9 Ocak 2025 Perşembe

Gazetecilik Okulu ve Gazeteciler Kütüphanesi kuruldu



MEHMET ALİ ARSLAN GAZETECİLER İÇİN İNTERNETE GAZETECİLİK OKULU VE GAZETECİLER KÜTÜPHANESİ KURDU.


Ardahanlı gazeteci, yazar ve girişimci Mehmet Ali Arslan, gazeteciliğe yeni bir soluk getiren online bir eğitim platformu kurdu. Uzman gazeteci ve yazarların gazetecilikle ilgili yazıları ve deneyimleri bu platformda paylaşılıyor.


Bağımsız ve doğru haberciliğe önem veren Mehmet Ali Arslan, kurduğu online okuluyla gazetecilik eğitimine yeni bir boyut kazandırdı. Bu okulda gazeteciler ve gazeteci adayları, kendilerini geliştirme imkanı buluyor.

Gazeteciler Okulu, doğru haber ve bağımsız gazetecilik konusuna ilgi duyan herkesin, Mehmet Ali Arslan ve uzman gazetecilerin deneyim ve birikimlerinden yararlanmasını sağlamak amacıyla hazırlandı.

Tamamen ücretsiz ve her yerden erişilebilen bu sitede, gazetecilikle ilgili beceriler, değerler, yasal konular ve dil bilgisi gibi birçok bölüm bulunuyor. Gazetecilik Okulu, gazeteci olmak isteyenlere kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyor. Gazeteciliğin temel ilkeleri, tarafsız ve dengeli habercilik, doğru dil kullanımı gibi konular ve deneyimli gazetecilerin haber yazma, sunuculuk, yapımcılık gibi alanlardaki tecrübeleri, Gazetecilik Okulu web sitesinde paylaşılıyor. 

Gazetecilik mesleğine ilgi duyanlar için önemli bir kaynak olan online Gazetecilik Okulu, kapılarını tüm gazetecilere ve gazeteci adaylarına açarak, gazetecilik hayallerini gerçekleştirmelerine yardımcı oluyor.

Gazetecilik Okulu ve Gazeteciler Kütüphanesi
Web sitesi: www.mehmetaliarslan.name.tr
Kütüphaneye sitede bulunan linkler sekmesinden ulaşabilirsiniz.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

7 Ocak 2025 Salı

UEFA: Avrupa Futbolunun Kalbi



UEFA: Avrupa Futbolunun Kalbi

Avrupa futbolunun nabzını tutan UEFA, yani Avrupa Futbol Federasyonları Birliği, kıtadaki futbolseverler için oldukça önemli bir kurum. Sadece Avrupa Birliği üyesi ülkeleri değil, aynı zamanda Kıbrıs, İsrail, Rusya gibi birçok ülkenin futbol federasyonunu bünyesinde barındıran UEFA, futbolun yanı sıra futsal ve plaj futbolunun da Avrupa'daki yönetici ve denetleyicisi konumunda.

15 Haziran 1954'te kurulan UEFA, Avrupa futbolunu daha da geliştirmek, uluslararası turnuvalar düzenlemek ve üye federasyonlar arasında işbirliğini sağlamak gibi önemli amaçlara hizmet ediyor. Merkezi İsviçre'nin Nyon kentinde bulunan UEFA, İngilizce, Almanca ve Fransızca olmak üzere üç resmi dile sahip.

UEFA, Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi, Avrupa Konferans Ligi gibi dünyaca ünlü kulüp turnuvalarının yanı sıra Avrupa Şampiyonası gibi uluslararası turnuvaları da düzenliyor. Bu turnuvalar, futbolcuların ve takımların yeteneklerini sergilemelerine ve dünya çapında tanınmalarına olanak tanıyor

UEFA, sadece turnuvalar düzenlemekle kalmıyor, aynı zamanda futbolun adil ve şeffaf bir şekilde oynanmasını sağlamak için de önemli çalışmalar yürütüyor. Doping kontrolü, finansal fair-play gibi konularda sıkı kurallar uygulayan UEFA, futbolun geleceği için de önemli adımlar atıyor.

UEFA, Avrupa futbolunun gelişiminde önemli bir rol oynayan, köklü bir kurum. Kıtadaki milyonlarca futbolseverin tutkuyla takip ettiği turnuvaları düzenleyen UEFA, aynı zamanda futbolun daha da büyümesi ve gelişmesi için çalışmaya devam ediyor.

Gazeteci Yazar: Mehmet Ali Arslan
www.mehmetaliarslan.name.tr



Mehmet Ali Arslan, Haber Blog
Spor

Eyfel Kulesi: Fransa Paris'in Simgesi, İlginç Gerçekler


Eyfel Kulesi: Fransa, Paris'in Simgesi, İlginç Gerçekleri

Paris'in sembolü haline gelen Eyfel Kulesi, sadece görkemli bir yapı değil, aynı zamanda ilginç bir geçmişe ve günümüzde de sürprizlerle dolu bir yapı. İnşaatından itibaren tartışmalara neden olan kule, zamanla dünyanın en sevilen ve ziyaret edilen yapılarından biri oldu. İşte Eyfel Kulesi hakkında bilmeniz gereken bazı ilginç gerçekler

İnşaat Süreci:
3.000 işçinin 26 ay boyunca büyük bir titizlikle çalışması sonucu ortaya çıkan Eyfel Kulesi'nin inşaatının hiçbir ölüm vakası olmadan tamamlanması o dönem için büyük bir başarıydı

Paris Halkının Tepkisi:
Başlangıçta Paris halkı tarafından beğenilmeyen kule, zamanla şehrin sembolü haline geldi

Boyama İşlemi:
7 yılda bir boyanan kulenin boyanması büyük bir operasyon gerektiriyor.

İntihar Olayları:
  Maalesef Eyfel Kulesi'nde birçok intihar olayı yaşandı. Bu durum, güvenlik önlemlerinin artırılmasına neden oldu.

Yangın Tehlikesi:
2003 yılında kulenin zirvesinde çıkan yangın, kısa sürede söndürülse de, kulenin korunması için alınan önlemlerin ne kadar önemli olduğunu gösterdi.

Eyfel Kulesi, sadece bir mühendislik harikası değil, aynı zamanda insanlık tarihinin önemli bir parçası. Paris'e gelen her turist için mutlaka görülmesi gereken bu yapının, gelecek nesillere de miras bırakılacak önemli bir değer olduğu söylenebilir

Mehmet Ali Arslan




Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Diyarbakır: Tarihin Kalbinde Bir Şehir



Diyarbakır: Tarihin Kalbinde Bir Şehir

Diyarbakır, binlerce yıllık tarihiyle Güneydoğu Anadolu Bölgesinin incisi olarak öne çıkıyor. Mezopotamya ile Anadolu'nun kesiştiği noktada yer alan şehir, doğal bir geçiş yolu olması nedeniyle tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Bu zengin geçmiş, Diyarbakır'ı kültürel bir mozaik haline getirmiş ve dünyanın en önemli tarihi kentlerinden biri yapmıştır.

12.000 yıllık bir geçmişe sahip olan Diyarbakır, son arkeolojik çalışmalarla bu tarihi daha da geriye taşıyor. Şehir merkezinde Hurrilerden kalma izler bulunurken, Mitaniler, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar gibi birçok medeniyetin de izlerini taşıyor. Bu zengin kültürel miras, Diyarbakır'ı adeta bir açık hava müzesine dönüştürüyor

UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Diyarbakır Surları, şehrin en önemli simgelerinden biri. Yaklaşık 5 bin yıldır ayakta duran bu surlar, 82 burcuyla şehrin boynuna bir gerdanlık gibi dolanıyor. Surların üzerindeki kitabe ve figürler, şehrin uzun ve çalkantılı tarihine ışık tutuyor.

Diyarbakır, sadece tarihiyle değil, aynı zamanda kültürel zenginliğiyle de dikkat çekiyor. Farklı din ve kültürlerin bir arada yaşadığı şehirde, geleneksel el sanatları, yöresel mutfak ve renkli festivaller yer alıyor. Diyarbakır, ziyaretçilerine hem tarihi bir yolculuk hem de kültürel bir şölen sunuyor
Diyarbakır, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor. Eğer siz de tarihin derinliklerinde bir yolculuk yapmak istiyorsanız, Diyarbakır'ı mutlaka görmelisiniz.

Mehmet Ali Arslan


  












Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

5 Ocak 2025 Pazar

İstanbul Sarıyer RumeliKavağı



İstanbul Boğazı'nın Kuzeyindeki Saklı Zenginlik, Rumeli Kavağı

Sarıyer ilçesinin en kuzey noktasında yer alan Rumelikavağı, eşsiz doğal güzellikleri, tarihi dokusu ve lezzetli yöresel ürünleriyle dikkat çeken bir semt. Balığı, midyesi ve incirleriyle meşhur olan Rumelikavağı, sakin ve huzurlu atmosferiyle ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor.

Rumelikavağı, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda tarihi zenginlikleriyle de ön plana çıkıyor. Mahallede Bizans dönemine ait Rumelikavağı Kalesi bulunuyordu. Tarihçilerin iddialarına göre bu kale, II. Mehmed tarafından yıktırılmış. Ayrıca bölgede eskiden bir Bizans mabedi de yer alıyordu. Arkeolojik çalışmalar sırasında suyun içinde bir mendirek kalıntısına rastlanması, bölgenin tarihî önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Rumelikavağı, sadece tarihi ve doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda sportif başarılarıyla da dikkat çekiyor. Mahallenin futbol takımı, Süper Amatör Kümede mücadele ediyor ve geçmişte İstanbul Amatörler Şampiyonluğu gibi önemli başarılara imza atmış.

Rumelikavağı, Doğu Karadeniz göçmenlerinin yoğunlukta olduğu bir semt. Bu nedenle bölgede Karadeniz mutfağına ait birçok lezzetli yemek ve içecek bulunuyor. Özellikle taze balık, midye ve incir, Rumelikavağı'nın en meşhur lezzetleri arasında yer alıyor

İstanbul'un kalabalığından  uzaklaşmak ve doğayla iç içe huzurlu bir tatil yapmak isteyenler için Rumelikavağı, ideal bir seçenek. Tarihi dokusu, doğal güzellikleri, lezzetli yemekleri ve sıcakkanlı insanlarıyla Rumelikavağı, keşfedilmeyi bekleyen bir cennet.

✒️  Mehmet Ali Arslan
   




Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

4 Ocak 2025 Cumartesi

İstanbul Dolmabahçe Sarayı



Dolmabahçe Sarayı: Osmanlı'nın Avrupa'ya Açılan Penceresi

İstanbul'un göz kamaştırıcı siluetinde, Boğaz'ın kıyısında yer alan görkemli bir yapı. Sadece bir saray değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun modernleşme çabalarının bir sembolü

19,yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu'nun batılılaşma sürecinde, Topkapı Sarayı'nın ihtişamı artık yetersiz kalmaya başlar. Bu dönemde padişah olan I. Abdülmecid, yeni bir saray inşa etme kararı alır. 1843 yılında başlayan inşaat, 13 yıl sürmüş ve 1856'da tamamlanmıştır. Sarayın mimarisi, Batı'daki neo-barok akımlarından etkilenerek tasarlanmıştır

Dolmabahçe Sarayı, 250.000 metrekarelik devasa bir arazi üzerine kurulmuştur. Sarayın içinde 285 oda, 46 salon, 6 hamam ve bir kütüphane bulunmaktadır. Her köşesi altın varaklarla süslü olan saray, ihtişamlı avizeleri, el işi halıları ve değerli eşyalarıyla göz kamaştırır.

Dolmabahçe Sarayı, İstanbul, Beşiktaş'ta, Kabataş'tan Beşiktaş'a uzanan Dolmabahçe Caddesi ile İstanbul Boğazı arasında, 250.000 m²'lik bir alan üzerinde bulunan Osmanlı sarayıdır. Marmara Denizi'nden Boğaziçi'ne deniz yoluyla girişte sol kıyıda, Üsküdar ve Kuzguncuk'un karşısında yer alır.



Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Kars Sarıkamış'ta Meşaleli Kayak Gösterisi Düzenlendi


Kars Sarıkamış'ta düzenlenen anlamlı bir etkinlikle, tarihin derinliklerine inildi. Sarıkamış Harekatı'nın 110. yıl dönümü kapsamında gerçekleştirilen meşaleli kayak gösterisi, hem şehitlere saygı duruşu oldu hem de göz kamaştıran görüntülerle hafızalara kazındı.

JAK timleri, ellerindeki meşalelerle zirveden kayarak pistte muhteşem bir görüntü oluşturdu. Gösteri, katılımcılar tarafından büyük bir coşkuyla izlendi.

Kars Sarıkamış'ta düzenlenen meşaleli kayak gösterisi, sadece görsel bir şölen olmaktan öte, şehitlere duyulan saygının ve minnetin en güzel ifadesi oldu






Kaynak: kars Gazetesi


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Sarıyer Rumeli Hisarı



İstanbul Sarıyer ilçesinde, Boğazkesen semtinde bulunan ve bulunduğu semte adını veren Hisar. Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un fethinden önce, Karadeniz'den gelebilecek saldırıları engellemek amacıyla İstanbul Boğazı'nın en dar (698 m) yerine, Anadolu yakasındaki Anadolu Hisarı'nın tam karşısına inşa ettirilmiştir.

İstanbul'un fethi öncesinde, Fatih Sultan Mehmet tarafından stratejik bir noktaya inşa edilen Rumeli Hisarı, yüzyıllardır hem tarih hem de mimari meraklılarını kendine çekiyor. Anadolu Hisarı'nın karşısına dikilen bu görkemli yapı, 90 gün gibi kısa bir sürede tamamlanarak Osmanlı İmparatorluğu'nun gücünü tüm dünyaya göstermişti.

Rumeli Hisarı'nın inşasında kullanılan malzemeler, Anadolu'nun çeşitli bölgelerinden getirilmişti. Özellikle İzmit ve Karadeniz Ereğli'den temin edilen keresteler, hisara sağlamlık katmıştı. Fatih Sultan Mehmet'in bizzat yerinde takip ettiği inşaat, dönemin en büyük mühendislik başarılarından biri olarak kabul ediliyor.

Hisarın üç büyük kulesi, dünyanın en büyük kale burçları arasında yer alıyor. Bu devasa yapı, hem savunma amaçlı hem de İstanbul Boğazı'na hakim olmak için inşa edilmişti. Rumeli Hisarı'nın kısa sürede tamamlanması, o dönemki Osmanlı İmparatorluğu'nun organizasyon yeteneğini ve inşaat teknolojisindeki gelişmişliğini gösteriyor

Yıllar boyunca Rumeli Hisarı, muhteşem manzarasıyla birçok kültürel etkinliğe ev sahipliği yaptı. Özellikle düzenlenen konserler, hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekti. Rumeli Hisarı, günümüzde de tarihi dokusunu koruyarak ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor.







Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Beykoz Yuşa Tepesi ve Yoros Kalesi



Yuşa Tepesi: İstanbul'un Anadolu yakasında, Beykoz ilçesinde bulunan ve tarihi ve kültürel zenginlikleriyle dikkat çeken bir yerdir. Özellikle dini inançlar ve tarihi kişiliklerle olan bağları, bu tepeyi ziyaretçiler için oldukça ilgi çekici hale getirmektedir.

Halk arasında Yuşa Peygamber'e ait olduğuna inanılan bir türbenin bulunması, tepeye mistik bir hava katmaktadır. Bu inanış, tepeye olan ilgiyi artıran önemli bir faktördür.

Osmanlı döneminde, özellikle 18. yüzyılda tepeye olan ilgi oldukça artmıştır. Sadrazam Mehmet Sait Paşa'nın yaptırdığı mescit ve türbenin bakımı için görevliler tayin edilmesi, tepeye verilen önemin bir göstergesidir.

Halkın yoğun ilgisi nedeniyle, III. Selim döneminde tepedeki bazı etkinlikler yasaklanmıştır. Bu durum, tepeye olan ilginin ne kadar büyük olduğunu göstermektedir.

1990'lı yıllardan itibaren başlatılan yenileme çalışmalarıyla tepe, daha modern bir görünüme kavuşmuştur. Kültür evi, kütüphane gibi ek yapılarla tepe, hem dini hem de kültürel bir merkez haline gelmiştir

Tepe, İstanbul'un kültürel mirasının önemli bir parçasıdır. Tarihi yapılar, dini inanışlar ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunmaktadır.



İstanbul'un Anadolu yakasında, Beykoz ilçesinde yer alan Yuşa Tepesi, hem tarihi hem de dini açıdan büyük öneme sahip bir yerdir. Bu tepede bulunan Yuşa Türbesi ve Camii, yüzyıllardır insanların ziyaret ettiği önemli bir merkez olmuştur. 
Yuşa Tepesi'nin kuzeyinde bulunan Yoros Kalesi ise, İstanbul Boğazı'na hakim konumu ve tarihi dokusuyla dikkat çekmektedir.

Yuşa Tepesi, adını halk arasında Hz. Yuşa'ya atfedilen bir türbeden almaktadır. Bu türbe ve cami, yüzyıllar boyunca bölge halkı tarafından ziyaret edilmiş ve önemli bir dini merkez haline gelmiştir. Özellikle 18. yüzyılda Sadrazam Mehmet Sait Paşa tarafından yapılan restorasyon çalışmalarıyla tepe, daha da önem kazanmıştır









Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Ayasofya



İstanbul'un sembolü Ayasofya, uzun yıllar süren bir bekleyişin ardından yeniden cami olarak ibadete açıldı.

1934 yılından bu yana müze olarak kullanılan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, Cumhurbaşkanı kararının ardından yeniden ibadete açıldı. Danıştay'ın 2020 yılında aldığı karar doğrultusunda, Ayasofya'nın yönetimi Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredildi. Bu karar, yüzyıllardır Müslümanların gönlünde taht kuran bu tarihi yapının yeniden ibadete açılması için önemli bir adım oldu.


Ayasofya, farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, dünya mimarisinin en önemli eserlerinden biridir. Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu'nun resmi dini olduğu dönemde inşa edilen yapı, daha sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilerek camiye çevrilmişti. Uzun yıllar boyunca hem Hristiyanlığın hem de İslam'ın merkezi olan Ayasofya, 1934 yılına kadar cami olarak kullanıldıktan sonra müzeye dönüştürülmüştü


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog