26 Ekim 2023 Perşembe

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) faiz kararını açıkladı





Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) faiz kararını açıkladı. Kurul, mevcut eğilimini sürdürerek faizi yüzde 35'e yükseltti. 500 baz puanlık faiz artırımı, piyasa beklentileriyle paralel gerçekleşti.

Kurul, enflasyonla mücadele ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin devamına karar verdiklerini açıkladı.


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Hatice Kemerpınar - Şiir

Hatice Kemerpınar - Şiir

KABUK TUTMAZ YARAM

Yüzüm güler amma yürek yaralı,
Kabuk tutmaz yaralarım var benim...                    Abi, gardaş gitmiş, benden aralı,
Kabuk tutmaz yaralarım var benim.

Yüzüme güleni dost diye bildim,
Aldıgım yarayla yaşarken öldüm,
Kuru yaprak gibi sararıp soldum,
Kabuk tutmaz yaralarım var benim.

Gözlerim meçhule bakıyor şimdi,
Bilmem ki; yıllarca ağlayan kimdi?
Yaşananlar sanki saatli kumdu,
Kabuk tutmaz yaralarım var benim. 

Kalmadı bedende dermanım benim,
Huzuru bulmuyor geceyle günüm.
Zamanla bu hayat oluyor zulüm,
Kabuk tutmaz yaralarım var benim.

Şiir Kız kendini neden salıyor,
Gözüm uzaklara bakıp dalıyor,
Bu gönül bi çare olup kalıyor,
Kabuk tutmaz yaralarım var benim.

Ankara 24.10.2023
Hatice Kemerpınar


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Maradona



Adın şiir gibiydi, sen bir roman…
Güzel oyun diyorlar futbola... Çocukluk kadar güzel… Sonra büyüdüğünde hayatın güzel olduğu kadar acımasız; sevinçler kadar hüzünler, kahkahalar kadar gözyaşlarıyla dolu olduğunu tecrübe ettiğinde futbolun hayata benzediğini görüyorsun… Bir zamanlar peşinden koştuğun topu bir koltukta hiç bıkmadan televizyon ekranında ya da tribünde izlediğinde ilk aşkının tutkuya dönüştüğünü fark ediyorsun. Okuma yazmayı daha öğrenmediğin günlerde vurduğun meşin yuvarlak ağır, ayağında acıyı hissediyor, büyüdükçe daha uzağa vurduğun için gurur duyuyorsun kendinle, hele bir de yetenekliysen üç direğin arasına istediğin köşeye vurabiliyorsan o işte senin ilk şampiyonluğun oluyor…
Çoklukla babanın tuttuğu takımı tutuyorsun, sahadaki her futbolcu baban yaşında, hani görsen amca diyeceğin adamlar... Hayat renkli ve tasasız ama televizyonlar siyah beyaz ekran. Adını ansiklopedilerde gördüğün bir ülkede Dünya Kupası düzenleniyor. Tribünlerden konfeti niyetine tuvalet kağıdı atan Arjantinlileri hayran hayran izliyorsun, sen daha çocuksun o da 18 yaşında bir genç, o da ekran başında…
Yakana kırmızı kurdele takıyorlar okumayı öğrendiğin için, ağabeyin ablan var, ya da senden ufak kardeşlerin, okuldan gelip çantayı atıp topun peşinden koşturuyorsun. “Adamın gol diyor” ile ne kavgalar kopuyor, o zamanların VAR hakemleri topa iyi vuramayan kenarda bekleyen mahalle arkadaşların. Ter kan içinde eve döndüğünde annen sırtına tülbent koyuyor sen üşütme diye…
Kafamıza anne terliği yediğimiz, çok çalışan babalarımızı az görüp özlediğimiz, hayatımızın ilk ezeli rekabetini kardeşlerimizle yaşadığımız, kalbimize ilk heyecanın düştüğü yılların kahramanıydı o… 60’ların ortasından, 70’lerin sonuna kadar dünyaya gelmiş her çocuk onun adını ezbere bilirdi. Daha güzel futbolcu ismi mi olurdu, şiir okur gibi okurduk adını… Diego Armando Maradona… Adın şiir gibiydi, hayatın ise bir roman…
Büyüdüğünü anladığın günü futbolda arıyorsan, bir gün senin yaşında bir futbolcunun tuttuğun takımada sahaya çıktığı günü hatırla… Sen ortaokul lise sıralarında kopya çekerken, o eliyle gol atıyordu. Sen takdir belgesini koşarak eve götürürken o Dünya Kupası’nı kaldırıyordu. İlk aşk kalbine düştüğünde onunla bir ömür geçirmeyi hayal eden binlerce kadın vardı. Sen sınıfta kalıyordun, o şampiyonluğu kaptırıyordu; sen üniversite sınavını kazanıyordun, o Napoli’yi şampiyon yapıyordu… Senin ne yaptığından elbette haberi yoktu ama onun senin hayatına neler yaptığını yıllar içinde öğrencektin…
Artık çocuk değildin, hayat seni bekliyordu… İyilikler de kötülükler de evin kapısının dışındaydı. Buenos Aires’te de, Napoli’de de, İstanbul’da da, Madrid’de de böyleydi. Sonra cenazelerle tanıştın, deden ninen ölüyordu, artık bir kürek toprağı atacak kadar güçlenmişti kolların... Şiirle, romanla müzikle zenginleşen hayatının salonunun baş köşesinde yine futbol oturuyordu… Ne olacağım telaşının takvimlere düştüğü yıllarda, onun da çıktığı en yüksek tepeden yokuş aşağı koşmaya başladığını gördün… O yuvarlanıyor, düşüyor, kanıyordu, sen de seviyor, seviliyor, ayrılık acısı çekiyor, işini kaybediyor sonra belki daha iyisini buluyordun…
Gün geliyordu tuttuğun takımın en yaşlı futbolcusuyla aynı yaşta olduğunu fark ediyor ve durgunlaşıyordun.. Artık genç değildin, o futbolu bıraktığı gün artık kendi hayatını kurmalı, kendi evinde oturmalıydın…
***
Maradona’nın futbol sahasında yaptıklarını o yılların takvimleri duvarlarında asılıyken izleyenler için ölen sadece Maradona değil... Milyonlarca insan sadece Arjantin doğumlu eski bir futbol yıldızının bu dünyadan göçüp gitmesine ağlamıyor, üzülmüyor. Maradona hayatın ta kendisi(ydi)… Belki o terliği atan annen yok hayatta, belki o çok çalışan baban, belki ortaokulda kopya çektiğin için pişmansın, belki de daha çok çalışsaydım da tıpı kazansaydım diyorsun. Sevip ayrıldıkların geliyor aklına, sevip de gidenlerin gittiği yollardan geçmediğini hatırlıyorsun. Evinin saten boyalı duvarlarına artık gençliğindeki gibi futbolcu posterleri asmadığın için kızgınsın kendine.. Bir tarafta “Çocukluk hiç bitmez gökyüzü gibidir” aklından çıkmıyor. Bir taraftan da Maradona ölünce çocukluğunun öldüğüyle yüzleşiyorsun… Maradona’ya mı ağlıyorsun, bir daha geri gelmeyecek o güzel günlere mi?
***
Sahada rakiplerine attığı çalım kadar hayata da çalım atmışlığı olan bu adamın 60 yaşında kalbini durduran her ne ise, yıllar önce Bilbao Kasabı Andoni Goikoetxea’nın ona attığı acımasız tekmeye benziyor... Maradona, hepimizin hayatının dört yapraklı yoncasıydı… Bir futbol topuyla kimse daha çok mutlu olmamıştır bu dünyada ve hiç kimse milyonlarca çocuğu bir gün Maradona olacağım hayaliyle yatağında bir futbol topuna sarılıp hayal kurdurtmamıştır… Her şeyi vardı onun, bir ömür aradığı huzurdu… Buldu…

Alıntı


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

FİLLER TEPİŞİR, ÇİMENLER EZİLİR


FİLLER TEPİŞİR, ÇİMENLER EZİLİR

Filler, malum ki cüssesi büyük hayvanlar. Ağırlıkları itibariyle, altında kalanları ezme gibi bir güçleri vardır.
Çimenler ise, yeryüzü bitkisi olarak altta bulunan en narin bitkilerdendir.
Yani aslında bu yazımın konusu filler ve çimenler değildir tabi ki. Filler ve çimenler semboldür ve bir benzetmedir. Bu yazıda asıl olan, dünya ekseninde gelişen olaylar, savaşlar ve masumlardır. 
Yer yüzünde milyarlarca insan yaşıyor. Bu insanların bir kısmı din, bir kısmı mezhep, bir kısmı siyasal vs…ayrımlara uğramış durumdadır.
Ülkeler oluşmuş, sınırlar çizilmiş, toplumsal ayrışmalar oluşmuştur.
Dünyanın filleri vardır. Kimler bu filler? Amerika, Rusya, Çin, Avrupa…
Ne yapıyor bu filler? Çıkarsal durumları nedeniyle tepişiyorlar. Bu tepişmelerini bire bir yapmıyor, kullandıkları uyduları vasıtasıyla yapıyorlar. Küçük devletleri birbirleriyle çarpıştırıp kendileri de onların üzerinden kazanımlar elde ediyorlar.
Şimdi çevremize bakıyoruz, Asya’da savaşlar, Afrika’da savaşlar, Arap Yarımadası’nda savaşlar…
Savaşlarda neler oluyor? Masum insanlar, kadınlar, çocuklar ölüyor.
Filistin’de, Gazze’de olduğu gibi savaş suçları işleniyor. İnsanları sağlıklarına kavuşturmak isteyen hastaneler bombalanıyor. Okular bombalanıyor. Yaşam alanları yok ediliyor. Faşist ve zalim ruhlu yaratıklar insanları katlediyor. Dünya ne yapıyor? Bütün bu olayları seyrediyor. Hatta fillerden bir kısmı ezilen çimenlerin yok edilmesi gerektiğini söyleyip katil ruhlu insanları ve devletleri destekliyorlar.
 Savaşsız bir dünya mümkün değil mi? Elbette ki mümkün. Dünya da silahsızlanma seferberliği ilan edilecek. Yer yüzü doğal varlık ve kaynakları adil ve eşit şekilde paylaşılacak. Silaha ve savaşa ayrılan ödenekler insanların rahat yaşam sürebilmeleri için beslenmeye, giyinmeye, barınmaya ayrılacak. Bunu sağlayan bir dünyada neden savaş olsun ki?
Vampir ülke ve şahısların yok olmasını dileyerek, savaşa hayır diyor; bu savaşlarda katledilen ve soykırıma uğrayan tüm insanları rahmetle anıyorum.
Yaşar GELER


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

19 Ekim 2023 Perşembe

Sarıyer Spor Kulübü Duyuru

Sarıyer Spor Kulübü Duyuru



KAMUOYUNA DUYURU 2023

Yönetim kurulumuzun yaptığı görüşmeler sonucunda profesyonel A takımımızın teknik direktörü Cüneyt Dumlupınar ve ekibiyle karşılıklı anlaşarak yollarımızı ayırmış bulunmaktayız.

Cüneyt Dumlupınar ve ekibine emekleri için teşekkür eder, kariyerlerinde başarılar dileriz.

Sarıyer Spor Kulübü

#Sarıyer #sarıyernamegazetesi #Mehmetaliarslan


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Türkiye'de 3 Günlük Milli Yas ilan edildi

 Türkiye'de 3 Günlük Milli Yas ilan edildi

Türkiye'de 3 Günlük Milli Yas ilan edildi
İsrail-Hamas çatışmalarında abluka altındaki Gazze'de hayatını kaybeden Filistinliler için Türkiye'de 3 günlük milli yas ilan edildi


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Hayat Nedir?

Hayat Nedir?
HAYAT NEDİR
Öldüğümüzde paramız bankada kalır...

Ama yaşarken harcayacak yeterli paramız yoktur...

Çin’de zengin bir iş adamı öldüğünde bankadaki 1.9 milyar dolar eşine kaldı. Eşi de adamın şöförüyle evlendi...

Şöför şöyle söyledi:

– Ben hep patronum için çalıştığımı sanırdım. Şimdi anlıyorum ki meğer o benim için çalışıyormuş!...

Acı gerçek şudur:

Daha çok yaşamak daha zengin olmaktan önemlidir. O halde kimin kim için çalıştığını sorun etmektense güçlü ve sağlıklı bir bedene sahip olmaya çalışmalıyız...

Son model bir cep telefonunun fonksiyonlarının % 70’i kullanılmaz!

Lüks bir arabanın aksesuarlarının % 70’i gereksizdir...

Lüks bir villanız ya da malikaneniz olsa alanın % 70’ini kullanmazsınız...

Gardrobunuz için durum farklı mı? Giysilerinizin % 70’i yepyeni durur...

Yaşam boyunca çabaların ve kazançların
 % 70’i başkalarının harcaması içindir...

Demek ki biz, kendimize ait % 30’a sahip çıkmalı ve ondan tam yarar sağlamalıyız...

O halde;

Varlıklı olmasanız da mutlu olmaya çalışın...
Sevdiklerinize zaman ayırın.
Yoksa zaman sevdiklerinizi sizden ayırır. 

#WilliamGolding
★     ★     ★     ★     ★
Günün birinde hepimiz  sonsuza dek susacağız.
Onun için, sevdiklerinize seni seviyorum demekten çekinmeyin diyor 
Gabriel Garcia Márquez


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

FAHRETTİN ÇİMENLİ



FAHRETTİN ÇİMENLİ ..
Tanbur’un büyük üstâdı ...
08.01.1934-16.10.2018 ...
İstanbul’un Ambarlı ilçesinde doğdu. Şevki Bey’le İsmet Hanım’ın oğludur. 1945’te ilkokuldan, 1949’da ortaokuldan mezun oldu. Uzun yıllar dikiş makinası operatörü olarak çalıştı. Bağlama çalarak müziğe başladı. 1958-1963 arasında Aksaray Musiki Cemiyeti’nde Ûdi Sâdi Erden’in öğrencisi oldu ve tanbur çalmaya başladı. Udî Cahid Gözkân’dan çeşitli müzik bahisleri konusunda yararlandı. Tanburi Cemil Bey, Necdet Yaşar, İhsan Özgen, Sadi Işılay, Yorgo Bacanos ve Bekir Sıdkı Sezgin, müziklerini dinleyerek yararlandığı sanatçılardır. Bağlama ve mızraplı tanburlardan başka yaylı tanbur ve lâvta da çalan Çimenli, 1963-1965 arasında İstanbul Belediye Konservatuvarı Türk Musikisi İcra Heyeti’nde, 1967-2008 arasında da TRT İstanbul Radyosu’nda tanbur çaldı. 1980-1981 öğretim yılında bir yıl süre ile İTÜ Konservatuvarı’nda öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1980’de İsviçre’deki müzik müzesi için hazırlanan CD çalışmasına yaylı tanburu ile katıldı. 01.11.1977 başladığı ve 08.01.1999’da emekliye ayrıldığı İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nun bütün yurtiçi ve yurtdışı konserlerine katıldı. Ünal Çimenli ile evliliğinden Murat (d. 1968) ve Gaye (d. 1969) adlarını taşıyan iki çocuk babasıdır.Mızraplı ve yaylı tanbur’da Virtüöz’dür .Türk Müziğinde taksim formunun en önemli icracılarından kabul edilir. TRT İstanbul radyosu arşivinde 1000 kadar taksim kaydı bulunmaktadır . 16 Ekim 2018 de İstanbul’da vefat etti.

Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

11 Ekim 2023 Çarşamba

HER YAŞLI İNSAN BİR ANNE BABADIR... ...........DEĞERLERİNİ BİLELİM

HER YAŞLI İNSAN BİR ANNE BABADIR... ...........DEĞERLERİNİ BİLELİM

Huzurevine yatırılan yaşlı bir kadının yazdığı acı dolu bir mektup.

Bu mektup şimdiki hayatımızın gerçeklerini anlatıyor..??
82 yaşındayım, 4 çocuk, 11 torun, 2 büyük torun sahibiyim. Şimdi ise
12 metrekarelik bir odada yalnız başımayım.
Artık bir evim, hatta sevdiklerim bile yok. Etrafımda sadece odamı toplayan, yemek yapan, yatağımı havalandıran, tansiyonumu kontrol eden vazifeli insanlar var.
Torunlarımın kahkahaları yok artık, büyümelerini, sarılıp öpmelerini, didişip kavga etmelerini izleyemiyorum. Bazıları 15 günde bir, bazıları üç dört ayda bir beni görmeye geliyor bazıları ise hiç gelmiyor. Oysa ben onları bir gün görmesem bile çok özlüyorum.
Artık nugget, sahanda yumurta, etli börek yapamıyorum. Tek bir eğlencem var bulmaca çözmek, işte bununla biraz vakit geçiriyorum.
Ne kadar ömrüm kaldı bilmiyorum ama bu yalnızlığa alışmam lazım. Elimden geldiğince benden daha kötü durumda olanlara yardım ediyorum. Sık sık ölenler oluyor çok bağlanmak istemesem de yine de onlardan ayrıldığıma çok üzülüyorum. Çünkü bir gün sıranın bana da geleceğini biliyorum. Yalnızken ailemin resimlerine ve evden getirdiğim bazı eşyalara bakıp anıları tazeliyorum. Bana ait olan tek şey işte bu hatıralar. En çok da ölürken yanımda kimsenin olmayacağı, son kez evlatlarımın yüzünü göremeyecek olmak beni üzüyor.
Umarım gelecek nesiller ailelerinin kıymetini bilir ve anne babalarına onları yetiştirmek için verdikleri emeğin, harcadıkları zamanın karşılığını fazlasıyla verirler.
Anne babanızı çok sevin ve saygı anlayış gösterin çünkü anne babanın yedeği yok...!!!
.....HER YAŞLI İNSAN BİR ANNE BABADIR...
...........DEĞERLERİNİ BİLELİM....

Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Kargalar Kadar Olamıyoruz



Kargalar Kadar Olamıyoruz

Şimdi diyeceksiniz ki buda nerden çıktı?
Evet, haklısınız. Bu öyle durup dururken çıkmadı. 
Ülkede adil yaşam koşulları olmadığını hepimiz biliyoruz.
Eşit ve hakkaniyetli bir gelir dağılımımız yok.
İnsanlar neredeyse birbirinin cebini çalacak, malına çökecek.
Bir kişi milyonlar kazanırken diğer bir kişi açlık ve sefalete mahkûm olacak. 
Yedi bin beş yüz lira verip, dünyada en çok kazanan bizim emeklilerdir, diyeceksiniz.
Yedi bin beş yüz liraya yüzde yirmi beş zam yapıp tekrardan adamın eline zamlı maaş olarak yedi bin beş yüz lira verip, yüzde yirmi beş zam yaptık daha ne istiyorsunuz diyeceksiniz.
Bir kısım insanlar manda sütü ve ballı kaymaklı kahvaltılarla beslenip diğer bir kısım insanlar peynire ve zeytine sadece seyredecek.
Aynı işi yapmış olan devlet memurlarına yüzde elliler, altmışlar zam yapıp bunların emeklilerine yüzde yirmi beş yeter deyip açlığa ve sefalete mahkûm edeceksiniz. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş uçurumu yaratacaksınız. 
Rahmetli İsmail hakkı Tonguç’un dediği; “Elimden gelse bütün dünya okullarının programlarına insanın insanı sömürmemesi adlı bir ders koyardım.” Söylemini haklı çıkarırcasına, insanlarımızın emeğini sömüreceksiniz.
Daha onlarca şey sıralanabilir bu konu için ama ben şimdi kargalara dönmek istiyorum. Hatta bu kargaların yanında kediler de var.
Kadıköy Esin Işık Parkı’nın müdavimleri kargalar ve kedileri gözlemliyorum uzun zamandır. Yukarıda resimlerini de çektim. Parkta bulan bir ceviz ağacı var. Kargalar gelir o ceviz ağacında kalmış olan bir cevizi kargalar ve yüksekten yere atar kırmak için. Kırdıktan sonra yemeğe başlar. Bazen dikkat ediyorum kenarda duran kargaya bile seslenir ve o cevizi bölüşürler. Ayrı ayrı yeseler de kimse kimsenin malına saldırmaz. O kadar adil ve hakça bir bölüşüm yaparlar ki insan gıpta ediyor onları görünce.
Bir kenarda ise kediler vardır. Onlarda karga misali, çevrede duyarlı insanların verdikleri mamaları kendi alanlarında yer ve çekilirler. Dikkat ediyorum, asla birisi diğerinin mamasına saldırmaz. Onu rahatsız edecek bir davranışta bulunmaz. Hatta yemeklerini yedikten sonra birlikte sosyalleşirler, oyun oynarlar. Kargalar ise, birlikte uçar giderler.
Arkaya dönüp baktığımda şöyle bir düşünce geçiyor beynimden: “Kargalar kadar olamıyoruz.” Neden her kötülük aynı canlı grubu içerisindeki biz insanlardan çıkıyor. Biz ne yapıyoruz? Hem birbirimize zarar veriyoruz hem de diğer canlılara hayvanlara zarar veriyoruz. 
Biz insanlar neden hakça, adilane bir paylaşımı beceremiyoruz? 
Neden kargalar, kediler kadar olamıyoruz? 
Bu çok mu zor? 
İyi eğitim almamış olduğumuzdan olabilir mi?
Yaşar GELER

Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

3 Ekim 2023 Salı

Gaye Erkan'dan 500 Banknot iddialarına yanıt

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan'dan 500'lük Banknot iddialara yanıt Geldi


Hafize Gaye Erkan

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, Türkiye'de yükselen enflasyonla ilgili konuşurken, zaman zaman gündeme gelen 500 TL'lik banknot iddialarına da açıklık getirdi. Erkan yaptığı açıklamada böyle bir konunun gündemde olmadığını ifade etti




Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Fakir Baykurt

Fakir Baykurt ve Annesi



Kahveden gelen güzel kokulara dayanamayan Fakir Baykurt annesine “Çay isterim, ille de çay!” diye tutturmuş. Annesi ise bu isteği geri çeviremez.

Fakir Baykurt’un elinden tutup kahveye götüren annesi kahveci Topal Hüseyin’i yanına çağırıp “Hüseyin bir bardak çay getir benim oğlana” der.

Çay geldikten sonra ise o an ki heyecan ile çayın nasıl içileceğini bilemeyen Fakir Baykurt sıcak çaydan büyük bir yudum aldıktan sonra ağzı yanınca bardağı birden yere fırlatır.

Çay bardağı toprağa düştüğü için kırılmasa da Fakir Baykurt annesinin ona tokat atacağını düşünür. Fakat öyle olmaz. Annesi Topal Hüseyin’i çağırıp bir çay daha getirmesini ister.

Fakir Baykurt’a ikinci çay geldıkten sonra bu kez çayı üfleyerek içer. Yıllarca annesine o gün niye kendisine tokat atmadığını sorsa da annesi bu soruyu hep cevapsız bırakır…

Fakir Baykurt’un annesi bu sorunun cevabını yıllar sonra oğlunun öğretmenlik yaptığı köy okulunda verir. Annesi Elif Baykurt’un dersine girdiği o günü ise şu sözlerle anlatır;

“Sınıfta estim, gürledim!.” Ders bitince dışarıda anneme sordum “Anacığım beğendin mi öğretmenliğimi?” Annem ise “Eh, işte fena değil” dedi. “Müfettişler geliyor; iyi veriyor, pekiyi veriyor. Sen de fena değil diyorsun, nasıl olur böyle?” diye sordum.

Fakir Baykurt’un annesi ise herkese ders olması gereken şu sözleri söyler;

“Yıllarca sordun, durdun. Şimdi söylüyorum, aç kulağını dinle! Ben sana çay döktüğün gün kızsaydım, içindeki aslan küserdi. Dövseydim, o aslan ölürdü! Böyle öğretmen falan olamazdın. İşte, sen de benim yaptığımı yap ve sakin ol. Dayak atıp bu çocukların içlerindeki aslanı

Alıntı.



Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

1 Ekim 2023 Pazar

2 TERÖRİST BOMBALI SALDIRI EYLEMİNDE BULUNDU

2 TERÖRİST BOMBALI SALDIRI EYLEMİNDE BULUNDU
Ankara'da İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü giriş kapısı önüne bombalı saldırı girişiminde bulunuldu. Hafif ticari araçla gelen 2 teröristten biri kendisini patlatırken, diğer terörist vurularak öldürüldü. Açılan ateş sırasında 2 polisimiz hafif şekilde yaralandı.


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr