19 Nisan 2025 Cumartesi

Bir Sanatçının hayatından Ufacık bir kesit

Münir Özkul ve Kemal Sunal 


Bir Sanatçının hayatından Ufacık bir kesit:

_"Babam'ın hastalığının daha yeni ortaya çıktığı dönem 2000'li yılların sonlarıydı ve ilk olarak hafıza kaybı ile başladı. Bir gün Kemal'i çok özledim hiç gelmiyor arayıp sormuyor dedi. Oysa Kemal Sunal 4 ay önce vefat etmişti, Öldüğünü söyleyemezdim çünkü babamın Kemal Abi'nin cenazesindeki perişan hali gözümün önünden hiç gitmiyordu.Film çekimi için şehir dışında ve meşgul olduğunu söyledim. Babam o zamanlarda hep ölen arkadaşlarının hayatta olduğunu sandı mutlu olmasını istediğimiz için vefat ettiklerini söylemedik. 2002 yıllarının ilk aylarına geldiğimizde babam zor yürüyor ve sürekli rahatsızlığından dolayı yatıyordu bir gün bana odasındaki televizyonun kanalını değiştirmemi söyledi kumandayla bir kaç kanal gezdim birden ekranda limonnn diye bağıran o efsane aktör çıktı karşımıza yani babam Neşeli Günler'in kavga sahnesine denk gelmiştik tebessümle babama baktım ama söylediği sözler ile bir anda gözlerim doldu:
"BEN BU ADAMI ÇOK SEVİYORUM ÇOK GÜZEL OYNUYOR ADI NE BU ADAMIN" dedi. 
O koca aktör artık kendinin kim olduğunu da hatırlamıyordu..."

*Güner Özkul (Münir Özkul'un Kızı)




Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog

Çarlık Rusya’sında bir Narodnik

Çarlık Rusya’sında bir Narodnik
Çarlık Rusya’sında bir Narodnik yakalanır.
Gözaltında olmadık eziyetler yapılır.
Sonrasında cezaevine gönderilmek için jandarmaya teslim edilir.
jandarmalar gariban halk çocuklarıdır.
Acırlar adamın haline.
Vah kardeşim, vah derler.
“Sen ne yaptın da,suçun neydi de böyle eziyet ettiler?”
Ben, bu köylü aç, fakir, bir lokma ekmeğe muhtaç halde dedim.
Jandarma erleri şaşkın.
Hadi canım olur mu öyle şey?
Bunun için insana bu kadar eziyet edilir mi?
Kesin başka şey var, anlat hele.
Bizim Narodnik devam eder.
Köylünün bu halde olmasına sebep insafsız toprak ağalarıdır.
Köylü çalışıyor onlar yiyor.
Jandarma erleri yine inanmaz.
Kardeşim,bunu bilmeyen mi var?
Mesela bizim köyün ağası tam bir haydut.
Halkı soyup soğana çevirir.
Namussuz olduğunu bilmeyen yok.
Sen de hele, gerçek suçun ne?
Narodnik,omuz silker.
Vali toprak ağalarının elinde oyuncak.
Onların bir dediğini iki etmez.
Köylü umurunda değil.
Belediye başkanı, bakan,vekiller hepsi bu çarkın dişlisi.
Milleti ezip dururlar el ele.
Jandarma erlerinin şaşkınlığı daha da çoğalır.
Kardeş, yerden göğe haklısın.
Doğruya doğru.
Aynını ben de derim.
Beni niye dövüp hapse atmıyorlar?
Narodnik’in gözleri parlar.
Fırsatı yakalamış coştukça coşar.
Aklına gelen her şeyi anlatır.
Jandarma erleri kafa sallar, yine inanmazlar.
En son bizimki, işte tüm bu hırsızların, haydutların, halkı açlığa mahkum edenlerin, milletin kanıyla canıyla sefa sürenlerin başında Çar vardır.
Esas suçlu odur.
Çar gitmeden bu iş düzelmez der.
Jandarma erleri dona kalır.
Ellerindeki tüfeklerin dipçiğile adama acımasızca girişirler.
Vay hain vay!
Vay adi vay!
Çar babamıza ha!
Seni gidi namussuz!
Çar babamıza laf eden soysuz. 
Az bile yapmışlar. 
Hak etmişsin hepsini.
Bir posta dayakta onlar atar elemana.🙏🙏💖💖

Zuhal Kayhan.


Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog

YAZIYOR YAZIYOR’ DİYE BAĞIRAN GAZETECİ ÇOCUK



‘YAZIYOR YAZIYOR’ DİYE BAĞIRAN 
GAZETECİ ÇOCUK

Çoğunuz görmüşsünüzdür..

   Bu fotoğraf, gazetecilik tarihinin en bilinen fotoğraflarından biridir..

   Yıl; 1958.. Yer; İstanbul Küçük Ayasofya’da Şehit Mehmet Paşa Sokağı..

   O ve sonraki yıllarda genellikle sabahları, gazeteler böyle sokaklarda satılır, abonelere kapılarına kadar gidilerek elden ulaştırılırdı. Hemen öyle adım başı gazete bayi olmadığı ya da uzak olduğu için gazete satıcılarının yolları gözlenirdi. Gazete yaşamımızın çok önemli bir parçasıydı.

   Bu fotoğraftaki gibi; bir çocuk, elindeki gazetelerle, “yazıyooor” diye bağırarak koşturuyor.
   Arkada 1950 model bir Playmouth marka otomobil, cumbalı evler..

   O çocuk, yıllardır zihnimize bu haliyle kazındı.
   O çocuk, 62 yıldır büyümeden belleğimizde kaldı.
   Fotoğraf; Babıali’de dönemin ünlü foto muhabiri Hilmi Şahenk’e ait..
   Usta gazeteci tek kareyle o anı ölümsüzleştirmiş..
   Fotoğrafı çeken belli de, o gazete satan çocuk kimdi..

   Yıllarca sır olarak kaldı..

   Ta ki, tam 40 yıl sonra 1998’de fotoğrafını Hürriyet Gazetesi’nde görene kadar..

   Fotoğraftaki çocuk, 1949 doğumlu marangoz Hayrettin Baş..

   Fotoğrafı, henüz 9 yaşındayken evlerinin yan sokağında çekilmiş..

   Hayrettin Baş fotoğrafı çekeni, “krem trençkotlu, fötr şapkalı, kocaman fotoğraf makineli” diye hatırlıyor. Anlatıyor:

   “Babam bir radyocunun yanında marangozdu. Radyoların ahşap bölümlerini yapardı. Ben de yanında çalışır, radyolara vernik sürerdim. Kadırga İlkokulu’na gidiyordum. Boş zamanlarımda da gazete satardım. 

Bana 30-35 kuruş verirlerdi. O da bir ekmek ederdi, alıp anneme götürürdüm.🙏🙏💖💖


Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog

16 Nisan 2025 Çarşamba

Servetini Fakirlere Veren Adam



Servetini Fakirlere Veren Adam

Fakir değil, dilenci değil, evsiz değil.. Bu dünya edebiyat devi Lev Tolstoy!

Büyük topraklara ve büyük servete sahip Rusya'nın soylularından biriydi. Tüm servetini fakirlere, muhtaçlara ve evsizlere verdi.

- ''Bana dinden çok bahsetme, davranışlarında dini göreyim.''

- ''Acı hissediyorsan canlısındır ama başkalarının acısını hissediyorsan insansın.''

Fotoğraf:

Lev Tolstoy ( 1828 - 1910 ) and Maxim Gorky ( 1868 - 1936 )



Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog

27 Mart 2025 Perşembe

Milli Takım 1959


Milli Takım 1959

10 Mayıs 1959 tarihinde İnönü Stadı’nda oynanan özel maçta Hollanda ile golsüz berabere kalan A Milli Takım. Bu tarihte Ay-yıldızlı ekibin teknik direktörlüğünü İtalyan Leandro Remondini yapıyordu.

Soldan sağa
Ayaktakiler: Metin Oktay (Galatasaray), Özcan Arkoç (Fenerbahçe), Hilmi Kiremitçi (Vefa), Mustafa Ertan (Muhafızgücü), İsmail Kurt (Galatasaray), Can Bartu (Fenerbahçe), Lefter Küçükandonyadis (Fenerbahçe).

Oturanlar: Mustafa Güven (Fenerbahçe), Basri Dirimlili (Fenerbahçe), Ahmet Berman (Beşiktaş), Naci Erdem (Fenerbahçe).



Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Psikoloğa Giden Bir Adam fıkrası




Psikoloğa Giden Bir Adam;
''Geceleri uyuyamıyorum efendim’’ demiş...
Sürekli yatağın altında biri var gibi geliyor, yatağın altına girip orda uyumayı deniyorum...
Bu defa da yatağın üstünde biri var gibi geliyor..!

Adamı dikkatle dinleyen psikolog; ''Hallederiz bu saplantıyı’’ Demiş...
Bana haftada iki kere geleceksin.
''6 Aylık bir tedavi sonunda sizi iyileştireceğimi umuyorum.’’
Peki her viziteye ne kadar ödeyecem?
Her vizite 200 TL, 
Buna göre 6 Ayda 9600 TL ödeyeceksin...

Adam peki deyip gitmiş, gidiş o gidiş!

Psikolog;
''Bir kaç ay sonra adama sokakta rastlamış...’’
Ne oldu hastalığınız diye sormuş?
10 TL ye hallettim!
Psikolog şaşkın bir ifadeyle;
Nasıl oldu diye sormuş?
Adam;
Sizden çıktıktan sonra, ilerde ki kafeye oturdum.
Çay söyleyip kara kara düşünürken; yan masada bir amca gördüm...
Ona uzun uzun hastalığımı anlattım!

''Karyolanın bacaklarını kes dedi...’’
- Kestim!
Mesele halloldu..



Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

26 Mart 2025 Çarşamba

Kars Gazetesi

Kars Gazetesi

Mehmet Ali Arslan Yayınları bünyesinde yayın yapan Karsın ilk internet gazetesi olan Kars Gazetesi yeni web sayfasına taşındı okumak için tıklayın

Gazetenin yeni internet adresi





Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Ardahan Gazetesi

Ardahan Gazetesi


Mehmet Ali Arslan Yayınları bünyesinde yayın yapan Ardahanın ilk internet gazetesi olan Ardahan Gazetesi yeni web sayfasına taşındı okumak için tıklayın

Gazetenin yeni internet adresi


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

22 Mart 2025 Cumartesi

İPSİZ DEVE





İPSİZ DEVE

Güneş batmak üzereydi ve kervan geceyi çölde geçirmek için hazırlandı. Develerin başındaki çocuk rehbere yaklaşıp: "Efendim bir sorunumuz var" dedi. Toplam 20 deve var ama benim sadece 19 tane ipim var.

Rehber, genç adamı rahatlatmak istedi: Merak etmeyin, develer pek akıllı değildir. Serbest olana yaklaşın ve onu bağlıyormuş gibi yapın. Sanki boynuna ve bacaklarına gerçekten bir ip geçirmişsiniz gibi ve orada sabit kalacağını göreceksiniz.

Çocuk, onun tavsiyesine uydu ve ertesi sabah kervan tekrar yola çıktığında, develerin hepsi tek sıra halinde ilerlemeye başladı, biri hariç.

Çocuk: Efendim, bu sabah yürümek istemeyen hayvanlardan biri var.

Rehber sordu: İpsiz kalan mı? Devam et ve çözüyormuş gibi yap, yoksa hala bağlı olduğunu düşünecek. Rehber, bu yüzden yürümek istemediğini açıkladı. Hemen ardından deve, çözüldüğüne inanarak yürümeye başladı...

Aynı şey birçok insanın başına gelir, onlar ipsiz bağlanmış develerdir, çünkü sınırları gerçekler değil, kendi zihinlerimiz ve inançlarımız belirler.
Cenk Cengiz


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog