bizde.!!!

Büyük kaba “HELKE”, küçüğe “ŞİTİL”
Tohuma “BİDER” der, fidana “ŞETİL”,
Şakaya “YARENNİK”
girmekse “DIKIL”,
Leğen demezlerde “TEŞ” deller bizde.!!!

Düğmeye “İLİK” der, eşarba “YAĞLIK”
Yayılmış yoğurdun suyuna “KATIK”,
Ayrana “ÇALKAMAÇ”, yayığa “YANNIK”,
Avşar pilavına “AŞ” deller bizde.!!!

Çukurlara “YARIK”, bedava “BELEŞ”,
Hayvan ölüsünün adına “ÜLEŞ”,
Güzele “GÖKÇEK” der, bir adı “KELEŞ”,
Rüya demezlerde “DÜŞ” deller bizde.!!!

Herhâlde “ELLEHAM ”bir adı “ZAHAR”,
Ameleye “IRGAT”, koyuna “DAVAR”,
Tazeye “ACER” der, yokuşa “BAYAR”,
Koş gel demezlerde “GOP” deller bizde.!!!

Kırmızı “TOKADALI”, pembeye “ŞAYAK”,
Amcaya “EMMİ”, kibâra “KIYAK”,
Az önce “DEBİYAK”, demine “BAYAK”,
Otun samanına “KERS” deller bizde.!!!

Dünürüne “HISIM”, düşmâna “HASIM”,
Gömleğe “İŞLİK” der, ilmeğe “DÜĞÜM”,
Havluya “PEŞKİR”, bakraca “GÜĞÜM”,
Yetmemiş armuda “KEŞ ” deller bizde.!!!

Gezmeye “HALAKA”, zarara “GAREZ”,
Nüfusa “HORANTA”, murâda “MURAZ”,
Biçilmiş Ekinin yerine “FİREZ”,
Bahardan önceye “GIŞ” deller bizde

Okula “MEKTEP” der,Tokada “ŞAPLAK”
Tarlaya su akan Yerlere “SAVAK”
Esire “YESİR” der,Üşümek “BUYMAK”
Ağaç kırılınca “HAŞ” deller bizde

Fasulye ye “PAKLA” der,Pencereye “PENEK”
Havuca “PÜRÇÜKLÜ” Yıkanmak “ÇİMMEK”
Çiftçiye “İREÇBER, bakmak “DEANEMEK”
Bayat yumurtaya “CILK” deller bizde

İşarete “IŞMAR”, tavıra “ZAVIR”
Önceye “SELEF” der,Geçmişe “BILDIR”
Lüzumsuza “VETSİZ”, kahıra “GAHİR”
Anlaştık demezde “HE” deller bizde

Elbiseye “ASBAP”, Yıkanmış “YUNUK”
Yanağa “AVURT” der,Surata “DULUK”
Civcive “CÜCÜK”, Hindiye “CULUK”
Kümese sürerken “KİŞ” deller bizde

Değneğe “MESES” der,balkona “ÇARDAK”
Sipariş “ISMARIÇ”, Kızmak “SOKRANMAK”
Uzaklaşmanın adı bizde "IRAMAK”
Eşeğe binerken “ÇÜŞ” deller bizde

Çukur taşa “GAKLIK”, Dolaba “GAPLIK”
Tavaya “ELLİCE”, Yemeğe “AZZIK”
Testiye “CERE” der takıya “BEKLİK”
Karnın yemiyorsa “ŞİŞ”
Evet yerine kısaca "HE" deller bizde

AŞKLA

MEHMET ÖZGÜR ERSAN Özgür Derviş 

Anamaslı Taycı Avşarı 
Şah İbrahim Veli Ocağı Dedesi


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Mehmet Ali Arslan yeni yıl mesajı 2025



Yeni yıl, hayatımıza yeni bir sayfa açma fırsatı. Bu sayfayı birlikte yazalım, güzel anılarla dolduralım. Hepinize mutlu yıllar 

Yeni yılınız Kutlu olsun,
Sersala ve Mibarek be, Happy new year,
С Новым Годом, 



Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

26 Aralık 2024 Perşembe

Ümmiye Koçak, oyuncu, yazar, çiftçi ve yönetmen



Ümmiye Koçak, oyuncu, yazar, çiftçi ve yönetmen... İlk okuduğu kitap Maksim Gorki'nin "Ana" adlı eseri. Çektiği ilk uzun metraj filmiyle New York'ta ödül aldı. "Bu ödülü Amerika'da festival salonunda almak isterdik. Ancak maddi olanaksızlıklar nedeniyle oraya gidemedik," diyor..

Evlendikten sonra Mersin'in Arslanköy adlı köyüne taşınan Ümmiye Koçak, köy kadınlarının yaşadıklarını tüm dünyaya göstermek için, 2001 yılında "Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu"nu kurmuş. Burada halen eğitmen anne olarak canla başla çalışıyor... Ümmiye Koçak, "Hasret Çiçekleri" adlı oyunuyla 2006 yılında Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali'nde sahne almış, bu kadarla da kalmamış, "kadının kadına olan şiddeti"ni anlatan uzun metraj bir filmle inanılmaz başarılara imza atmış. Kadının kadına olan şiddeti konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan "Yün Bebek" adlı uzun metraj filmi hem yazmış hem yönetmiş. Ancak bu filmi çekebilmek için çok büyük zorluklarla karşılaşmış.

Tarlada çalışarak biriktirdiği paraları, son kuruşuna kadar "Yün Bebek" için kullanmış. 49. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde galası yapılmış.Tüm bu çabaları ona New York'tan "Sinemada en iyi Avrasyalı Kadın Sanatçı" ödülünü getirmiş 

Arslanköylü Yörük kadınlar olarak, Türkiye'deki kadınların sorunlarına dikkat çekmeye çalıştıklarını belirten Koçak, çabalarının ödülle sonuçlanmasını "Demek ki doğru yoldaymışız" diyerek açıklıyor.

34 yıllık evli ve 2 çocuk annesi olan 58 yaşındaki Ümmiye Koçak, bugüne kadar 11 tiyatro oyunu yazdı, kurduğu tiyatro topluluğu ile 500'ü aşkın kez sahneye çıktı ve oyunlarını Türkiye'nin dört bir yanından 30 bini aşkın insan izledi. Aldığı ödüller ve kurduğu topluluktaki tüm kadınların başarıları onun azminin ve taşıdığı o eşsiz ruhun bir kanıtı


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

SAKALLI CELAL




SAKALLI CELAL...
Deniz Bakanı bir paşanın oğlu olarak İstanbul'da dünyaya gelir. Yaşıtları oyuncaklarla oynarken o kendi kendine harfleri öğrenerek ev halkını şaşkına çevirir. İlkokul çağında konaktaki odasından çıkmaz, durmadan deniz lisesine giden ağabeylerinin kitaplarını okur. Babasının “henüz yaşın küçük” demesine rağmen, Fransızca dersleri alır ve kısa sürede mükemmel Fransızca öğrenir. Dönemin en iyi eğitim veren okuluna, Galatasaray Lisesi’ne, 1896 yılında başlar. Fransızcası çok iyi olduğundan hazırlık okumaz. Derslerinde olağanüstü başarılar elde eder. Burada geçirdiği 11 yıl; özgür, bağımsız, aydınlanmacı kişiliğinde çok etkili olur. Okulunu bitirdiğinde, muhteşem bir Fransızcası ve elinde her kapıyı açan Galatasaray diploması vardır. Basit memurluklarda gözü yoktur. Tevfik Fikret Galatasaray Lisesine müdür olunca bu dahi adamı elinden kaçırmaz ve okulda öğretmenlik yapmasını sağlar. 
Nazım Hikmet gibi birçok gence ders verir. Öğrencilerine, "Koridorda asılı olan ceket benimdir. Cebinde param var. İhtiyacınız kadarını alabilirsiniz" demektedir. Bir süre sonra Devlet, Fransızcası kuvvetli 35 genci sınavla Fransa ve İsviçre’ye yüksek öğrenim için gönderir. Bunlardan biri de Celal’dir; Sorbonne’da Siyaset Bilimi okumaya başlar. Ailesine mektup yazarak devlet büyüklerinden Makine Mühendisliğine geçmesini sağlamalarını, kabul edilmezse kendi paraları ile okutmalarını rica eder ama aile bunu reddeder. “Devlet neyi uygun görmüşse onu tahsil et’’ cevabını alır. Bir daha asla kesmemek üzere o gün sakalını uzatmaya başlar.
Fransa’nın en büyük yazar, şair ve düşünürleriyle fikir alışverişinde bulunur. Hür beyni daha da aydınlanır. “Devletin parasını yediğimiz yeter’’ deyip diploma almadan ülkesine döner. Üsküp’e Fransızca öğretmeni olarak gönderilir. Burada öğrenciler ve halk kendine hayran kalır. Kendi parasıyla okulun önüne futbol sahası yaptırır. Fransa’dan toplar getirtir. Öğrencilere don ve fanila diktirir. Futbolu öğretir. Fakat bölgedeki yobazlar onu şikâyet ederek okuldan attırır. Sebebi; futbol günahmış! Çünkü Yezit’ler Hz. Hüseyin’in başını keserek yerde top gibi oynamışlar, futbol onu temsil ediyormuş.
İstanbul’a döner. Trablusgarp’ta Mustafa Kemal ve askerlerinin zor durumda olduğunu öğrenir. Bir tekneye mühimmat doldurup yola çıkar. Fakat yolda İngiliz devriye teknesi yollarını kesince arkadaşlarının “silahımız var vuruşalım’’ fikrine karşı çıkar; “silahları değil aklımızı kullanacağız.’’ Muhteşem dili ve siyasi bilgisi ile İngiliz komutanına bu silahları Fransızlara direnen Tunuslu mücahitlere götürdüklerine inandırır ve Mustafa Kemal’e ulaştırır. Silâh altına alınmak ister ama “ülkeye öğretmen lazım’’ denilerek Kastamonu Lisesi’ne Fransızca öğretmeni olarak gönderilir. Fakirlik, hastalık ve cehaletin olduğu bir dönemdir. Şehirde frengi vardır, bununla mücadele eder. Öğrencilere yabancı dilin yanı sıra tarih ve hayat bilgisi dersleri verir. Yobaz zihniyet onu bir kez daha hedef alır. “Dini bütün yerde başı açık geziyor, çocuklara Fransız devrimini anlatıyor, ayaktopu oynatıyor günahtır” diye İstanbul'a şikayet ederler. Görevden alınır, İzmit Lisesi’ne gönderilir. Burada büyük şair Yusuf Ziya Ortaç ile tanışır. Ölümünden sonra Ortaç; “Celal beyin cenazesine gitmedim. İnsan kendi tabutunun arkasından yürüyebilir mi?” diyerek dostluklarının büyüklüğünü gösterecektir.
Sakallı Celal buradan Ankara Lisesi’ne müdür yardımcısı olarak atanır. Burada da öğrencilerine sürekli aydınlanmayı, akıllarını kullanmayı ve hurafelerden uzak durmaları gerektiğini öğütler. "Çocuklar evlerinde ve camide din öğrenebilir ama Fransızca öğrenemez’’ diyerek din dersi saatini azaltarak Fransızca derslerini arttırır. Okulun lağımı taşar, kimse ilgilenmeyince kendisi açar. Koskoca müdür yardımcısı bu işi yapar mı diye ona işten el çektirirler. Sakallı Celal tepki olarak diğer gün bir boyacı sandığı bulur ve okulun önünde öğrencilerinin ayakkabısını boyar. Mevzuatı delerek Türkiye’de ilk kez İstanbul’dan bir bayan öğretmen getirtir ve atamasını yaptırır. Çok büyük tepki alır. Bakanlıktan bir yazı gelir. Yazıda “Yükseköğrenimde öğrenci boşluğu olduğundan son ve bir önceki sınıfların durumlarına bakılmaksızın mezun edilmesi gerektiği’’ yazmaktadır. Hiç beklemeden burası “boyacı küpü’’ değil diyerek bir daha dönmemek üzere öğretmenlikten istifa eder...
Aydın’a incir fabrikasına işçi olarak gider. Fabrika yönetimine ve üreticilere incir ve üzüm tarımının geliştirilmesini, taşınmasını, kurutulmasını ve paketlenmesini modern tekniklerle öğretir. Fransızca bilen, muhteşem silah kullanan ve fabrikanın karmaşık makinelerini tamir edebilen bu adam aranan biri haline gelir ve “ustabaşı’’ olur. İşçilere okuma yazma ve Fransızca öğretir. Fabrika sahibine modern teknikleri, çiftçilere ise kooperatifleşmeyi öğretir. Hasta bir işçi ve fakir bir köylüye maaşını verdiği için Komünist diye şikayet edilir. Polis evini basar, evde Komünizme ait belgeleri bulamayınca yerini sorar. Sakallı Celal kafasının içini göstererek “İşte burada’’ diye cevap verir. Duvardaki Marks portresi içinse "dedemdir" der. Fabrikada sağ işaret parmağı makineye sıkışır ve ucu kopar. Soranlara “O zaten komünist parmağımdı bir şey olmaz’’ cevabını verir. Birgun hakkındaki iftiralardan bunalır ve evindeki bütün eşyaları işçilere dağıtıp bir çuval kitapla Ankara’ya döner. Oradan da İstanbul’a…
İstanbul’da onu tanıyan dönemin en büyük şair, yazar, avukat ve kalburüstü aileleri evlerine sohbetini dinlemek için davet ederler. Çünkü muhteşem bilgisi ve konuşma yeteneği vardır. Çöpçülerin aldığı maaşı düşük bulur. Bunu protesto etmek için Vali konağının önünü süpürmeye başlar. O sırada oradan Rasih Nuri İleri ile hocası Prof. Kerim Erim geçmektedir. O günü İleri şöyle anlatır; “Hocam, Profesör Kerim Erim bir anda fırlayıp yerleri süpüren sakallı bir çöpçünün elini öpmeye başladı...’’
Sakallı Celal Maddi sıkıntı çekse de hayatı boyunca kimseden para yardımı kabul etmez. Elinde büyüyen Mehmet İsvan çok zengin bir iş adamı olur. Hocasına hesap açar fakat öldükten sonra tek bir kuruşuna dokunmadığını görür. Hayatı boyunca hiç sigara ve alkol kullanmaz. "Türkiye, doğuya yol alan bir geminin güvertesinde batıya koşan insanların ülkesidir" ve "Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer ilgisizdir." sözleri ona aittir. 
1962 yılında hayata gözlerini yummadan önce vasiyetinde; “Mustafa Kemal’i seviyorum. Ona olan güçlü özlemimle ölüyorum. Onu öpmek, koklamak isterdim" der. Kaynak olarak kullandığım “Sakallı Celal’’ isimli eserin yazarı Orhan Karaveli şöyle diyor; "Tek isteği vardı Sakallı Celal Beyin, Türkiye’nin Atatürk’ün yolundan giderek aydınlık günlere ulaşması…"
-Tarık Barbaros Plevneli
(Fevzi Özdemir)


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

24 Aralık 2024 Salı

BAZI SEVDALAR BETİMSİZDİR



BAZI SEVDALAR BETİMSİZDİR...

Babası bir İtalyan berberdi..
Annesi Fransız asıllı Rus bir danscı..
Yoksuldular..
New York'ta zor geçiniyorlardı..
Onun doğumunda annesi sorunlu bir hamilelik süreci yaşamıştı..
Bu nedenle sol gözünde, kulağında ve üst dudağında kalıcı hasar oluşmuştu..
Kısmi felç..
Ağzı yana kayıyordu.
Dudakları orantısız duruyordu.
Üstelik sol gözü sağ gözüne oranla daha aşağıdaydı..
O yüzden insan içine çıkamıyor, okulu gidemiyor, arkadaş edinemiyordu..
Tek arkadaşı köpeği, Butkus'tu..
Bir buldog..
Butkus onun herşeyiydi..
New York sokaklarını köpeğiyle aşındırıyordu..
İkinci sınıf spor salonlarına gidiyordu..
Ne iş bulsa yapıyordu..
Amele işler..
Sokaklarda yatıyor, yemeğini köpeğiyle paylaşıyordu..
Bazen günlerce aç kalıyorlardı..
Bir süre sonra Hollywood'u mekan etti..
Ancak yüzündeki hasar nedeniyle iş bulmakta zorlanıyordu..
Bazı filmlerde çok düşük ücretle yüzü görünmeden figuran roller alıyordu..
Genelde de porno filimlerde..
Ama kazandığı yetmiyordu..
Sonunda sıfırı tüketti..
Köpeğini besleyemediği için tanımadığı bir adama satmak zorunda kaldı..
Sadece 25 dolara..
Parayı alıp, Butkus'u verdiğinde hem kendisi, hem köpeği ağlıyordu..

*.  *.  *

Köpeğini sattıktan bir hafta sonra bir tesadüf Muhammed Ali Clay ile Chuck Wepner'in boks maçını izledi..
O an karar verdi..
Boksörlerin hayatını anlatan bir senaryo yazmalıydı..
Daha önce gittiği spor salonlarına döndü..
Bir kaç isimsiz boksörle konuştu..
Kafasında senaryo hazırdı..
Oturdu, 20 saatte yazdı..
Sıra senaryoyu satmaya gelmişti..
Ancak kimse ile anlaşamıyordu..
Çünkü başrolde kendi oynamak istiyordu..
Film yapımcıları senaryoyu çok beğenmelerine rağmen, ağzının yamukluğu nedeniyle ona rol vermek istemiyordu..
Hatta dalga geçiyorlardı.
'Senden olsa olsa komedyen olur, bize star lazım' diyenler oldu..
Senaryoya 350 bin dolar verdiler ama onun başrol oynamasını kabul etmediler..
Kapılar bir bir kapandı..
Sonunda bir film şirketi sadece 35 bin dolar karşılığında anlaşma sağladı..
Senaryoda başrol oynayacaktı..
350 bin doları geri çevirdi, 35 bin doları kabul etti..

*.   *.  *

Film hasılat rekorları kırdı..
Ödül üstüne ödül aldı..
En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Kurgu dallarında 3 Oscar kazandı.. 
Bu dünya tarihinde bir ilkti..
Adı sanı duyulmamış bir oyuncu ve sıradan 
bir yönetmen muzice yaratmıştı..
Bir anda ünlendi..
Artık zengindi..
İstediğini alabilirdi..
Lüks villa, son model araba, ne isterse..
Ama onun ilk işi iki yıl önce sattığı köpeğini aramak oldu..

*.   *.   *

Hemen köpeğini tanımadığı adama verdiği sokağa gitti..
Sordu, soruşturdu..
Bilen yoktu..
Yılmadı..
Butkus'ı bulmalıydı..
Günlerce bekledi..
Sonunda adamı ve köpeğini buldu..
100 dolar teklif etti..
Adam kabul etmedi..
500 dolar teklif etti..
Adam yine kabul etmedi..
1000 dolar..
Yine red..
Uzun pazarlık sonunda nihayet anlaştı..
25 dolara sattığı köpeğini 1500 dolara geri aldı..
Sevgililer  birbirine kavuşmuştu..
O adam bugünün Hollywood starı Sylvester Stallone idi..
Meşhur olduğu film de Rocky..
Stallone köpeği Butkus'a daha sonra oynadığı filimlerde rol verdi..

*.   *.   *

Hayat böyle bir şey işte..
Bazen dibe vurursun..
Bazen zirveye çıkarsın..
Önemli olan vazgeçmemek..
Samuel Beckett şöyle der..
"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. 
Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil."
Yenilmekten korkmayın..
Mücadele edenin kazanma şansı vardır..
Pes edenin asla..

Sedat KAYA


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Neslihan acar




Neslihan Acar, 14 Şubat 1969 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Babası kuaför, annesi ev hanımıdır. 4 Yaşındayken reklam filmlerinde çocuk yıldız olarak rol aldı. Ortaokuldan mezun olduktan sonra tahsil hayatına devam etmedi.

1985 yılında senaryosu Orhan Kemal'in Murtaza adlı romanından uyarlanan, yönetmenliğini Ali Özgentürk’ün yaptığı “Bekçi” adlı sinema filminde Müjdat Gezen, İhsan Yüce, Halil Ergün, Menderes Samancılar, Güler Ökten, Macit Koper ile beraber rol aldı.
1988 yılında “Kıbrıs'ta Vuruşanlar” adlı dizide Bülent Bilgiç, Bahar Öztan, Neslihan Acar, Yaşar Alptekin, Osman Yağmurdereli, Mesut Çakarlı, Coşkun Gogen, Engin İnal, Salih Kırmızı, Esen Püsküllü ile beraber oynadı.

Neslihan Acar, 1995 yılında sinema oyuncusu Levent İnanır ile evlendi. Öykü Kardelen Arıca adında bir kız çocuğu vardır.

Neslihan Acar, Çasod üyesidir.

2016 yılında İlyas Salman, Orhan Aydın ve Neslihan Acar'ın başrollerini üstlendiği “Trendeki Yolcu” filminde başrolde oynadı.

2016 yılında senaristliğini ve Yönetmenliğini Vecihi Ener’in yaptığı “Girdap” adlı dizide Arzu Yanardağ, Engin Şenkan, Perihan Savaş, Güngör Bayrak, Mahmut Hekimoğlu, Murat Soydan, Açelya Akkoyun, Levent İnanır, Neslihan Acar birlikte rol aldı.

Filmleri ve Dizileri :
Oyuncu :
2019 - Bizim Semtin Çocukları (Sinema Filmi)
2018 - Kapan (Sinema Filmi)
2017 - Kayseri Aslanı: Çin İşi (Sinema Filmi)
2016 - Trendeki Yolcu (Sinema Filmi)
2016 - Girdap (TV Dizisi)
2015 - Masal (Ayten) (Sinema Filmi)
2015 - 5 Dakkada Değişir Bütün İşler (Konsomatris) (Sinema Filmi)
2014 - 2015 - O Hayat Benim (Süreyya) (TV Dizisi)
2013 - Mavi Dalga (Yasemin Hanım) (Sinema Filmi)
2010 - Hanımeli Sokağı (Gülistan 1) (TV Dizisi)
2008 - Sürgün Hayatlar (Nesrin) (TV Dizisi)
2005 - Davetsiz Misafir (Sevtap) (TV Dizisi)
2004 - Fırtına Hayatlar (Neriman) (TV Dizisi)
2004 - Dudaktan Kalbe (Mahmure) (TV Filmi)
2003 - Umutların Ötesi (TV Dizisi)
2003 - 2006 - Hayat Bilgisi (Körpenaz ) (TV Dizisi)
2001 - Dava / Doz (Zine) (Sinema Filmi)
1998 - Hain Geceler (Gül) (Sinema Filmi)
1997 - Acı Günler (Zeynep) (TV Dizisi)
1996 - Çıkmaz Yol (TV Filmi)
1993 - Öldüren Miras (Sinema Filmi)
1993 - Tetikçi Kemal (TV Dizisi)
1993 - Kış Düşleri (Sinema Filmi)
1993 - Bizim Mahalle (Sema) (TV Dizisi)
1992 - Mahallenin Muhtarları (Konuk Oyuncu) (TV Dizisi) (Bölüm)
1989 - İki Günlük Hürriyet (Sinema Filmi)
1988 - Yasak İlişki (Sinema Filmi)
1988 - Kıbrıs'ta Vuruşanlar (TV Dizisi)
1988 - Küçük Fahişe (Sinema Filmi)
1988 - Kumar (2) (Video)
1988 - Herşey Güzeldi (Sinema Filmi)
1988 - Canım Oğlum (Aygün) (Sinema Filmi)
1988 - Bebek Yüzlü (Sinema Filmi)
1988 - Babam Ve Ben (Sinema Filmi)
1987 - Sızı (Sinema Filmi)
1987 - Ne Fayda (Nesli) (Sinema Filmi)
1987 - Kızımın Kanı (Figen) (Sinema Filmi)
1987 - Düş Yakamdan Osman (Zeynep) (Sinema Filmi)
1987 - Benim İçin Ağlama (Sinema Filmi)
1987 - Benim Olsaydın (Serpil) (Sinema Filmi)
1987 - Allah Allah (İpek) (Sinema Filmi)
1986- Sultanoğlu (Tülin) (Sinema Filmi)
1986 - Sevgi Çıkmazı (Zerrin Acar) (Sinema Filmi)
1986 - Elmayı Kim Isırdı (Sinema Filmi)
1986 - Dayak Cennetten Çıkma (Video)
1986 - Biraz Neşe Biraz Keder (Sibel) (Sinema Filmi)
1986 - Bekçi (Küçük Kız) (Sinema Filmi)
1986 - Aşkın Kanunu Yoktur (Yonca) (Sinema Filmi)
1986 - Acı Lokma (Selcan) (Sinema Filmi)
1985 - Sevmek (Sinema Filmi)
1985 - Mavi Mavi (Sibel'in kız kardeşi) (Sinema Filmi)
1983 - Beyaz Ölüm (Suna) (Sinema Filmi)

Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Şehirlerin Trafik plakası kodları değişecek mi?




Son günlerde  bazı haber sitelerinde ve sosyal medyada dolaşan iddialara göre, Türkiye’nin il sayısının 81’den 100’e çıkarılmasıyla birlikte plaka kodlarında da kapsamlı bir değişiklik yapılacak. İddiaya göre, İstanbul 40, Ankara 07, Aksaray 05 Niğde 62 gibi yeni plaka kodları kullanılacak. Ancak, bu konuya ilişkin resmi bir açıklama henüz yapılmadı.

Türkiye'deki plaka kodları silbaştan değişiyor; 100 ille yeni dönem! İstanbul 40 Ankara 07 Ardahan 09 olacak 

Türkiye’de il sayısının 81’den 100’e çıkarılması planları, uzun zamandır gündemde olan bir yenilik olarak karşımıza çıkıyor. Bu değişiklikle birlikte, illerin plaka kodları da yenilenecek. Peki, 100 il sayısına ulaşan Türkiye'de yeni plaka kodları nasıl olacak?

İşte Türkiye’nin yeni plaka kodlarıyla birlikte illerinin sıralaması:

Adana – 01

Adıyaman – 02

Afyonkarahisar – 03

Ağrı – 04

Aksaray – 05

Amasya – 06

Ankara – 07

Antalya – 08

Ardahan – 09

Artvin – 10

Aydın – 11

Balıkesir – 12

Bartın – 13

Batman – 14

Bayburt – 15

Bilecik – 16

Bingöl – 17

Bitlis – 18

Bolu – 19

Burdur – 20

Bursa – 21

Çanakkale – 22

Çankırı – 23

Çorum – 24

Denizli – 25

Diyarbakır – 26

Düzce – 27

Edirne – 28

Elazığ – 29

Erzincan – 30

Erzurum – 31

Eskişehir – 32

Gaziantep – 33

Giresun – 34

Gümüşhane – 35

Hakkari – 36

Hatay – 37

Iğdır – 38

Isparta – 39

İstanbul – 40

İzmir – 41

Kahramanmaraş – 42

Karabük – 43

Karaman – 44

Kars – 45

Kastamonu – 46

Kayseri – 47

Kırıkkale – 48

Kırklareli – 49

Kırşehir – 50

Kilis – 51

Kocaeli – 52

Konya – 53

Kütahya – 54

Malatya – 55

Manisa – 56

Mardin – 57

Mersin – 58

Muğla – 59

Muş – 60

Nevşehir – 61

Niğde – 62

Ordu – 63

Osmaniye – 64

Rize – 65

Sakarya – 66

Samsun – 67

Siirt – 68

Sinop – 69

Sivas – 70

Şanlıurfa – 71

Şırnak – 72

Tekirdağ – 73

Tokat – 74

Trabzon – 75

Tunceli – 76

Uşak – 77

Van – 78

Yalova – 79

Yozgat – 80

Zonguldak – 81


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

ŞARKICI TÜDANYA




TÜDANYA

1961 yılında İzmir'in Bergama ilçesinde Roman[2] asıllı yoksul bir ailenin dokuz çocuğundan biri olarak doğdu. Asıl adı Hatice Döngü'dür.  İlkokul 3. sınıftan sonra eğitimini bıraktı. Küçük yaşta 10 yıl süren bir evlilik yaptı, 2 çocuğu oldu. Boşandıktan sonra şarkıcılığa başladı.

Cengiz Özşener'in Pırlanta Pavyon'unda çalışmaya başlayan ve ilk yıllarda Türk Sanat Müziği söyleyen Tüdanya, 1983'te 'Sıra Sıra Dağlar' albümünü çıkartmış ve 700.000 satmıştır. Ardından gelen 'Azap', daha başarısız olsa da 1986'da 3. Albümü olan 'Seni Sevmeyen Ölsün' ile korsanlar hariç 2.000.000 satmıştır. Daha sonra bu parçanın yüzlerce cover'ı yapılmış, onlarca Sanatçı tarafından söylenmiştir.

İzmir Fuar'da 11 yıl aralıksız çıkan tek şarkıcıdır.[4] Şarkılı filmler döneminde Münir Özkul, Salih Kırmızı ve Murat Soydan ile sinema filmlerinde de oynamıştır.

16 Ekim 2007 yılında Amasya'da verdiği konserin ardından, Tokat'ın Turhal ilçesinde düzenlenen bir başka konsere katılmak üzere giderken, Tüdanya yanında bulunan arkadaşları ile Aydınca mevkiinde trafik kazası geçirir. Geçirdiği kazada yaralanarak kalça kemiği kırılır ve Amasya Sabuncuoğlu Şerefeddin Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alınır.

2020 yılında kalp krizi geçiren ve 2021 yılında gırtlak kanserine yakalanan Tüdanya sesini kaybetmeden önce son konserini 2018 yılında İstanbul Cahide'de vermiştir. 37. İstanbul Film Festivali'nin Arabesk sinema filminin 30. Yılı dolayısıyla organize ettiği gecede Gülden Karaböcek, Ayta Sözeri ve Demet Evgar ile birlikte sahne alan Tüdanya 'Seni Sevmeyen Ölsün' ve 'Huzurum Kalmadı' adlı şarkıları seslendirdi. Gırtlak kanserine yakalandıktan sonra sıkıntılı günler yaşayan Tüdanya'nın yardımına Şubat 2022 de sanatçı Haluk Levent koştu. AHBAP Derneği kurucusu Levent; "Çok, çok zor durumda. Kanser bir yandan evsizlik bir yandan. Haydi biz başarırız arkadaşlar!" diyerek sanatçı için yardım kampanyası başlattı.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

23 Aralık 2024 Pazartesi

Tayvan Hakkında Bilmeyebileceğiniz 15 İlginç Gerçek




Tayvan Hakkında Bilmeyebileceğiniz 15 İlginç Gerçek

1. Tayvan, Yehliu Jeopark'taki "Şamdan" adı verilen dünyanın en uzun doğal olarak oluşan deniz yığınına ev sahipliği yapıyor.
2. Bir zamanlar dünyanın en yüksek binası olan Taipei 101, yüksekliği yarım kilometreyi aşan ilk gökdelen oldu ve tayfunlara ve depremlere dayanacak şekilde tasarlandı.
3. 1980'lerde Tayvan'da meydana gelen küresel popüler bir içecek olan Bubble tea, ülke kültürüne derinden yerleşti.
4. Tayvan'ın eşsiz bir ayı türü var, ülkenin sembolü olarak kabul edilen Formosan siyah ayısı.
5. Taipei'deki Ulusal Saray Müzesi, Çin imparatorluk eserlerinin dünyadaki en büyük ve en değerli koleksiyonlarından birini barındırıyor.
6. Sun Moon Lake Tayvan'ın en büyük doğal gölü ve önemli bir kültürel ve turistik cazibe merkezidir.
7. Tayvan 400'den fazla kelebek türüne ev sahipliği yaptığı için "Kelebek Krallığı" olarak bilinir.
8. Shilin Gece Pazarı gibi Tayvan'ın geleneksel gece pazarları canlı atmosferi ve lezzetli sokak yemekleriyle ünlüdür.
9. Tayvan adası bir zamanlar Portekizli denizciler tarafından verilen "güzel ada" anlamına gelen "Formosa" olarak anıldı. "
10. Tayvan gelişen bir yarı iletken endüstrisine sahip ve dünyanın en büyük sözleşmeli çip üreticisi TSMC'ye ev sahipliği yapıyor.
11. Alişan Ulusal Manzara Alanı, nefes kesen gün doğumu ve eşsiz bir dağ demiryolu sistemi olan Alişan Orman Demiryolu ile ünlüdür.
12. Tayvan, kış yaşam alanlarına seyahat eden milyonlarca mor karga kelebeği ile yıllık bir kelebek göçü yaşıyor.
13. Ada, Pasifik Ateş Çemberi'nde yer alıyor, bu da onu depremlere ve volkanik aktiviteye yatkın hale getiriyor.
14. Tayvan kültürü geleneksel Çin, Japon ve yerli Avusturalya mirasından gelen etkilerini harmanlıyor.
15. Tayvan kaplıca için bir uğrak noktasıdır, Beitou Kaplıcaları büyük bir şehre yakın en ulaşılabilir jeotermal alanlardan biri.

Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

CAHİT SITKI TARANCININ BU ŞİiRINI SİZLERE SUNUYORUM




CAHİT SITKI TARANCININ BU ŞİiRINI SİZLERE SUNUYORUM.

Öyle bir yıl olsun ki;

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun. Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.

Öyle bir yıl olsun ki;

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun. Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Öyle bir yıl olsun ki;

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun. Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Öyle bir yıl olsun ki;

Yaşamak sevmek gibi gönülden olsun. Olursa bir şikayet ölümden olsun.

O da gençlerden uzak olsun...



Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Cüneyt Gökçer, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu.



Cüneyt Gökçer, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu.

Lise yıllarında Ankara Halkevi Temsil Koluna üye oldu. 1936 yılında bir Türk yazarının piyesinde ilk başrolünü oynadı.

1937 yılında Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümüne girdi. Tatbikat Sahnesi ve Devlet Tiyatrolarında birçok eserde başrol oynadı, yurt içinde ve yurt dışında başarılar kazandı.

1942 yılında Devlet Konservatuvarı yüksek lisans bölümünden mezun olduğu yıl Tiyatro Bölümünde sahne ve mimik hocalığına atandı. 1 Ekim 1949’da Büyük Tiyatro, Ahmet Kutsi Tecer‘in Köroğlu Destanı ile resmen açılır. Gökçer’in bu oyundaki rolü Köroğlu’dur. Aynı sezonda, daha önce tatbikat sahnesinde Onikinci Gece’yi sahneye koyan Renato Mordo’nun yönettiği Faust’ta Mefhisto’yu oynar.

Rejisör ve aktör olarak sanatında olgunlaşması 1954 ile 1958 yılları arasında Muhsin Ertuğrul‘un ikinci Devlet Tiyatrosu müdürlüğüne rastlar. Muhsin Ertuğrul‘un Devlet Tiyatrosu müdürlüğünden istifası üzerine, yerine Cevat Memduh Altar getirilir. Altar zamanında Gökçer, bilgi ve deneyim için Avrupa’ya gönderilir. Almanya, Avusturya, İngiltere ve Fransa‘nın Oldwich, Commedia Française, Thalia Theater gibi önemli sanat merkezlerinde reji asistanı olarak çalışır. Ünlü yönetmenlerin ve sanatçıların provalarını izleme olanağını bulur.

25 Ağustos 1958 tarihinde 38 yaşındayken; Muhsin Ertuğrul‘dan yaş haddi nedeniyle boşalan Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne atandı.

Cüneyt Gökçer yöneticiliği süresince repertuar politikasının belirlenmesi ve uygulanmasında önemli bir aşama olarak, Batı Tiyatrosunun başyapıtlarının yanı sıra daha fazla Türk Tiyatro eserine yer verilmesini gerekliliğini savunur. Bu amaçla yerli oyun yazarlarını teşvik eder. Refik Erduran, Cahit Atay, Güngör Dilmen Kalyoncu, Yıldırım Keskin, Recep Bilginer, Necati Cumalı, Aziz Nesin, Oktay Arayıcı, Yaşar Kemal, Turan Oflazoğlu, Orhan Asena gibi oyun yazarlarımızın eserleri Gökçer döneminde seyirciyle buluşur.

Gökçer’in Devlet Tiyatrosu genel müdürlüğüne atandığı o yıllarda opera ve bale Devlet Tiyatrosu’na bağlıdır. 1959 yılında Opera-Bale Devlet Tiyatrosu’ndan ayrılsa da, 1960 yılında tekrar birleşir ve bu durum 1966 yılına kadar devam eder. Gökçer tiyatronun yanı sıra opera ve bale sanatlarının gelişmesi için de önemli çalışmalar yapar. Müzik konusunda İtalyan, koreografi konusunda ise İngiliz hocalardan, özellikle Dame Ninetto de Valois‘dan yararlanarak bu bölümlerde yeni gelişme imkanları sağlar.

1963 yılında Devlet Tiyatroları’nda ilk müzikalin sahnelenmesini sağladı.

1985 yılında aldığı profesörlük unvanı ile Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı müdürlüğüne atandı.

1989 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü başkanlığı yaptı. 1996 yılında Türkiye’de ilk defa Tiyatro Rejisörlüğü lisans eğitimini başlatan Gökçer, gerek oyuncu gerek rejisör olarak çok sayıda ödül aldı.

1982 yılında Devlet Sanatçısı unvanını alan ilk tiyatro sanatçısı olarak sanat tarihine geçti.

Cüneyt Gökçer, 23 Aralık 2009 tarihinde Ankara’da 89 yaşında vefat etmiştir


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Dilber Ay Kimdir?




Dilber Ay Kimdir?

Dilber Ay, 1 Ocak 1956, Kahramanmaraş'ta dünyaya geldi. Barak havaları ve 1981 yılında söylediği "Meyrik" türküsüyle Türkiye'de büyük bir kitlenin sevgisini kazandı; "Tavukları pişirmişem" olarak bilinen Adıyaman türküsü ile fenomen haline geldi. 2011-2015 yılları arasında tam teşekküllü bir hapishane simülasyonu içinde, demir parmaklıkların ardından arabesk şarkılar seslendirdiği "Kadere Mahkûmlar" adlı televizyon programını sundu. Türkücü, 2012 yılında ana akım televizyonlara konuk olmaya başladıktan sonra hızla popüler kültür ikonuna dönüştü. 

Erkeksi, güçlü, sert, özgüveni yüksek bir imaj yaratan Dilber Ay, seslendirdiği hüzünlü türküler ve arabesk formundaki şarkıların yanı sıra sinema filmlerinde aldığı roller, televizyonda yaptığı reytingi yüksek programlar, rol aldığı reklam filmleri ile hatırlanır. Hayat öyküsü 2021 yılında çekilen "Dilberay" adlı filme konu olmuştur.

1 Ocak 1956'da Kahramanmaraş ilinin Pazarcık ilçesinde doğdu. Kureyşan aşiretine mensup olan Ay'ın asıl soyadı Bağbuş'tur.  İlköğrenimine Kahramanmaraş'ta başladı; bu şehirde ilkokul üçüncü sınıfa kadar okudu, daha sonra eğitimine devam edemedi. Ailesi ile birlikte önce Ankara'ya, oradan da Bolu-Düzce taraflarına göç ederek yerleşti. Düzce'de "güzel ses" aramak üzere TRT Radyosu'nun 1969'da yaptığı çalışma sırasında "Gönül gel seninle muhabbet edelim, araya kimseyi alma sevdiğim" türküsünü seslendirmesiyle yeteneği fark edildi. Ancak yarışmaya katıldığı için babası Hüseyin Bağbuş'tan çok ağır işkenceler gördü.

13 yaşında iken 50 yaşında bir erkekle evlendirildi. Bu evlilikten Satı ve Filiz isminde iki kız çocuk sahibi oldu. İkinci evliliğini 16 yaşındayken yanına kaçtığı teyzesinin oğluyla yaptı,Ünal isminde bir erkek çocuk sahibi oldu. Üçüncü evliliğini, Almanya'da tanıştığı İbrahim Karakaş ile 1998 yılında yapmıştır.

Barak ağzı uzun havalarını icra etmeyi Halit Arapoğlu’ndan öğrendi. 1974'te TRT Radyosu'nda sınava girdi. Genç yaşta radyoda söylediği türkülerle tanındı. Ankara Konak Gazinosu'nda türkücülük yaptı. İbrahim Tatlıses,Bergen,Bedia Akartürk, İzzet Altınmeşe, Dursun Salkım gibi tanınmış isimlerle birlikte çalıştı. Adana'da birlikte sahne aldığı Bergen ile yakın bir dostluk kurdu. Müzik yaşamı boyunca çok sayıda albüm yaptı. Bilinen ilk 45’lik plağı “Yavrum Oy / Oy Bahçenize Giremedim Ben Gazelden” adını taşıyan 1974 tarihli plaktır.

Dilber Ay, 2006 yılından itibaren sinema filmlerinde rol aldı. Rol aldığı ilk film olan Beynelminel (2006)'de bir şarkıcıyı, Yol Arkadaşım (2017) filminde bir araba tamircisini canlandırdı. Beynelminel filmindeki rolü ile 14. Altın Koza Film Festivali'nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü'ne değer görüldü.Beynelmilel filminde bir pavyon sahnesinde söylediği Akşama Geleceğim (bilinen adıyla "Tavukları pişirmişem") adlı anonim Adıyaman tükrüsü fenomen haline geldi. Birçok eğlence ve kutlamalarda Dilber Ay’ın seslendirdiği bu türküye özel bir yer verildi. 2014 yılında Fenerbahçe Spor Kulübü’nün şampiyonluk kutlamasında futbolcuların sahada oyun ve alkışlarla "Tavukları Pişirmişem” türküsüne eşlik etmeleri, ulaştığı popülerliğini göstermiştir.

Dilber Ay, 2011-2015 arasında Flash TV' kanalında müzisyen Devran İskender ve Cihan Akboğa ile birlikte Kadere Mahkûmlar adlı arabesk müzik programını sundu.[13] Programda konuklarını demir parmaklıklarla çevrili stüdyoda ağırladı; mahkûmlardan gelen mektupları okuyup, istek türkü ve şarkılarını seslendirdi. Geniş. bir izleyici kitlesine ulaşan bu program sayesinde ana akım medya tarafından keşfedilen Dilber Ay, çeşitli reklam filmlerinde rol aldı ve ana akım medyadaki haber programlarında canlı yayına çıkarıldı. 2012'de CNN Türk televizyonunda konuk olarak katıldığı 5N1K programında, haberci Cüneyt Özdemir’in onu yanlış anlaması (Şarkı ismi olan "Zorunda mıyım" sözünü anlamayıp "Zorunda mıyım?" diye sorduğunu sanması) sosyal medyada büyük etki yarattı. Bu olay, bir mobil operatörün reklam kampanyasına esin kaynağı oldu ve Dilber Ay’ın, Türk kamuoyunun büyük bölümü tarafından tanınmasında etkili oldu.

Yaşamını Düzce'de bulunan ikametinde geçiren Dilber Ay, geçirdiği kalp krizi sonucu 29 Nisan 2019 tarihinde Ankara'daki bir hastanede 63 yaşında öldü. Cenazesi 30 Nisan 2019'da Düzce'ye getirilerek şehir mezarlığında defnedildi.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

22 Aralık 2024 Pazar

Bu güzel şiirin öyküsü Cahit Sıtkı TARANCI




Bu güzel şiirin öyküsü:

Cahit sıtkı..Beşiktaş'ta lisede yatılı okurken.. hafta sonları dışarı çıkılırdı.. Akşam dışarı çıkanlar bir birlerine anlatırlardı.. Kimle buluştukları, ne yaptıkları.. Ama Sevgili Cahit Sıtkı'nın hİç anlatacağı kız arkadaşı veya sevgilisi yok.. Herkes anlatığında birde Cahit Sıtkı Tarancı'ya sorarlardı.. Cahit sen ne yaptın..Bir gün akşam vakti Okula dönerken(Kabataş lisesi) ünlü şair yolda düşmüş güzel bir bayanın fotoğrafını bulur..
Alır ve doğru Beyoğlu'na gider..Oturur.. Kendi kendine bu güzel bayanın dilinden mektup yazar.. Fotografı da mektubun içine koyarak kendi kendine okula postalar..Bir iki gün sonra postacı geldiğinde Mektupları bırakırken bağırırlar Cahit mektubun var..Cahit alır mektubu.. Yatakhanede açar.. Vakit akşamdır..Ve herkese yüksek sesle okur..Fotoğrafı da  arkadaşlarına gösterek mağrur bir şekilde hava atar.. Her hafta bu mektup yazma işini devam ettirir..Cahit Sıtkı bu arada boş durmaz.. O zaman bu kadar nufüsa sahip olmayan İstanbul'da bu kızı arar, bulur..Kız bir albayın kızı ve evlenmiş çoluk çocuğa karışmıştır..Gün gelir büyük şair başka bir kızla evlenir ama kendi kendine yarattığı bu büyük aşkı hiç unutmaz..Bir pazar günü evinde şair isyan edip bu şiiri yazar..Şairlerin yüreklerinde bazen böyle büyük aşklar saklanır..

ABBAS
Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalb ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

Cahit Sıtkı TARANCI Saygıyla

Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

BALIKESİRLİ EBRAR MİLYARDERLER LİSTESİNDE




Dünyanın en zengin kadın voleybolcuları listesi açıklandı!  Zehra Güneş ve Ebrar Karakurt da listede.

Ulusal gururumuz Türk Milli Kadın Voleybol Takımımızın yıldızlarından Zehra Güneş ve Ebrar Karakurt, dünyanın en zengin kadın voleybolcular listesinde yer aldı.

Dünya genelinde sporun hemen tüm alanlarında cinsiyet eşitsizliği erkekler lehine sürse de voleybolda kadınların başarısı onları üst sıralara taşıdı. 

Bu durumda kadın oyuncuların ücretleri erkeklerden daha yüksek. Rich Verse, dünyanın en zengin kadın voleybolcular listesini yayımladı.

Dünya genelinde sporun hemen tüm alanlarında cinsiyet eşitsizliği erkekler lehine sürse de voleybolda kadınların başarısı onları üst sıralara taşıdı. 

Sheilla Castro (Brezilya) - 12 milyon dolar

Jaqueline Carvalho (Brezilya) - 9,1 milyon dolar

Gabriela Guimarães (Brezilya) - 8,8 milyon dolar

Thaisa Daher (Brezilya) - 7,7 milyon dolar

Paola Egonu (İtalya) - 7,3 milyon dolar

Yuliya Gerasyimova (Ukrayna) - 7 milyon dolar

Fabí Claúdio (Brezilya) - 6,9 milyon dolar

Kim Yeon-Koung (Güney Kore) - 6,7 milyon dolar

Brenda Castillo (Dominik Cumhuriyeti) - 6 milyon dolar

Samantha Bricio (Meksika) - 4,7 milyon dolar

Sabina Altynbekova (Kazakistan) - 4,7 milyon dolar

Nataliya Goncharova (Rusya) - 4,4 milyon dolar

Ebrar Karakurt (Türkiye) - 4,2 milyon dolar

Zehra Güneş (Türkiye) - 4 milyon dolar

Jordan Larson (Amerika Birleşik Devletleri) - 3,7 milyon dolar.

#fileninsultanları #ebrarkarakurt #zehragüneş #voleybol #kadınlarvoleyboltakımı

Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Kars Sarıkamış şiir





KAR GÜLLERİ SARIKAMIŞ 

Ruslarin niyeti yurdu isgaldi
Canımızdan candı, can Sarıkamış 
Doğuda Ardahan, Kars'ı da aldı 
Kötü kaderinden dön Sarıkamış 
*
Kocaman kolordu düştü yollara
Mevsim karakıştı, çöktü karlara
Enver Paşa nolur, bir çare ara?
Kınalı kuzuyla don Sarıkamış 
*
Neferler saplandı, kar ile buza
Canlar mı dayanır gece ayaza?
Top, tüfek çalışmaz, döndü enkaza
Eksi otuzlarda yan Sarıkamış 
*
Aşmalı, Alahuekber dağını
Çantada tüketmiş, varın yoğunu
Acından kemirir çarık bağını
Askerler çaresiz, yön Sarıkamış 
*
Kar, tipi, borana verdi canını
Temizlik yok, bitler emdi kanını
Dizanteri, tifo aldı aklını
Kaskatı olmuştu ten Sarıkamış 
*
Hazırlıksız düştü, böyle tufana
Göz gözü görmüyor, kimler dayana?
Tipi aman vermez sabahlar ola
Ne zaman doğacak gün Sarıkamış 
*
Güneş, ay ve yıldız, her şey donmuştu
Feryatlar, titremek arşı almıştı
Doksanbin şehidi tarih yazmıştı
Maalesef acıklı son Sarıkamış 
*
Her taraf beyazdı, yazı karaydı 
Sarıçam, aralık soğuk bir aydı
Onları öldüren zalim doğaydı 
Damarlarda donan kan Sarıkamış

Turgut Sarıçam


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Eşeği Saldım Çayıra Hikayesi ve Şiiri




Eşeği Saldım Çayıra Hikayesi ve Şiiri
▪︎ Bir zamanlar, bir köyün zalim bir ağası varmış. 
▪︎ Köylüye yapmadığı eziyet kalmamış. 
▪︎ Bir gün yaptıklarını fark eden ağa, tüm köylüleri meydana toplamış ve demiş ki; "ben size yıllardır eziyet ettim, yapmadığım şey kalmadı. 
▪︎ Ben her türlü cezaya hak ettim. 
▪︎ O yüzden ben öldükten sonra cesedimi köyün girişindeki ağaca asın, 3 gün orada dursun ibret-i âlem için" demiş.
▪︎ Gün gelmiş ağa ölmüş, köy halkı vasiyetidir diye ağayı ağaca asmışlar. 
▪︎ Sonra köye jandarma gelmiş. "Siz köy halkı birleşip ağayı asıp, öldürdünüz" demiş. ▪︎ Köy halkı ne derse desin inandıramamışlar jandarmayı ve tüm köy halkı dayaktan geçmiş. Velhasıl ağa yine yapacağını yapmış. 
▪︎Bunun üzerine Kazak Abdal da bir köşede bu şiiri-küfürü söylemiş...

▪︎ Eşeği saldım çayıra
Otlaya karnın doyura
Gördüğü düşü hayıra
Yoranın da anasını

▪︎ Münkir münâfıkın soyu
Yıktı harap etti köyü
Mezarına bir tas suyu
Dökenin de anasını

▪︎ Müfsidin bir de gammazın
Malı vardır da yemezin
İkisin meyyit namazım
Kılanın da anasını

▪︎ Derince kazın kuyusun
İnim inim inilesin
Kefen dikmeye iğnesin
Verenin de anasını

Dağdan tahta getirenin
Mezarına götürenin
Talkınını bitirenin
İmâmın da anasını

▪︎ Kazak Abdal söz söyledi
Cümle halkı dahleyledi
Sorarlarsa kim söyledi
Soranında anasına

Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

AKI PLATFORMU ARDAHAN KARS IĞDIR




AKI PLATFORMU

ARDAHAN KARS IĞDIR PLATFORMU

Platform 2002 yılında Gazeteci Yazar Girişimci Mehmet Ali Arslan tarafından kurulmuştur. Kuruluş amacı, bölgenin internet medyasında tanıtımını sağlamaktır. Platform üyeleri ağırlıklı olarak Ardahan, Kars ve Iğdır'dan oluşmaktadır. AKI PLATFORMU Siyasi partiler, STK ve dernekler üstüdür.

AKI Ardahan Kars Iğdır Tanıtım Platformu bünyesinde, bu üç ile bağlı Posof, Hanak, Damal, Çıldır, Göle, Hoçvan, Sarıkamış, Selim, Susuz, Kağızman, Arpaçay, Akyaka, Digor, Tuzluca, Aralık ve Karakoyunlu platformları da kurulmuş, ancak sonraki yıllarda tek platformda birleştirilmiştir. AKI Platformu, bir dernek değildir. Platformun kurucusu Mehmet Ali Arslan, AKI platformunu siyasi partiler ve derneklerin üstünde bir yapı olarak tanımlıyor. AKI Platformu, her ne kadar bir tanıtım platformu olarak başlamış olsa da zamanla format değiştirerek bölge ile ilgili birçok alanda hizmet vermeye başlamıştır.Mehmet Ali Arslan'ın Bölge ile ilgili yaptığı etkinlikler de AKI  Platformu üyeleri tarafından desteklenmektedir.

Daha fazla bilgi için, Mehmet Ali Arslan'ın Resmi internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.

www.mehmetaliarslan.com.tr





Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

AKI PLATFORMU ARDAHAN KARS IĞDIR PLATFORMU SARIKAMIŞ MESAJI




AKI PLATFORMU ARDAHAN KARS IĞDIR PLATFORMU SARIKAMIŞ MESAJI

#Sarıkamış, kahraman ecdadımızın vatanları için canlarını feda ettiği bir destanın adıdır.
110 yıl önce Sarıkamış’ta, vatan ve bağımsızlık aşkıyla her türlü zorlu koşula göğüs geren tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.

ARDAHAN KARS IĞDIR AKİ PLATFORMU

#akı #akıplatformu #mehmetaliarslan  #Ardahan #kars #Iğdır #Sarıkamış #Sarıkamışharekatı #Sarıkamışşehitleri #karsardahanığdır #ardahankarsığdır #ardafed #karsfed #ardahanderneği #karsderneği #ığdırderneği #karsplatformu #ığdırplatformu #ArdahanPlatformu



Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Kars Gazetesi






Kars Gazetesi
Gazeteci Yazar Girişimci Mehmet Ali Arslan tarafından kurulmuş bir gazetedir Gazete genelde internette Blog sitelerinde yayınlanıyor Kars Gazetesi Mehmet Ali Arslan medyasına bağlıdır. Gazetenin yayın hayatına başladığı ilk dönemde Mehmet Ali Arslan medyası şu şekilde duyurmuştur.

Kars'ta Basın Dünyasında Yeni Bir Dönem! Bölgeye yeni bir soluk getireceği düşünülen Kars Gazetesi, resmi olarak yayın hayatına başladı. Gazeteci yazar ve girişimci Mehmet Ali Arslan'ın kurucusu olduğu gazete, Mehmet Ali Arslan medyası bünyesinde okurlarına ulaşacak. Kars Gazetesi, bölgesel ve yerel haberlerin yanı sıra köşe yazıları, röportajlar ve analizlerle de okuyucularına geniş bir içerik sunmayı hedefliyor.

@karsgazetesi

21 Aralık 2024 Cumartesi

Gözümden yaş geldi: Karşınızda Oğuz Aral ve muhteşem yazısı



Gözümden yaş geldi: Karşınızda Oğuz Aral ve muhteşem yazısı;😂😁🤣🤣
''Kendi Kıçını Isırabilen İlk İnsan...''
Ağzımda tek bir tane bile diş yok... 2 sene önce bir haftada 15 diş birden çektirmek zorunda kalmıştım...
2 ay içinde yaptırdığım takma dişleri de maalesef 15 dakika takmış sonra çekmeceye atmıştım....
Geçenlerde dişçim;
- Artık, inadı bırakmak zorundasınız Oğuz Bey. Size bir protez yapmamız gerekiyor dedi.
- Nee!.. Ben yüzük ve kol saati bile takamam. Gömleğimin yakası enseme değince sinirlenirim… O tenekeyi ağzıma nasıl sokarım?
diye gürledim…
Aslında gürlemek istedim de ağzımdan:
“Pfotef… Ben yümüfüf müfkof!..” gibisinden Avni’ce sesler çıkardım. Çünkü son yıllarda beni terk etmeye başlayan saçlarıma ve dişlerime yeni iki diş daha eklenmişti. Zalim dişçi, son olarak önden iki dişimi daha benden çalmıştı… Dişlerimin arasında oluşan boşluklardan hava kaçırıyor ve konuşurken pofuf, lofuf gibisinden Türkçe’de olmayan sesler çıkarıyordum.
- Ben, bunları dama atayım, yenisi çıkar!” filan dedimse de dişçim bilimsel bir ukalalıkla:
- Beslenme bozukluğu başlayacak dedi.
- Zaten bir şey çiğnediğim yok. Son yıllarda alkolle besleniyorum.
- Ama güzel bir kıza gülümsemeniz gerekince, ne yapacaksınız?
Bu doktor bir haindi… Bir zalimdi… Belki de gizli bir Rus casusuydu. Bir hafta sonra, yarım ay şeklindeki bir tenekeye iliştirmiş üç dört kazma dişi burnuma dayayıp: “Nasıl buldunuz?” diye sordu.
Protez, kıçlarına sopayla vurduğum zaman Bekir’in itlerinin bana hırlayışlarını anımsatıyordu. Ben de yeni protezime “Hırrf” diye hırladım.
Tenekeyi ağzıma sokar sokmaz, midemin ne hale geldiğini ve neler olduğunu anlatmayacağım.
Yalnız “Beygir kompleksim” uzun sürdü. Evde, durup dururken eşinip kişniyordum… Hatta ruhumun derinliklerinden şaha kalkma arzuları yükseliyordu. Çünkü, o teneke ağzımdayken kendimi ağzına gem vurulmuş beygir gibi hissediyordum.
İlk protez kazasını pencereden denizi seyrederken geçirdim. Günde içtiğim üç paket sigaranın yardımıyla öksürürken, protez fırlayıp gitti ve camı kırdı. Allah’ın ayazında, bir camcı bulup camı taktırana kadar dondum. Böylece, protezin nezle yaptığını da öğrenmiş oldum.
Daha ilk günlerde protezimle geçinemeyeceğimiz belli oldu. Alçak, ağzının orasını burasını yeni bir pabuç gibi vuruyor, bazen fırlayıp gidiyor, öteberiyi kırıyordu. Ben de onu evde takmamaya karar verdim. Ancak, dışarı çıkınca ya da eve biri gelince, “adamlık ağzımı giyinirim” dedim.
Yalnız, çıkarınca nereye koyacaktım? Yıllardan beri protez mahkûmu olan bir arkadaşım takmadığım zamanlar onu su dolu bir bardağa koymamı salık verdi.
Ama bir bardağın içinde sırıtarak bana bakan dişleri görürsem ben, ömür boyu herhangi bir bardaktan bir daha su içemem. Su o kadar önemli değil, içki de içemem. Bu yaştan sonra şişeden içecek değilim ya!..
Sonunda protezimi, dergi ve kitapların arasına koymaya başladım. Ama hangi dergiydi, hangi kitaptı ara ki bulasın. Evde binlerce dergi ve kitap var.
Zaten, çocukluğumdan beri dalgın ve unutkan biriyim!
“Şeytan aldı götürdüüü…Satamadan getirdii… Lan alçak, neredeysen ses ver!” diye evde bütün gün dört döndüğüm oluyordu.
Bazen evin kapısı çalınıyor. Pencereden bakıyorum,bir konuk gelmiş… “Bif dakkaf!” diye ünüleyip yıldırım gibi başlıyorum protezimi aranmaya… Oradan oraya deliler gibi koşuşturup namerdin saklandığı yeri bulmaya çalışıyorum.
Tabii, kapıdaki bir süre sonra sıkılıp gidiyor ve muhtemelen eve kadın filan attığımı düşünüyor. Kitap, dergi gibi entelektüel metodlar sökmeyince, protezimi yanımda taşımaya karar verdim.
Artık, deli danalar gibi oradan oraya saldırarak kendime bayramlık bir ağız aramaktan vazgeçmiştim.
Dişli tenekeyi, mendilime sarıp cebime sokuşturuyordum. Gerektiği anda, hızlı silah çeken bir kovboy fiyakasıyla çekip yerine yerleştiriyordum.
Vee, yeni dişlerimle en dayanılmaz olduğuna inandığım gülücüklerimle gülümsüyordum.
Geçen akşam evde yalnızdım. Keyifle limonlu votkamı hazırladım. Steyvırt Grencır’la Mel Ferır’ın oynadığı ve benim için bütün zamanların en güzel filmi olan Skaramuş‘u izlemek üzere televizyonun karşısındaki koltuğuma çöktüm.
Ama çökmemle “Yandım Allah!” diye havaya zıplamam bir oldu. Birisi, fena halde kıçımı ısırmıştı. Birisi değil, ben kendi kıçımı ısırmıştım. Mendilden sıyrılan protez, cebim delik olduğu için pantolonun ağ kısmına yuvarlanmış, üstüne oturunca da alçak dişli teneke beni dişlemişti.
Böylece, kendi kıçını ısırabilen ilk insan olarak insanlık tarihine geçmiş bulunuyorum.
İhtiyarlayınca Cumhurbaşkanı, Başbakan filan olunuyor diye aldanmayın…
Beş paralık aklınız varsa, sakın ihtiyarlamayın!"
- Oğuz Aral

Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Morel Mantarı




Morel Mantarı
Aslında halk arasında “kuzu göbeği” olarak bilinir. Doğada yaygın bulunur, fakat toplanma süresi kısa olduğu için çok kıymetlidir. Daha çok dondurulmuş veya kurutulmuş şekliyle yurt dışına ihraç ediliyor. Fiyatı diğer mantar türlerine göre daha yüksektir. Morchella türü olduğu için kültür olarak yetiştirilmez. En başta İzmir-Bergama-Kozak yaylasında daha sonra Muğla, Fethiye ve Denizli taraflarında yetiştir. Kurutularak ipe dizilebilir. Fransız mutfağında da çok değerlidir.
🇬🇧
Morel Mushroom
Morchella, the true morels, is a genus of edible mushrooms closely related to anatomically simpler cup fungi. These distinctive mushrooms appear honeycomb-like in that the upper portion is composed of a network of ridges with pits between them. The ascocarps are prized by gourmet cooks, particularly for French cuisine. Commercial value aside, morels are hunted by thousands of people every year simply for their taste and the joy of the hunt.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

20 Aralık 2024 Cuma

Kadir Savun-Sanatçı Savun




Kadir Savun-Sanatçı Savun, 1926'da Erzincan'ın İliç ilçesi Doruksaray köyünde doğdu. Emniyet mensubu olan babasının tayini nedeniyle küçük yaşta İstanbul'a gelen Savun, ilk ve orta öğrenimini Nişantaşı'nda tamamladı.

Sinemaya ilk adımını 8 yaşında atan sanatçı, Muhsin Ertuğrul'un yazıp yönettiği "Bir Millet Uyanıyor" filminde çocuk oyuncu olarak rol aldı. Usta oyuncu, sinemadan kopmayarak 1938'de İpek Film stüdyosunun "çamaşırhane" diye anılan film yıkama kısmında işe başladı.

Kabataş Lisesinde eğitime başlayan sanatçı, okulu yarıda bıraktı. Hem okuyup hem çalışırken setlerde kamera asistanlığının yanı sıra ışık ve dekor gibi farklı alanlarda görev aldı.

Faruk Kenç'in yönetmenliğini üstlendiği, 1949 yapımı "Üvey Baba" filminde canlandırdığı jandarma astsubay rolü, sanatçının oyunculuk kariyerinin gerçek başlangıcı oldu.

Kadir Savun, oynadığı başarılı rollerle zamanla önemli karakter oyuncularından biri haline geldi. Sanatçı, canlandırdığı rollerle merhamet, sadakat ve vefa gibi duyguları izleyenlere aktardı.

Oynadığı filmlerde bazen esas oğlanın sadık dostu, bazen mahallenin açık sözlü ağabeyi, bazen mert bir esnaf olan sanatçı, hiçbir filmde başrol oynamazken, "İkimize Bir Dünya" ile "Gecelerin Ötesi" filmlerindeki rolleriyle "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" ödülünün sahibi oldu.

Usta sanatçı, kendisi gibi oyuncu olan Suphi Kaner'le Azim Film'i kurarak yapımcılığa da yöneldi.

Bir dönem boksla uğraşan ve futbol oynayan Savun, fanatik taraftarı olduğu Fenerbahçe'nin yenildiğini görmemek için maçları radyodan takip etti.

Kadir Savun, Nermin Hanım ile evliliğinden doğan kızına "Yılanların Öcü" eserinden etkilenerek Iraz ismini verdi.

"Fakir ama gururlu" rolleriyle Yeşilçam izleyicisinin kalbini kazanan, bir röportajında "İnsanoğlu çok şey ister. Bizim sinema doyumsuzdur, daha çok şeyler yapmak isteriz." diyen sanatçı, 10 Ekim 1995'te İstanbul'da vefat etti.

Savun'un cenazesi Feriköy Mezarlığı'ndaki aile kabristanında toprağa verildi.

Kadir Savun (10 Ekim 1995

Mehmet Ali Arslan, Haber Blog