3 Ocak 2025 Cuma

40 PARALIK ADAMLAR


40 PARALIK ADAMLAR..

Toplumumuzda çok kullanılan bir sözdür.
"Kaç paralık adam ki"
Sanki adamlığın ölçü birimi paraymış gibi.
Parası olana beyefendi denir.
Parası olmayan adam bile değildir.
Yaşlılar daha iyi bilir.
Eskiden öğrenciler de parayla değerlendirildi.
"40 paralık adamlar" denilirdi.
Eylem yapan, hakkını arayan öğrencinin genel adıydı bu.
"40 paralık adamlar"
Peki, neden 10, 20, 30 değil de, 40 paralık adamdı öğrenciler?.
Tarih; Teşrinisani 1924'tü.
Yani 1924 yılının Kasım ayı.
Bundan tam 90 yıl önce.
İstanbul'da tramvay şehir ulaşımı Konstantinopol isimli bir Belçika şirketine aitti.
Cumhuriyet kurulduktan sonra yabancı şirketlerle masaya oturulmuş ve sözleşmeye bazı şartlar konmuştu.
Bu şartlardan birine göre öğrenciler kimliklerini göstermek şartıyla yarı fiyatına tramvaya binecekti.
Belçika şirketi Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüm şartlarını kabul etti..
Tramvayda tam bilet 80 para, öğrenci 40 paraydı.
Ancak Osmanlı döneminde her istediği yapılan Belçika şirketi sorun çıkarıyordu.
Öğrencilerden de tam bilet parası, yani 80 para istiyordu.
15 Kasım 1924'te Tıp Fakültesi öğrencileri örgütlendi.
İstanbul'un tüm duraklarında tramvaya binecekler ve 40 para ödeyeceklerdi.
Harbiye durağından binen bir grup öğrenci 40 para verince biletci kabul etmedi ve tramvayda olaylar çıktı.
Kavganın büyümesi üzerine vatman tramvayı durdurdu.
Olay yerine yetişen şirket işçileri ile öğrenciler arasında arbade yaşandı.
Yoldan geçen bazı vatandaşlar da hakkını arayan öğrencilere tepki gösteriyordu.
"Ne olacak, bunlar 40 paralık adamlar"
Bir anda iki el silah sesi duyuldu ve iki öğrenci vurularak yaralandı.
Silahı ateşleyen polis Harbiye karakolunua sığınarak linçten zor kurtuldu.
Ertesi gün İstanbul'daki tüm üniversite öğrencileri ayaklanmıştı.
Belçika şirketinin Beyoğlu'ndaki Metrohan'da bulunan merkezini basıp herşeyi talan ettiler.
Şirket yetkilileri canlarını zor kurtarıp Sirkeci'de bulunan Sansaryanhan'daki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne sığındı.
Polisin ve şirket yetkililerinin tüm girişimlerine ve sözlerine rağmen olaylar 3-4 gün yatışmadı.
Sonunda 21 Kasım 1924'te, Konstantinopol şirketi pes etti.
Artık öğrenciler her yerde tramvaya 40 paraya binecekti.
Bu, Cumhuriyetin ilk toplu öğrenci eylemiydi ve başarıyla sonuçlanmıştı.
İki öğrenciyi yaralayan polis memuru Hüseyin Efendi ise, "Silahım kendiliğinden ateş aldı" deyince, hapisten kurtuldu ama meslekten el çektirildi.
Bugün öğrenciler toplu ulaşım araçlarına yarım biletle biniyorsa, bu 1924 yılındaki o "40 Paralık adamlar"ın sayesindedir..
Eskilerin öğrencilere "40 paralık adamlar" demesinin nedeni de budur.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Yaşadığımız Evren ve Gizemli Dünyası



Evrenin Gizemli Dünyası
Yaşadığımız evren, uzay, zaman ve var olan her şeyin bir araya gelmesiyle oluşan sonsuz bir labirent gibidir. Gezegenler, yıldızlar, galaksiler ve daha birçok kozmik yapıyı içinde barındıran evren, bilim insanlarının yüzyıllardır çözmeye çalıştığı en büyük gizemlerden biridir.

"Evren, Kâinat veya Kozmos, gezegenler, yıldızlar, gökadalar ve diğer tüm madde ile enerji yapıları dahil olmak üzere uzay ve zamanın tamamı ve muhtevasıdır." Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, evren sadece gözle görebildiğimiz nesnelerden ibaret değildir. Karanlık madde, karanlık enerji gibi henüz tam olarak anlayamadığımız birçok gizemli yapı da evrenin bir parçasıdır

Bilim insanları, gelişen teknolojiler sayesinde evren hakkında daha fazla bilgi edinmeye devam ediyorlar. Ancak, evrenin büyüklüğü o kadar büyük ki, gözlemlenebilir evren dediğimiz sınırlı bir alana odaklanmak zorunda kalıyoruz. Gözlemlenebilir evren, temel parçacıklardan başlayarak gökadalar ve gökada kümeleri gibi büyük ölçekli yapılara kadar tüm madde ve enerjinin mevcut düzeniyle sınırlıdır.

Evrenin nasıl oluştuğu sorusu, bilim dünyasının en çok tartışılan konularından biridir. Büyük Patlama teorisi, evrenin yaklaşık 13.8 milyar yıl önce çok küçük ve yoğun bir noktadan büyük bir patlama ile oluştuğunu öne sürmektedir. Bu patlamanın ardından evren hızla genişlemeye devam etmiş ve günümüzdeki halini almıştır.

Evrenin geleceği hakkında kesin bir şey söylemek mümkün olmasa da, bilim insanları farklı senaryolar üzerinde çalışmaktadır. Evrenin sonsuza kadar genişlemeye devam edeceği, bir noktada çökmeye başlayacağı veya döngüsel bir evrende yaşadığımız gibi farklı teoriler bulunmaktadır.

Evren, insanlık için hala büyük bir bilinmezliktir. Ancak, bilim insanlarının araştırmaları sayesinde evren hakkında her geçen gün daha fazla bilgi edinmekteyiz. Evrenin sırlarını çözmek, insanlığın en büyük hedeflerinden biri olmaya devam edecektir.






Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Okyanuslar Kaynadı, Yaşam Başladı: Tarihin En Büyük Çarpışmasının Sırrı




Bilim insanları, Dünya'nın derin geçmişine ışık tutan çarpıcı bir keşfe imza attı. İlk kez 2014 yılında keşfedilen devasa bir göktaşının, gezegenimizde yaşanmış en büyük felaketlerden birine neden olduğu ortaya çıktı. Bu göktaşı, okyanusları kaynatarak Dünya'yı tam anlamıyla yeniden şekillendirmişti.


S2 adı verilen bu göktaşı, yaklaşık 40-60 kilometre genişliğindeydi ve 66 milyon yıl önce dinozorları yok eden göktaşından tam 200 kat daha büyüktü. Üç milyar yıl önce Dünya'ya çarpan bu kozmik dev, okyanusları kaynatarak tarihte eşi benzeri görülmemiş bir tsunamiye yol açtı.

Güney Afrika'da yapılan kapsamlı araştırmalar, bu devasa çarpışmanın sadece yıkıcı etkiler yaratmadığını, aynı zamanda Dünya üzerindeki yaşamın gelişimine de önemli katkılar sağladığını gösterdi. Bilim insanları, çarpma sonucu oluşan ekstrem koşulların, bazı canlı türlerinin evrimleşmesine ve hayatta kalmasına olanak tanıdığını düşünüyor.

Bu keşif, Dünya'nın geçmişi hakkında bildiklerimizi kökten değiştiriyor. Aynı zamanda, evrende yaşamın ortaya çıkışı ve evrimi konusunda yeni sorulara yol açıyor. Bilim insanları, gelecekte yapacakları çalışmalarla bu gizemli olayın ayrıntılarını daha iyi anlamaya çalışacaklar.




Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Ardahan Damal Atatürk Silüeti


Ardahan'ın eşsiz doğal güzellikleri arasında yer alan ve her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği bir doğa harikası var: Atatürk Silüeti. Damal ilçesinin Yukarı Gündeş köyünde, Karadağ yamaçlarında güneşin batışı ile birlikte ortaya çıkan bu siluet, adeta bir doğa mucizesi.

Bu eşsiz doğa olayı, ilk kez 1954 yılında bir çoban tarafından fark edilmiş. 1975'te çekilen bir fotoğrafla tüm Türkiye'ye duyulan siluet, o günden beri her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği bir nokta haline gelmiş.

Güneşin belirli bir açıda düşmesiyle oluşan bu siluet, tamamen doğal koşullarda ortaya çıkıyor. Dağın gölgesinin yamaçlara yansımasıyla oluşan bu görüntü, sanki Atatürk'ün bizzat Karadağ'a baktığını gösteriyor. 

Her yıl 15 Haziran - 15 Temmuz tarihleri arasında, güneşin batışı sırasında en net şekilde görülebilir.

Ardahan'a ulaşım karayoluyla sağlanabilir. Ardahan'dan Damal ilçesine geçerek, Yukarı Gündeş köyüne ulaşabilirsiniz.







Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

3 Haziran Dünya Bisiklet Günü hakkında



2018 yılından bu yana her 3 Haziran'da kutlanan Dünya Bisiklet Günü, Birleşmiş Milletler tarafından resmen tanınmış ve tüm dünyada bisiklet kullanımının önemi vurgulanmıştır. Bisikletin, sadece bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda sağlıklı yaşam, çevre dostu bir gelecek ve sürdürülebilir şehirlerin sembolü olduğu artık tartışılmaz bir gerçek.

Ülkemizde de bisiklet kullanımının artması için önemli adımlar atılıyor. Büyük şehirlerde bisiklet yolları yapılıyor, bisiklet paylaşım sistemleri kuruluyor. Ancak, daha yaygın bir bisiklet kültürü oluşturmak için hala yapılması gereken çok şey var.

Hollanda gibi ülkelerde bisiklet, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş durumda. Bu ülkelerdeki bisiklet altyapısı ve bisiklet kullanım oranları, Türkiye için de bir örnek teşkil ediyor.

3 Haziran Dünya Bisiklet Günü, hepimize bisikletin önemini hatırlatmak ve bisiklet kullanımını teşvik etmek için önemli bir fırsat. Bisiklet, sadece bireysel sağlığımız için değil, aynı zamanda gezegenimiz için de yapacağımız en iyi yatırımlardan biri


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Telli Baba Kimdir?



Telli Baba, Kadiri tarikatına mensup, halk arasında oldukça sevilen ve saygı duyulan bir velidir. İstanbul'un gözde yerlerinden Rumelikavağı'nda bulunan türbesi, yüzyıllardır ziyaretçilerine kapılarını açmaktadır.

Telli Baba, Üsküdar'daki Aziz Mahmud Hüdayi, Beykoz'daki Yuşa ve Beşiktaş'taki Yahya Efendi ile birlikte İstanbul Boğazı'nın dört bekçisi olarak kabul edilir. Bu inanış, Telli Baba'nın manevi gücünün ve boğaza hakim olduğu düşüncesinin bir yansımasıdır.

Telli Baba'nın gerçek adı İmam Abdullah Efendi olduğu ve Fatih Sultan Mehmet döneminde orduda görev yaptığı rivayet edilir. Şehit düştüğü söylenen Telli Baba'nın türbesi, zamanla halk arasında ziyaret edilen önemli bir mekan haline gelmiştir.

Türbe hakkında birçok farklı hikaye ve rivayet bulunmaktadır. Özellikle evlilik ve dileklerle ilgili inanışlar, Telli Baba'yı ziyaret edenlerin sayısını artırmıştır.
Telli Baba Türbesi, ziyaretçiler için manevi bir huzur ve dinginlik sunar. Özellikle evlilik, iş, sağlık gibi konularda dileklerde bulunmak isteyenler türbeyi ziyaret ederler. Ayrıca, İstanbul'un tarihi ve doğal güzelliklerini bir arada sunan Rumelikavağı'nda bulunması da türbenin cazibesini artırır.

Telli Baba Türbesi, İstanbul'un Sarıyer ilçesi, Rumeli Kavağı'nda yer almaktadır. İstanbul'a gelen yerli ve yabancı turistler, tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü bu bölgeyi ziyaret ederken Telli Baba Türbesi'ne de uğramaktadırlar






Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Sarıyer spor Kulübü



1940 yılında kurulan Sarıyer Spor Kulübü, İstanbul futbolunun köklü kulüplerinden biridir. Uzun yıllar boyunca Türkiye liglerinde mücadele ederek adından sıkça söz ettirmiş, özellikle 1980'ler ve 90'ların başında yaşadığı yükselişle dikkat çekmiştir. Lacivert-beyaz renkleriyle özdeşleşen kulüp, bu renklerin asaleti ve temizliği simgelediğine inanır.

1982-1994 ve 1996-1997 yılları arasında Süper Lig'de mücadele eden Sarıyer, bu dönemde elde ettiği başarılı sonuçlarla İstanbul'un önemli takımları arasında yerini almıştır. Ancak 90'lı yılların sonlarından itibaren yaşanan düşüş, kulübü alt liglerde mücadele etmeye zorlamıştır.
Sarıyer Spor Kulübü, Türk futboluna birçok yetenekli oyuncu kazandırmış ve Türk futbol tarihine önemli isimler yazdırmıştır. Kulübün altyapısı, Türk futboluna birçok yetenekli oyuncu kazandırarak Türk futboluna hizmet etmeye devam etmektedir.


Sarıyer, sadece İstanbul'da değil, Türkiye genelinde geniş bir taraftar kitlesine sahiptir. Kulübün taraftarları, bağlılıkları ve tutkuları ile bilinir. Yusuf Ziya Öniş Stadı, Sarıyer taraftarının maçları takip ettiği ve takımına destek olduğu önemli bir mekandır


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Hoçvan

 

Ardahan'ın eşsiz coğrafyasında yer alan Hoçvan, (xoçvan) yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle dikkat çeken bir yerleşim yeridir. Ardahan il sınırları içerisinde yer alan ve 22 köyden oluşan hoçvan yerel halk tarafından hoçvan bölgesi olarak tanımlanıyor, markaköy kora ve kısır dağı'da bu coğrafyada yer alıyor.

Hoçvan'ın Köyleri ise şu şekildedir 

1 Hasköy – Xas
2 Markaköy Bayramoğlu Kora
3 Panik -Tunçoluk
4 Tikoş -Dağcı
5 Binbaşar -Murka
6 Çalabaş -Çelebaşı
7 Otbiçen-Kımıli
8 Mıcuc -Beşiktaş
9 Ömerağa -Omerxa
10 Aşağıkurdoğlu -Qurdoğliya Jerin
11 Tazeköy+ Döşeli -beberek
12 Xeskar- Köprücük
13 Lehimli-Leheniya
14 Hacıali-Hecelya
15 Yukarıkurdoğlu - Qurdoğliya Jorin
16 Pangis - Taşlıdere
17 Nebioğlu - Neboxli
18 Erdemel -Çağlayık
19 Sıxırpet -Samanbeyli
20 Gölgeli -Korgeli
21 Çobanlı -Ağaçlı -Kelık
22 Yaylakarakolu - Kawe


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Ay'a Aslında Gidilmediği İddiası: Detaylı Bir İnceleme


Ay'a ilk insanlı inişin 1969 yılında gerçekleştiği genel kabul görse de, bu konuda çeşitli komplo teorileri bulunmaktadır. En yaygın olanı ise Ay'a hiç gidilmediği, tüm görüntülerin bir stüdyoda çekildiği iddiasıdır.

Fotoğraf ve Video Analizleri: Ay'da çekilen fotoğraf ve videolarda görülen bazı tutarsızlıklar (örneğin, bayrakların rüzgarda dalgalanması, gölge uzunluklarındaki farklılıklar) bu iddiaları destekleyenlerce öne sürülür.

Teknolojik Olasılıklar: 1960'lı yıllarda böyle bir görevi gerçekleştirmenin teknolojik olarak mümkün olmadığı, kullanılan bilgisayarların günümüzdeki cep telefonlarından daha az güçlü olduğu gibi argümanlar kullanılır.

Sovyetlerin Sessizliği: Sovyetler Birliği'nin Ay yarışında ABD'ye rakip olması ve bu iddialara karşı sessiz kalması, komplo teorisyenlerince önemli bir delil olarak gösterilir.

Gizli Gündemler: Bazı teoriler, Ay'a inişin aslında bir propaganda aracı olduğu ve ABD'nin Soğuk Savaş'ta üstünlük sağlamak için böyle bir sahtekârlığa başvurduğunu öne sürer.

Bu İddiaları Çürüten Bilimsel Kanıtlar

Ay Taşları: Ay'dan getirilen taşların Dünya'daki hiçbir taş örneğine benzememesi ve radyoaktif bozunma analizlerinin Ay'da uzun süre maruz kaldığını göstermesi, bu taşların Dünya'da üretilmiş olamayacağını kanıtlar.

Lazer Reflektörleri: Ay'a bırakılan lazer reflektörleri sayesinde Dünya'dan Ay'a lazer ışınları gönderilip geri yansıtılmasıyla Ay'ın uzaklığı hassas bir şekilde ölçülebilmektedir. Bu da Ay'a inişin gerçekleştiğini doğrular.

Bağımsız Doğrulamalar: Dünyanın farklı ülkelerindeki radyo teleskopları, Apollo görevlerini takip etmiş ve iniş anlarını kaydetmiştir.

Gözlemler: Ay'daki iniş yerleri, yörüngedeki uydular tarafından görüntülenmiştir. İniş araçlarının ve astronotların izleri açıkça görülmektedir.

Bilimsel Bilgisizlik: Birçok kişi için uzay bilimi karmaşık ve anlaşılması güçtür. Bu durum, komplo teorilerinin daha cazip hale gelmesine neden olabilir.

Düşünme Biçimleri: Bazı insanlar, büyük olayların ardında gizli güçler olduğunu düşünmeye eğilimlidir. Bu da komplo teorilerine olan inancı artırabilir














.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Kars zafer Madalyası



1853-1856 Kırım Savaşı sırasında, Osmanlı İmparatorluğu'nun doğu sınırlarını korumak için verilen mücadelelerin en önemlilerinden biri, şüphesiz Kars Savunması'dır. Rus ordularının 14 Haziran 1855'te başlattığı kuşatma karşısında, Müşir Mehmed Vasıf Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu ve Kars halkı, 135 gün boyunca kahramanca direnmiştir

29 Eylül 1855'te kazanılan bu büyük zafer, Sultan Abdülmecid tarafından ödüllendirilmiş ve Kars şehri, Anadolu'da bir şehre verilen ilk "gazi" unvanına layık görülmüştür. Zaferin anısına bastırılan altın, gümüş ve bakırdan yapılmış "Kars Zaferi Madalyaları" ise o dönemdeki askerlere ve şehit ailelerine dağıtılmıştır.

Madalyanın bir yüzünde Kars Kalesi, diğer yüzünde ise Sultan Abdülmecid'in tuğrası bulunmaktadır. Bu madalyalar, bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenmektedir


Kars Zaferi, sadece askeri bir zafer değil, aynı zamanda Türk milletinin birlik ve beraberlik içinde mücadele etme azmini gösteren önemli bir dönüm noktasıdır. Bu zafer, Osmanlı İmparatorluğu'nun zorlu şartlarda bile varlığını sürdürebileceğini kanıtlamıştır


Kars Zaferi, bugün de Türk milletinin hafızalarında önemli bir yere sahiptir. Her yıl düzenlenen anma etkinlikleriyle, bu zaferin önemi bir kez daha vurgulanmaktadır. Kars şehri, bu zafer sayesinde tarih boyunca önemli bir stratejik konuma sahip olmuş ve Türk milletinin kahramanlık destanlarına yazılmıştır.




Mehmet Ali Arslan, Haber Blog