23 Haziran 2024 Pazar

ALF (ALF) DİZİSİ





ALF (ALF) DİZİSİ
   Uzun kulakları, boğumlu uzun burnu, bodur boyu, kahverengi tüylerle kaplı vücudu ve ukalalığıyla hepimiz sevmiştik "Alf”i…
   Gelmiş olduğu Melmac gezegeninin zaman anlayışına göre 202 yaşında, bekâr, Yay burcundan ve Melmac koleji mezunu bu "Uzaydan Gelen Misafir”in mazisinde okuldayken üç yıl boyunca yaptığı beyzbol takımının as kaptanlığı, uzayda yörünge bekçiliği ve part-time mankenlik gibi uğraşlar bulunuyordu.
   Ve nasıl olduysa günün birinde uzayda dolaşırken umulmadık bir "teknik arıza” sonucu uzay gemisiyle birlikte dünyaya, Amerika'da bir evin garajına düşüveriyordu. Gemisi de haşat olduğundan Melmac gezegenine bir daha dönemiyordu. (Aslında bir bölümde eline dönme şansı geçse de, Tanner ailesini çok sevip alıştığı için bu fırsatı elinin tersiyle geri itiyordu.)
   Alf, mavi gezegenimizin düzenine, âdet ve kurallarına uyum sağlamakta gecikmemişti. TV izliyor, doğuştan kabiliyetli olduğuna inandığı, artık kimsenin gülünecek bir yön bulamadığı esprileri, kedileri yemek gibi garip huyları olması, istisnasız her bölümde yanlarında kaldığı Tanner ailesinin başını derde sokmasıyla, uzaylı olmasının getirdiği farklılıkla doğaüstü şeyler değil, gayet insani ve "bizden” davranışlarda bulunuyordu. Böylelikle tanımış ve sevmiştik "Alf”i...
   Ve ailenin fertleri: Lynn, Bryan, Kate ve Will... "Alf"i, başı derde girdiği her zor durumda kimselere göstermemek için çabalayan, NASA'da, ya da biyoloji laboratuvarlarında görevli kişilerin inceleme yapmak üzere alıp götürmemeleri için kendilerini deyim yerindeyse "ateşe atan” fedakâr bir aileydi.
  İtalyan asıllı meraklı komşuları Bay ve Bayan Ockmonic. Dırdırcı, vırvırcı, her daim birilerinin evini gözetleyen meraklı Bayan Ockmonic ve artık yaşlı karısından gına getirmiş, umursamaz olmuş, dertli kocası. Tanner'ların da en iyi komşularıydı...
   Bölümler ilerledikçe, insanlarla yaşaya yaşaya giderek ' 'uzaylı” kimliğinden sıyrılıp, insanlaşmaya başlıyordu Alf, iyi ve kötü taraflarıyla. Carlo Collodi'nin “Pinokyo"su misali duyarlılaşıyor, sevmeyi, ağlamayı öğreniyor, tabii bir yandan da kıskançlık, kötülük gibi huyları da kapıyordu. Değişim tek boyutlu olarak kalmayıp, dışa da yansıyor, zaman zaman ceketli-kravatlı takım elbiselerle çıkıyordu karşımıza.
   Ne var ki ABD'li televizyoncular Alf'in maceralarını yalnızca 102 bölüm çekmişlerdi.  TRT’de, belki de tarihinde ilk kez herhangi bir "azizlik” yapmayarak, ”Alf”'in çekilmiş tüm maceralarını eksiksiz TV2’de bizlerle buluşturmuştu. Ülkemizde ilk bölümü 11 Nisan 1990 Çarşamba günü yayınlanan dizinin, son bölümü ise 18 Mart 1992 Çarşamba akşamı yayınlanarak ekranlara veda etmişti. (Sevilen dizinin eski bölümleri 90’lı yıllarda Kanal D’de tekrar yayınlanmıştır.)
 
Not: Kaynak olarak, 23 Şubat 1992 (Sayı:8) tarihli TV’de 7 Gong dergisinden yararlanılmıştır.

Mehmet Ali Arslan - imparator Gazetesi + Name Gazetesi ortak yayın

Kayserili İhsan Ağa ve Yahudi diyaloğu




Bir zamanlar Kayseri'ye bir Yahudi gelmiş. Adı da Moiz imiş. Ticaret yapmak için çarşıda bir dükkan tutmuş.

Komşularına sormuş; 

“Bu çarşıda en çok kimden çekinmeliyim?” diye.

Tüccarlardan biri, bir kaç dükkan ötesini göstererek;

“Bak, orada bir İhsan Ağa var, ona git. Lakin onun yanına desturla yanaş" demiş.

Moiz, İhsan Ağa'nın yanına gitmiş. Bakmış ki İhsan Ağa'nın dükkanı bomboş..

"Ne iş yaparsın İhsan Ağa?"

“Her şeyi alıp satarım”

“O da ne demek İhsan Ağa?”

“Mesela, kabul edersen senin dişlerini satın alırım”

“Olur mu hiç öyle şey!”

“Neden olmasın? Dişlerine 10 altın veririm. Ömrünün sonuna kadar ağzında kalsın, öldükten sonra da benim olsun”

Moiz içinden; “Bu saf adama mı kurnaz diyorlar?” diye gülmüş. "İyi ki Kayseri'ye gelmişim. Çok güzel paralar kazanırım" diye içinden geçirerek;

"Kabul, ver 10 altını” demiş.

Aradan bir kaç gün geçmiş. İhsan Ağa yanında iki üç kişiyle Moiz'in dükkanına gelmiş.

“Dişlerine müşteri çıktı. Malı görmek istiyorlar. Aç ağzını da görsünler malı” demiş.

Moiz; “Hani dişlerim ölünceye kadar benimdi?” diye kızmış..

İhsan Ağa; "Merak etme, ölümünden sonra teslim etmek üzere satacağım" demiş.

Müşteriler Moiz'in dişlerine 12 altın vermişler. İhsan Ağa teklifi az bulup reddetmiş.

Ertesi gün İhsan Ağa bir başka müşteri grubuyla yine Moiz'in dükkanına damlamış. Yine dişleri muayene, yine pazarlık, müşteriler teklifi 15 altına çıkarmış. İhsan Ağa yine teklifi reddetmiş.

Üçüncü gün başka müşteri, dördüncü, beşinci gün, derken; sonunda Moiz patlatmış; 

“Beni hayvan pazarında dişleri kontrol edilen eşek durumuna düşürdün! Al şu 10 altınını” demiş.

İhsan Ağa gülmüş; “Olur mu? Bu dişler 20 altını gördü. 30 altından aşağısına geri vermem” 

Moiz çaresiz, her gün ağzını kontrol ettirmektense 30 altın vermeyi kabul etmiş.

İhsan Ağa gülmüş; "Gördün mü? Ben sana her şeyi alıp satarım dediğimde bana inanmamıştın..“ 

--- * ---

"İşinize, dişinize sahip çıkın.

| Dehen Özbek


Mehmet Ali Arslan - imparator Gazetesi + Name Gazetesi ortak yayın

çok okunan bir Gazete

İmparator Gazetesi - çok okunan bir Gazete




Mehmet Ali Arslan - imparator Gazetesi + Name Gazetesi ortak yayın

17 Haziran 2024 Pazartesi

ARAL KUM ÇÖLÜ





ARAL KUM ÇÖLÜ...! Bir zamanlar dünyanın 4. Büyük gölüydü Aral gölü.

Özbekistan ile Kazakistan arasında bulunan Aral gölü artık dünyanın en genç çölü ve "Aral kum çölü" olarak anılıyor.

Aral plansız bir şekilde kullanıldı ve neticesinde göle Siriderya'dan akan suyun tamamı ve Amuderya'dan gelen kaynağın ise bir bölümü durdu.

Ülke pamuk üretimini iki katına çıkardı bunun sonucu olarak gölün kaybı kaçınılmaz oldu.

Kumların üstünde kalan dev paslanmış gemiler mazide kalan görkemli Aral Gölü'nün iskeleti gibi...

Kaynak;Mustafa Çilingir


Mehmet Ali Arslan - imparator Gazetesi + Name Gazetesi ortak yayın

16 Haziran 2024 Pazar

Bayramın ilk gününde 16 bin kişi kurban kesimi sırasında yaralandı

Bayramın ilk gününde 16 bin kişi kurban kesimi sırasında yaralandı

Evet arkadaşlar tekrardan iyi bayramlar bu arada bakan açıklama yaptı. sağlık Bakanı Fahrettin Koca; "Bayramın ilk gününde 16 bin kişi kurban kesimi sırasında yaralandı" dedi. Bu sayı resmi kayıt. Gerisini siz hesaplayın işte ben tahminimi yaptım Hepsine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. 



Mehmet Ali Arslan - imparator Gazetesi + Name Gazetesi ortak yayın

15 Haziran 2024 Cumartesi

Kurban Bayramı mesajı 2024




Bayramlar, dargınlıkların unutulduğu, küslerin barıştığı, kardeşçe kucaklaştıkları günlerdir. Kurban Bayramınız mübarek olsun! 


Mehmet Ali Arslan - imparator Gazetesi + Name Gazetesi ortak yayın

14 Haziran 2024 Cuma

METEOROLOJİ UYARMIŞTI KIRKLARELİ"DE CEVİZ BÜYÜKLÜĞÜNDE DOLU YAĞDI




Kırklareli'nde aniden bastıran sağanak ile birlikte ceviz büyüklüğünde yağan dolu, otomobillere, binaların camlarına ve çatılara zarar verdi.


Mehmet Ali Arslan - imparator Gazetesi + Name Gazetesi ortak yayın

Tebrikler Şampiyon Kilyos spor

Tebrikler Şampiyon Kilyos spor

Şampiyon Kilyosspor

İstanbul 1. Amatör Lig’e yükselen Sarıyer - Kilyos Spor Kulübü oyuncularını Teknik heyetini  kulüp yönetimini ve taraftarlarını kutlarım. Tebrikler Kilyosspor


Mehmet Ali Arslan - imparator Gazetesi + Name Gazetesi ortak yayın

13 Haziran 2024 Perşembe

Barış Manço ve Küstah bir spiker olayı



Yer FRANSA Bariş Manço televizyon kanalının canlı yayınına konuktur... Küstah bir spiker vardır ve Baris Manço ile dalga geçmektedir...

Sürekli,"İste Türk,yani barbar, vahşi vs..." demektedir...
Bariş Manço daha fazla dayanamaz ve spikere "yanınızda kâgit para
var mı?" diye sorar!

Bu soruya spiker şaşırır ve "evet var ama n'olacak" der...
Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kâgıt paraları çıkartır... Bu olaydan az önce Bariş Manç o canlı yayında"Anahtar" adli şarkısını söylemiştir...
Bu şarkının bir bölümü şöyledir:
"Beş Akif- bir Saat Kulesi,
iki Kule-bir Fatih,
beş Fatih-bir Mevlana,
İki Mevlana-bir Sinan"...

Bu sarki bir matematik sorusudur ve şarkıda adı geçen kişiler o dönemdeki
Türk parası olan banknotların arkasında fotografı olan kişilerdir...
Bariş Manco spikere sorar: "Bu paranızda fotografı olan kişi kim?" Spiker: "General......."
Bariş Manço diğer paralardaki fotografları olan kişileri de sorar,
spikerin verdiği cevaplar hep aynıdır,
"General.......", "Amiral...........",
"Komutan............." Spikerin bu
"Falanca General,falanca Amiral, falanca Komutan"
cevabından sonra, bu sefer de Bariş Manço cebinden Türk
paralarını çıkarır... Spikere derki:
"Bu parada fotografı olan kişi Mehmet Akif Ersoy'dur.
şairdir...
Bu fotograftaki kişi
Mevlana'dir.
Düşünürdür...
Bu paradaki fotografi olan kisi FatihSultan Mehmet'dir.
Adaletin sembolüdür...
Bu paradaki
kisi ise ATATÜRK'tür. "Yurtta barış,dünyada barış"diyen kişidir...
Bizim paralarımız bunlar... Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni
insanlar olduğumuz için paralarımızın arkasına "şairlerimizin",
"düşünürlerimizin", "bilim adamalarımızın"fotograflarını bastık...
Siz Fransizlar kendiniz barbar, vahşi olduğunuz icin paralarınızın arkasına
hep savaş adamlarının fotoğraflarıniı basmişsınız!"der...
Bariş Manço'nun bu cevabından sonra televizyon
yöneticileri canlı yayını keserler ve spikeri oradan kovarlar, başka bir spiker yerine gelir ve canlı yayın yeniden başlar, yeni spiker Bariş
Manço'dan ve Türklerden özür diler, programa böylece devam edilir...



Mehmet Ali Arslan - imparator Gazetesi + Name Gazetesi ortak yayın