31 Ekim 2024 Perşembe
BİRAZ TEBESSÜM 🙂
BİSİKLET 🚴♀️🚴♀️🚴♀️
Adamın biri, bisikletle Türkiye’den, İran’a geçiyormuş. Selesinde kocaman bir torba!
Gümrük görevlisi şüphelenmiş haliyle. “Aç torbayı” demiş, açmış, kum çıkmış…
İki gün sonra, aynı adam ıslık çala çala gelmiş sınır kapısına, çıkış yapacak, selesinde gene torba… “Aç” demişler, açmış, gene kum.
İki gün sonra, aynı adam pedal çevire çevire gelmiş sınır kapısına, selede gene torba!
Bu sefer, polis çağırmışlar, narkotikçi gözüyle incelemişler, nafile, bildiğin kum...
Delirecekler...
Bir, üç, beş, hep aynı manzara… Adam geliyor geze geze, termal kamerayla bakıyorlar, tahlil yapıyorlar, köpeklere koklatıyorlar, uyduyla takip ediyorlar, hikâye…
Hep kum çıkıyor.
Aradan yıllar geçiyor. Gümrük görevlisi çarşıda rastlıyor o adama... “İçim içimi yiyor” diyor,
“Bu saatten sonra bir şey yapamam sana.
Allah aşkına söyle, ne kaçırıyordun o torbayla?”
Adam cevap veriyor; “Bisiklet.”
Olaylara bakış açısını değiştiremediği sürece, olayların arka planını görememeye devam eder insan...
Gülbin Akalın Gurmermer
Kaygısızlar Dizisinin Muhteşem 3'lüsü
Haberler News
Ekim 31, 2024
1948 yılına kadar Türkiye'de fırından satın alıp yediğimiz ekmek esmer ekmekti
Haberler News
Ekim 31, 2024
1948 yılına kadar Türkiye'de fırından satın alıp yediğimiz ekmek esmer ekmekti.
Hamurda kullanılan maya, ekşi maya olarak evlerde üretilirdi, organikti, doğaldı. Sofrada doyduğumuzu bilirdik.
Ama ne yazık ki Amerika Birleşik Devletleri, Anadolu’nun 14 kromozomlu Siyez buğdayı ile 28 kromozomlu Kavılca buğdaylarının genleriyle oynayarak 48 kromozomlu “Cüce Buğday” türü geliştirinceye kadar.
Sapının kısalığından dolayı bu buğdayımsı “Cüce buğdaylar” Pakistan ve Hindistan’a da ihraç edildi; üretim rekoru kırıldı.!
Daha sonra dünyanın verimli topraklarının ve buğdaylarının kimyasal gübrelerle, zehirli ilaçlarla tanışma dönemi başladı...
Hiç kimse gelecek olan tehlikenin farkında değildi. Oysa buğdayın genetiğiyle sürekli oynanıyordu.! Ortaya çıkan “buğdayımsı” bir şeydi.!
Kavılca ve siyez artık tanınmaz hale gelmişti…
ABD, 1950’den sonra “ihtiyaç fazlası” ve “yardım” adı altında bu buğdayımsı ürünü Türkiye’ye kabul ettirdi...
Türkiye kurak geçen yıllarda ucuz buğdayımsı "cüce buğday" adını verdiği, genetiğiyle oynanmış GDO'lu bu buğdayı ithal etmeye başladı...
Ülkemizde gluten, çölyak, diyabet, her türlü otoimmün hastalıkları, obezite, diyabet, alzheimer, demans, dikkat eksikliği vb. nörolojik hastalar ve romatizmal hastalıkların nüfusa oranı ve sayısı adeta patladı...
?en?eres in liderliğini yaptığı
Bu kısımı sansurledim ?? ’nin iktidarının vaadi, 10’dan fazla katkı maddesi içeren endüstriyel beyaz undan yapılan “Beyaz Ekmek”ti.
..... medya, beyaz ekmeği, kalite, zenginlik, refah ve zenginlik göstergesi olarak vatandaşa sundu. Halk beyaz ekmek yedikçe, acıktı. Acıktıkça, beyaz ekmek yedi...
-- Kısa bir süre sonra “Ekmeksiz doymuyorum.” durumuna getirdi vatandaşı.
Tıka basa ekmek yemenin sonucu insanlarin sağlığı bozuldu tabii. Şeker hastası olduk, alerji olduk ve hastalıklar ardı ardına sıralanmaya başladı.
Fiyatı çok daha pahalı olan kara ekmeğin, aslında hem bütçe, hem sağlık açısından çok daha ucuza geldiğini, bir kaç kişi dışında, hiç bir beslenme uzmanı halka anlatmadı..!
Bugün artık, Dünya ekmek tüketim ortalamasının beş katı kadar ekmek tüketiyoruz.!!
Dünyada çöpe en fazla ekmek atan ülke Türkiye...
Peki neden 195 ülke insanlarından daha fazla ekmeği çöpe atıyoruz?
Biz çok mu ac gözlüyüz çok mu savurganiz biz çok mu şımarık olduk, biz tasarruf etmek ne demek umuttuk mu?
Beyaz ekmek, dünyanın en çabuk bozulan ekmeğidir...
Yıllardan sonra Marshall Yardımı ile Beyaz Ekmek yemeye başlayan Avrupa ülkeleri, sonunda beyaz Ekmek yemeyi bıraktı. Ama biz Türkiye'de hala beyaz ekmek yemeye devam ettik.!
Neden?
Beyaz ekmek ile Tam Buğday ekmeği arasındaki farkı, daha yeni yeni anlamaya başladık... Hastalıklardan korunmak için ilaçlara değil, sağlıklı besinlere sarılmamız gerekiyor. Sağlıklı içecekler içmek gerekiyor, NBŞ nişasta bazlı şeker, endüstriyel tatlandırıcı (600.000 kat tat veren ürünler) kullanarak yapılmış her türlü şekerli, asitli gazlı içeceklerden uzak durmak gerek.
Yine NBŞ kullanılarak yapılan gofret, çikolata bisküvi vb abur cubur ürünlerden mutlak şekilde uzak durmak gerek.
Tüketici artık parasını neye verdiğini bilmeli.
Yerli ata tohumu ve geleneksel tarım ile üretilmiş, GDO’suz, kimyasal ilaç ve gübre kullanılmayan, kimyasal katkı maddesi içermeyen gıda talep etmelidir...
Ata tohumu ile üretim yapan çiftçiler devlet tarafından desteklenmelidir...
Sağlıklı bir hayat için doğal, sağlıklı, organik gıdalar ve sağlıklı içecekler seçmek zorundayız...
Faydalı oldugu için.
🎋Ekmek Buğday🌾
#PaletimdeRenkler
#Keşfetteyiz
Medeniyetler Tarihi - Feride Kobak / facebook
Bir yazı
Haberler News
Ekim 31, 2024
25 yıl öncesine kadar çoğu yolda araba yolculuğunun, ön camın çarpma sonucu ezilen böceklerle kaplanması anlamına geldiğini çok iyi hatırlanır.
Bugün artık aynı şekilde olmuyor.
Temiz bir ön camla seyahat etmek harika görünebilir. Ama bu bize bir şey anlatmıyor mu?
Bu böcekler nereye gitti?
Dünya çapında yapılan tüm araştırmalarda böceklerde büyük çaplı bir azalma olduğunu ve bu biyolojik varlıkların düşündüğümüzden daha savunmasız olabileceğini gösteriyor. Bu çalışma, tüm böcek türlerinin 1998 yılı ile 2021 yılı arasında %40'ının azaldığını ve önümüzdeki yıllarda yok olabileceğini öne sürülüyor.
Azalmanın ardındaki faktörler arasında insan kaynaklı habitat değişikliklerinin yanı sıra ormansızlaşma ve doğal habitatların tarıma dönüştürülmesi yer alıyor. Tarımla birlikte herbisitler, fungisitler ve pestisitler gibi kimyasalların kullanımı da geliyor. Beklendiği gibi böcek öldürücüler hedef olmayan türlere zarar veriyor ve neonikotinoidler arılarında küresel çapta azalmasına neden oluyor.
İklim değişikliği de, özellikle kuraklık gibi aşırı hava koşullarında, insan faaliyetleri sonucu önümüzdeki yıllarda yoğunluğunun artması muhtemel durumlarda önemli bir rol oynuyor.
Böcekler bir yerde azalmışsa orada başka canlılarının hayatıda azalmıştır.
Çünkü böceklerle beslenen bir çok memelinin, kuşların ve sürüngenlerin yanı sıra, böcekler de başka böcekleri avlayıp yer. Hatta bazı bitkiler bile böceklerle beslenir.Böcekler yalnızca kendilerinden büyük hayvanların değil, aynı zamanda başka böceklerin de besin kaynağıdır.
Böceklerin ön cama çarpmasında mevcut araçların aerodinamik tasarımının önemli bir rol oynadığı iyi biliniyor ancak böceklerle ilgili sorun bunun ötesine geçiyor.
Dünyadan böcek kadar küçük bir canlıyı koparmak bile doğanın ve yaşamın dengesini bozmaya yetiyor..
Alıntı.
Serhat Ardahan spor'dan gol Show
Haberler News
Ekim 31, 2024
Serhat Ardahan Spor, Arhavi Deplasmanından 6-1'lik Farkla Döndü
Bölgesel Amatör Lig’de mücadele eden Serhat Ardahan Spor, deplasmanda karşılaştığı Arhavi 08 Spor Kulübü'nü 6-1 gibi farklı bir skorla mağlup ederek haftayı 3 puanla kapattı.
30 Ekim 2024 Çarşamba
Karsın kurtuluşu
Haberler News
Ekim 30, 2024
28 Ekim 2024 Pazartesi
Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun
Haberler News
Ekim 28, 2024
İyi haftalar arkadaşlar
Haberler News
Ekim 28, 2024

Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor
AŞIK KEVSERİ _ BEN KİMİM ? ŞİİR
Haberler News
Ekim 28, 2024
BEN KİMİM ?
Ben Allah'ın masum garip kuluyum
Ömür sayacını sayar giderim
Maddeden bomboşum manen doluyum
Ahrete bedeni soyar giderim
Ben biraz toprağım birazda suyum
Kibre ne gerek var, işte ben buyum
Bozulmaz ikrarım değişmez huyum
Hakikat ilmine uyar giderim
Dünyanın varına eylemem tamah
Hak varken kimseye etmem eyvallah
Rızık veren Haktır elhamdülillah
Verdiği nimete doyar giderim
Vakit erir gider tükenir zaman
Azrail gelince verir mi aman
Gel cana can ol yaraya derman
Muhabbet bağını yayar giderim
Bu hayat bu ömür biter hasılı
Kapanır hulâsa devrin fasılı
Gökyüzünde akan yıldız misali
Dönmemek üzere kayar giderim
Aşık Kevseri'yım baktım cihana
Meyil verdim merhametli insana
Naçiz bedenimi bir kabristana
Vadesi yetince koyar giderim
Aşık Kevseri
SEN OLMAZSAN KİM SÖYLERDİ BU SÖZLERİ KİM YAZARDI
Haberler News
Ekim 28, 2024
SEN OLMAZSAN KİM SÖYLERDİ BU SÖZLERİ KİM YAZARDI
Aşık Veyselin hayatını Ümit Yaşar Oğuzcan dan okumuştum Karacaoğlanı,Yunusu,Emrahı Dertliyi severdi,Ahmet kudsi Tecerin hayatında ayrı bir yeri olduğunu ve Veyselin onun aracılığı ile Köyenstitülerinde saz öğretmenliği yapmış.
Veyselin bir başka özelliğide daha var,köyünde ve çevresinde ondan önce bir tek meyve ağacı yokmuş.Sivrialanda ilk meyve bahçesini o yetiştirmiş.Hem öyle bir bahçe ki içinde elmadan kayısıya kirazdan cevize kadar türlü türlü meyve ve çiçek var.Veysel kardeşlerinin yardımıyla bu bahçeyi yapmaya başladığı zaman köylüleri Âtalarımız bunca yıl böyle bir iş yapmamışlar,şu kör adam onlardan iyimi bilecek ki böyle işe kalkıştı ?" demişler ve bir kaç yıl sonra ağaçlar yetişmeye başlayınca aynı köylüler "O kör değil kör olan bizlermişiz " diyerek Aşık veyseli kutlamışlar.
SENİ SAYGI VE SEVGİYLE ANIYORUM ÖLÜMSÜZ İNSAN
Onur ARAS
27 Ekim 2024 Pazar
SINAVIMIZ İNSANLIK.
Haberler News
Ekim 27, 2024
~SINAVIMIZ İNSANLIK.... ~
Senelerce okumuş, ders çalışmış, uğraşmış, didinmiş ve en sonunda hayatını belirleyecek o sınav zamanı gelmişti... Babası Kazım bey oldukça baskındı. Ve muhakkak çok iyi biryeri kazanacağını düşünüyordu oğlunun... Ve sürekli derslerine odaklanması için ikazlarda bulunmuştu o güne kadar...
Sıvav günü ailecek gittiler okula. Annesi yanında getirdiği dua kitabından dualar okurken,babası ise,
-"Aslan oğlum... Başaracaksın... Ötesi yok bu işin. Sen pehlivan Kazım'ın oğlu Ali Kemal Yılmazsın.-" deyip durmuştu oğlu kapıdan girene kadar... Bu sınava haddinden fazla değer vermiyormuydu Kazım bey?Çok fazla baskı kurmamışmıydı oğlunun üzerinde?...Üzerinde bir ağırlık hissetti o an Ali Kemal ...
Binaya girdi ve sınava gireceği sınıfı buldu. Soru ve cevap kitapçıkları dağıtıldığında daha da heyecanlanmıştı. Fakat sınav başladığında okadar rahatlamıştıki içi...Soruları hızla cevaplıyordu. Ve çok emindi doğru cevapladığından... Sınavda son yarım saate girildiğinde yüreği ferahlamıştı... Kendinden okadar emindiki... Fakat bir sey gördü o an. Gözlerini sınıfın penceresine sabitledi iyice. Emin olmuştu. Sonra ise hiç düşünmeden yerinden kalkıp, soru ve cevap kağıdını unutmuş bir halde sınıfın kapısına koştu...Görevli öğretmen,
-"Geri dön. Aksi halde sınavın geçersiz olacak. Bir senen boşa gidecek evladım...-"desede durmamış, okulun arka kapısından koşup gitmişti...
Babası olanları duyunca, saatler sonra eve gelen Ali Kemal'i önce azarlamış sonrada defalarca tokat atmıştı. Gururunu kıracak cümleler söyleyerek neden sınıftan çıktığını, neden sınavı yarıda bıraktığını sorsada, babasının daha çok kızacağını bildiğinden susmuştu sadece... Söylese anlamazdı. Biliyordu...
O sene boyunca,
"aptal herif" aşağı, "aptal herif" yukarı herkesin yanında rezil etmişti oğlunu. Ali Kemal içerlesede bu duruma, hiç yılmadı. Ve ertesi sene tekrar sınava girip tıp fakültesini kazandı... Çokta iyi bir doktor oldu. Ve şehirde uzun seneler görev yaptıktan sonra, sapa bir kasabadaki hastahaneye gönüllü olarak tayinini istedi. Bir sene sonra ise ailesi misafir olarak gelmişti evine... Aradan geçen onca senede babasıyla arasındaki sınav meselesi çoktan unutulmuştu...
Karlı ve soğuk bir akşam evinin telefonu çaldı Ali Kemal'in. Civardaki köy evlerinden birinde hasta varmış söylendiğine göre. Çantasını alıp çıkacakken, babası Kazım bey, dağ yollarında oğlunu yanlız bırakmak istememiş ve peşine takılmıştı.Eşlik edecekti oğluna.
Belki bir saat yoğun tipinin altında yürüyüp söz konusu köye ulaştılar. Tarif edilen köy evini bulup kapısını çaldıklarında yaşlı bir adam açtı kapıyı.Eşinin hasta olduğunu söyleyip, doktor Ali Kemal ve babasını içeri buyur etmişti...
Ali Kemal hastasını muayene ettikten sonra, yaşlı kadının eşi çay getirmiş ve ağrıları dinen kadın teşekkür etmek istemişti doktora. Ve titreyen sesiyle,
-"Bu soğukta derdimize koştun varol oğul. Senin gibi iyi insanlar olmasa ne olur dünyanın hali? İnsan dediğinde kolay olunmuyor ha...Bak dinle. Sene doksan dokuz. İstanbuldayım ozamanlar.Birden kötü oldum yolun ortasında. Sokağın ortasında kriz geçiriyorum.Kimsecikler yok etrafta. Meğer sınav varmış o gün. Ve sınav saati yollar bomboştu. Genç bir çocuk çıkageldi beş dakika sonra ... Beni hastahaneye götürdü kucağında yarım saat taşıyarak o sıcakta...Hamileydim... Tir tir titriyorum çocuklarıma birşey olacak korkusuyla. Ve doktor on dakika geç kalınsa ölebileceğimi söyledi bana... Üçüzlerim dünyaya geldi o gün. Gözyaşları içinde beni hastahaneye taşıyan çocuğun elini tuttum... "Abla sınav olurken gördüm seni. Koştum geldim ama bir senem gitti" dedi. Adını soyadını hiç unutmuyorum. Ali Kemal Yılmaz dı...Yüreğime kazıdım Üç oğlumada o genç çocuğun ismini verdim. Çocuğun iyiliği çok etkiledi beni. Çocuklarımı o delikanlının hikayesiyle büyütüp, onun gibi insan olmalarını öğütledim... Şimdi üçüde öğretmen... Öğrencilerini hep insan olarak yetiştirmeye çalışırlar önce... Ah bir bulsam o çocuğuda helallik alsam...Doktor,öğretmen,mühendis herkes olur evladım. Şu dünyada en zor şey, en zor sınavımız insan olmak... O delikanlı sonuna kadar insandı. Bırakmadı beni düştüğüm yolun ortasında-"dediğinde, Doktor Ali Kemal,
-" Helal etmiştir teyzecim merak etmeyin-"demişti...Babası kazım bey ise gözyaşlarını göstermek istemedi yaşlı karı kocaya. Ama evden çıkana kadar gözyaşları yanaklarını ıslattı.
Yola çıktıktan sonra bile gözlerindeki yaş dinmiyordu Kazım beyin. Defalarca tireyen sesiyle,
-" Ali Kemal... Oğlum-"desede devamını getiremedi hıçkırıklarından....
Hayatta en önemli ve en zor şey insan olabilmektir... Çünkü meslekler başarıyla el edilir... Ama insanlık sadece, merhametle ve vicdanla.....
Alıntı
Fahri URHAN
26 Ekim 2024 Cumartesi
Ağacın kesilmemesi için mücadele eden aktivistin acısı.
Haberler News
Ekim 26, 2024
Mozart 8 yaşındayken bu meşe 40 yaşın üzerindeydi.
Bu ağaç, ilk buhar makinesinin patenti alındığında 50 yaşındaydı.
Wright kardeşler ilk motorlu uçağı uçurduğunda bu ağaç 180 yaşındaydı.
300 yaşını aştığında, (İngiliz kasabaları Leamington ve Kenilworth arasında) yolların inşası için kurban edildi. Fotoğraf: Ağacın kesilmemesi için mücadele eden aktivistin acısı.
25 Ekim 2024 Cuma
IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN
Haberler News
Ekim 25, 2024
IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN
- I -
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Beklesen de olur, beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırsa beni sana
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem, n'olur takvim sorma bana
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendirdiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadım Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
II
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman...
Bilirsin ki burada değilim artık
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Gelir benim yüreğimde toplanır
Dağların üstünden sıyrılan duman.
Bir yanım mosmordur, bir yanım beyaz,
Bir yanım karakış, bir yanım ilkyaz.
Can evime bakışların saplanır;
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman;
Ne sen gurbetçisin, ne ben sılacı.
Senden gayrısına bakmak mümkün mü;
Gözlerimi esir alan dağlardan.
Kapımı üç defa çalan postacı
"Adresinde yok! " diye notlar düşer,
Eski adresimde bir hüzün eser;
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Eski adresimse kurumuş bir gül,
Gizemli bir ıtır, domur domur kan,
Yaba yaba yelde savrulur gönül,
Firkatli turnalar geçer uzaktan.
Dalgınlığım debimetre tanımaz,
Başım çarpar bir gemi bordasına
Düşerim bir girdabın ortasına
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Birden bezeklenir sevda haritam,
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Lâleler toplarım ben tutam tutam,
Bizim için çalar kıvrak bir keman.
Gök papatya, yer ise lâle bahçesi,
Aşka ışık dokur kuşların sesi.
Seninle hep aynı yerde oluruz;
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Kumaşı eprimiş üç mevsim geçer,
İlkyazla uyanır derin uyuyan.
Tan sesine cıvıldaşır serçeler,
Sevdadır alnıma namlu dayayan.
Havuzuma ay ışığı dökülür.
Bilirsin ki burada değilim artık,
Ruhum yağmur yağmur göğe çekilir;
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Gülde çiy damlası... buzum sırçayım;
Güneşe çarpınca param-parçayım.
Bir Emirgân'dayım, bir Kanlıca'da,
Üsküdar'da, Beykoz'da, Çamlıca'da.
Şehir bir hançerken kan burgacında.
Mekâna sığar mı bu dolu yürek?
Bu sevda çeşmesi, bu deli yürek.
Baylanır, beklerken baygın düşerim;
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
- III -
Saçlarına pütür pütür yapışmış,
Gözlerinin rengi ile sıvanmış
Bir avuç kuru çiçek topladım.
Kırılıp dökülmesinler diye
Sevgiyle, özenle tek tek topladım.
Yürek fideledim zamana ve mekâna,
Hasat vakti geldi yürek topladım.
Belli ki bu yıl da vuslat gecikecek
Aşıdır, serumdur, besindir her umut,
Ey sevgili umudunu diri tut.
Bedenim hür değil, mühlet ver bana,
Er veya geç çıkıp geleceğim sana;
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Mevsimi geçiyormuş, geçsin varsın,
Hep böyle dönüyor zaman tekeri.
Biri gider, biri gelir mevsimlerin,
Sonsuzluğu, diri aşklarla kucaklarsın.
Acılardan damıtırsın şekeri,
Sabrı da güzel olur çeyizi hazır kızların.
En ışıltılı çağında yıldızların
Kaç bıldır öteden göz kırpar bana,
Her umut bir yoldaş, her dert âşina.
Sorma ıhlamurlar ne zaman çiçek açar
Beni güneşin ortasına atsalar da
Yanarım, pişerim, gelirim sana;
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Bahaeddin Karakoç
D:5 Mart 1930 -Ekinözü
Ö:17 Ekim 2018-Kahramanmaraş
Doğa manzarası
Haberler News
Ekim 25, 2024
AKILLI BİR EŞEK ÖYKÜSÜ
Haberler News
Ekim 25, 2024
AKILLI BİR EŞEK ÖYKÜSÜ...
Antik Yunan döneminde (MÖ 620-560 yılları arasında) Ege'de yaşayan ünlü masalcı Ezop'un iki bin altı yüz yıldır canlılığını yitirmeyen öyküsü:
Hikáye bu ya…
Bir inek, bir beygir, bir eşek, etrafa dağılıp insanların ne yaptıklarını öğrenmeye ve üç yıl sonra buluşmaya karar verirler…
Her biri başka yöne gider.
Aradan üç uzun yıl geçtikten sonra buluşma yerine önce inek ve beygir gelir…
İkisi de perişan bir halde, zayıflamış, dişleri dökülmüş, kamburları çıkmış,
adeta çökmüştür.
Beygir merakla sorar:
'Nedir bu halin inek kardeş?'
İnek acıklı bir şekilde içini çekerek anlatır:
'Sorma beygir kardeş…
Bu insanlar çok merhametsiz…
Beni durmadan birbirlerine sattılar.
Alan sütümü sağdı.
Bir inek daha bulup onu yanıma koyarak bizi çifte koştular, aç bıraktılar.
Canımı zor kurtardım be kardeş.'
Beygir de acı acı başını sallayarak anlatır:
'Ah, sorma…
Benim de ağzıma bir demir parçası geçirdiler, ağzımı açamadım. Üzerime bindiler, ses çıkaramadım.
Biri indi, öbürü indi! Binmedikleri zamanlar zincire vurdular.
Belim çöküp de onları taşıyamaz bir hale geldiğinde arkama kocaman bir araba bağladılar.
Bu sefer birçoğunu yeniden taşımaya başladım.
Ben onları taşıdıkça, daha hızlı gitmem için kırbaçladılar.
Canımı zor kurtardım inek kardeş.'
İnek ve beygir böyle konuşurken uzaktan eşek görünür.
Hayli neşelidir. Islık çala çala, taşlara tekme ata ata, hoplaya zıplaya gelir.
Mutludur.
Üstelik şişmanlamıştır.
Tüyleri pırıl pırıl parlamakta, gözlerinin içi gülmektedir.
Üzerinde lacivert takımlar vardır.
İnek ile beygir şaşırmış bir şekilde,
'Nedir bu halin?
Neler oldu?
Neden böyle zevkten dört köşesin?'
diye sorarlar.
Eşek keyifli bir şekilde anlatır:
'Sizden ayrıldıktan sonra uzakta bir memlekete vardım.
Birisi yukarı çıkmış bağırıyor, bağırdıkça insanlar onu alkışlıyordu.
Ben de yüksekçe bir yere çıkıp bağırdım.
Benim bağırmamı bilirsiniz, yeri göğü inletirim.
Sesimi duyan benim yanıma koştu, duyan duymayana haber verdi,
etrafım insanla doldu.
Onlar geldikçe ben daha çok bağırdım.
Haktan, hukuktan, refahtan, adaletten filan bahsettim…'
'Eee, sonra ne oldu?'
'Ne olacak beni başkan seçtiler!'
'Deme yahu..
Yani sen başkan mı oldun?'
'Evet…
Bir şey yapmama gerek kalmadı.
Ben bağırdıkça onlar
'Seninle gurur duyuyoruz...' diye alkışladılar.
Ben de yedim ve bağırdım, yedim ve bağırdım!'
'Pekiii, senin eşek olduğunu anlamadılar mı yahu?'
'Valla, yarısı anladı ama diğer yarısına anlatamadı.!'...
19 Ekim 2024 Cumartesi
ASELSAN'dan TÜBİTAK-SAGE’nin de Katkısıyla Yeni Hava Savunma Sistemi: GÖKDEMİR
Haberler News
Ekim 19, 2024

ASELSAN'dan TÜBİTAK-SAGE’nin de Katkısıyla Yeni Hava Savunma Sistemi: GÖKDEMİR
ASELSAN’ın hava ve füze savunma alanında sahip olduğu bilgi birikimi, ileri teknolojileri ve aktif kullanımda olan güvenilir çözümlerine yakın dönemde eklenen GÖKDEMİR Fırlatma Sistemi, ilk olarak IDEF 2023’de görücüye çıktı.
GÖKDEMİR Fırlatma Sistemi’nde, milli olarak geliştirilmekte olan hava-hava füzelerinin, kara konuşlu hava savunma amacıyla kullanılabilmesi hedeflendi.
GÖKDEMİR Fırlatma Sisteminde TÜBİTAK-SAGE tarafından geliştirilen ve hava savunma ihtiyaçlarına göre güncellenen GÖKDOĞAN füzesi kullanılarak güncel hava tehditlerine karşı nokta hava savunması için etkili bir çözüm sağlandı.
GÖKDEMİR Fırlatma Sistemi; savaş uçakları, silahlı/silahsız insansız hava araçları, seyir füzeleri, havadan karaya füzeler ve helikopterler gibi tehditlere karşı hava ve füze savunma görevini icra edecek.
GÖKDEMİR Fırlatma Sistemi, Ateş İdare Cihazı (HİSAR A+) veya HİSAR Atış Kontrol Merkezi (HİSAR O+) üst komutasında hedef önlemesi yapacak.
GÖKDEMİR Fırlatma Sistemi, ilk atışlı testini Haziran 2022’de ASELSAN Ateş İdare Cihazına entegre olarak başarı ile gerçekleştirmişti.
İntikale hazırlık ve mevzilenme süresi oldukça kısa olan GÖKDEMİR; Döner Taret Yapısı ile 360 derece Tehdit İmha Kabiliyeti, Çoklu Angajman ve Ardışık Ateşleme, Veri Bağı ile Ara Safha Güdüm, Füze Yükleme Platformu ve Vinç Sistemi, Çok Kullanımlı Kanister ve Telli/Telsiz Haberleşme gibi özelliklere sahip bulunuyor.
Aselsan TÜBİTAK
17 Ekim 2024 Perşembe
Sen, topraktan biten taneler gibi, yerin sütüne bağlanmış, ona alışmışsın. Kalplerin gıdasına alış da bu sütten kesilmeye bak!
Haberler News
Ekim 17, 2024
Sen, topraktan biten taneler gibi, yerin sütüne bağlanmış, ona alışmışsın.
Kalplerin gıdasına alış da bu sütten kesilmeye bak!
Ey perdesiz nurları kabul etmeyeistidadı olmayan kişi, hiç olmazsa harflerde gizlenmişbir nur olan hikmet sözlerini duy, onları ye!
Böyleböyle o hicapsız nuruda kabul etmeye istidat kazanır, gizli nuru da hicapsız olarak görürsün.
Bu suretle yıldız gibi felekte seyreder,
hattâ felekten hariç keyfiyetsiz seferlere düşersin!
#MEVLÂNADAN #ÖZLÜ #SÖZLER
İnsan yaşamı boyunca ya Allh’a (cc) veya şeytana kulluk eder. “Ben kimseye kulluk etmedim, etmem de” gibi sözler, şeytana kulluk etmek demektir
Haberler News
Ekim 17, 2024

İnsan yaşamı boyunca ya Allh’a (cc) veya şeytana kulluk eder. “Ben kimseye kulluk etmedim, etmem de” gibi sözler, şeytana kulluk etmek demektir…
Kulu yaratan Allah’tır (cc). Allah’a (cc) kul olmak demek, dünyada ve ahirette huzura kavuşmak demektir. Allah’a (cc) kul olmayan insan, paraya, mala, mülke,şehvete, şöhrete, makama ve mevkiye kul olur. Kendisini yaratan Allah’tır (cc),
ancak o kendisini yaratanın kurallarını değil, şeytanın kurallarını benimser. Nefsi sayesinde şeytanla dost olur. Putperest olur. Put; İnsanı Allah’tan (cc) uzaklaştıran, maddi ve manevi her şeyin adıdır. “Ey Ademoğulları! Şeytana ibadet etmeyin, o sizin apaçık düşmanınızdır, diye size emretmedim mi?” (Yasin 60. Ayet)
“Şeytan sizden birçok kavimi saptırdı. Halen akıl erdiremiyor musunuz?” (Yasin 62. Ayet)
İnsanlara zulüm eden, günahları yaşam tarzı edinen kavimler, Allah (cc) tarafından geçmişte helak edilmişlerdir diyoruz ve bu günü aklamaya çalışıyoruz. Bütün suçları Lut, Semud, Ad kavimlerinin üzerine yıkıyoruz. Oysa günümüzde insanlar, geçmişte helak olmuş bu üç kavmin günahlarının hepsini bir arada misliyle yaşıyorlar.
Lut kavmini helak eden sebep, eşcinsellikten kaynaklanıyordu. Şu an dünyada gelişen ve söz sahibi bir akım. Kanada başbakanı parlamento binasına LGBT bayrağı çekti. Bayrak çekmelerine gerek yok, çünkü emperyalist ülkelerinin başkanlarının hepsinin en azından yürekleri eşcinseldir. Ad kavmi zengin bir kavimdirAllah’ın verdiği nimetlere şükür edeceklerine, onlar zalim olmayı, insanlara eziyet etmeyi, mazlumları eziyette bulunmayı seçmişlerdir. Onlarda Semud kavmi gibi peygamberlerini yalanladılar ve putlara taptılar. Günümüzde Ad kavminden çok daha zengin ülkeler ve kişiler var. Hiçbiri Allah’ı tanımazlar. Bugün fakir ülkeler ve insanlar bunların yüzünden açtır. Emperyalizm ve siyonizm onlara zulüm eder. Kimse Allah (cc) yolunda yürümeyi kabul etmiyor. Kafirler ve bir takım Müslümanım diyenler, Kuran’a savaş açmış durumdalar. Emperyalizmin globalleşme adı altında sürdürdüğü sömürüye ve yaşam tarzına karşı,zaman zaman Allah’ta (cc) insanliğı global bir şekilde cezalandırıyor. Kıtalararsı nükleer silahlara, tanklara, toplara gerek yok. Yaşadığımız rezilce yaşam karşısında,korona mikrobu ile dünyanın her türlü yapısını derinden etkiledi. İnsanoğlu kudurmuş durmuyor. Şimdilerde yangınlar, seller, yanardağların yeniden faaliyete geçmesi, insanlara yapılan zulümler, Filistinli çocukların günümüz insanlarını Allah’a (cc) şikayet etmeleri, Allah’ın (cc) gazabını yükseltir. Yeni bir korona dalgası takmış koluna maymun çiçeğini hızla yayılıyor. İnsanoğlu nankör olmakla birlikte çokta yalakadır. Yine evlere kapanıp, sırf kıçlarını kurtarmak için ibadete ve tövbeye başlamış olurlar.
“Allahım! Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden medet umarız.” (Fatiha Suresi-5. Ayet)
Belli bir yaştan sonra çekilmiyor
Haberler News
Ekim 17, 2024

Belli bir yaştan sonra çekilmiyor
İnsanların yerli yersiz davranışları
Denli densiz konuşmaları
Saçma sapan kaprisli halleri tavırları ...
Herkesin var derdi sorunu ama
Bu kimsenin canını sıkmayı
Kalbini kırmayı gerektirmiyor değil mi ...
Biraz ne yapıyorum diye sormalı insan kendine ,
Davranışım sarf ettiğim sözler doğrumu diye ...
Hayat yeterince tüketiyor insanları hem de her anlamda ,
İnsanların hayatlarına ya güzel dokunmak ,
Ya uzak durmak gerek...
Çok şey gerekmiyor hayatı yaşanır kılmak ,
Biraz zarafet biraz nezaket ,
Çok zor olmasa gerek ...!
İŞTE BENİM ÖZETİM
Haberler News
Ekim 17, 2024

İŞTE BENİM ÖZETİM...
Bir çok hatalar yaptım şimdiye kadar,
inkar etmiyorum, etmemde...
Ders aldıklarım oldu, almaya vakit bulamadıklarım da...
Duyduklarım doğruysa zaferlerim, farklılıklarım, örnek alındığım durumlar da olmuş...
Ahımı alanlar faturasını ödüyorlarmış...
İyiki yapmışım dediğim şeylerde var keşkelerimde...
Şimdi yeni bir hayatım var, yeni insanlarla,
yeni yerlerde, yeni zamanlarda...
Eskilerde var hafızamda ama çoğu eski yerlerde, eski zamanlarda...
Geri döndürmek istediğim zamanlarımda var, engellemek istediğim başlangıçlarımda...
Hayatımdan seneler çalan insanlar iyiki çalmışlar, iyiki olmuşlar hayatımda, büyütmüşler beni...
Hafızamdan silmek istediğim görüntüler, silemediğim sözler var...
Duymamış olmayı istediğim ama duyduğum, kimilerinin gözüne sokmak istediğim "GERÇEKLERİM" var...!
Bazen saklı kalmasını doğru bulduğum; hepsinin bir yeri ve zamanı olduğunu bildiğim,
içimde tuttuğum bir çok şey var...!
Her şeyden öte bunları yapabilecek koca
bir yürek var..!
Alıntı
Dostoyevski'nin hayatını değiştiren olay neydi biliyor musunuz
Haberler News
Ekim 17, 2024
Dostoyevski'nin hayatını değiştiren olay neydi biliyor musunuz?
Kendi idam sahnesi…
Çar'ın baskı döneminde, arkadaşlarıyla bir sohbet grubu kurmuştu. Yakalandı. 28 yaşında idam isteğiyle yargılandı.
Mahkemenin sonucunu beklediği gece hücresinden alındı. Ölüm kararı yüzüne karşı okundu. Papaz günah çıkarttırdı. Gözleri kapalı olarak bir direğe bağlanıp, müfreze karşısına geçirildi.
"Ateş" emrini beklerken gerçek karar bildirildi kendisine…
Aslında mahkeme 8 yıl hapis vermiş, Çar bunu 4 yıla indirmişti; ama ona ders olsun diye böyle bir gösteri planlanmıştı.
Böylece "ölüm"le tanıştı; oysa bu sefil oyunda asıl keşfettiği şey, "yaşam"dı.
Stefan Zweig'a göre 4 yıl sonra yaralı parmaklarından zincirleri çıkardıkları zaman sağlığı bozulmuş, şöhreti uçup gitmişti, ama kırık dökük bedeninden her zamankinden daha parlak fışkıran tek bir şey vardı;
Yaşama sevinci…
Yüksek ve sarp bir kayalıkta, ancak iki ayağamın sığabileceği, dar bir çıkıntıda, dört yanım uçurumlar, okyanuslar, sonsuz bir gece, sonsuz bir yalnızlık ve hiç bitmeyecek fırtınayla sarılmış durumda yaşamak zorunda olsam ve bütün ömrümce, bin yıl boyunca, hatta sonsuza kadar o bir karış toprakta durmam da gerekse; o şekilde yaşamak, şu anda bir yarım saat içinde ölecek olmaktan çok daha iyidir.
Bu sözler Dostoyevski'nin Suç ve Ceza kitabında Raskolnikov karakterinin sarf etmiş olduğu sözlerdir.
Aslında Dostoyevski'nin idam anında yaşamış olduğu tecrübelerin aktarıldığı bir metindir.
Durumu en iyi anlatan cümle Nietzsche'nindir;
"Hayatı kaybetmenin kıyısına yaklaşanlar, onu daha iyi tanırlar."
~
Kadınlar hayatta en çok ne ister?
Haberler News
Ekim 17, 2024
Harun Reşit savaşta esir aldığı düşman generale: “Hayatını bağışlarım ama bir şartım var” der. “Kadınlar hayatta en çok ne ister? Bu sorunun cevabını getir kurtar kelleni.”
General, Kaf dağındaki bir cadının bu sorunun cevabını bildiğini öğrenir. Günlerce, gecelerce at koşturur, cadıyı bulur ve sorar:
- Kadınlar hayatta en çok ne ister?
Korkunç cadı, evlenmesi kaydıyla generale doğru cevabı vereceğini söyler. Hayatını kurtarmak için general, çaresiz bu şartı kabul eder. Cadı, evlenme sözü aldıktan sonra, “Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister!”cevabını verir.
Harun Reşit, generalin hayatını bağışlayarak onu ödüllendirir. Ancak o, cadıya evlenmek için söz vermiştir. Evlenirler. İlk gece, o korkunç cadı dünyalar güzeli bir afete dönüşür. “Benim kaderim böyle...
Günün sadece yarısı güzel olabilirim, diğer yarısı çirkinim” diye izahat verir cadı. Ve kocasına sorar:
-Ne dersin? Geceleri seninleyken mi güzel olayım, yoksa gündüzleri dışarıdayken mi?
General, kadınları mutlu edecek formülü öğrenmiştir ya, doğru cevabı bulur:
-Sen bilirsin. Kararı kendin ver.
İşte o an, cadı, sonsuza kadar güzel bir kadın olur ve öyle kalır... Peki, bu masaldan çıkarılacak 3 ders nedir?
1. Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek isterler.
2. Özgür iradesiyle hareket eden bir kadın her zaman güzeldir.
3. İster güzel olsun, ister çirkin, her kadın aslında cadıdır!
Hayatınız seçtiğiniz kadındır: Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz, bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz, zeki bir kadına rastlarsanız zekânız, mümin bir kadına rastlarsanız imanınız, şefkatli bir kadına rastlarsanız vicdanınız gelişir.
Hayatınız seçtiğiniz kadındır. Talep eden bir kadına rastlarsanız vazgeçtikleriniz, verici bir kadına rastlarsanız tembelliğiniz artar. Hayatınız seçtiğiniz kadındır: Dengeli bir kadın sizi mutlu, dengesiz bir kadın ise filozof yapar. Hayat kat kattır. Babil’in Asma Bahçeleri gibi yükselir. Bir kattan diğerine sizi yanınızdaki kadın götürür.
Ve bugün durduğunuz kat, seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat, yanınızdaki kadının bulunduğu seviyenin manzarası ve hayatıdır. Hayatınız seçtiğiniz kadındır.
Alıntı...
Tayfun Talipoğlu
Haberler News
Ekim 17, 2024
Beni her ölüm etkiler.
Tanımasam bile üzülürüm
Yitirilmiş ümitlere...
Hiç gerçekleşmeyecek ideallere,
Yaşanmamış sevgilere üzülürüm.
Bu yüzden, korkarım yaşamı ertelemekten.
Ne yapılması, ne söylenmesi gerekiyorsa
Söylenmeli, yapılmalı.
Seviyorsanız, sevdiğinizi bugün söyleyin.
Sevdanızı bugün yaşayın.
İşinizde yapılacak ne varsa
Bir an önce yapın.
Yarın çok geç olabilir.
Bir anda bitebilir her şey.
Yaşamak için acele edin bence.
Kısa yaşanmışlıklar,
Yaşanmamışlıklardan daha iyidir.
Geriye dönüp baktığınızda keşkeler
Çoğunlukta olmasın.
Uzun vadeli hedefler için bile
Bugünden harekete geçmeli.
Yarınlar çok uzakta olabilir.
Daha okulda başlamıyor muyuz
Ertelemeye yaşamı?
Hep yarına yatırım, bu günü sonra
Yaşamacasına...
İşe gireyim, sonra...
Evleneyim, sonra...
Çocuklar büyüsün, sonra...
Emekli olayım, sonra...
Sonra...
Sonra...
Sonra...
Bu sürecin başında, ortasında,
Yaşam her an sona erebilir.
Sonrası olmayabilir.
Fedakârlıklar güzel ama unutmayalım:
Herkes kendi hayatını yaşar.
Ertelenen
sevdaların
bedelini
ödemiyor yaşam.
Tayfun Talipoğlu
Birine karşılıksız iyilik etmenin hazzını başka hangi şey yaşatabilir insana. Hangi intikam daha güçlüdür
Haberler News
Ekim 17, 2024

Birine karşılıksız iyilik etmenin hazzını başka hangi şey yaşatabilir insana.
Hangi intikam daha güçlüdür, kötülüğe iyilikle cevap vermekten.
İnsan yaşadıkça zaten,
vazgeçemeyiz ki sevmekten.
Biliyorsun, küçücük bir tebessümle değişebilir bütün dünya bir anda.
Biliyorsun, insanlığımız büyüdükçe
büyür iyiliğin sıcacık kucağında.
İyilik üzerine yazılar, hikâyeler, şiirler, öneriler, güzel sözler ve daha neler neler.
Haydi, kendine bir iyilik yap.
Herkese gülümse...
Tutamayacağım sözler vermem
Haberler News
Ekim 17, 2024

Tutamayacağım sözler vermem!
Adımlarımda kim ne der diye düşünmem.
Basit kişilerle polemiğe girmem.
Dünyada kimse üzülsün istemem!
Bazı şeyleri asla affetmem.
Acıyı tanıdığım için kimseye çektirmem.
Cesaretsizliği gururla örtmem!
Yalan ve taktiklerle uğraşmayın yemem.
Dostlarıma laf ettirmem!
Tutkularım var vazgeçemem.
Gidiyorsa eğer çok sevsem bile kal demem. Güvenmedikçe sevemem.
Ağır geliyorsa bunlar; firar serbest , üstelemem.. Bazende çok severim ama söylememmm..
Tarık Akan
Haberler News
Ekim 17, 2024
'Vatan Haini Artist'
Sabah kapı hısımla açıldı.
Iki polis içeri baktı:
"Burada bir artist varmış. Kimmiş bu artist?.
"Buradayım" demek zorunda kaldım.
"Çık dışarı!"
Polislerden biri, "Al şu süpürgeyi eline" dedi ve hücrelere dogru
bagırarak devam etti:
"Beni dinleyin! Herkes çöpünü kapının altından atacak; artist de
buraları süpürecek".
Bir an, süpüreyim mi süpürmeyeyim mi diye düsündüm. Sonra elimdeki
saplı süpürgeyi ayaklarımın çevresinde ufak ufak, isteksizce hareket
ettirmeye basladim.
"Ulan çöplerinizi dısarı çıkartın, yoksa fena yaparım".
9 - 10 hücrenin hiçbirinde hareket olmadi. Ben de gönülsüz, süpürmeyi
bıraktım.
"Ulan çöplerinizi dışarı çıkartın! Vatan haini Tarik Akan toplayacak!"
O da ne...?
Ilk kez biri bana 'vatan haini' diyordu. Sözler kulagimda yankılandı.
Polis bir bana dönüyor 'vatan haini' diye bağırıyor, bir hücrelere
dönüp küfrediyordu.
Sonra en uçtaki hücrelerden onu çılgına çeviren ses duyuldu:
"Memur bey, ben süpürürüm. Tuvaletleri de yıkarım. Ama ona yakışmaz".
Hiç bu kadar gururlandıgımı anımsamıyorum.
Bogazım dügümlenmisti.
Tarık Akan
Beni bir anlık seveceksen 'Seni Seviyorum ' deme.
Haberler News
Ekim 17, 2024

Beni bir anlık seveceksen 'Seni Seviyorum ' deme.
Bir heves bir tutkuysa bana hissetmediğin ' Aşk dan ' söz etme.
Tutamıyacağın sözler verceksen benden söz isteme.
İpin ucunu hemen bırakcaksan,beni kendine bağlamak için mükemmel insan rolü yapma.
Çünkü ben senin kadar aşkı hafife alan biri olmadım !!!'
milletvekillerine özel paket: 50 GB internet, 3 bin dakika 286 lira
Haberler News
Ekim 17, 2024

milletvekillerine özel paket: 50 GB internet, 3 bin dakika 286 lira
Vekile 286 lira Vatandaşa 900 Lira
Turkcell'den milletvekillerine özel paket: 50 GB internet, 3 bin dakika 286 lira
GSM ve internet hizmetlerindeki yüksek fiyatlar gündemde tartışılırken, Turkcell'in vatandaşa 900 TL'den sattığı paketi milletvekillerine 286 TL'ye verdiği öğrenildi.
Birinci Sigarası
Haberler News
Ekim 17, 2024
Karsın kurtuluşu
Haberler News
Ekim 17, 2024
16 Ekim 2024 Çarşamba
CNN: ABD, İsrail'in seçim öncesi İran'a saldırmasını öngörüyor
Haberler News
Ekim 16, 2024
fotoğraf (AA)
Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor
ABD'li yetkililerin, 5 Kasım'da yapılacak Amerikan başkanlık seçimlerinden önce İsrail'in İran'a saldırı düzenlemesini bekledikleri iddia edildi.
CNN'e konuşan ve adı açıklanmayan bazı ABD'li yetkililere dayandırılan haberde, 5 Kasım'daki başkanlık seçimine kadar İsrail'in harekete geçebileceği öne sürüldü.
Ankara Çamlıdere Sarıkavak Köyü mescit inşaatı başladı
Haberler News
Ekim 16, 2024
SARIKAVAK KÖYÜ MEZARLIK YANI MESCİT VE LAVABO İNŞAATI BAŞLADI.
ÇAMLIDERE BELEDİYESİ YAPTIĞI AÇIKLAMADA:
"Yaptığımız her hizmetimizde sizlerin hayatlarını kolaylaştırmayı kendimize şiar edindik.
Sarıkavak Yukarı Mahalle mezarlığının, köy meydanına ve camiiye uzak olması sebebiyle mezarlık yanına mescit, abdesthane, bay- bayan lavabo yapım çalışmamızı malzemelerin tedarikini yaparak inşaatına başladık.
Yaptığımız bu çalışma ile Sarıkavak köyü mezarlığımızı mescit, abdesthane, bay–bayan lavabolarına kavuşturmuş olacağız
Sarıkavak Köyü sakinlerimize hayırlı olsun"denildi.
Survivor yarışmacısı, oyuncu ve dansçı Hasan Yalnızoğlu hayatını kaybetti
Haberler News
Ekim 16, 2024

Survivor yarışmacısı, oyuncu ve dansçı Hasan Yalnızoğlu pankreas kanseri sebebiyle 50 yaşında hayatını kaybetti
13 Ekim 2024 Pazar
ARDAHAN İLİ ÇILDIR İLÇESİ YUKARICANBAZ KÖYÜ Derneği duyuru
Haberler News
Ekim 13, 2024
ARDAHAN İLİ ÇILDIR İLÇESİ YUKARICANBAZ KÖYÜ SOSYAL YARDIMLAŞMA DAYANIŞMA ve KÜLTÜR DERNEĞİ YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NDAN DUYURULUR.
Derneğimizin Olağan Genel Kurul Toplantısı 13 Ekim 2024 Pazar günü, saat 12.00’de Dernek Merkezi: Kemer Mahallesi 933.Sokak No:1/B Esenler/İstanbul adresinde aşağıda yazılı gündeme göre yapılacaktır.
Belirtilen gün gerekli çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci toplantı 27 Ekim 2024 Pazar günü aynı adres ve saatte çoğunluk aranmaksızın yapılacaktır.
Kıymetli üyelerimizin Olağan Genel Kurul toplantısına katılmaları önemle rica ediyoruz.
Genel Kurulu Gündemi
1- Açılış ve Yoklama
2- Kongre Başkanlık Divanı’nın seçilmesi,
3- Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması
4- Yönetim Kurulu faaliyet raporu ile Denetim Kurulu raporunun okunması ve müzakeresi ve onaylanması
5- Yönetim Kurulu faaliyet raporu ile Denetim Kurulu raporunun ayrı ayrı ibrası
6- Tahmini Bütçe ve Kesin Bütçesinin görüşülerek onaylanması
7- Derneğe Gayrimenkul Alım ve Satım Yetkisinin Müzakeresi ve Karara Bağlanması
8- Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu asil ve yedek üyelerinin seçimi ile Çıldır Dernekler Federasyonu Delegeleri Seçimi
9- Dilek ve temenniler
10- Kapanış
Yukarıcanbaz Köyü Sosyal Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği Yönetim Kurulu
11 Ekim 2024 Cuma
BUNLARI BİLMEDEN ARAZİ - TARLA - ARSA ALMAYIN
Haberler News
Ekim 11, 2024
BUNLARI BİLMEDEN ARAZİ - TARLA - ARSA ALMAYIN
1. Tarla eğer 5.000 metrekareden küçük ise yasal olarak ev yapamazsınız.
2. Tarla 5.000 metrekareden büyük olsa bile, kadastral yolu yoksa yine ev yapamazsınız.
3. Tarlanın büyüklüğü 5.000 metrekare üzerinde ise yapacak olduğunuz evin toplam metrajı yani bağımsız bölümün alanı ekstra olarak kabul edilir. Yani, eğer 150 metrekare ev yapacaksanız tarlanız en az 5.150 metrekare olmalıdır. 80 metrekarelik bir ev yapacaksanız tarla 5.080 metrekare olmalıdır.
4. Tarla eğer tarım il müdürlüğü tarafından sınırı çizilmiş ova içindeyse 5.000 metrekareden büyük olsa bile ev yapamazsınız.
5. Sulama kanalı, sulama göleti vb. gibi DSİ çalışması yapılmış sulanabilir arazilerde 5.000 metrekareden büyük olsa bile ev yapamazsınız.
6. Sit alanı içindeyse 5.000 metrekareden büyük olsa bile ev yapamazsınız.
7. Kooperatif hobi bahçesi zaten ev olmaz, yaptığın ev de zaten senin sayılmaz. Aman dikkat. Kooperatif borcuna, varlığına ortak olursunuz, yaptığınız ev kooperatifin ortak malı olur, tek başına hiçbir hak iddia edemezsiniz (yıkılmadığını varsayalım)
8. Konteyner koyulur, prefabrik yapılabilir, bungalov yapılır diye özel bir durum ya da öyle bir müsaade yoktur ruhsatı olmayan herşey kaçaktır.
9. Belediye birşey demiyor yalanları ile yer satılıyor, öyle birşey yoktur, belediye çatır çatır yıkar, cezasını da keser, hatta ceza davası bile açılması için kolluk kuvvetlerine ihbarda bulunur, hapis cezası bile alabilirsiniz. Belediyenin yıkmadığı yani göz yumduğu olsa bile (!) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yıkar, parasını 2 kat olarak belediyeden keser ve bunu bile size ödetir.
10. Elektrik aboneliği olması belediyenin ya da devletin o yapıya izin verdiği, yıkmayacağı anlamına gelmez. Yıkılan bir çok kaçak yapıda elektrik vardır.
11. Yapı kayıt belgesine müracaat edilmiş olması o yapının izinli olduğu ve yıkılmayacağı anlamına gelmez. Belgesiz olan her yapı yıkılabilir.
12. Su çıkar, sondaj vurursun diyen herkese aldanmayın. 150 metre derine inip yine de su bulamayabilirsiniz. Kaldı ki, son birkaç yıldır sondaj yasağı vardır. Kaçak sondaj çalışması yaptığınız tespit edilirse yüzbinlerce lira ceza yiyebilirsiniz, kazılan yere beton dökmek zorunda kalabilirsiniz.
13. Elektriğe suya müracaat ettik, gelecek diyenlere de aldanmayın, milyon TL de verseniz bazı yerlere elektrik ve su asla gelmez, gelse de sizin ömrünüz yetmez.
14. Tarlanın etrafını çevirmeniz oranın vasfını değiştirmez, duvar örmeniz ya da tel örgü çekmeniz orayı arsa yapmaz.
15. Satılık ilanlarında tarlalara satılık ARSA diye yazan çok olur ama arsa satan daha yanlışlıkla TARLA diye ilan vermemiştir. Tarlaya arsa yazanlara dikkat edin. Köy içi imarlı olan yani kırsal yerleşik alan olarak kabul edilen yerlerde bu durum istisnadır. Köy içi alanlar da kayıtlarda tarla olarak geçer ama kadastral yolu olan tarla vasıflı köyiçi yerlere de ev yapabilirsiniz. Yani bir nevi arsa vasıflı olur. Almak istediğiniz yerin köy içi yerleşik alan içinde olup olmadığını belediyeden öğrenebilirsiniz.
16. Köylerde , Kırsal Mahalleler
de Bir yerin ifrazı için parselin Kadastro yoluna cephe olması ve en az 15 metre genişlik 20 metre derinlik sağlaması gerekir.
17. Ne alırsanız alın belediye ile ya da il özel idaresi ile veya Harita Bürosu ve Lisans lı bir harita bürosundan alacağınız bilgiler ışığında karar verin.
10 Ekim 2024 Perşembe
Maltepe Ardahan Kars Iğdır dernek duyurusu
Haberler News
Ekim 10, 2024

Maltepe Ardahan Kars Iğdır İlleri Kültür Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanlığından
GENEL KURUL DUYURUSU
Maltepe Ardahan Kars Iğdır Derneği Kuruluş sonrası 6 ay içinde yapılması gereken Olağan Genel Kurulu Seçimi Maltepe Kent Konseyi Salonunda 13 Ekim 2024 Pazar Günü Saat 14:00’de yapılacaktır.
Çoğunluk sağlanamadığı takdirde 20 Ekim saat 14:00 çoğunluk aranmaksızın secim yapılacaktır.
Tüm üyelere saygıyla duyurulur.
YÖNETİM KURULU
Gündem:
1-Açılış ve yoklama
2-Divan Kurulunun teşkili
3-Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun okunması ve ibrası
4-Denetim Kurulu Raporunun okunması ve ibrası
5-Mali tabloların okunması ve ibrası
6-Tahmini bütçenin okunması ve oylanması.
7-Kurulmuş ve kurulacak olan Federasyonlara delege belirlenmesi
8-Dernek Tüzüğünün Yeniden Güncellenmesi İstanbul Ardahan Kars Iğdır İlleri Kültür Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği olarak Değişikliğin yapılması
9-Yeni Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu ve Disiplin Kurulu üyelerinin seçimi
10-Dilek ve temenniler
11-Kapanış
BİR YAHUDİ HİKAYESİ
Haberler News
Ekim 10, 2024

BİR YAHUDİ HİKAYESİ...
Gençliğimde Şişhane'de, "Sarı Madam" adında bir kahve vardı. İnsanlar oraya gelir, oyun oynardı. Aileler de gelir çay içer, simit yer, sohbet ederdi. Çok güzel bir Haliç manzarası vardı. Şişhane'den Hasköy'e dönen köşedeydi. Eskiden kahvenin anlamı, sadece oyun oynanan yer olmaktan çok uzaktı, tam anlamıyla sosyal bir ortamdı. Kaçamak sigara içmek için de çoğu zaman oraya giderdik..
Bir gün oranın müdavimlerinden Şapat diye bir bey geldi. Biz de yandaki masada arkadaşlarla oturmuş, çay içiyorduk. Adamın orta halli bir görüntüsü vardı ama sıkıntılı olduğu her halinden belliydi. Arkadaşları da bu durumu fark etmiş olacak ki, içlerinden biri, "Hayrola Şapat, bir derdin mi var?" dedi.
"Sormayın..."
İlk bulduğu boş sandalyeye çökercesine oturdu.
"Anlat be Şapat."
Adam anlatmaya başladı. Yanımızdaki masada oturduğu için anlattıklarını bir bir duyuyorduk.
"Benim dört tane dairem vardı. Bankada param vardı. Karımdan kalan ufak tefek birkaç mücevher de vardı. İki kızımı ve damatlarımı çağırdım ve 'Bunları size taksim edeyim, sonra birinizin evinde kalırım, yalnız yaşamak istemiyorum,' dedim. Yaptım da. Her şeyimi onlara verdim. İki kızımda birer yıl kalacaktım, böyle konuşmuştuk. Baştan her şey yolunda gitti. Sonra bu anlaşma aylara, haftalara, şimdi de günlere indi. İkisi de kendi düzenleri bozulduğu için beni evinde istemiyor. Anlayacağınız, beni kapının önüne koyacaklar."
İshak Efendi diye bir adam, "Bu mudur senin bütün derdin?" dedi ; "Sen merak etme, yarın sabah burada buluşalım, senin derdini çözeceğim."
Biz olanları sonradan kahvenin sahibine sorarak öğrendik. Zavallı amcanın sonunu çok merak etmiştik. Bu iki amca, ertesi gün buluşmuş, İshak Efendi cebinden bir anahtar çıkarmış ve Şapat'a vermiş. Bu bir banka kasası anahtarıymış ve üstünde "OB" harfleriyle bir de numara varmış. "OB", Osmanlı Bankası'nın kısaltmasıydı. Bankanın itibarı da çok büyüktü.
"Bak, bu anahtarı hangi kızının evinde daha çok kalmak istiyorsan o evde kaybetmiş gibi yapacaksın. Dikkat et de nereye attığını unutma. Sonra 'anahtarım kayboldu' diye ortalığı ayağa kaldıracak, sonra da bulacaksın. Kızın sana 'Bu ne anahtarı?' diye sorduğunda, 'Ne anahtarı olacak, kasa anahtarı. Sen bütün varlığımı size verdiğimi mi zannediyorsun? Paralarım, tahvillerim, banka kasasında duruyor. Kimin evinde ölürsem, anahtar ve kalan servetim onun olacak. Kafamdaki plan bu' diyeceksin."
Şapat Bey, İshak Efendi'nin bütün dediklerini yapmış ve sonradan takip ettiğimize göre de küçük kızının evinde krallar gibi yaşayıp ölmüş. Öldükten sonra kızı ve damadı anahtarı alıp bankaya gitmiş. Banka da onlara, "Ne böyle
bir kasa numaramız var, ne de böyle bir anahtarımız," demiş.
Şapat Bey bir de yazı bırakmış ardından :
"Sizi ancak böyle adam edebilirdim!"
SONSÖZ : İbranice bir söz : “Yeş mamod, yeş kavod" ;
Yani : "PARAN VARSA, İTİBARIN DA VARDIR."
9 Ekim 2024 Çarşamba
Kavuncu amca hikayesi
Haberler News
Ekim 09, 2024
kavun satan yaşlı köylü amca
etikete 1 kavun 3 tl 3 kavun 10tl
yazmış müşteri beklerken oradan geçen şehirli genç yanında ki kız arkadaşına bak şimdi beni seyret der;
+amca bir kavun verimisin
- olur evladım
+ amca ne kadar
- 3 tl evladım
genç kavunu alır parasını verir peşinden yine bir kavun ister parasını verir peşinden yine bir kavun ister parasını verir
sonunda üç kavun alır 9 tl verir amcaya bıyık altından gülerek farkındamısın üç kavun aldım 9 tl verdim sen oraraya 3 kavun 10 tl yazmışsın sen bu işi bilmiyorsun diyince
yaşlı amca bak evladım;
herkes bana akıl vereceğim diye 1 kavun almak yerine 3 kavun alıyor
sonra kendilerinde jeton düşünce
bana ticaret nasıl yapılır öğret diye yalvarıyorlar..😁
İSTANBUL TÜRKİYE AZERBAYCAN DAYANIŞMA ve KÜLTÜR DERNEĞİ duyuru
Haberler News
Ekim 09, 2024
OLAĞAN GENEL KURUL İLANI
Duyuru/Davet
İSTANBUL TÜRKİYE AZERBAYCAN DAYANIŞMA ve KÜLTÜR DERNEĞİ YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NDAN DUYURULUR
Derneğimizin Olağan Genel Kurul Toplantısı 2 Kasım 2024 C.tesi günü, saat 16.00’de Dernek Merkezi: Osmanağa Mahallesi Mürver Çiçeği Sokak No:14 kat-3 Altıyol Kadıköy İstanbul adresinde aşağıda yazılı gündeme göre yapılacaktır.
Belirtilen gün gerekli çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci toplantı 9 Kasım 2024 tarihinde aynı adreste çoğunluk aranmaksızın yapılacaktır.
Sayın üyelerimizin Olağan Genel Kurul toplantısına katılmaları önemle duyurulur
Genel Kurulu Gündemi
1- Açılış ve Yoklama
2- Kongre Başkanlık Divanı’nın seçilmesi,
3- Saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunması
4- Yönetim Kurulu faaliyet raporu ile Denetim Kurulu raporunun okunması ve müzakeresi ve onaylanması
5- Yönetim Kurulu faaliyet raporu ile Denetim Kurulu raporunun ayrı ayrı ibrası
6- Tahmini Bütçe ve Kesin Bütçesinin görüşülerek onaylanması
8- Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu asil ve yedek üyelerinin seçimi
9- Dilek ve temenniler- Kapanış
İstanbul Türkiye Azerbaycan Dayanışma ve Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığından duyurulur.
Efsane Yönetim Mehmet Ali Gündoğdu
Haberler News
Ekim 09, 2024
Nereye koşuyoruz?
Haberler News
Ekim 09, 2024
YAŞAR GELER YAZDI, Nereye koşuyoruz?
🔴Ülkemizde günden güne bir ahlak, din ve değer dezenformasyonu yaşıyoruz. Oysa ülkemizi yaklaşık çeyrek asırdır siyasal İslamcı, dine, ahlaka ve değerlere önem verdiğini söyleyen ve bununla birlikte iktidar olan hükümet yönetiyor.
İlk çıkış noktalarında hakikaten kulağa çok hoş gelen söylemleri vardı. Manevi duygulardan, yoksulluktan, yolsuzluktan şikâyet ederek düzeltme sözü veren bir düşünceyi iktidar yaptı bu millet. Evet, ilk beş yılı da hakkını yemeyelim bu eksende yürüdüler.
Sonrasında sanırım çıraklık dönemi bittiğinde ve devleti anladıklarında neler yapmaları gerektiğini de planlamaya başladılar. Yani kısaca ilk on yıllarında ustalık dönemleri başlamış oldu. Ustalık demek, öğrendiği ve düşündüğünü daha kolay ve hızlıca hayata geçirmek olmalıydı.
Ancak, işin içine finans girince para kazanma dönemi başladı. Müteahhitlik yolu açıldı, sermaye oluşmaya başladı. Sermaye oluşunca da ahlaki dezenformasyon başladı.
Siyasal İslam’da hatta İslam’da manevi değerler ön planda olur. Bu işin doğasında var zaten. Ancak, İslam’a göre haram olan alkol, uyuşturucu, sigara vb. topluma zararlı olan bu alışkanlıklardan vaz geçildi mi? Hayır. Üstelik bu mekanizmadaki finansal getiri iyi hesaplanarak sürekli zamlarla ve KDV ve benzeri vergiler yüklenerek devlet gelirleri kalemi bu sayede güçlendirildi. E o zaman nerede kaldı İslam ya da Siyasal İslam söylemleri. Bu maddelerin üretimini mi, satışını mı yasakladık? Nesine engel olduk? Devlet eliyle teşvik edildi.
Kumar oynamak İslam ve Siyasal İslam görüşüne göre haram ve yasak olması gerek. Özellikle devlet eliyle kurulmuş adı Milli Piyango şans ve talih oyunları denilen ve yakın zamanda da özelleştirilen ama devlet olarak vergi ve kâr payı gibi finansal getirisi bulunan bu kumarhanelerin kontrolsüz bırakılması ve özellikle çocuk ve gençleri tuzağına düşüren bu uygulamaları devlet neden yasaklamaz? Bu oyunlar sayesinde binlerce aile dağıldı, insanlar esir edildi.
Fuhuş, cinsel istismar, cinsel taciz vb. durumlar İslam’a hatta Siyasal İslam düşüncesine göre de yasak. Ama gel gör ki son on beş yılda ülkede fuhuş, cinsel taciz ve istismar olayları zirveye koşuyor. Gün geçmiyor ki, TV kanallarında bu nedenle birçok insan mağdur edildi haberleri yayınlanmasın. Özellikle çocuk istismarları da cabası. Bu konuda yaşamını yitiren ve kasten öldürülen yavruların günahı neydi? Bir İslam ülkesinde bu görüntülerin ve olayların yaşanıyor olması hangi mantıkla açıklanabilir?
Şimdi çıkmışız ortaya din de din. İyi güzel de dinin gereklerini gerçekten uygulayabiliyor muyuz? Hatta son günlerde eğitim alanında yapılmaya çalışan değişikliklerle bilimsel eğitim vermesi gereken okulları bile din kıskacına sokmak derdindeyiz. Milli Eğitim Bakanı ve ilgili müdürlükleri sanki Diyanet İşleri Başkanlığına bağlıymış gibi çalışmalar sürdürüyorlar. Son bir yazıya göre beş yıl Eğitim Fakültesinde okumuş onlarca yıllık uzmanlık alanı olan öğretmenleri camilerde seminerler alacakmış! Bu mu bizim din ve ahlak anlayışımız ya da Siyasal İslam veya İslam Dini anlayışımız?
O zaman ortaya şu sonuç çıkıyor, Millî Eğitim Bakanlığı’nı kapatalım ve eğitim-öğretim vb. işlerin sorumluluğunu tümden dua okumasını dahi bilmeyen başkanı olan Diyanet’e verelim. O zaman Milli Eğitimi de kolaylıkla yönetmiş oluruz.
Bir başka konu da uyuşturucu çeteleri, tehdit çeteleri ve mafyanın ülkemizde cirit atması. Devlete baş kaldırısı ve devletin memuruna, polisine kurşun sıkması ve pervasızca sokakları korku cehennemine çevirmesi. Ne yazık ki bunlara da dur diyemiyoruz. Çünkü engelleyici yasal düzenlemeleri yapması gerekenler görevini yapmıyor. Yasa tekliflerini meclis gündemine getirmiyor.
İşte şimdi soruyoruz, bu ülke nereye koşuyor?
Kumar geliri, alkol geliri, fuhuş geliri (turizm eksenli) ile Müslüman vatandaşlara verilen hizmetler caiz midir?
İşte, dezenformasyon yaşanıyorsa bunda sorumluluk direkt devleti yönetenlerdedir. Bu durumun bir an önce çözülmesi gerekir. Bu kötü koşunun sonu belli değil. Her an bir uçurumdan aşağıya yuvarlanma ihtimalimiz çok ama çok yüksek. Umarım çok geç olmadan bu zararlı durumlardan kurtulma şansını yakalarız.
Yazan; Yaşar GELER
TÜRKİYE’DE AKTİF VOLKANLAR
Haberler News
Ekim 09, 2024
**TÜRKİYE’DE AKTİF VOLKANLAR**
Dünya genelinde yaklaşık 1400 adet aktif volkan bulunmaktadır.
Bu 1400 volkanın yaklaşık 500'ü tarihsel zaman içinde patlamıştır. Bunların çoğu, "Ateş Çemberi" olarak bilinen Pasifik Kıyısı boyunca yer almaktadır.
**Holosen döneminde (yaklaşık son 12.000 yıl) lav, kül ve gaz püskürten veya beklenmedik deprem etkinliği gösteren volkanlar, aktif volkan olarak tanımlanmaktadır.**
Dünya’da sismik ve aktif volkanik faaliyet açısından önemli ve Dünya’daki tüm volkanların yaklaşık % 20’sine ev sahipliği yapan Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde bulunan Türkiye, aktif volkanlardan on üç tanesine ev sahipliği yapmaktadır.
Ege Bölgesindeki Kula volkanik alanı, İç Anadolu Bölgesindeki Erciyes, Hasandağ, Karacadağ, Göllü Dağı ve Acıgöl, Doğu Anadolu Bölgesindeki Karacadağ ve Doğu Anadolu Bölgesindeki Ağrı, Nemrut, Süphan, Tendürek, Kars platosu ülkemizdeki aktif volkanlardan bazılarıdır.
Orta Anadolu’nun aktif volkanlarından Karapınar volkanı yaklaşık 10.000 yıl öncesinde, Hasandağ volkanı M.Ö. 6.750-7.550, Erciyes volkanı M.Ö. 6.880 yılında, Acıgöl volkanının da M.Ö. 4.300-11.000 yılları arasında aktivite gösterdiği saptanmıştır
Kula volkanitlerinden elde edilen jeokronolojik yaş verilerine göre en son faaliyeti 4.700±700 yıl öncesine aittir.
Anadolu’nun aktif volkanlarından Nemrut stratovolkanın en son 13 Nisan 1692 yılında, Tendürek volkanının 1855 yılında, Ağrıdağı stratovolkanının ise en son 2 Temmuz 1840 yılında püskürdüğü belirtilmektedir.
Bilim adamları, yanardağları 'tamamen sönmüş' kabul etmenin son derece yanlış olduğunu, Türkiye için az da olsa halen risk bulunduğu fikrindedir. Bazı yanardağlarda (Erciyes, Hasan dağı, Büyük ve Küçük Ağrı dağları, Tendürek, Nemrut, Süphan dağları vb.) halen fümerol denilen volkanik kökenli gaz ve buhar çıkışları gözlenmektedir.
Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde Dünya’da olduğu gibi ülkemiz sınırları içinde de birçok aktif volkan olduğu görülmektedir.
**Kaynak:**MTA
DergiPark
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası






































