15 Aralık 2022 Perşembe

Ekrem İmamoğlu'nun cezası yetersiz bulundu

Ekrem İmamoğlu'nun cezası yetersiz bulundu
Güncel Sîyasî Haber 

Ekrem İmamoğlu davasının savcısı Furkan Okudan: İmamoğlu'na verilen cezayı yetersiz bulduğu için İstinaf'a başvurdu, 

İBB: İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Ekrem İmamoğlu'nun YSK üyelerine hakaret suçundan aldığı hapis cezası sonrası İmamoğlu'nun avukatı Kemal Polat, savcı Furkan Okudan'ın cezayı az bulduğu gerekçesiyle istinafa gittiğini açıkladı, 






Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Hak - Hukuk - Adalet


YAŞAR GELER YAZDI: HAK-HUKUK-ADALET

Yaşar GELER 



Hak, hukuk, adalet!
Yaşamımızda en çok duyduğumuz üçlü olsa gerek.
İşçi greve çıkar, sloganı “hak, hukuk, adalet” olur.
Memur eylem yapar, sloganı “hak, hukuk, adalet” olur.
Siyasi partiler miting yapar, sloganları “hak, hukuk, adalet” olur.
Bir kişi ya da herhangi bir STK, kurum vs. haksızlığa uğrar, sloganı “hak, hukuk, adalet” olur.
Bir kadın tacize ya da tecavüze uğrar, o ve destekleyen grupların sloganı “hak, hukuk, adalet” olur.
Herhangi bir kazada birileri yaşamlarını yitirir, onun çevresinin mesajı “hak, hukuk, adalet” olur.
Bir hayvana şiddet uygulanır, toplanan hayvanseverler hep bir ağızdan “hak, hukuk, adalet” diye bağırırlar.
Herhangi bir yerde ağaç katliamı yapılır, çevreciler “hak, hukuk, adalet” diye haykırırlar.
Herhangi bir su kaynağı atıklarla kirletilir, yine hep bir ağızdan “hak, hukuk, adalet” diye seslenilir.
Fabrikalar havaya zararlı gazları bırakır, oksijenimiz bitiyor, toplanan ilgililer “hak, hukuk, adalet” diye feryat ederler.
Çünkü insan, hayvan, bitki, çevre, hava, su hepsi de canlı yaşamını ilgilendiren konular. Sağlıklı bireylerin var olması için gerekli olan şartlardır yukarıda saymış olduğum konular. Ayrıca, insanın bir de sağlıklı bir psikolojik ve sosyal yaşam sürmesi gerekli ki, onun içinde “hakka, hukuka ve adalete gereksinimi vardır.
Bu seçenekleri çokça sıralayabiliriz. Demek ki toplumsal olarak hakka, hukuka ve adalete çok ihtiyacımız var. Yani bu sloganın söylenmesine gerekçe oluşturuyor hakkın, hukukun ve adaletin çiğnenmiş ya da uygulanmamış olması.
Hak, insanın yaşam biçimini oluşturan kazanımlar olarak kabul edilebilir.
Hukuk, toplumu düzenleyen kurallar bütününü konu edinen bir bilim dalıdır.
Adalet ise, hakka ve hukuka uygun olmak, doğruluktan ayrılmamak her türden canlının hakkını ve hukukunu korumak demektir.
İşte sorun tam da buradadır. Adaleti temsil eden bir figür vardır adalet kurumlarının bahçesinde. Elinde terazi olan bir insan. O terazi ki doğru tartmalı ve her iki kefenin de aynı düzeyde kalmasını sağlamalı. Şayet terazinin ayarını bozarsanız ve bir tarafı ağır tartmaya başlarsanız işte felaketi getirdiniz demektir. Dün birisine uygulanan yanlış tartma, bugün bana, yarın da mutlaka ki sana uygulanacaktır. -Nasılsa ben sıramı savdım, benden sonra kime ne uygulanırsa uygulansın- diye düşünürseniz, sizin temsil ettiğiniz kitlelere hiçbir yararınız olmayacak sadece kendinizi düşündüğünüzü gösterecektir. 
Toplumu temsil eden her kesimin liderlerine ya da yöneticilerine şöyle bir şey söylemekte yarar vardır. Yaptığınız her şeyi ve her hamleyi akıl süzgecinizden iyice süzün. Yararlı olanları topluma uygulayın ki hep var olasınız. Zararlı olanları uyguladığınızda en yakın çevreniz bile bir süre sonra sizden ve sizin fikirlerinizden sıkılacak ve inanın ki sizleri yalnız bırakacaktır.
Bu düşüncenin sağı, solu, ilericisi, gericisi, demokratı, cumhuriyetçisi, laiki, dincisi, türkü, kürdü, lazı, çerkezi vs. i yoktur. Bu düşünce toplumun her kesimini en yakından ilgilendiren bir düşünce sistemidir. İşte tam da bu yüzden diyoruz ki; “HAK, HUKUK, ADALET”.
Yaşar GELER

Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Dünya sinemasının en iyi 100 filmi

Dünya sinemasının en iyi 100 filmi

1. Yedi Samuray (Seven Samuari - Akira Kurosawa, 1954)

2. Bisiklet Hırsızları (Bicycle Thieves - Vittorio de Sica, 1948)

3. Tokyo Hikayesi (Tokyo Story - Yasujirô Ozu, 1953)

4. Rashomon (Akira Kurosawa, 1950)

5. Oyunun Kuralı (The Rules of the Game - Jean Renoir, 1939)

6. Persona (Ingmar Bergman, 1966)

7. 8 1/2 (Federico Fellini, 1963)

8. 400 Darbe (The 400 Blows - François Truffaut, 1959)

9. Aşk Zamanı (In the Mood for Love - Wong Kar-wai, 2000)

10. Tatlı Hayat (La Dolce Vita - Federico Fellini, 1960)

11. Serseri Aşıklar (Breathless - Jean-Luc Godard, 1960)

12. Hoşçakal Cariyem (Farewell My Concubine - Chen Kaige, 1993)

13. (Fritz Lang, 1931)

14. Jeanne Dielman, 23 Commerce Quay, 1080 Brussels (Chantal Akerman, 1975)

15. Pather Panchali (Satyajit Ray, 1955)

16. Metropolis (Fritz Lang, 1927)

17. Aguirre: Tanrının Gazabı (Aguirre, the Wrath of God - Werner Herzog, 1972)

18. A City of Sadness (Hou Hsiao-hsien, 1989)

19. Cezayir Bağımsızlık Savaşı (The Battle of Algiers - Gillo Pontecorvo, 1966)

20. Ayna (The Mirror - Andrei Tarkovsky, 1974)

21. Bir Ayrılık (A Separation - Asghar Farhadi, 2011)

22. Pan'ın Labirenti (Pan's Labyrinth - Guillermo del Toro, 2006)

23. Jeanne D'arc'ın Izdırabı (The Passion of Joan of Arc - Carl Theodor Dreyer, 1928)

24. Potemkin Zırhlısı (Battleship Potemkin - Sergei M Eisenstein, 1925)

25. Yi Yi (Edward Yang, 2000)

26. Cennet Sineması (Cinema Paradiso - Giuseppe Tornatore, 1988)

27. Arı Kovanının Ruhu (The Spirit of the Beehive - Victor Erice, 1973)

28. Fanny and Alexander (Ingmar Bergman, 1982)

29. İhtiyar Delikanlı (Oldboy - Park Chan-wook, 2003)

30. Yedinci Mühür (The Seventh Seal - Ingmar Bergman, 1957)

31. Başkalarının Hayatı (The Lives of Others - Florian Henckel von Donnersmarck, 2006)

32. Annem Hakkında Her Şey (All About My Mother - Pedro Almodóvar, 1999)

33. Oyun Vakti (Playtime - Jacques Tati, 1967)

34. Arzunun Kanatları / Berlin Üzerindeki Gökyüzü (Wings of Desire - Wim Wenders, 1987)

35. Leopar (The Leopard - Luchino Visconti, 1963)

36. Harp Esirleri (La Grande Illusion - Jean Renoir, 1937)

37. Ruhların Kaçışı (Spirited Away - Hayao Miyazaki, 2001)

38. A Brighter Summer Day (Edward Yang, 1991)

39. Yakın Plan (Close-Up - Abbas Kiarostami, 1990)

40. Andrei Rublev (Andrei Tarkovsky, 1966)

41. Yaşamak (To Live - Zhang Yimou, 1994)

42. Tanrıkent (City of God - Fernando Meirelles, Kátia Lund, 2002)

43. İyi İş (Beau Travail - Claire Denis, 1999)

44. 5'ten 7'ye Cléo (Cleo from 5 to 7 - Agnès Varda, 1962)

45. L'Avventura (Michelangelo Antonioni, 1960)

46. Cennetin Çocukları (Children of Paradise - Marcel Carné, 1945)

47. 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün (4 Months, 3 Weeks and 2 Days - Cristian Mungiu, 2007)

48. Viridiana (Luis Buñuel, 1961)

49. İz Sürücü (Stalker - Andrei Tarkovsky, 1979)

50. L'Atalante (Jean Vigo, 1934)

51. Cherbourg Şemsiyeleri (The Umbrellas of Cherbourg - Jacques Demy, 1964)

52. Rastgele Balthazar (Au Hasard Balthazar - Robert Bresson, 1966)

53. Geç Gelen Bahar (Late Spring - Yasujirô Ozu, 1949)

54. Eat Drink Man Woman (Ang Lee, 1994)

55. Jules ve Jim (Jules and Jim - François Truffaut, 1962)

56. Chungking Express (Wong Kar-wai, 1994)

57. Solaris (Andrei Tarkovsky, 1972)

58. The Earrings of Madame de… (Max Ophüls, 1953)

59. Gel ve Gör (Come and See - Elem Klimov, 1985)

60. Le Mepris / Contempt (Jean-Luc Godard, 1963)

61. Sansho the Bailiff (Kenji Mizoguchi, 1954)

62. Touki Bouki (Djibril Diop Mambéty, 1973)

63. Spring in a Small Town (Fei Mu, 1948)

64. Üç Renk: Mavi (Three Colours: Blue - Krzysztof Kieślowski, 1993)

65. Ordet (Carl Theodor Dreyer, 1955)

66. Korku Ruhu Kemirir (Ali: Fear Eats the Soul - Rainer Werner Fassbinder, 1973)

67. Yok Edici Melek (The Exterminating Angel - Luis Buñuel, 1962)

68. Ugetsu (Kenji Mizoguchi, 1953)

69. Aşk (Amour - Michael Haneke, 2012)

70. Batan Güneş (L'Eclisse - Michelangelo Antonioni, 1962)

71. Happy Together (Wong Kar-wai, 1997)

72. Yaşamak (Ikiru - Akira Kurosawa, 1952)

73. Kameralı Adam (Man with a Movie Camera - Dziga Vertov, 1929)

74. Çılgın Pierro (Pierrot Le Fou - Jean-Luc Godard, 1965)

75. Gündüz Güzeli (Belle de Jour - Luis Buñuel, 1967)

76. Ananı Da! (Y Tu Mamá También - Alfonso Cuarón, 2001)

77. Konformist (The Conformist - Bernardo Bertolucci, 1970)

78. Kaplan ve Ejderha (Crouching Tiger, Hidden Dragon - Ang Lee, 2000)

79. Ran (Akira Kurosawa, 1985)

80. Los Olvidados / The Young and the Damned (Luis Buñuel, 1950)

81. Celine and Julie go Boating (Jacques Rivette, 1974)

82. Amélie (Jean-Pierre Jeunet, 2001)

83. Sonsuz Sokaklar (La Strada - Federico Fellini, 1954)

84. Burjuvazinin Gizli Çekiciliği (The Discreet Charm of the Bourgeoisie - Luis Buñuel, 1972)

85. Umberto D (Vittorio de Sica, 1952)

86. La Jetée (Chris Marker, 1962)

87. Cabiria'nın Geceleri (The Nights of Cabiria - Federico Fellini, 1957)

88. Son Krizantemlerin Öyküsü (The Story of the Last Chrysanthemum - Kenji Mizoguchi, 1939)

89. Yaban Çilekleri (Wild Strawberries - Ingmar Bergman, 1957)

90. Hiroşima Sevgilim (Hiroshima Mon Amour - Alain Resnais, 1959)

91. Rififi (Jules Dassin, 1955)

92. Bir Evlilikten Manzaralar (Scenes from a Marriage - Ingmar Bergman, 1973)

93. Kırmızı Fenerler (Raise the Red Lantern - Zhang Yimou, 1991)

94. Arkadaşımın Evi Nerede? (Where is the Friend's Home? - Abbas Kiarostami, 1987)

95. Ukigumo / Floating Clouds (Mikio Naruse, 1955)

96. Shoah (Claude Lanzmann, 1985)

97. Kirazın Tadı (Taste of Cherry - Abbas Kiarostami, 1997)

98. In the Heat of the Sun (Jiang Wen, 1994)

99. Küller ve Elmaslar (Ashes and Diamonds - Andrzej Wajda, 1958)

100. Puslu Manzaralar (Landscape in the Mist - Theo Angelopoulos, 1988) 



Hintli milyarder Ratanji Tata, mutluluk üzerine

Hintli milyarder Ratanji Tata, mutluluk üzerine
Hintli milyarder Ratanji Tata'ya radyo sunucusu tarafından bir telefon görüşmesinde sorulduğunda:

 "Efendim, hayatta en mutlu olduğunuz anı ne olarak hatırlıyorsunuz?"

 Ratanji Tata dedi ki:
 "Hayatta mutluluğun dört aşamasından geçtim ve sonunda gerçek mutluluğun anlamını anladım.

 İlk aşama zenginlik ve kaynak biriktirmekti.
 Ama bu aşamada istediğim mutluluğu elde edemedim. 

 Ardından değerli eşyaların  toplanması olan ikinci aşaması geldi.
 Ama bunun etkisinin de geçici olduğunu ve değerli şeylerin parıltısının uzun sürmediğini fark ettim.

 Ardından büyük bir proje alma olan üçüncü aşaması geldi.  O zaman Hindistan ve Afrika'daki dizel yataklarının %95'ine sahiptim.
 Ayrıca Hindistan ve Asya'daki en büyük çelik fabrikasının sahibiydim.
 Ama burada da  hayal ettiğim mutluluğu elde edemedim. 

 Dördüncü adım, bir arkadaşımın benden bazı engelli çocuklar için tekerlekli sandalye almamı istemesiydi.
 Yaklaşık 200 çocuk.
 Arkadaşımın tavsiyesiyle hemen tekerlekli sandalyeleri aldım.

 Ama arkadaşım onunla gitmem ve tekerlekli sandalyeleri çocuklara vermem konusunda ısrar etti.  Bende hazırlanıp onunla gittim.
 Orada bu çocuklara tekerlekli sandalyeleri kendi ellerimle verdim.  Bu çocukların yüzlerinde garip bir mutluluk parıltısı gördüm.  Hepsini tekerlekli sandalyede otururken, dolaşırken ve eğlenirken gördüm.
 Kazanan bir hediyeyi paylaştıkları bir piknik yerine ulaşmış gibiydiler.

 Gerçek mutluluğu içimde hissettim.

 Ayrılmaya karar verdiğimde çocuklardan biri bacağımdan tuttu.
 Bacaklarımı yavaşça kurtarmaya çalıştım ama çocuk yüzüme baktı ve bacaklarımı sıkıca tuttu.  Eğilip çocuğa sordum: Başka bir şeye ihtiyacın var mı?

 Bu çocuğun verdiği cevap beni sadece şok etmekle kalmadı, hayata bakışımı da tamamen değiştirdi.

 Bu çocuk dedi ki:

 "Yüzünü hatırlamak istiyorum ki cennette buluştuğumda seni tanıyıp bir kez daha teşekkür edebileyim!.."



Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

SOL KOLU MÜHÜRLÜ KADINLAR

SOL KOLU MÜHÜRLÜ KADINLAR
SOL KOLU MÜHÜRLÜ KADINLAR

Çok değil 2000li yılların başına kadar olan bir zamanda, kadın doğumcuların çok önemli bir işleri vardı. Zina davalarına bakmak. Yok öyle hakim gibi değil, doktor olarak bakmaktan bahsediyorum. Dr Zekai Tahir Burak Hastanesinde çalışırken gündüzleri polikliniğe geceleri de acile polis eşliğinde birkaç kez, tek tek veya bazen de toplu halde kadınlar sol kolları mühürlü bir şekilde getirilirdi. ve o kadınlar acildeki kalabalığın içinde utanarak beklerlerdi. Bazen de tecavüz vakaları getirilirdi. Yani ne zaman ki bir kadın la bir erkek yalnız olarak bir yerde yakalandılar mı, hele bir de şikayet varsa polis tutar kadının sol kolunu mühürler ve bir veya iki polis eşliğinde sol kolu mühürlü diye başlayan bir kağıtla gelirdi. ve biz bu zina davalarına bakardık. Kadını masaya yatırır, vajenden sürüntü alır ve mikroskop altında ölü veya canlı sperm arardık. DNA testi yok. Bu sperm kimin, kaç günlük. kocasının mı, sevgilisinden mi ayırt edilemiyordu. Ve biz sadece aldığımız sürüntünün sonucunu yazardık. Sol kolu mühürlü bir şekilde polis eşliğinde getirilen ..... kızı ...... doğumlu ....nın yapılan muayenesinde cinsel ilişkinin kesin delili olan ölü veya canlı sperme rastlanmıştır veya rastlanmamıştır. . Tabii bundan sonra hakim ne yapar neye karar verir bilmezdik.
1994 yılı idi ve bir yaz akşamı saat 10 gibi acil nöbetindeyim 17 yaşında sol kolu mühürlü, elbiseleri yırtık ve eli yüzü kan içinde bir kız getirdiler, kocası ve yaklaşık olarak 3-4 poliste kızla beraberdi. Kızı muayene odasına aldım. Elimdeki kağıtta zina yapıp yapmadığını soruyordu. Kadını ilk önce kocasının yakaladığını ve hırpaladığını düşündüm. Kız muayene odasında bir kuş gibi titriyordu. Çenesi korkudan birbirine vuruyordu. Korkak bir hali vardı. Üzüldüm. ve sordum.
O kadar küçüktü ki bana amca diyordu.
" Amca kocam eve geç kaldı" diye başladı "korkmaya başlamıştım o sırada kapı çalındı ve kapıya gittim, delikten baktım. Gelen kocamın arkadaşı idi . Kocama bir şey oldu korkusuyla kapıyı açtım. Kocamın arkadaşı bana saldırdı. Üstümü başımı yırttı. Beni dövdü. Isırdı. Sesim apartmanı çınlattı ama kimse yardım etmedi " diye devam etti.
peki bir şey yapabildi mi kızım diye sordum.
" yok amca yapamadı"
"kocam ve polisler hızır gibi yetişti"
"Allah razı olsun onlardan"
Sürüntüyü aldım ve odadan çıktım mikroskoba koyup bakacağım . Ama kızın hali aklımda . Sperm görsem bile gördüm demeyi pek düşünmüyorum.Çünkü bir gece evvelden kocasından kalanlar da olabilir diye düşünmüştüm.Eli telsizli olan polis ki yanlış hatırlamıyorsam tek yıldızı da vardı. Ayağa kalkıp, yolumu kesti ve sordu
" Bir şey var mı hocam "
Daha bakmamıştım ama gayri ihtiyari ağzımdan" yok" çıktı.
Yıldızlı polis kızın kocasına döndü ve bağırdı
" Ben sana demiştim, biraz daha bekleyelim. Adam işi bitirsin diye .Şimdi tekrar uğraş. Artık kimseyi de içeri almaz bu kız. Biraz daha bekleyemedin. Bir çuval inciri bok ettin "diye
Dondum .
Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. Dönüp kavga çıkarmak istedim, vazgeçtim. Kızı uyarmak istedim, vazgeçtim. Yürüdüm ve mikroskoba bakmadan yazdım.
Sol kolu mühürlü gelen .... kızı .....doğumlu ....nın yapılan muayenesinde ölü veya canlı sperme RASTLANMAMIŞTIR.
Derviş Özer 




Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr