4 Aralık 2024 Çarşamba

BORA GENCER MÜZİĞİMLE DEĞİL FİZİĞİMLE TEKLİF ALDIM




Türkiye kapsamında Türkiye Haber Portalı ve uluslararası alanda Türkiye News Portal adına kültür-sanat alanında programlar yapan, Eylül Aşkın, programında ünlü müzisyen Bora Gencer’i ağırladı. Tecrübeli sunucu Eylül Aşkın, deneyimlerin verdiği özgüvenle sorularını sorarken Bora Gencer’de tüm samimiyetiyle cevaplarını verdi ve ekranda çığ gibi büyüdü. Destek yayınlarından çıkan, babası Babası İlham Gencer’in anısına kaleme aldığı “Duayen” isimli kitabından da bahseden Bora Gencer, Eylül Aşkın karşısında söz müziğe gelince bombaları patlamaya başladı. Eylül Aşkın’ın bir sorusu üzerine, ulusal ve uluslararası birçok müzik yarışmasında derece almış başarılı bir müzisyen olmasına karşılık, pop müziğe geçişinde fiziksel görünümünün müzisyen kimliğinin önüne geçtiğini belirterek, “Müziğimle değil, fiziğimle teklif aldım.” dedi.  Başarılı müzisyen Bora Gencer sohbette babasının hayatını bilinmeyenleriyle anlattığı yeni kitabı Duayen ’den sonra yine babasının hayatını anlatacak bir de film hazırlığında olduğunu açıklayarak, babamın hayatını anlatan bir film çekilmesiyle alakalı Sinema Genel Müdürlüğü ile görüşmeler içerisindeyim vurgusunu da yaptı. 




Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

HALEP, SALEP




HALEP, SALEP..

Üçüncü dünya savaşı çıkacak derken karşımıza bir anda çeteler savaşı çıkıyor.. Hem de dünyada değil, hemen yanı başımızda komşumuz Suriye'de..
Aslında 'Çeteleler savaşı'  diyeceğimiz bugünkü yaşananlara baktığımızda havalarında bir hayli soğuduğunu ve vapurlarda, sokak aralarında, cafelerde satılan salepleri düşünürken bir anda Halep diye bir kentin radikal, dinci ve onları destekleyen ÖSO adında  silahlı gruplarca işgale kalkışıldığı nedense, savaşta olmadığımız bir ülkenin ,ikinci büyük kentinin surlarına bayrağımızın gönderlere çekildiğini görmekteyiz.
Peki, 'kefen giyeriz' diyen birilerinin 82. plakamız dediği Halep neresi, bizimle ne alakası var, bu çeteler durup, dururken buraya niye girdiler ve bundan sonra ne olura bir bakalım mı?
Evet, Hatay'ın, Kilisi'in bizim olduğu gibi Suriye'nin olan ve sürekli ticaret ile üretim merkezlerinden biri olan Halep dokumacılık merkezi bir kent. Ve bu kent ipekli dokumaları ve meşhur sabunları Halep'in en önemli ihraç malı olmuş bir kent olduğunu öğreniyoruz.
İpek ve Sabun... İkisi de kaygan..
Salep'e baktığımızda ise kış aylarında tüketimi artan sıcak içecekler arasında ilk sırada gelmekte. Burada vücut ısısını artırarak, soğuktan korumasının büyük rolü vardır. Ayrıca soğuk havalarla birlikte artış gösteren grip ve nezle gibi kış hastalıklarının tedavisinde de etkindir.
Ve bu ikisi arasında yani Halep ile Salep arasında ki farka baktığımızda, Halep'in kaygan özelliği ile ipek ve sabunla anıldığını, Salep'in de Halep'e benzer  kayganlıklar yakmaması için uzun uzun üfürdüğümüz boğazımızdan geçip, ısıtırken iyileştirdiğini görmekteyiz.
Peki, bu iki anlama baktığımızda yani 'Halep mi? Salep mi?' dediğimiz de sizce hangisi bize uygun ve elimizde olan Salep'i mi yoksa elin olan Halep'i mi istersiniz? 
Bilmem ama Filistin'de Hamas'ı, Lübnan'da Hizbullah'ı süpüren İsrail'in bu kez Halep'de Salep içmek için fırsat ararken bizim Fırat'n batısı, doğusu derken ikisinden de olma korkum ve düşüncem ağır basarken bu ağırlığın yeni şehit haberleri ile değil en azından kazasız, belasız ve yeni mülteci göçü ile değil iç politikaya yönelik yapılan siyasi kararların getirdiği oy kayıplarıyla olmasını umuyorum.. 
Ha bu arada kayyumların tartışıldığı ülke birilerinin Rojava dediğini de unutmamak gerek.. 
Çünkü barış için uzatılan elin kayyumlarla geri çekildiği içte Rojava denen yer, ipeğiyle, sabunuyla kaygan olan ve 'dünyaya dokunan bir aşk' denen ipeğin ilmik, ilmik örüldüğü sınırda ki Halep'ten, ve bilmeden  kafaya dikildiğinde yakan vapur ve ara sokaklarda Salep'ten daha ağır bir konu olduğunu da unutmamak ve çok ama çok dikkat etmek gerek.
Fakir YILMAZ


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Sen hiç dalına küsen ağaç gördün mü kardeş




Sen hiç dalına küsen ağaç gördün mü kardeş?
Ya da dikeninden, yaprağından utanan gül...
Su toprağa tohuma gönül koyar mı hiç?
Rüzgâr kıskanır mı yağmuru,bulutu?

Hangi kuş aç bırakır, açıkta koyar yavrusunu?
Hangi kurt,başka bir kurda acı verir!
Köpek bile yalamaz mı sevdiğinin yarasını ?
Bilmez mi,çiçek arının, 
arı çiçeğin hatrını...

Sen hiç işkence yapan aslan gördün mü kardeş?
Ya da hangi sincap kırmıştır komşusunun kalbini?
Hangi hayvan orman yakar,yuva yıkar?
Hangi hayvan ilk önce sevdiğine kıyar!

Milyonlarca farklı böcek türü var yeryüzünde,
kaçı savaşmıştır birbiriyle, 
kaçı katliama uğramıştır?
Kaç aslan sürgün edilmiştir yerinden yurdundan?
Kaç kartal gökyüzünde özgür diye taşlanmıştır?

Sen hiç yalan söyleyen yıldız gördün mü kardeş?
Ya da başkasının kederine keyiflenen yakamoz!
Hangi dağ eteğindeki köyü üzmüştür?
Ve hangi ırmak ihanet etmiştir aktığı denize?

Sadece insandır insanın cehennemi..!
İçindeki ateşte en çok kendi kavrulan...
Yaşıyor kötülük ede ede...
Yaşıyor kötülük bula 

Tamer  Dursun


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Bir gün dostları Nasrettin Hoca’ya sorar




Bir gün dostları Nasrettin Hoca’ya:

— Dünyada en tehlikeli ve korkunç hayvan hangisidir?
Diye sormuşlar. Hoca hiç düşünmeden:

— İnsandır, demiş.

Dostları bu cevaba hayret etmişler ve itiraz ederek:

— Bu nasıl olur? Diye sormuşlar. 
Hoca şu açıklamayı yapmış:

— Köpek ekmeğini yediği adama hıyanet etmez. Yılan kendisine dokunmayanı sokmaz. 

Kurt, insanın bulunduğu yerlerden uzakta yaşar.

Halbuki, insan, hiç de böyle değildir.
O kendisine iyilik edene bile fenalık yapar.

Siz, hiç dünyada kendi cinsine insanlar kadar kötülük eden bir varlık gördünüz mü ?

Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

3 Aralık 2024 Salı

İllizyonist ressam Maria Amaral Bu gerçekten büyüleyici bir sanat eseri👋🤠



İllizyonist ressam
Maria Amaral
Bu gerçekten büyüleyici bir sanat eseri👋🤠

Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

BEHİRE HAKKI




1913 yılında İstanbul’da Biçki Yurdu’nu açar, gazetelere ilan vererek kadınlara terzilik mesleğini öğreteceğini bildirir. Alınacak öğrencilerin fakir kesimden olmasına dikkat eder. Bu girişimle kadınlar fakirlikten kurtulacak, alın teriyle ekmeğini kazanacaktır. İlk aşamada yurda 25 öğrenci başvurur, daha sonra sayı 51’e çıkar, 1917’ye gelindiğinde öğrenci sayısı 366’dır.
İlk mezuniyet töreninde öğrenciler, 40 dakika içerisinde bir korsaj, bir etek ve bir manto dikerek hünerlerini sergilerler. Bu törene Maarif ve Ziraat Nazırları (bakanları)’nın katılması Biçki Yurdu’na verilen önemi gösterir. Başarılarıyla devlet erkânının dikkatini çeken Behire Hakkı, Maarif ve Sanayi nişanına da layık görülür ve milli müessese haline gelir.
Cephedeki askere mintan diktiler
Biçki Yurdu’nu milli müessese haline getiren sadece başarısı değil, askerler için el emeği göz nuru kıyafetler dikip cepheye göndermesidir.
Öğrenciler, askerlerin üşümemesi için 55 bin 155 tane pamuklu mintan diker. Müdafaa-i Milliye Cemiyeti aracılığıyla mintanları cepheye gönderir. Cemiyet mensupları, Biçki Yurdu’nun her ferdi için madalya hazırlar. Madalyaların 4 bin 500 kuruş olduğunu öğrenen hanımlar, kendi aralarında topladıkları aynı miktardaki parayı cemiyete yardım olarak gönderir. Açtıkları sergide satılan ürünlerin gelirini de buraya bağışlarlar.
Biçki Yurdu talebelerinin hayır işleri bununla sınırlı kalmaz. Çanakkale Savaşı’nda yaralanıp İstanbul’a tedavi için gelen askerleri, ziyaret ederler, topladıkları yardımları ulaştırırlar, onları rahat ettirmek için gerekli eşyaları temin ederler.
İğne tutan eller azizdir
Biçki Yurdu’nun cefakâr kadınları, milli şair Mehmet Emin Yurdakul’a ilham olur ve şair, iğne tutan ellerin kılıç tutan eller kadar aziz olduğunu vurgular:
“Ey iğnem dik! Askere,
Giyecekler yetiştir.
Sınırdaki erlere
Hizmet aziz bir iştir.
Ey iğnem dik! Elimde teğellenen şu gömlek,

Bir kahraman genç Türk’ün vücudunu örtecek.”

BEHİRE HAKKI 




Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

36 Ardahan Kars ığdır günleri başladı

Geçtiğimiz aylarda duyurulan yeni uygulamaya geçildi. Mehmet Ali Arslan'ın Ardahan, Kars, Iğdır Geleneksel Etkinlikleri yeni formatında başladı, bundan sonra Kars'ın plakasında buluşuyoruz.

36 karsın plakası



Gazeteci yazar Mehmet Ali Arslan, 2024'te aldığı bir kararla, Ardahan, Kars ve Iğdır'ın geleneksel etkinliklerini her ayın 3'ü ve 6'sında (Kars'ın plaka kodu olan 36 sayısına atfen) 
düzenleyeceğini duyurmuştu. Uygulamaya başlayan Arslan, bundan böyle her ayın 3 ve 6'sında Ardahan, Kars ve Iğdırlılarla bir araya gelecek. Bu buluşmalar bazen bireysel, bazen de toplu olarak yapılacak. Bu konuda detaylı bilgi vereceğiz takipte kalın.


Mehmet Ali Arslan'ın Ardahan Iğdır ve Karslılar'la buluşma günleri şu şekildedir.

Tarihler değişmez, ancak konum değişir, 

3 Ocak
6 Ocak

3 Şubat
6 Şubat

3 Mart
6 Mart

3 Nisan
6 Nisan

3 Mayıs
6 Mayıs

3 Haziran
6 Haziran

3 Temmuz
6 Temmuz

3 Ağustos
6 Ağustos

3 Eylül
6 Eylül

3 Ekim
6 Ekim

3 Kasım
6 Kasım

3 Aralık
6 Aralık




Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

1 Aralık 2024 Pazar

Kirman, Kirmen, İğ, İk ve Teşi Tengirek isimleri ile karşımıza çıkan bu alet,




KİRMAN. 
Yün eğirmek için kullanılır.
Kirman, Kirmen, İğ, İk ve Teşi Tengirek isimleri ile karşımıza çıkan bu alet, tarih öncesi çağlardan beri şekli pek değişmeyen nadir aletlerden bir tanesidir.



Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

ÇAŞURUN hikayesi çaşur



ÇAŞURUN hikayesi: 
Sevgili dostlar, köyde yaşamak bir ayrıcalıktır derim. Köyümüzde eskiden olduğu gibi halen daha doğada kendiliğinden yetişen ve biz insanların hizmetine sunulan birçok şeyin yanında " çaşur " denilen bir bitki vardır köyümüzde . Bu bitki susuz ve kıraç arazide yetişir. Mayıs ve haziran aylarının belli dönemlerinde yetişir ve insanlarımız bu bitkiyi toplayarak salamurasını yaparlar ve kış bahara kadar yerler. 
Gelin şimdi görüntü eşliğinde aşama aşama sofraya gelene kadar öyküsünü resimlerle anlatalım. 
1.AŞAMA: Doğadan toplama işlemidir. Ferdi veya imece usulle toplanır. Toplandığı yerde tavuğun tüylerini yolar gibi çaşurun ince yaprakları yolunur. Köyümüzde bu işleme ( didme) denir.
2.ASAMA: Didme işlemidir. Bu yerinde olduğu gibi  imece usulü  evlerde  de yapılabilir. Didme için zamanla yarışılır. Çünkü bekletmeye gelmez,  hemen kararır ve bozulur. 
3.AŞAMA: Pişirme işlemidir. Doğadan toplanan, didilen çaşurun tencere veya kazanlarda pişirilmesi  yapılır. 
4.AŞAMA: Pişirilen çaşur, özel kaplarına konur ve mutfaģımıza girer.
Son yıllarda çaşur satışı bir sektör halını almıştır. Artvin ve Erzurum un belli bölgelerinde yetişen bu ürün, gene bu bölgelerde şarküteri gibi yerlerde satışı yapılır. Her yerde bulunuyor. 2024 yılı 5 kg lık fiyatı 500 veya 700 TL arasında değişen fiyatlarla satılmaktadır. 
Yiyeceklere afiyet olsun.

Osman Akman


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Semra Özdamar, oyuncu, öykü ve oyun yazarı


Semra Özdamar, oyuncu, öykü ve oyun yazarıdır. 11 Ocak 1956'da Bursa'da doğdu. Amerikan Kız Koleji mezunu olan Özdamar, 1973-1974 yıllarında fotomodellik yapmış, 1974-1980 yılları arasında ise sinema oyuncusu olarak çalışmıştır. Reklam ve sinema oyuncusu olarak çeşitli ödüller almış, 1977 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu seçilmiştir. Öyküleri ve sinema, edebiyat, kadın konularındaki yazıları çeşitli dergilerde yayımlanmıştır. 1979'da Kültür Bakanlığı En İyi Senaryo Ödülü'nü, 1984'te De Yayınevi Masal ve 1985'te Akademi Kitabevi Öykü yarışmalarında mansiyon almıştır.




Mehmet Ali Arslan, Haber Blog