2 Ekim 2024 Çarşamba

KARS ÇOK'MU UZAKTA ???

KARS ÇOK'MU UZAKTA ???

KARS ÇOK'MU UZAKTA ???
     Sayfandaki Arkadaşlarımın yüzde sekseni Karslı hemen hemen her gün Kars'a dair yazılan yazılar gönderilen haberler Resimler güzel ve Mutlu günler olduğu gibi bazanda hüzünlü haberleri alıyorum.
      Aslında Kars uzakta değil o her zaman Bizim içimizde yaşamımızda vede hayatımızda 
28 yıldır Edirne'de oturuyorum benim gibi yıllar yılıdır Karstan uzakta oturan herkesin o oturduğu yere daire bir anısı yokki benimde olsun.
       Ne zaman çocukluk, Gençlik vede 40 lı yaşlara gitsem doğrusu hangi anımı hatırlamak istesem aklıma Kars gelir, sanırım sizlerde aynı düşünce içindesiniz,
Toplandığınız her üç , beş kişilik bir ortamda mutlaka Kars yâd ediyorsunuz.
    Bu gün yine özlemlerim kabardı ki aslında yazilacakların çoğunu yazmışım bu günde birşey kısaca yazmak geldi içimden.
Umarım beğenirsiniz.
          KARS ÇOK'MU UZAKTA. 27 Eylül 2024

Kimi payton la gezdi kimiside Kaşkayla 
Kimi Furguna bindi kimiside Brışkayla 
Kimiside her günde Yolda yürüdü yaya 
Ben yazdım hatırlayın sizler O eski Kars'ı 
Özlemin , Ağlamanın artık geçti sırası.

Çıkarın Resimleri şöyle bir, bir Albümden 
Gözünüz buğlanacak siz düşünün derinden 
Kırık dökük Anılar her biri ayrı yerden.
Nasıl da geçmiş zaman yazı çoktan unuttuz.
Kendinizi kandırıp kendinizi Avuttuz.

İnsan bir kez dönmesin geçmişine Maziye.
Sorular hep peş peşe neden yaptım ve niye.
Ayrılıklar, Vedalar Artık gelmez geriye.
Gözündeki yaşlara neden Mani olursun.
Bırak Düşsün Damlalar Yanağında kurusun.

Baktığın her Resimde birer Anın canlandı.
Demekki yaşanmamış o günler hep yalandı.
Oysa ki sen bilmedin çok değerli zamandı.
Gözünde yaş kalmamış hiç uğraşma boşuna.
Akıl Kemal'e erdi geldin yetmiş yaşına.

Herkese te yad ediyor eski Kars Eski Günler.
Şöyle bakın etrafa yanında Kalan kimler.
Nede güzel olurdu bahçede Toy, Düğün ler.
Bir gün önce kınaya toplanır konu, komşu.
Günlerdir hep oluyor gelin evinde koşu 

Her Resimde Bir başka Anıyı hatırlatır.
Yazsam kitaplar almaz yaşanan satır, satır.
Mutlaka O kareden bir kaç yaşayan vardır.
Bir telefon ederek sorsanız hatırını.
Özlediniz mutlak Kars'ın yağmur karını.

Kim kimi Arayacak kim saracak komşuyu.
Kelem, Havuç ,Salata kuruyorduz Turşuyu 
Biraz biber katınca güzelde olur suyu.
Altı kartollu olur Erişte pilavının 
Zibilli köfte yapın Düyü Mercimek katın.

Hey gidi Eski günler Anan Gazan Asardı 
O çocukluk günleri demekki İlk bahardı.
Allah ne verdi ise gazanda onlar vardı.
Mahallenin çocuğu bir hayatta oynuyor 
Büyükler küçükleri her daima kolluyor.

Okulların önünde hele Bayram yerinde 
Güzel Anılar saklı Resminde her birinde.
Başlarındaki şapka Bayrakta Ellerinde.
Yanyana poz veriyor Öğrenciyle Hocası.
Türkülere konuydu Mekteplerin Bacası.

Bazan Görsel Medyada bunlar yayınlanıyor.
Yıllar çok çabuk geçmiş Arkadaşlar Tanıyor.
O günleri Anarken Yürekleri Kanıyor.
Dündü Kayabaşında Oturup sohbet ettiz.
Güzel Kars'ı Terk edip Niçin bırakıp Gittiz.

Şöyle bakıp Aşağı seyrettiz Kars  Çayını.
Severdiniz siz Kars'ın yılın bütün ayını.
Kışa Zemheri derdiz, Kızma Günse Yayı'nı
Sizi alıp götürdü yollar çok uzaklara 
Vuslat kaldı her hâlde bir sonraki bahara.

Biraz bende dolaştım sizle Anilarimda.
Sislenmiş bir kaç resim Vede mektuplarımda 
Kuruyan yapraklarla olan sonbaharımda 
Dokunduğum Resimler bende gönül yarası.
Öyle çokta uzakki Gurbet, Sıla Arası.

Kars'a uzaktan bakıp vede Kars'ı Özlemek.
Arada Bir yolunu çevirip Kars'a gitmek.
Taşını Toprağını Tipi Boranı Sevmek.
Şöyle Kaleye çıkıp Dünya gözüyle görün.
Varsa kalan Dostunuz Hatıralarla Dönün.

      Vakit bulup gidenlere hoş vakitler dilerim 
Hoşçakalın 
Kars'ta kalın 
     Sevgi ve saygılarımla
Metin KOCA


Mehmet Ali Arslan - internete ilk alemde tek- imparator Gazetesi +kral gazetesi + Name Gazetesi ortak yayın

Sinan Ateş davasında karar açıklandı




Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in 30 Aralık 2022'de Ankara’da silahlı saldırı sonucu öldürülmesiyle ilgili davada bugün karar açıklandı. 11 sanığa hapis cezası verildi, bu sanıklardan beşi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan sanıklar; Eray Özyağcı, Vedat Balkaya, Suat Kurt, Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş.




Mehmet Ali Arslan - internete ilk alemde tek- imparator Gazetesi +kral gazetesi + Name Gazetesi ortak yayın

Çocukluğumun engüzel hayaliydi nekadar çok severdim


Çocukluğumun engüzel hayaliydi nekadar çok severdim bu harika kadinin sisi filmlerini ..

Harika bir karizmaya ve trajik bir hayata sahip, inanılmaz derecede güzel bir kadın...

■ Romy Schneider'in hüzünlü hikayesi

■ Avrupa sinemasının en güçlü oyuncularından Romy Schneider'in başarı ve hüzün dolu hikayesi…
Romy Schneider 23 Eylül 1938'de Viyana'da doğdu, 29 Mayıs 1982'de Paris yakınlarında öldü. Avrupa sinemasının en güçlü oyuncularındandır.  

“Hani büyülü bir ışık saçan çocuklar vardır,” diyordu Das Verhör / Sorgu filminde Romy Schneider. Kendisi de öyle bir çocuktu. Romy Schneider’in, daha doğrusu Rosemarie Magdalena Albach – Schneider’in doğup büyüdüğü yer. Bavyera’nın, mavi gökyüzü ve yeşil dağları arasında, kırmızı damlı, pembe panjurlu Mariengrund çiftliğinde, savaşa ve anne babasının boşanmasına rağmen Rosemarie, ancak çocuk kitaplarına yaraşır bir çocukluk yaşıyor. Küçük kız, sadece anne babası, ünlü oyuncular Magda Schneider ve Wolf Albach-Retty’nin değil, herkesin gözbebeği. Henüz 15’indeyken ilk defa tanışıyor setlerle. Ana-kız, Rosemaire’nin ilk filminde birlikte rol alıyorlar ama küçük kızın annesinin eteklerinden kopması uzun sürmüyor. İkinci filmini çevirdikten sonra Romy adını alıyor.

Romy’nin yönetmen Ernst Marischka ile karşılaşması hayatının dönüm noktalarından biri. 2. Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkmış ve savaşın etkilerinin hâlâ fazlasıyla hissedildiği Almanya’nın acilen yeni kahramanlara ihtiyaç duyduğu bir dönem. Almanya’nın umut vaat eden genç oyuncuları arasına girmeyi başarmış olsa da o sıralar kimse Romy'nin önce Almanya, sonra bütün Avrupa’yı fethedeceğini tahmin bile edemiyor. Marischka, “Avrupa’nın bütün genç kızlarının rüyalarını sen süsleyeceksin,” diyerek Romy’ye Sissi’de başrol veriyor. Ve Sissi efsanesi doğuyor. Peş peşe üç film çekiliyor. Sissi (1955), Sissi, die junge Kaiserin / Genç İmparatoriçe Sissi (1956) ve Sissi – Schicksalsjahre einer Kaiserin / Sissi – Bir İmparatoriçenin Kader Yılları (1957). Romy Schneider’e dünya çapında ün kazandıran Sissi imajı, daha üçüncü filmin çekimleri tamamlanmadan Romy için bir prangaya dönüşüyor.

Bir arkadaşına “Koca bir milletin bekâretini kaybetmeni beklemesini nasıl bir duygu olduğunu biliyor musun? Sissi’den kurtulmalıyım,” diye yazıyor. (Oysa Romy Schneider, hiçbir zaman Sissi’den kurtulamayacak, yıllarca birlikte Sissi’yle özdeşleştirilmekten duyduğu rahatsızlık daha da artacaktır. Hatta 1971 yılında Paris’te bir otelde karşılaştığı yapımcı Luggi Waldleitner’in Sissi’ye olan hayranlığını dile getirmesi, Schneider’ı çileden çıkaracak ve herkesin ortasında Waldleitner’e bağırıp çağırıp küfretmesine neden olacaktır.) Tam bu sırada, büyük aşkım dediği adamla karşılaşıyor: Alain Delon. O zamanlar kimsenin adını sanını bilmediği Delon ve ünlü Schneider, Christine’in çekimlerinde âşık oluyorlar ve Romy, Delon’un peşinden Fransa’ya gidiyor.

Alman basını, İmparatoriçeleri’ni ihanetle suçluyor. Oysa Fransa’ya gidişiyle birlikte yepyeni bir sayfa açılıyor Romy’nin hayatında. Romy’nin anne babası da kızlarının ‘Fransız Kazanovası’nın’ peşinden gitmesinden rahatsızlar. Özellikle de annesi “Bu kadar yakışıklı bir adama asla tek başına sahip olamazsın,” diye uyarıyor kızını. Masum Sissi imajını nispeten kurtarmak için de nişanlanmasında diretiyor. Tutkulu, inişli çıkışlı bir aşk yaşıyor ikili. Bu arada Romy çocuk Sissi olmaktan çıkarak, ünlü yönetmen Lucino Visconti’nin himayesinde, ciddi, dünya çapında bir oyuncuya dönüşüyor. Alain de kariyeri üzerinde çalışıyor.

 Fransızların yüzyılın aşkı dedikleri, sadece beş yıl sürüyor. 1963 yılının son günlerinde bir demet çiçek ve kısa bir not buluyor Alain’den: “Nathalie’yle Meksika’ya gidiyorum. Hoşçakal. Alain“.

Dünyası yıkılan Romy çaresiz annesinin yanına Berlin’e dönüyor. İki yıl sonra kendinden 14 yaş büyük yönetmen Harry Meyen’le dünya evine giriyor; oğulları David dünyaya geliyor. Her şey yoluna girmiş, Romy mutluluğu yakalamış görünse de, Meyen’in aşırı koruyucu ve bazen aşağılayıcı tavrından, sadece anne ve eş olmaktan sıkılıyor, daha da önemlisi unutulup gitmekten ölesiye korkuyor. Derken Alain Delon yeniden sahneye çıkıyor! Delon’un tek bir telefonu, Romy’nin her şeyi bırakıp yeniden oyunculuğa dönmesine yetiyor. Birlikte, gişe rekorları kıran La Piscine / Sen Benimsin’i (1968) çekiyorlar. Romy, yılların acısını çıkarırcasına, Claude Sautet, Orson Welles gibi ünlü yönetmenler, Yves Montand ve Marcello Mastroianni gibi dev oyuncularla dur durak demeksizin çalışıyor. “Benim için iyi olmadığını bilsem de hep en uca kadar gitmek isterim. Meslek yaşamımda olduğu gibi özel hayatımda da sınırları zorlamayı severim,” diyen Romy ayakta alkışlanırken, Berlin’de karısını bekleyen Meyen’in kariyeri ve bununla birlikte evlilikleri de çatırdıyor. Schneider-Meyen çifti 1975 yılında boşanıyor. Aynı yıl ünlü oyuncu, kendinden 10 yaş küçük sekreteri Daniel Biasini ile şansını deniyor. Ama Daniel’in gözü sadece başka kadınlar ve Romy’nin parasında. Bu evlilikten Sarah doğuyor. “Biraz Elizabeth Taylor gibiyim; o da âşık olduğu adamlarla hemen evlenip çocuk yapmak istiyor,” diyor bir röportajında. Kötü talih Romy’nin peşini bırakmıyor, boşanmalarından dört yıl sonra eski kocası Meyen, kendini asıyor. İntiharından Romy kendini sorumlu tutuyor.

Ve Romy ikinci evliliğini bitirmeye karar veriyor, ancak bu sefer de oğlu David sorun çıkartıyor. Boşanma süreci Schneider için sabır denemesine dönüşüyor. Çığ gibi büyüyen borçları da cabası. Bu zor dönemde en büyük desteği sevgilisi Laurent Petin. Onun tavsiyesiyle, bir psikiyatri kliniğinde tedavi görüyor.

Ama hayat, ünlü oyuncuya en büyük darbeyi henüz vurmamıştı. 1981 yılının 6 Haziran günü Magda Schneider, kızının “Anne, çocuğum, çocuğum öldü!” çığlığıyla uyanıyor. Korkunç bir kaza olmuştur. 14 yaşındaki David, bahçe çitlerinin üzerinden tırmanmaya çalışırken, ayağı kaymış ve sivri demirlerden biri gövdesini delmiştir! Oğlunun hastanede öldüğü anda, Romy Schneider artık bir daha barışmamak üzere hayata küsüyor. Uzun bir süre eski bir dostunun şatosunda yaşıyor, sonra Laurent Petit ve Sarah’nın refakatinde, amaçsız oradan oraya taşınıyor. Acı veren anılar peşini bırakmıyor bir türlü. Uykusuz gecelerde oğlu David’e uzun mektuplar yazıyor.

Sinemadan. Ruhsal ve bedensel olarak kötü durumda olmasına rağmen, son filmi La Passante du Sans Souci’yi (1981) çeviriyor.

Romy Schneider’ın ölümü erken olmakla birlikte şok etkisi yaratan bir son olmadı. Uzun zamandır kederini ve acısını alkolle, sakinleştiricilerle bastırmaya çalıştığı, sağlığını, gücünü, en önemlisi yaşama sevincini yitirdiği biliniyordu. Kendisi de sonun yaklaştığını hissediyor olmalıydı ki, ölümünden bir süre önce bir gece vakti vasiyetini kaleme aldı. Sonra 1982 yılının 29 Mayıs günü Laurent Petit onu ölmüş olarak buldu evlerinde, masanın başında yığılmış bir şekilde. Doktorlar ölüm raporuna ‘ani kalp durması’ diye not düştüler ama uzun süre kimse inanmadı Sissi’nin kalp yetmezliğinden can verdiğine.

Sevgilisi Romy’nin çıplak olan cansız bedeniyle karşılaştığında, elinde Almanca olarak yazılmış bir not tutuyordu: “Çocukluğunu cebine koy ve kaç, çünkü yapabileceğin tek şey bu.” Romy Schneider, çok sevdiği Paris’in yakınlarındaki bir köy mezarlığına gömüldü. Alain Delon'a göre; “Aslında onun ölüm sebebi, kırık kalbidir. Romy’nin ölümü, oğlu David’in ölümüyle başladı.”

Romy Schneider intihar eden kocası ve kazayla hayatını kaybeden oğlunun arkasından şu dizeleri karalamıştı:

“Babayı gömdüm,
 Oğulu gömdüm,
 İkisinden de hiçbir zaman ayrılmadım,
 Onlar da beni hiç bırakmadılar…”

Kaynak Aylak Karga


Mehmet Ali Arslan - internete ilk alemde tek- imparator Gazetesi +kral gazetesi + Name Gazetesi ortak yayın

Vedat Yılmaz dan Epilepsilerin işsizlik sorununa önemi



BBP Darıca Belediyesi Meclis Üyesi Vedat Yılmaz dan Epilepsilerin işsizlik sorununa önemi 

BBP Darıca Belediyesi Meclis Üyesi ve ayrıca Darıca BBP Kurucusu Sn Vedat Yılmaz Epilepsi hastalarının herzaman yanında olacaklarını ve Türkiye'de 1 milyona yakın Epilepsi hastalarının olduğunu işsizlikte 1.sırada olduklarını söyledi. Siyasetci ve İş Adamı olarak Epilepsilerin yaşamış oldukları sorunları her yerde dile getirerek yardımcı olmaya çalışıyor. Toplumun Epilepsi hastalığına önem vermesini ve hastalık hakkında bilinçlenmesi gerektiğini söyledi.
Epilepsi hastalarının çalışma hayatında karşılaştıkları zorluklar ve devlet tarafından engelli statüsüne alınmaları konusu, toplumsal farkındalık ve duyarlılık gerektiren bi konudur.Bu hastalarının iş hayatında daha fazla yer alabilmeleri için devlet politikalarının yanı sıra toplumsal bilincin de artırılması büyük önem taşımaktadır. Epilepsi, birçok kişi için yaşam boyu süren bir hastalık olsa da uygun tedavi ve destekleyici önlemlerle bu bireylerin iş hayatında başarılı olmaları mümkündür.Ozellikle epilepsi hastalarının iş hayatındaki karşılaştıkları ayrımcılığın önlenmesi ve iş yerlerinde onlara daha fazla destek sağlanması, epilepsi hastalarının hayat kalitesini artıracak önemli adımlardır.Bu bağlamda, epilepsi hastalarının yaşam kalitesini yükseltmek, onları toplumsal hayata daha fazla entegre etmek ve çalışma hayatlarında daha başarılı olmalarını sağlamak adına devlet politikalarının iyileştirilmesi gerekliliği bir kez daha vurgulanmaktadır.

Son olarak ise burdan devletimize, siyasetcilerimize ve iş adamlarına sesleniyorum.Epilepsi kardeşlerimizin her konuda yanlarında olmamız gerektiğini onların sorunlarını çözüm noktasında destek olmaya ayrıca unutmayarak hepimizin bir epilepsi adayı olduğunu ona göre davranmaya önem verilmesini söyledi.Ayrica Epilepsi ve Yaşam Derneğinin yapmış oldugu çalışmalara dikkat verilmesini, BBP partisi olarak derneğin yanında olacaklarını söyledi.

Epilepsi İçin Umut Olun...

BBP Darıca Belediyesi Meclis Üyesi 
BBP Darıca Kurucusu 
Vedat Yılmaz



Mehmet Ali Arslan - internete ilk alemde tek- imparator Gazetesi +kral gazetesi + Name Gazetesi ortak yayın