31 Ekim 2024 Perşembe

1948 yılına kadar Türkiye'de fırından satın alıp yediğimiz ekmek esmer ekmekti




1948 yılına kadar Türkiye'de fırından satın alıp yediğimiz ekmek esmer ekmekti.

Hamurda kullanılan maya, ekşi maya olarak evlerde üretilirdi, organikti, doğaldı. Sofrada doyduğumuzu bilirdik.

Ama ne yazık ki Amerika Birleşik Devletleri, Anadolu’nun 14 kromozomlu Siyez buğdayı ile 28 kromozomlu Kavılca buğdaylarının genleriyle oynayarak 48 kromozomlu “Cüce Buğday” türü geliştirinceye kadar.

Sapının kısalığından dolayı bu buğdayımsı “Cüce buğdaylar” Pakistan ve Hindistan’a da ihraç edildi; üretim rekoru kırıldı.! 

Daha sonra dünyanın verimli topraklarının ve  buğdaylarının kimyasal gübrelerle, zehirli ilaçlarla tanışma dönemi başladı... 

Hiç kimse gelecek olan tehlikenin farkında değildi. Oysa buğdayın genetiğiyle sürekli oynanıyordu.! Ortaya çıkan “buğdayımsı” bir şeydi.! 

Kavılca ve siyez artık tanınmaz hale gelmişti…

ABD, 1950’den sonra “ihtiyaç fazlası” ve “yardım” adı altında bu buğdayımsı ürünü Türkiye’ye kabul ettirdi...

Türkiye kurak geçen yıllarda ucuz buğdayımsı "cüce buğday" adını verdiği, genetiğiyle oynanmış GDO'lu bu buğdayı ithal etmeye başladı...

Ülkemizde gluten, çölyak, diyabet, her türlü otoimmün hastalıkları, obezite, diyabet, alzheimer, demans, dikkat eksikliği vb. nörolojik hastalar ve romatizmal hastalıkların nüfusa oranı ve sayısı adeta patladı...

?en?eres in liderliğini yaptığı
Bu kısımı sansurledim ?? ’nin iktidarının vaadi, 10’dan fazla katkı maddesi içeren endüstriyel beyaz undan yapılan “Beyaz Ekmek”ti. 

..... medya, beyaz ekmeği, kalite, zenginlik, refah ve zenginlik göstergesi olarak vatandaşa sundu. Halk beyaz ekmek yedikçe, acıktı. Acıktıkça, beyaz ekmek yedi...

-- Kısa bir süre sonra “Ekmeksiz doymuyorum.” durumuna getirdi vatandaşı. 

Tıka basa ekmek yemenin sonucu insanlarin sağlığı bozuldu tabii. Şeker hastası olduk, alerji olduk ve hastalıklar ardı ardına sıralanmaya başladı. 

Fiyatı çok daha pahalı olan kara ekmeğin, aslında hem bütçe, hem sağlık açısından çok daha ucuza geldiğini, bir kaç kişi dışında, hiç bir beslenme uzmanı halka anlatmadı..!

Bugün artık, Dünya ekmek tüketim ortalamasının beş katı kadar ekmek tüketiyoruz.!! 

Dünyada çöpe en fazla ekmek atan ülke Türkiye...

Peki neden 195 ülke insanlarından daha fazla ekmeği çöpe atıyoruz? 

Biz çok mu ac gözlüyüz çok mu savurganiz biz çok mu şımarık olduk, biz tasarruf etmek ne demek umuttuk mu?

Beyaz ekmek, dünyanın en çabuk bozulan ekmeğidir...

Yıllardan sonra Marshall Yardımı ile Beyaz Ekmek yemeye başlayan Avrupa ülkeleri, sonunda beyaz Ekmek yemeyi bıraktı. Ama biz Türkiye'de hala beyaz ekmek yemeye  devam ettik.! 

Neden?

Beyaz ekmek ile Tam Buğday ekmeği arasındaki farkı, daha yeni yeni anlamaya başladık... Hastalıklardan korunmak için ilaçlara değil, sağlıklı besinlere sarılmamız gerekiyor. Sağlıklı içecekler içmek gerekiyor, NBŞ nişasta bazlı şeker,  endüstriyel tatlandırıcı (600.000 kat tat veren ürünler) kullanarak yapılmış her türlü şekerli,  asitli gazlı içeceklerden uzak durmak gerek. 

Yine NBŞ kullanılarak yapılan gofret, çikolata bisküvi vb abur cubur ürünlerden mutlak şekilde uzak durmak gerek. 

Tüketici artık parasını neye verdiğini bilmeli. 

Yerli ata tohumu ve geleneksel tarım ile üretilmiş, GDO’suz, kimyasal ilaç ve gübre kullanılmayan, kimyasal katkı maddesi içermeyen gıda talep etmelidir... 

Ata tohumu ile üretim yapan çiftçiler devlet tarafından desteklenmelidir...

Sağlıklı bir hayat için doğal, sağlıklı, organik gıdalar ve sağlıklı içecekler seçmek zorundayız...
Faydalı oldugu için. 

🎋Ekmek Buğday🌾

#PaletimdeRenkler
#Keşfetteyiz

Medeniyetler Tarihi - Feride Kobak / facebook


Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

Bir yazı




25 yıl öncesine kadar çoğu yolda araba yolculuğunun, ön camın çarpma sonucu ezilen böceklerle kaplanması anlamına geldiğini çok iyi hatırlanır.

Bugün artık aynı şekilde olmuyor.
Temiz bir ön camla seyahat etmek harika görünebilir. Ama bu bize bir şey anlatmıyor mu? 
Bu böcekler nereye gitti?

Dünya çapında yapılan tüm araştırmalarda böceklerde büyük çaplı bir azalma olduğunu ve bu biyolojik varlıkların düşündüğümüzden daha savunmasız olabileceğini gösteriyor. Bu çalışma, tüm böcek türlerinin 1998 yılı ile 2021 yılı arasında %40'ının azaldığını ve önümüzdeki yıllarda yok olabileceğini öne sürülüyor.

Azalmanın ardındaki faktörler arasında insan kaynaklı habitat değişikliklerinin yanı sıra ormansızlaşma ve doğal habitatların tarıma dönüştürülmesi yer alıyor. Tarımla birlikte herbisitler, fungisitler ve pestisitler gibi kimyasalların kullanımı da geliyor. Beklendiği gibi böcek öldürücüler hedef olmayan türlere zarar veriyor ve neonikotinoidler arılarında küresel çapta azalmasına neden oluyor.
İklim değişikliği de, özellikle kuraklık gibi aşırı hava koşullarında, insan faaliyetleri sonucu önümüzdeki yıllarda yoğunluğunun artması muhtemel durumlarda önemli bir rol oynuyor.

Böcekler bir yerde azalmışsa orada başka canlılarının hayatıda azalmıştır.

Çünkü böceklerle beslenen bir çok memelinin, kuşların ve sürüngenlerin yanı sıra, böcekler de başka böcekleri avlayıp yer. Hatta bazı bitkiler bile böceklerle beslenir.Böcekler yalnızca kendilerinden büyük hayvanların değil, aynı zamanda başka böceklerin de besin kaynağıdır.

Böceklerin ön cama çarpmasında mevcut araçların aerodinamik tasarımının önemli bir rol oynadığı iyi biliniyor ancak böceklerle ilgili sorun bunun ötesine geçiyor.

Dünyadan böcek kadar küçük bir canlıyı koparmak bile doğanın ve yaşamın dengesini bozmaya yetiyor..
Alıntı.

Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

Serhat Ardahan spor'dan gol Show




Serhat Ardahan Spor, Arhavi Deplasmanından 6-1'lik Farkla Döndü

Bölgesel Amatör Lig’de mücadele eden Serhat Ardahan Spor, deplasmanda karşılaştığı Arhavi 08 Spor Kulübü'nü 6-1 gibi farklı bir skorla mağlup ederek haftayı 3 puanla kapattı.


Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

28 Ekim 2024 Pazartesi

Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun



Ülkemizin doğum gününü kutlamak, bu günü hakkınca yaşamak bize yakışandır, olması gerekendir
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun
#mehmetaliarslan
www.mehmetaliarslan.com.tr
www.mehmetaliarslan.name.tr



Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

AŞIK KEVSERİ _ BEN KİMİM ? ŞİİR





BEN KİMİM ?

Ben Allah'ın masum garip kuluyum 
Ömür sayacını sayar giderim 
Maddeden bomboşum manen doluyum 
Ahrete bedeni soyar giderim 

Ben biraz toprağım birazda suyum 
Kibre ne gerek var, işte ben buyum 
Bozulmaz ikrarım değişmez huyum 
Hakikat ilmine uyar giderim 

Dünyanın varına eylemem tamah 
Hak varken kimseye etmem eyvallah  
Rızık veren Haktır  elhamdülillah 
Verdiği nimete doyar giderim

Vakit erir gider tükenir zaman 
Azrail gelince verir mi aman
Gel cana can ol yaraya derman
Muhabbet bağını yayar giderim  

Bu hayat bu ömür biter hasılı 
Kapanır hulâsa devrin fasılı 
Gökyüzünde akan yıldız misali 
Dönmemek üzere kayar giderim 

Aşık Kevseri'yım baktım cihana 
Meyil verdim merhametli insana 
Naçiz bedenimi bir kabristana 
Vadesi yetince koyar giderim

Aşık Kevseri


Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

SEN OLMAZSAN KİM SÖYLERDİ BU SÖZLERİ KİM YAZARDI




SEN OLMAZSAN KİM SÖYLERDİ BU SÖZLERİ KİM YAZARDI
Aşık Veyselin hayatını Ümit Yaşar Oğuzcan dan okumuştum Karacaoğlanı,Yunusu,Emrahı Dertliyi severdi,Ahmet kudsi Tecerin hayatında ayrı bir yeri olduğunu ve Veyselin onun aracılığı ile Köyenstitülerinde saz öğretmenliği yapmış.
Veyselin bir başka özelliğide daha var,köyünde ve çevresinde ondan önce bir tek meyve ağacı yokmuş.Sivrialanda ilk meyve bahçesini o yetiştirmiş.Hem öyle bir bahçe ki içinde elmadan kayısıya kirazdan cevize kadar türlü türlü meyve ve çiçek var.Veysel kardeşlerinin yardımıyla bu bahçeyi yapmaya başladığı zaman köylüleri Âtalarımız bunca yıl böyle bir iş yapmamışlar,şu kör adam onlardan iyimi bilecek ki böyle işe kalkıştı ?" demişler ve bir kaç yıl sonra ağaçlar yetişmeye başlayınca aynı köylüler "O kör değil kör olan bizlermişiz " diyerek Aşık veyseli kutlamışlar.
SENİ SAYGI VE SEVGİYLE ANIYORUM ÖLÜMSÜZ İNSAN
Onur ARAS



Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

27 Ekim 2024 Pazar

SINAVIMIZ İNSANLIK.





~SINAVIMIZ İNSANLIK.... ~

Senelerce okumuş, ders çalışmış, uğraşmış, didinmiş ve en sonunda hayatını belirleyecek o sınav zamanı gelmişti... Babası Kazım bey oldukça  baskındı. Ve muhakkak çok iyi biryeri kazanacağını düşünüyordu oğlunun... Ve sürekli derslerine odaklanması için ikazlarda bulunmuştu o güne kadar...

Sıvav günü ailecek gittiler okula. Annesi yanında getirdiği dua kitabından dualar okurken,babası ise, 
-"Aslan oğlum... Başaracaksın... Ötesi yok bu işin. Sen pehlivan Kazım'ın oğlu Ali Kemal Yılmazsın.-" deyip durmuştu oğlu kapıdan girene kadar... Bu sınava haddinden fazla değer vermiyormuydu Kazım bey?Çok fazla baskı kurmamışmıydı oğlunun üzerinde?...Üzerinde bir ağırlık hissetti o an Ali Kemal ... 

Binaya girdi ve sınava gireceği sınıfı buldu. Soru ve cevap kitapçıkları dağıtıldığında daha da heyecanlanmıştı. Fakat sınav başladığında okadar rahatlamıştıki içi...Soruları hızla cevaplıyordu. Ve çok emindi doğru cevapladığından... Sınavda son yarım saate girildiğinde yüreği ferahlamıştı... Kendinden okadar emindiki... Fakat bir sey gördü o an. Gözlerini sınıfın penceresine sabitledi iyice. Emin olmuştu. Sonra ise hiç düşünmeden yerinden kalkıp, soru ve cevap kağıdını unutmuş bir halde sınıfın kapısına koştu...Görevli öğretmen, 
-"Geri dön. Aksi halde sınavın geçersiz olacak. Bir senen boşa gidecek evladım...-"desede durmamış, okulun arka kapısından koşup gitmişti... 

Babası olanları duyunca, saatler sonra eve gelen Ali Kemal'i önce azarlamış sonrada defalarca tokat atmıştı. Gururunu kıracak cümleler söyleyerek neden sınıftan çıktığını, neden sınavı yarıda bıraktığını sorsada, babasının daha çok kızacağını bildiğinden susmuştu sadece... Söylese anlamazdı. Biliyordu...

O sene boyunca,
"aptal herif" aşağı, "aptal herif" yukarı herkesin yanında rezil etmişti oğlunu. Ali Kemal içerlesede bu duruma, hiç yılmadı. Ve ertesi sene tekrar sınava girip tıp fakültesini kazandı... Çokta iyi bir doktor oldu. Ve şehirde uzun seneler görev yaptıktan sonra, sapa bir kasabadaki hastahaneye gönüllü olarak tayinini istedi. Bir sene sonra ise ailesi misafir olarak gelmişti evine... Aradan geçen onca senede babasıyla arasındaki sınav meselesi çoktan unutulmuştu...

Karlı ve soğuk bir akşam evinin telefonu çaldı Ali Kemal'in. Civardaki köy evlerinden birinde hasta varmış söylendiğine göre. Çantasını alıp çıkacakken, babası Kazım bey, dağ yollarında oğlunu yanlız bırakmak istememiş ve peşine takılmıştı.Eşlik edecekti oğluna. 

Belki bir saat yoğun tipinin altında yürüyüp söz konusu köye ulaştılar. Tarif edilen  köy evini bulup kapısını çaldıklarında yaşlı bir adam açtı kapıyı.Eşinin hasta olduğunu söyleyip, doktor Ali Kemal ve babasını içeri buyur etmişti...

Ali Kemal hastasını muayene ettikten sonra, yaşlı kadının eşi çay getirmiş ve ağrıları dinen kadın teşekkür etmek istemişti doktora. Ve titreyen sesiyle, 

-"Bu soğukta derdimize koştun varol oğul. Senin gibi iyi insanlar olmasa ne olur dünyanın hali? İnsan dediğinde kolay olunmuyor ha...Bak dinle. Sene  doksan dokuz. İstanbuldayım ozamanlar.Birden kötü oldum yolun ortasında. Sokağın ortasında kriz geçiriyorum.Kimsecikler yok etrafta. Meğer sınav varmış o gün. Ve sınav saati yollar bomboştu. Genç bir çocuk çıkageldi beş dakika sonra ... Beni hastahaneye götürdü kucağında yarım saat taşıyarak o sıcakta...Hamileydim... Tir tir titriyorum çocuklarıma birşey olacak korkusuyla. Ve doktor on dakika geç kalınsa ölebileceğimi söyledi bana... Üçüzlerim dünyaya geldi o gün. Gözyaşları içinde beni hastahaneye taşıyan çocuğun elini tuttum... "Abla sınav olurken gördüm seni. Koştum geldim ama bir senem gitti" dedi. Adını soyadını hiç unutmuyorum. Ali Kemal Yılmaz dı...Yüreğime kazıdım Üç oğlumada o genç çocuğun ismini verdim. Çocuğun iyiliği çok etkiledi beni. Çocuklarımı o delikanlının hikayesiyle büyütüp, onun gibi insan olmalarını öğütledim... Şimdi üçüde öğretmen... Öğrencilerini hep insan olarak yetiştirmeye çalışırlar önce... Ah bir bulsam o çocuğuda helallik alsam...Doktor,öğretmen,mühendis herkes olur evladım. Şu dünyada en zor şey, en zor sınavımız insan olmak... O delikanlı sonuna kadar insandı. Bırakmadı beni düştüğüm yolun ortasında-"dediğinde, Doktor Ali Kemal,
-" Helal etmiştir teyzecim merak etmeyin-"demişti...Babası kazım bey ise gözyaşlarını göstermek istemedi yaşlı karı kocaya. Ama evden çıkana kadar gözyaşları yanaklarını ıslattı. 

Yola çıktıktan sonra bile gözlerindeki yaş dinmiyordu Kazım beyin. Defalarca tireyen sesiyle,
-" Ali Kemal... Oğlum-"desede devamını getiremedi hıçkırıklarından....

Hayatta en önemli ve en zor şey insan olabilmektir... Çünkü meslekler başarıyla el edilir... Ama insanlık sadece, merhametle ve vicdanla.....
Alıntı
Fahri URHAN

Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

26 Ekim 2024 Cumartesi

Ağacın kesilmemesi için mücadele eden aktivistin acısı.



Mozart 8 yaşındayken bu meşe 40 yaşın üzerindeydi.

Bu ağaç, ilk buhar makinesinin patenti alındığında 50 yaşındaydı.

Wright kardeşler ilk motorlu uçağı uçurduğunda bu ağaç 180 yaşındaydı.

300 yaşını aştığında, (İngiliz kasabaları Leamington ve Kenilworth arasında) yolların inşası için kurban edildi. Fotoğraf: Ağacın kesilmemesi için mücadele eden aktivistin acısı.


Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor