25 Haziran 2025 Çarşamba

Aslan eşeği görünce saldırdı


Aslan eşeği görünce saldırdı ve kulaklarını ısırdı, ama eşek kaçtı. Eşek tilkiye, "Beni kandırdın! Aslan beni öldürmeye çalıştı!" dedi. Tilki, "Aptal olma! Taç takabilmen için kulaklarını aldı! Hadi geri dönelim." diye cevap verdi. Eşek bunun mantıklı olduğunu düşündü, bu yüzden tilkiyi tekrar takip etti.

Bu sefer Arslan eşeğe saldırdı ve kuyruğunu ısırdı! Eşek tekrar kaçtı ve tilkiye, "Yalan söylüyordun! Aslan kuyruğumu kesti!" dedi. Tilki, "O sadece senin tahtta rahatça oturmanı istiyor! Benimle geri dön." dedi.

Tilki eşeği bir kez daha geri dönmeye ikna etti. Aslan daha sonra eşeği yakaladı ve öldürdü. Arslan tilkiye, "Eşeği geri getirmen iyi oldu. Şimdi, derisini yüzüp beynini, akciğerlerini, karaciğerini ve kalbini getir!" dedi.

Tilki eşeğin derisini yüzdü ve beynini yedi ama ciğerlerini, karaciğerini ve kalbini Aslan'a geri getirdi. Aslan sinirlendi ve "Beyni nerede?!" diye sordu. Tilki cevap verdi, "Beyni yoktu, kralım. Eğer olsaydı, onu incittikten sonra sana geri dönmezdi!"

Aslan bir an düşündü ve "Çok doğru." dedi



Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog

Delikanlı Askeri Deniz Lisesini kazanır ve Heybeliada da okula başlar.


Delikanlı Askeri Deniz Lisesini kazanır ve Heybeliada da okula başlar. Bu arada tanıştığı 
o Çanakkaleli kıza aşık olmuştur. Okulla beraber aşkını büyüterek geliştirir. Arada mektuplaşmalar yazışmalar ve gün gelir okul biter. Deniz Harp Okulunu da bitiren delikanlı artık Teğmen olmuştur.

Yine her zaman buluştukları kır kahvesinde buluşmak için randevulaşırlar. Önce delikanlı gelir sonra da genç kız. Genç kız geldiğinde delikanlının yüzü düşmüş suratı asık onu beklemektedir. Genç kız bu suratı hiç beğenmemiştir. Ayrılık vakti geldi diye düşünerek hazırlamıştır kendini. Önceki buluşmalarda ki o heyecan o sevinç artık yoktur delikanlıda. Usulca yanına yaklaşır ve "Hoş geldin" der. Kuru bir "sen de hoş geldin" diye aldığı cevap iyice hüzne boğmuştur genç kızı. Artık bu aşkın sonuna geldiğini düşünerek sorar;

- Senin bir sıkıntın mı var?

- Evet!

- Hadi söyle o zaman, her şeye hazırlıklıyım.

- Yaa beni bir denizaltıya verdiler. dedi kızgınca.

Genç kız artık rahatlamıştır. Sorunun kendisi değil denizaltı olduğunu duyunca içinden bir ohh çeker.

- Ne var bunda? diye sorar genç kız.

- Yaa öyle deme, biz denizciler gemideyken sevdiklerimizle haberleşemiyoruz denizaltıdan nasıl haberleşeceğiz? Delikanlı üzgün bir sesle sorar genç kıza;

- İstersen ayrılalım!

- Hayır asla. Ben seni bırakmam . diye cevaplar genç kız.

Delikanlı beklediği bu cevabı alır almaz heyecanlanır ve elinde tuttuğu paketi kıza uzatır.

- Sana armağan getirdim al.

Kızın kalbi hızla atmaya başlar. Neredeyse duracak gibi olur ve içinde yüzük olduğunu tahmin ettiği paketi heyecanla açar ama şaşkınlıktan duraklar. Paketin içinde bir fener ve mors kitabı bulunmaktadır. Kız şaşkınlıkla yine sorar.

- Bunlar da ne?

- Yaa biz Çanakkale boğazından denizaltı ile çok geçeceğiz ve geçişlerimiz hep satıhtan olur. Sen de fenerle mors alfabesini kullanarak sana haber verdiğim zamanlarda yazışırız. Olmaz mı?

- Bunlarla mı yazışacağız? diye sorar genç kız yeniden.

- İstemiyorsan ayrılalım. der delikanlı.

- Yok hayır. der gençkız. Ayrılık yok yaşasın mors. diye yineler delikanlıya.

Genç kız mors alfabesi üzerinde çalışmaya başlar. Tüm detayıyla öğrenir ve kullanabilir hale gelir artık. Bir kaç gün sonra haber gelir delikanlıdan. Gelen mesaja göre 5 gün sonra gece saat 01:00 de geçeceğini ve kendisine mesaj yazmasını kendisinin de ona mesaj yazacağını iletir. Gençkız söylenen zaman ve saatte pencerede hazır bekler. Gelibolu da denizaltı denizden süzülerek geçerken çevrenin zifiri karanlığında uzaklardan bir yerden yanan ışık pırıltılarını fark eder güvertedeki komutan ve diğer subaylar. İçlerinden birisi,

- Bakın bakın ilerden bir yerden ışık yanıp sönüyor. diye dikkat çeker.

- Çabuk okuyun bakalım ne diyorlarmış. diye emir verir komutan. Subaylardan biri heceleyerek okur;

- Se ni se vi yo rum.

- Bu ne lan. der komutan.

Hemen yanında duran delikanlı Teğmen,

- Efendim, o benim sevgilim. der en lirin haliyle.

- Ne iş oğlum bu?

- Efendim mors alfabesi hediye etmiştim ve ben geçince bana yazarsın demiştim işte o. diye cevaplar delikanlı Teğmen.

- Vayy be aferin lan! desene biz bunca zaman boğazları hep boş geçmişiz.

- İzin verir misiniz komutanım ben de bir mesaj yazayım.

- Neyle?

- Cep fenerim var komutanım. der delikanlı teğmen.

- Lan ne feneri aç projektörü geç başına ver mesajını. der komutanı Teğmenine.

Projektörü açan teğmen yanıp söndürürken sanki Gelibolu'yu yakıp tutuşturuyordu aşkından. İlk kez böyle bir şeyle karşılaşan Gelibolu sanki uzaylılar istila etmiş gibi heyecan yapmışlardı teğmen ile gençkızın aşkından.

Gelen mesajları heceleyerek kağıda dökmeye çalışan gençkız denizaltı geçtikten sonra elindeki kağıdı okudu. "Sonsuza kadar" yazılıydı delikanlıdan gelen mesajda.

Bu olay tüm denizaltıcılar arasında duyulmuştu. Artık herkes delikanlı Teğmen ile gençkızın aşkını anlatıyordu.

Birkaç gün sonra bir haber daha gelir. " Bir hafta sonra gece saat 02:45 de pencerede ol ben geçiyorum bana mesaj yaz. Ama dikkat et konvoy halinde geliyoruz ve ilk denizaltıda ben varım sakın sırayı şaşırma. "

Gençkız yine söylenen saatte pencerede bekler. Gecenin karanlığında Ege denizinden Çanakkale boğazına giren denizaltılar süzülerek ilerliyorlardı. Genç kız fenerini yakıp söndürerek mesajını vermeye başladı. Denizaltıdaki mesajı gören denizciler;

- Bakın bakın ışık yanıp sönüyor okuyun; "se ni se vi yo rum"

- Vay be, duyduğumuz doğruymuş böyle bir aşk varmış. der denizaltının kaptanı Bahri Kunt.

- İyi de bu kızın sevgilisinin denizaltısı öndeydi niye bize mesaj yazdı ki? diye kendine sormadan sormadan edemez kaptan.

- Efendim herhalde uyuyakaldı ya da sırayı şaşırmıştır. diye cevaplar subaylardan biri.

- Yahu geçip gideceğiz şimdi kız haber almazsa yanlış anlayacak rahat uyuyamaz. Nasılsa gecenin karanlığı kimse anlamaz açın şu projektörü. emrini verir kaptan Bahri Kunt.

Ve mesajı gönderir "Sonsuza kadar"

Tarih 04/04/1953 o konvoyun 1. gemisi Dumlupınar Çanakkale Nara burnu açıklarında İsveç Bandıralı ve buzkıran donanımlı bir geminin çarpması sonucu Boğazın derin sularına gömülmüştü. 2. Gemi bunu hiç fark etmeden devam etmiş ve boğazdan ilk geçen gemi olmuştu. 81 Denizcimiz ile beraber o delikanlı Sonsuza kadar sürecek olan son uykularına dalıyorlardı.
_
Sunay Akın



Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog

23 Haziran 2025 Pazartesi

Abdullah Papur Kimdir ?



Abdullah Papur Kimdir ?

Abdullah Papur, Türk halk müziğinin önemli halk ozanlarından biridir. 2 Nisan 1945’te Sivas’ın Divriği ilçesinde Kürt Alevi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Kangal’a bağlı İğdeli köyünde büyüdü ve küçük yaşlarda ozanlık geleneğiyle tanıştı.

Babası görme engelli bir saz ustasıydı ve Papur, bağlama çalmayı erken yaşlarda öğrenerek bu geleneği devam ettirdi. Önce usta malı türküler seslendiren sanatçı, zamanla kendi eserlerine ağırlık verdi.
Papur’un hayatı zorluklarla dolu geçti. Çocukluğunda çobanlık yaptı, gençliğinde Mersin’e giderek hamallık ve portakal bahçelerinde çalıştı.

Askerlikten sonra İstanbul’a yerleşti ve inşaatlarda çalışarak geçimini sağladı. 1970’lerden itibaren toplumsal ve siyasal sorunlara eğilen eserler üretmeye başladı. Şiirlerinde sevgi, ayrılık, gurbet ve sosyal meseleler gibi temaları işledi. Hem Türkçe hem Kürtçe türküler seslendirdi; “Çift Camlardan Ses Gelmiyor” gibi uzun havalarıyla tanındı, “Gardiyan” türküsü ise siyasi içeriği nedeniyle iki yıl hapis yatmasına neden oldu.

Kariyeri boyunca 70’ten fazla albüm çıkardı; bazı kaynaklar özel kasetleriyle birlikte bu sayının 140’a yaklaştığını belirtir. Mahzuni Şerif ve Muhlis Akarsu gibi ozanlarla çalıştı. Halk arasında “Papur” olarak anıldı ve dönemin en çok dinlenen ozanlarından biri oldu. 9 Eylül 1988’de, 43 yaşındayken Sivas’ta geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Ölümünün ardında bazıları tarafından şüpheler dile getirilse de, resmi kayıtlara kaza olarak geçti.

Abdullah Papur’un eşi Gülizar Papur için yazıp seslendirdiği “Gülizar Geçti” türküsü de ünlüdür; Gülizar, 2022’de vefat etti. Oğlu Ercan Papur, babasının müzik geleneğini sürdürmekte, torunu Yağmur Papur ise dedesinin mirasını anılarla yaşatmaktadır. Papur, Türk halk müziğine özgün eserleri ve etkileyici yorumlarıyla derin bir iz bırakmıştır.

Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog

11 Haziran 2025 Çarşamba

Galatasaray: Basketbolda Türkiye'ye İlkleri Yaşatan Kulüp


Türkiye basketbol tarihinde önemli bir yere sahip olan Galatasaray, ülkemize birçok ilki yaşatan kulüp olarak öne çıkıyor. Özellikle uluslararası alanda elde ettiği başarılarla adından sıkça söz ettiren sarı-kırmızılılar, hem Avrupa hem de Dünya kupalarını Türkiye'ye getiren ilk ve tek kulüp unvanını taşıyor

Tekerlekli Sandalye Basketbolunda Dünya Şampiyonlukları

Galatasaray, sadece erkekler ve kadınlar basketbolunda değil, tekerlekli sandalye basketbolunda da büyük başarılara imza atmıştır. Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı, birçok kez dünya şampiyonu olarak Türkiye'ye bu alandaki ilk ve tek dünya kupalarını getirmiştir. Bu başarılar, kulübün basketbola verdiği önemi ve kapsayıcılığını gözler önüne sermektedir.

Euroleague Kupası'nı Türkiye'ye Getiren İlk Kulüp

Galatasaray, Türk basketbolseverlerin uzun yıllardır beklediği Euroleague Kupası'nı Türkiye'ye getiren ilk spor kulübü olma özelliğini taşıyor. 2014 yılında unutulmaz bir finalde Fenerbahçe'yi mağlup ederek bu tarihi başarıya imza atan Galatasaray, Türk basketboluna altın harflerle yazılan bir zafer kazandırmıştır. Bu kupa, Türkiye'nin basketbol tarihinde bir dönüm noktası olmuş ve Avrupa'nın en prestijli basketbol kupasını ülkemize kazandıran ilk takım unvanını Galatasaray'a vermiştir.

Galatasaray'ın bu başarıları, Türk basketbolunun uluslararası arenadaki gücünü ve potansiyelini göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır.



Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog

5 Haziran 2025 Perşembe

İkinci bir kalbin var. Ve her gün onu görmezden geliyorsun




İkinci bir kalbin var. 
Ve her gün onu görmezden geliyorsun.

Çoğu insan kalbine salatalarla bakar.
Bazıları ise ilaçlarla.
Ama çok az kişi bunu en basit yolla yapar:
Yürüyerek.

Ve yine de ellerinde tuttukları gücün farkında değiller.

İşte kimsenin sana anlatmadığı hikâye:

Kan akışının bir kusuru vardır.
Aşağı inmesi kolaydır. 
Ama yukarı çıkması bambaşka bir meseledir.
Kalp iter, evet. 
Ama her şeyi tek başına yapamaz.
Hele ki kanın ayaklardan yukarı çıkması gerekiyorsa.

İşte burada unutulmuş bir kahraman devreye girer.
Senin ikizin, kelimenin tam anlamıyla.
Tıpta buna “baldır kaslarının kas pompası” denir.

Her yürüyüşünde, bacak kasların kasılır.
Toplardamarları bir süngeri sıkar gibi sıkarlar.
Sonuç: Kan kalbe daha güçlü bir şekilde akar.

Bacakların – yani ikinci kalbin – olmasa,
kan ayak bileklerinde birikir.
Varisler ortaya çıkar. 
Bacaklar ağırlaşır. 
Kaslar gerilir.
Yorgunluk çöker…
Tüm bu belirtiler aynı şeyi söyler: Sistem artık doğru pompalamıyor.

Yürüyüş bu içsel motoru uyandırır.
Ve eğer bacaklarını da güçlendirirsen, etkisi muazzam olur.
Bu yüzden bazı insanlar, sevdikleri yiyeceklerden vazgeçmeden bile yağ kaybeder ve kas kazanır.
Çünkü insan bedeni basit bir mantıkla çalışır:
Kullanmadığın şeyi kaybedersin.
Ve bu ikinci kalbin için de geçerli.
Attığın her adım, kazandığın bir nabızdır.

En şaşırtıcı kısmı mı?
Koşmana gerek yok.
Günde 30 dakika yürümek.
Haftada iki kez bacaklarına yüklenmek.
Merdiven çıkmak…
Bu damarların için saf bir ilaçtır.
Ücretsiz. 
Anında etkili.

Belki de şöyle düşünüyorsun: “İyiyim, buna ihtiyacım yok…”
Öyleyse şu rakamlara bak:
40 yaşından önce her 3 yetişkinden 1’i kötü dolaşımdan şikâyetçi.
3 kişiden 2’si kronik yorgunluk yaşıyor… nedenini bilmeden.

İkizin, yani bacakların, herhangi bir takviyeden çok daha fazlasını hak ediyor.
Her türlü kürden daha etkili.
Onlar senin doğal pompaların.
İç sistemin.
Güçlü. 
Özgür. 
Ama çok sık ihmal edilen.

Her gün onları harekete geçir.
Ve sadece daha enerjik bir hayat yaşamakla kalmazsın…
Aynı zamanda az kişinin başardığı bir şeyi gerçekleştirirsin:
Kalbine en temelden bakmak.
Unutulmuş motorundan itibaren.

Alıntı


Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog

31 Mayıs 2025 Cumartesi

Fenerbahçe taraftarı yönetimi istifaya davet ediyor

Fenerbahçe taraftarı yönetimi istifaya davet ediyor

12 yıldır şampiyon'luk hasreti çeken Fenerbahçe Taraftarı Ali Koç ve Yönetimi İstifaya Davet Etti #Fenerbahçe
12 yıldır şampiyonluk hasreti çeken Fenerbahçe'de taraftarlar ve kongre üyeleri, Konyaspor maçı öncesinde Şaşkınbakkal'dan Ülker Stadyumu'na bir yürüyüş düzenleyerek Başkan Ali Koç ve yönetim kurulunu istifaya çağırdı.

Uzun süredir devam eden şampiyonluk özlemiyle gerilen sarı-lacivertli camiada, Ali Koç yönetimine karşı tepkiler giderek büyüyor. Özellikle son yıllarda yaşanan başarısızlıklar ve bu sezonda da şampiyonluk yarışında yaşanan kritik puan kayıpları, taraftarların sabrını taşırdı.

Konyaspor maçı öncesi bir araya gelen  Fenerbahçe taraftarı, "Yönetim istifa!" ve "Ali Koç istifa!" sloganlarıyla Kadıköy sokaklarını inletti. Yürüyüş boyunca meşaleler yakıp tezahüratlar yapan taraftarlar, Ülker Stadyumu'na kadar coşkulu bir şekilde ilerledi. Stadyum çevresinde de devam eden protestolarda, Ali Koç ve yönetim kurulu aleyhine sert söylemler dile getirildi

Taraftarlar, takımın içinde bulunduğu durumdan yönetimi sorumlu tutarken, köklü değişiklikler yapılmadığı takdirde bu durumun daha da kötüleşeceğini ifade etti. Özellikle 12 yıllık şampiyonluk hasretinin bitmemesi, taraftarların en büyük hayal kırıklığı ve tepki sebebi olarak öne çıkıyor.

Bu yürüyüş ve protestoların, Fenerbahçe yönetimi üzerinde nasıl bir etki yaratacağı ve kulübün geleceği açısından ne gibi sonuçlar doğuracağı merakla bekleniyor


Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog

Galatasaray'dan Tarihi kutlama: Türkiye'nin İlk ve Tek 5 Yıldızlı Şampiyonu!

















Trendyol Süper Lig ve Ziraat Türkiye Kupası'nı çifte kupayla taçlandıran Galatasaray, Başakşehir maçının ardından Rams Park'ta muhteşem bir şampiyonluk kutlamasına imza attı. Sezonu iki kupayla tamamlayan sarı-kırmızılılar, "Türkiye'nin ilk ve tek 5 yıldızlı spor kulübü" unvanını gururla taşıyor

Galatasaray, ligin son haftasında Başakşehir'i 2-0 mağlup etti ve sezonu kapattı bu sezon Ziraat Türkiye Kupası'nı da müzesine götüren Galatasaray, sezonu çifte şampiyonlukla kapatarak büyük bir başarıya imza attı. Maçın bitiş düdüğüyle birlikte Rams Park adeta karnaval yerine döndü. Taraftarların coşkulu tezahüratları
eşliğinde futbolcular ve teknik heyet, kazanılan kupalarla birlikte zafer turu attı

Bu şampiyonluk, Galatasaray'ın Türk futbolundaki dominant konumunu bir kez daha gözler önüne sererken, kulübün "5 yıldızlı" arması da bu tarihi başarıyla anlam kazandı. Galatasaray, Türkiye'de bu unvanı taşıyan ilk ve tek kulüp olarak tarihe geçti. Kutlamalarda hem lig hem de kupa şampiyonluğu coşkusu bir aradaydı. Futbolcular, teknik ekip ve yönetim, taraftarlarıyla birlikte unutulmaz anlar yaşadı



Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog

26 Mayıs 2025 Pazartesi

GÜLÜMSE KADIN, ÇÜNKÜ ÖYLE İSTİYORLAR

Gülşah Yılmaz


Kadınsan, gülümsemek zorundasın.

Suratın asıksa “nazar değmiş” derler, “huyun değişmiş” derler, belki de “bir şey olmuş” derler.

Ama kimse demez ki:

“Canı istememiştir.”


Kadına biçilen en tehlikeli rollerden biri, “her şeye rağmen gülümseyen” olmaktır.

Üzülsen olmaz, yorulsan ayıp.

Öfkelensen zaten “fazla” olursun.

Ama gülümsersen… Herkes rahatlar.

Çünkü senin gülüşün, başkalarının konforu için vardır.


Toplum senden güler yüz bekler ama seni gerçekten güldüren şeylerle ilgilenmez.

O gülümsemenin ardında bastırılmış öfken, uykusuz gecelerin, incinmişliğin var mı, merak eden çıkmaz.

Yeter ki “nazik”, “neşeli”, “uyumlu” ol.

Yani… Dişini sık ve sus.


Ama biz artık susmuyoruz.

Gülümsemek bir mecburiyet değil, bir seçimdir.

Ve bazen, en güçlü duruş; surat asmak, geri çekilmek, içimize dönmektir.

Kadının gülüşü bir armağandır ama kimseye borç değildir.


O yüzden buradan söylüyorum:

KADIN, GÜLÜMSE AMA SADECE İÇİNDEN GELİYORSA.

Yoksa bırak, somurt.

Çünkü sen duygularını bastırmakla değil, onları yaşamakla özgürleşeceksin.


İçinden geldiğinde gülümseyen tüm kadınlara;

Kucak dolusu sevgilerimle … 

Gülşah YILMAZ 


Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog

Galatasaray Şampiyonluk Kupasını Yenikapı'da Kaldırdı: Rekor Katılımla Tarihi Kutlama


Galatasaray Şampiyonluk Kupasını Yenikapı'da Kaldırdı: Rekor Katılımla Tarihi Kutlama

İstanbul – Türkiye'nin ilk ve tek 5 yıldızlı spor kulübü Galatasaray, 2024-2025 sezonu Süper Lig şampiyonluk kupasını İstanbul Yenikapı'da görkemli bir törenle kaldırdı. Yağmura rağmen alanı hınca hınç dolduran sarı-kırmızılı taraftarlar, gece geç saatlere kadar süren kutlamalarla şampiyonluğu doyasıya yaşadı.

Yenikapı Doldu Taştı: Siyasi Partileri Geride Bırakan Taraftar Seli

Daha önce siyasi partilerin mitinglerinde bile bu denli büyük bir kalabalığa ev sahipliği yapmayan Yenikapı Miting Alanı, Galatasaray taraftarının coşkusuyla adeta dolup taştı. Kötü hava koşullarına aldırış etmeyen yüz binlerce futbolsever, takımlarına destek olmak ve şampiyonluk coşkusunu paylaşmak için kilometrelerce yol kat etti. Bu rekor katılım Galatasaray'ın sadece sportif başarılarıyla değil, aynı zamanda taraftar gücüyle de ne denli büyük bir kulüp olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Kupa Töreni ve Unutulmaz Anlar

Galatasaray futbol takımı Taksim Beyoğlu Galatasaray Lisesi'den otobüsle boğazda bekleyen Galatasaray donanmasına ait teknekerle deniz yoluyla yenikapıya geldi Kupa töreni, futbolcuların tek tek sahneye çağrılmasıyla başladı. Tribünleri dolduran taraftarların tezahüratları ve meşalelerle yarattığı atmosfer, Yenikapı'yı adeta bir şölen yerine çevirdi. Takım kaptanının kupayı havaya kaldırmasıyla birlikte coşku doruk noktasına ulaştı. Havai fişek gösterileri ve ünlü sanatçıların sahne performanslarıyla kutlamalar gece geç saatlere kadar devam etti.



Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog