28 Aralık 2024 Cumartesi

Güler Duman Kimdir



Güler Duman Kimdir ?

Güler Duman, 30 Haziran 1967 yılında dünyaya gelmiştir. 1980'li yılların başından itibaren sık sık çıkardığı albümlerle Türk halk müziği'nin efsane sanatçıları arasına girdi. Aslen Erzurum'lu olan Güler Duman, 1980 yılında on üç yaşında Dost Garip adlı ilk albümünü çıkardı. İki yıl sonra O Leyli Leyli adlı ikinci albümünü çıkardı. 1984 yılında Seher Yeli albümünü çıkardı. Profesyonel albümlerini çıkarırken bir yandan da öğrenim hayatını devam ettiriyordu. Daha sonra Ağla Kızılırmak (1985) ve Mevlayı Seversen adlı albümlerini piyasaya sürdü. 1986 yılında, İstanbul Üniversitesi , Diş hekimliği fakültesini kazanmıştır. Fakat müzik sevdası yüzünden kazandığı bölüme gitmemiştir. Aynı yıl Halaylarla adlı altıncı solo albümünü çıkardı. Bir yıl sonra Misafir Geldim adlı yedinci albümünü yayınladı ve aynı yıl Sevgi Kaya, Necla Yener ve Gülizar Akkuş'unda yer aldığı Dört Dilden Dört Telden I adlı bir düet Türk halk müziği albümünde yer aldı.

 1987 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nı kazanarak bu bölüme girdi. 1988 yılında "Kulluk Benim Olsun Sultanlık Senin" adlı albümünü yayınladı ve aynı yıl "Ya Dost" adlı bir albüm daha çıkardı. Bu albümleri yayınladığı dönemlerde televizyon programlarına çıkmaya başladı. Bu albüm ayrıca 1980'li yıllarda çıkardığı son albümdür. 1990 yılında, Zafer Gündoğdu ile birlikte "Sazımızla Sözümüzle 1" adlı albümü çıkarmıştır. Aynı yıl "Buldular Beni" adlı yedinci solo albümünü çıkardı. Ardından Gül Yüzlü Sevdiğim (1991) ve Duygu Pınarı (Vezrana) (1992) albümlerini çıkardı. 1990'lı yılların başına kadar çıkardığı albümlerle ülke çapında büyük ses getirdi. 1994 yılında "Güler Duman '94" albümünü çıkardı. Albümde yer alan "Türkülerle Gömün Beni" adlı parçası büyük çıkış yaptı. Yılın en iyi şarkıları arasına girdi ve albüm satışlarını büyük derecede olumlu etkiledi. Bu büyük başarısının ardında, 1995 yılında "Bu Devran" albümünü çıkardı. Albümün etkisini sürdürdüğü yıllarda, Albüm başarısından dolayı 2. Kral TV Video Müzik Ödülleri'nde "Türk Halk Müziği En İyi Bayan" ödülünü aldı.

 1997 yılında "Öl Deseydin Ölmez miydim?" adlı albümünü çıkardı. Albümdeki parçalar büyük ses getirdi özellikle, "Açma Zülüflerin", "Tutam Yar Elinden", "Başımda Bir Sevdam Döner" ve aynı adı taşıyan "Öl Deseydin Ölmez Miydim?" gibi parçalar hit oldu. 1998 yılında iki derleme albüm çıkardı, bunlardan ilki Ozanlar Diyari adlı albümdü ve ikinci derleme albüm ise Haziran ayında çıktı ve albümün adı Nostalji 1 idi. Albümde eski albümlerinde bulunan ve klasikleşmiş olan eserler yer aldı. Bu albüm, Güler Duman'ın 1990'lı yıllarda çıkardığı son albümdür. 2002 yılında "Yolcuyum Bu Dağlarda" albümünü sevenleriyle buluşturdu. Ardından aynı yıl,"Türkü Dostlarına" adlı bir derleme albüm çıkardı. Bu albümle birlikte solo albüm kariyerine kısa bir ara verdi. 1990 yılında Zafer Gündoğdu ile birlikte ilkini çıkardığı "Sazımızla Sözümüzle" adlı albüm serisinin, 2004 yılında Musa Eroğlu ile birlikte albümün devamı olan "Sazımızla Sözümüzle 2" albümünü çıkardı. Aynı yıl büyük sanatçıların buluştuğu " Pir Sultan Dostları" adlı albüm için "Şu Yalan Dünyaya" adlı parçasını tekrar söyledi. Üç yıl sonra "Nazlı Yare Küskünüm" (Erzurum Dağları) albümünü çıkardı ve aynı yıl Özlem Özdil ile birlikte" Sazımızla Sözümüzle 3" adlı albümü çıkardı. 2009 yılında "Türküler Dile Geldi" adlı on beşinci solo albümünü çıkardı. Albümdeki "Ayaz Yarim" başta olmak üzere birçok parça hit oldu. 2012 yılının başında 30. yıl şerefine "Yüreğimden Yüreğinize" (Sesime Ses Katanlara Selam Olsun) adlı albümü çıkardı. Çift disk olan albümde otuz sekiz parça bulunuyordu ve çoğu parça için usta isimlerle düet yaptı. 

14 Mart 2017 yılında "Yüreğimden Yüreğinize Sazım" adlı albüm çıkarmıştır. Güler Duman ayrıca 1990'lı yıllardan itibaren Almanya'da müzik okulu yönetmekte ve ders vermektedir. Güler Duman'ın bine yakın öğrencisi bulunmaktadır. Albümlerinde Aşık Veysel, Mahzuni Şerif, Abdürrahim Karakoç, Musa Eroğlu ve Muhlis Akarsu gibi ozanların eserlerine de yer vermektedir.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

SARAÇHANE



SARAÇHANE .. 

Valens Su Kemeri, İstanbul’un tam kalbinde yer alan ve adeta tarihi canlı tutan eşsiz bir yapıdır. Bundan 1600 yıl önce, Doğu Roma İmparatorluğu’nun merkezi Konstantinopolis’e su taşımak amacıyla inşa edilmiştir. Yapımına İmparator II. Constantius döneminde başlanan su kemeri, İmparator Valens döneminde tamamlanmıştır.

Valens Su Kemeri, yalnızca Romalıların değil, Bizanslıların ve sonrasında Osmanlıların dönemini de görmüş, bu medeniyetlerin bakım ve onarımlarıyla günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Osmanlılar, kemeri sadece korumakla kalmamış, aynı zamanda işlevselliğini artırmak için geliştirmeler yapmıştır.

Bugün Valens Su Kemeri, geçmişin sessiz bir tanığı olarak varlığını sürdürmekte, ancak modern hayatla iç içe bir görüntü sunmaktadır. Kemerlerin altından geçen bir yol, tarihin ve günümüzün İstanbul’da nasıl yan yana var olduğunu gözler önüne sermektedir. Su taşımak gibi basit bir işlev için tasarlanan bu yapının asırlarca ayakta kalması ve şimdi bir kent simgesi hâline gelmesi gerçekten etkileyicidir. Valens Su Kemeri, geçmiş ile bugün arasında adeta bir köprü görevi görmektedir.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Türk voleybolunun parlayan yıldızlarından biri olan Zehra Güneş



Türk voleybolunun parlayan yıldızlarından biri olan Zehra Güneş, hem milli takımda hem de VakıfBank'ta sergilediği üstün performansla göğsümüzü kabartıyor. Orta oyuncu pozisyonunda oynayan ve genç yaşına rağmen büyük başarılar elde eden Zehra, yeteneğiyle olduğu kadar zarafeti ve güzelliğiyle de dikkat çekiyor.

Milli takımın en önemli parçalarından biri olan Zehra, 2023 Avrupa Şampiyonası ve 2023 Milletler Ligi şampiyonluklarında kilit rol oynadı. File üzerindeki etkileyici blokları, etkili hücumları ve sakin oyunuyla takımını zafere taşıyan en önemli isimlerden biriydi. Özellikle kritik anlarda gösterdiği soğukkanlılık ve liderlik, Türk voleybolunun ne kadar büyük bir geleceğe sahip olduğunu bizlere bir kez daha kanıtladı.

Kulüp düzeyinde de başarısının sınırı yok. VakıfBank formasıyla hem Türkiye’de hem de uluslararası arenada sayısız kupa kazandı. Dünya Kulüpler Şampiyonası’ndan Şampiyonlar Ligi’ne kadar birçok önemli turnuvada zirveye çıkarken, Zehra her zaman takımının değişmez bir parçası oldu. VakıfBank’ın başarılarla dolu tarihine altın harflerle adını yazdırmayı başardı.

Ancak Zehra’yı sadece sahadaki performansıyla değerlendirmek yetersiz olur. Sahip olduğu doğal güzelliği, duruşu ve samimiyetiyle milyonlarca insanın gönlünde taht kurmuş durumda. Hem saha içinde hem de saha dışında tam bir rol model olan Zehra, gençler için de ilham kaynağı olmayı sürdürüyor.

Zehra Güneş, yeteneği, disiplini ve çalışkanlığıyla dünya voleybolunda Türkiye’nin adını daha da yukarılara taşırken, her geçen gün kendisine hayran bırakmaya devam ediyor. Hem başarılarıyla hem de zarafetiyle gerçek bir yıldız olan Zehra, sadece bugün değil, gelecekte de Türk voleybolunun gurur kaynağı olmaya devam edecek.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

TÜRKİYE'NİN EN ÇOK OKUNAN VE İZLENEN MEDYASI MEHMET ALİ ARSLAN HERKESE İYİ SENELER DİLER


TÜRKİYE'NİN EN ÇOK OKUNAN VE İZLENEN MEDYASI MEHMET ALİ ARSLAN MEDYASI HERKESE MUTLU SENELER DİLER.


Dünya genelinde
100 internet sitesi
500 blog sitesi
250 YouTube TV kanalı
140 Dailymotion TV kanalı
20 TikTok kanalı
500 Facebook sayfası
280 Facebook grubu
35 Twitter sayfası
16 LinkedIn sayfası
60 Instagram sayfası
Diğer sosyal medyada sitelerinde toplam 500 sayfa
Ve toplam üyemiz 22 milyon
Günlük ziyaretçi sayımız yaptığımız içerik paylaşırımlarına göre genellikle 10 bin ile 1 milyon arasında değişmektedir .

Mehmet Ali Arslan
İnternete ilk Alemde Tek
Yazıyorum Çünkü herkes okuyor

Hep beraber nice senelere Yeni yılınız kutlu olsun 

Gazeteci, Yazar, Girişimci,sosyal medya uzmanu: Mehmet Ali Arslan
İletişim: www.mehmetaliarslan.name.tr




Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

27 Aralık 2024 Cuma

EBEM DEDEM DERDİ Kİ




EBEM DEDEM DERDİ Kİ! 

Davete “OKUNTU” yengeye“ GUMA”,
İnceden açılmış ekmeğe “YUKA”,
Saciçinde “KÖMBE”, üstde “BAZLAMA”,
Savrulan buğdaya “CEÇ” deller bizde.!!!

Babaanneye “EBE”, halaya “BİBİ”,
Amcaya “EMMİ” der, çocuğa “SABİ”,
Uzağa “IRAK” der, yakına “BERİ”,
Birin çağırırken “HİŞ” deller bizde.!!!

Hastalığa “MARAZ”, öksürüğe “ÇOR”,
yabancıya “EL”,
acemiye “TOR”,
Hanıma “AVRAT” der konuşmaya “ŞOR”,
İşler kötü ise “YAŞ” deller bizde.!!!

Büyük kaba “HELKE”, küçüğe “ŞİTİL”
Tohuma “BİDER” der, fidana “ŞETİL”,
Şakaya “YARENNİK”
girmekse “DIKIL”,
Leğen demezlerde “TEŞ” deller bizde.!!!

Düğmeye “İLİK” der, eşarba “YAĞLIK”
Yayılmış yoğurdun suyuna “KATIK”,
Ayrana “ÇALKAMAÇ”, yayığa “YANNIK”,
Avşar pilavına “AŞ” deller bizde.!!!

Çukurlara “YARIK”, bedava “BELEŞ”,
Hayvan ölüsünün adına “ÜLEŞ”,
Güzele “GÖKÇEK” der, bir adı “KELEŞ”,
Rüya demezlerde “DÜŞ” deller bizde.!!!

Herhâlde “ELLEHAM ”bir adı “ZAHAR”,
Ameleye “IRGAT”, koyuna “DAVAR”,
Tazeye “ACER” der, yokuşa “BAYAR”,
Koş gel demezlerde “GOP” deller bizde.!!!

Kırmızı “TOKADALI”, pembeye “ŞAYAK”,
Amcaya “EMMİ”, kibâra “KIYAK”,
Az önce “DEBİYAK”, demine “BAYAK”,
Otun samanına “KERS” deller bizde.!!!

Dünürüne “HISIM”, düşmâna “HASIM”,
Gömleğe “İŞLİK” der, ilmeğe “DÜĞÜM”,
Havluya “PEŞKİR”, bakraca “GÜĞÜM”,
Yetmemiş armuda “KEŞ ” deller bizde.!!!

Gezmeye “HALAKA”, zarara “GAREZ”,
Nüfusa “HORANTA”, murâda “MURAZ”,
Biçilmiş Ekinin yerine “FİREZ”,
Bahardan önceye “GIŞ” deller bizde

Okula “MEKTEP” der,Tokada “ŞAPLAK”
Tarlaya su akan Yerlere “SAVAK”
Esire “YESİR” der,Üşümek “BUYMAK”
Ağaç kırılınca “HAŞ” deller bizde

Fasulye ye “PAKLA” der,Pencereye “PENEK”
Havuca “PÜRÇÜKLÜ” Yıkanmak “ÇİMMEK”
Çiftçiye “İREÇBER, bakmak “DEANEMEK”
Bayat yumurtaya “CILK” deller bizde

İşarete “IŞMAR”, tavıra “ZAVIR”
Önceye “SELEF” der,Geçmişe “BILDIR”
Lüzumsuza “VETSİZ”, kahıra “GAHİR”
Anlaştık demezde “HE” deller bizde

Elbiseye “ASBAP”, Yıkanmış “YUNUK”
Yanağa “AVURT” der,Surata “DULUK”
Civcive “CÜCÜK”, Hindiye “CULUK”
Kümese sürerken “KİŞ” deller bizde

Değneğe “MESES” der,balkona “ÇARDAK”
Sipariş “ISMARIÇ”, Kızmak “SOKRANMAK”
Uzaklaşmanın adı bizde "IRAMAK”
Eşeğe binerken “ÇÜŞ” deller bizde

Çukur taşa “GAKLIK”, Dolaba “GAPLIK”
Tavaya “ELLİCE”, Yemeğe “AZZIK”
Testiye “CERE” der takıya “BEKLİK”
Karnın yemiyorsa “ŞİŞ”
Evet yerine kısaca "HE" deller bizde

AŞKLA

MEHMET ÖZGÜR ERSAN Özgür Derviş 

Anamaslı Taycı Avşarı 
Şah İbrahim Veli Ocağı Dedesi


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Mehmet Ali Arslan yeni yıl mesajı 2025



Yeni yıl, hayatımıza yeni bir sayfa açma fırsatı. Bu sayfayı birlikte yazalım, güzel anılarla dolduralım. Hepinize mutlu yıllar 

Yeni yılınız Kutlu olsun,
Sersala ve Mibarek be, Happy new year,
С Новым Годом, 



Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

26 Aralık 2024 Perşembe

Ümmiye Koçak, oyuncu, yazar, çiftçi ve yönetmen



Ümmiye Koçak, oyuncu, yazar, çiftçi ve yönetmen... İlk okuduğu kitap Maksim Gorki'nin "Ana" adlı eseri. Çektiği ilk uzun metraj filmiyle New York'ta ödül aldı. "Bu ödülü Amerika'da festival salonunda almak isterdik. Ancak maddi olanaksızlıklar nedeniyle oraya gidemedik," diyor..

Evlendikten sonra Mersin'in Arslanköy adlı köyüne taşınan Ümmiye Koçak, köy kadınlarının yaşadıklarını tüm dünyaya göstermek için, 2001 yılında "Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu"nu kurmuş. Burada halen eğitmen anne olarak canla başla çalışıyor... Ümmiye Koçak, "Hasret Çiçekleri" adlı oyunuyla 2006 yılında Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali'nde sahne almış, bu kadarla da kalmamış, "kadının kadına olan şiddeti"ni anlatan uzun metraj bir filmle inanılmaz başarılara imza atmış. Kadının kadına olan şiddeti konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan "Yün Bebek" adlı uzun metraj filmi hem yazmış hem yönetmiş. Ancak bu filmi çekebilmek için çok büyük zorluklarla karşılaşmış.

Tarlada çalışarak biriktirdiği paraları, son kuruşuna kadar "Yün Bebek" için kullanmış. 49. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde galası yapılmış.Tüm bu çabaları ona New York'tan "Sinemada en iyi Avrasyalı Kadın Sanatçı" ödülünü getirmiş 

Arslanköylü Yörük kadınlar olarak, Türkiye'deki kadınların sorunlarına dikkat çekmeye çalıştıklarını belirten Koçak, çabalarının ödülle sonuçlanmasını "Demek ki doğru yoldaymışız" diyerek açıklıyor.

34 yıllık evli ve 2 çocuk annesi olan 58 yaşındaki Ümmiye Koçak, bugüne kadar 11 tiyatro oyunu yazdı, kurduğu tiyatro topluluğu ile 500'ü aşkın kez sahneye çıktı ve oyunlarını Türkiye'nin dört bir yanından 30 bini aşkın insan izledi. Aldığı ödüller ve kurduğu topluluktaki tüm kadınların başarıları onun azminin ve taşıdığı o eşsiz ruhun bir kanıtı


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

SAKALLI CELAL




SAKALLI CELAL...
Deniz Bakanı bir paşanın oğlu olarak İstanbul'da dünyaya gelir. Yaşıtları oyuncaklarla oynarken o kendi kendine harfleri öğrenerek ev halkını şaşkına çevirir. İlkokul çağında konaktaki odasından çıkmaz, durmadan deniz lisesine giden ağabeylerinin kitaplarını okur. Babasının “henüz yaşın küçük” demesine rağmen, Fransızca dersleri alır ve kısa sürede mükemmel Fransızca öğrenir. Dönemin en iyi eğitim veren okuluna, Galatasaray Lisesi’ne, 1896 yılında başlar. Fransızcası çok iyi olduğundan hazırlık okumaz. Derslerinde olağanüstü başarılar elde eder. Burada geçirdiği 11 yıl; özgür, bağımsız, aydınlanmacı kişiliğinde çok etkili olur. Okulunu bitirdiğinde, muhteşem bir Fransızcası ve elinde her kapıyı açan Galatasaray diploması vardır. Basit memurluklarda gözü yoktur. Tevfik Fikret Galatasaray Lisesine müdür olunca bu dahi adamı elinden kaçırmaz ve okulda öğretmenlik yapmasını sağlar. 
Nazım Hikmet gibi birçok gence ders verir. Öğrencilerine, "Koridorda asılı olan ceket benimdir. Cebinde param var. İhtiyacınız kadarını alabilirsiniz" demektedir. Bir süre sonra Devlet, Fransızcası kuvvetli 35 genci sınavla Fransa ve İsviçre’ye yüksek öğrenim için gönderir. Bunlardan biri de Celal’dir; Sorbonne’da Siyaset Bilimi okumaya başlar. Ailesine mektup yazarak devlet büyüklerinden Makine Mühendisliğine geçmesini sağlamalarını, kabul edilmezse kendi paraları ile okutmalarını rica eder ama aile bunu reddeder. “Devlet neyi uygun görmüşse onu tahsil et’’ cevabını alır. Bir daha asla kesmemek üzere o gün sakalını uzatmaya başlar.
Fransa’nın en büyük yazar, şair ve düşünürleriyle fikir alışverişinde bulunur. Hür beyni daha da aydınlanır. “Devletin parasını yediğimiz yeter’’ deyip diploma almadan ülkesine döner. Üsküp’e Fransızca öğretmeni olarak gönderilir. Burada öğrenciler ve halk kendine hayran kalır. Kendi parasıyla okulun önüne futbol sahası yaptırır. Fransa’dan toplar getirtir. Öğrencilere don ve fanila diktirir. Futbolu öğretir. Fakat bölgedeki yobazlar onu şikâyet ederek okuldan attırır. Sebebi; futbol günahmış! Çünkü Yezit’ler Hz. Hüseyin’in başını keserek yerde top gibi oynamışlar, futbol onu temsil ediyormuş.
İstanbul’a döner. Trablusgarp’ta Mustafa Kemal ve askerlerinin zor durumda olduğunu öğrenir. Bir tekneye mühimmat doldurup yola çıkar. Fakat yolda İngiliz devriye teknesi yollarını kesince arkadaşlarının “silahımız var vuruşalım’’ fikrine karşı çıkar; “silahları değil aklımızı kullanacağız.’’ Muhteşem dili ve siyasi bilgisi ile İngiliz komutanına bu silahları Fransızlara direnen Tunuslu mücahitlere götürdüklerine inandırır ve Mustafa Kemal’e ulaştırır. Silâh altına alınmak ister ama “ülkeye öğretmen lazım’’ denilerek Kastamonu Lisesi’ne Fransızca öğretmeni olarak gönderilir. Fakirlik, hastalık ve cehaletin olduğu bir dönemdir. Şehirde frengi vardır, bununla mücadele eder. Öğrencilere yabancı dilin yanı sıra tarih ve hayat bilgisi dersleri verir. Yobaz zihniyet onu bir kez daha hedef alır. “Dini bütün yerde başı açık geziyor, çocuklara Fransız devrimini anlatıyor, ayaktopu oynatıyor günahtır” diye İstanbul'a şikayet ederler. Görevden alınır, İzmit Lisesi’ne gönderilir. Burada büyük şair Yusuf Ziya Ortaç ile tanışır. Ölümünden sonra Ortaç; “Celal beyin cenazesine gitmedim. İnsan kendi tabutunun arkasından yürüyebilir mi?” diyerek dostluklarının büyüklüğünü gösterecektir.
Sakallı Celal buradan Ankara Lisesi’ne müdür yardımcısı olarak atanır. Burada da öğrencilerine sürekli aydınlanmayı, akıllarını kullanmayı ve hurafelerden uzak durmaları gerektiğini öğütler. "Çocuklar evlerinde ve camide din öğrenebilir ama Fransızca öğrenemez’’ diyerek din dersi saatini azaltarak Fransızca derslerini arttırır. Okulun lağımı taşar, kimse ilgilenmeyince kendisi açar. Koskoca müdür yardımcısı bu işi yapar mı diye ona işten el çektirirler. Sakallı Celal tepki olarak diğer gün bir boyacı sandığı bulur ve okulun önünde öğrencilerinin ayakkabısını boyar. Mevzuatı delerek Türkiye’de ilk kez İstanbul’dan bir bayan öğretmen getirtir ve atamasını yaptırır. Çok büyük tepki alır. Bakanlıktan bir yazı gelir. Yazıda “Yükseköğrenimde öğrenci boşluğu olduğundan son ve bir önceki sınıfların durumlarına bakılmaksızın mezun edilmesi gerektiği’’ yazmaktadır. Hiç beklemeden burası “boyacı küpü’’ değil diyerek bir daha dönmemek üzere öğretmenlikten istifa eder...
Aydın’a incir fabrikasına işçi olarak gider. Fabrika yönetimine ve üreticilere incir ve üzüm tarımının geliştirilmesini, taşınmasını, kurutulmasını ve paketlenmesini modern tekniklerle öğretir. Fransızca bilen, muhteşem silah kullanan ve fabrikanın karmaşık makinelerini tamir edebilen bu adam aranan biri haline gelir ve “ustabaşı’’ olur. İşçilere okuma yazma ve Fransızca öğretir. Fabrika sahibine modern teknikleri, çiftçilere ise kooperatifleşmeyi öğretir. Hasta bir işçi ve fakir bir köylüye maaşını verdiği için Komünist diye şikayet edilir. Polis evini basar, evde Komünizme ait belgeleri bulamayınca yerini sorar. Sakallı Celal kafasının içini göstererek “İşte burada’’ diye cevap verir. Duvardaki Marks portresi içinse "dedemdir" der. Fabrikada sağ işaret parmağı makineye sıkışır ve ucu kopar. Soranlara “O zaten komünist parmağımdı bir şey olmaz’’ cevabını verir. Birgun hakkındaki iftiralardan bunalır ve evindeki bütün eşyaları işçilere dağıtıp bir çuval kitapla Ankara’ya döner. Oradan da İstanbul’a…
İstanbul’da onu tanıyan dönemin en büyük şair, yazar, avukat ve kalburüstü aileleri evlerine sohbetini dinlemek için davet ederler. Çünkü muhteşem bilgisi ve konuşma yeteneği vardır. Çöpçülerin aldığı maaşı düşük bulur. Bunu protesto etmek için Vali konağının önünü süpürmeye başlar. O sırada oradan Rasih Nuri İleri ile hocası Prof. Kerim Erim geçmektedir. O günü İleri şöyle anlatır; “Hocam, Profesör Kerim Erim bir anda fırlayıp yerleri süpüren sakallı bir çöpçünün elini öpmeye başladı...’’
Sakallı Celal Maddi sıkıntı çekse de hayatı boyunca kimseden para yardımı kabul etmez. Elinde büyüyen Mehmet İsvan çok zengin bir iş adamı olur. Hocasına hesap açar fakat öldükten sonra tek bir kuruşuna dokunmadığını görür. Hayatı boyunca hiç sigara ve alkol kullanmaz. "Türkiye, doğuya yol alan bir geminin güvertesinde batıya koşan insanların ülkesidir" ve "Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer ilgisizdir." sözleri ona aittir. 
1962 yılında hayata gözlerini yummadan önce vasiyetinde; “Mustafa Kemal’i seviyorum. Ona olan güçlü özlemimle ölüyorum. Onu öpmek, koklamak isterdim" der. Kaynak olarak kullandığım “Sakallı Celal’’ isimli eserin yazarı Orhan Karaveli şöyle diyor; "Tek isteği vardı Sakallı Celal Beyin, Türkiye’nin Atatürk’ün yolundan giderek aydınlık günlere ulaşması…"
-Tarık Barbaros Plevneli
(Fevzi Özdemir)


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

24 Aralık 2024 Salı

BAZI SEVDALAR BETİMSİZDİR



BAZI SEVDALAR BETİMSİZDİR...

Babası bir İtalyan berberdi..
Annesi Fransız asıllı Rus bir danscı..
Yoksuldular..
New York'ta zor geçiniyorlardı..
Onun doğumunda annesi sorunlu bir hamilelik süreci yaşamıştı..
Bu nedenle sol gözünde, kulağında ve üst dudağında kalıcı hasar oluşmuştu..
Kısmi felç..
Ağzı yana kayıyordu.
Dudakları orantısız duruyordu.
Üstelik sol gözü sağ gözüne oranla daha aşağıdaydı..
O yüzden insan içine çıkamıyor, okulu gidemiyor, arkadaş edinemiyordu..
Tek arkadaşı köpeği, Butkus'tu..
Bir buldog..
Butkus onun herşeyiydi..
New York sokaklarını köpeğiyle aşındırıyordu..
İkinci sınıf spor salonlarına gidiyordu..
Ne iş bulsa yapıyordu..
Amele işler..
Sokaklarda yatıyor, yemeğini köpeğiyle paylaşıyordu..
Bazen günlerce aç kalıyorlardı..
Bir süre sonra Hollywood'u mekan etti..
Ancak yüzündeki hasar nedeniyle iş bulmakta zorlanıyordu..
Bazı filmlerde çok düşük ücretle yüzü görünmeden figuran roller alıyordu..
Genelde de porno filimlerde..
Ama kazandığı yetmiyordu..
Sonunda sıfırı tüketti..
Köpeğini besleyemediği için tanımadığı bir adama satmak zorunda kaldı..
Sadece 25 dolara..
Parayı alıp, Butkus'u verdiğinde hem kendisi, hem köpeği ağlıyordu..

*.  *.  *

Köpeğini sattıktan bir hafta sonra bir tesadüf Muhammed Ali Clay ile Chuck Wepner'in boks maçını izledi..
O an karar verdi..
Boksörlerin hayatını anlatan bir senaryo yazmalıydı..
Daha önce gittiği spor salonlarına döndü..
Bir kaç isimsiz boksörle konuştu..
Kafasında senaryo hazırdı..
Oturdu, 20 saatte yazdı..
Sıra senaryoyu satmaya gelmişti..
Ancak kimse ile anlaşamıyordu..
Çünkü başrolde kendi oynamak istiyordu..
Film yapımcıları senaryoyu çok beğenmelerine rağmen, ağzının yamukluğu nedeniyle ona rol vermek istemiyordu..
Hatta dalga geçiyorlardı.
'Senden olsa olsa komedyen olur, bize star lazım' diyenler oldu..
Senaryoya 350 bin dolar verdiler ama onun başrol oynamasını kabul etmediler..
Kapılar bir bir kapandı..
Sonunda bir film şirketi sadece 35 bin dolar karşılığında anlaşma sağladı..
Senaryoda başrol oynayacaktı..
350 bin doları geri çevirdi, 35 bin doları kabul etti..

*.   *.  *

Film hasılat rekorları kırdı..
Ödül üstüne ödül aldı..
En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Kurgu dallarında 3 Oscar kazandı.. 
Bu dünya tarihinde bir ilkti..
Adı sanı duyulmamış bir oyuncu ve sıradan 
bir yönetmen muzice yaratmıştı..
Bir anda ünlendi..
Artık zengindi..
İstediğini alabilirdi..
Lüks villa, son model araba, ne isterse..
Ama onun ilk işi iki yıl önce sattığı köpeğini aramak oldu..

*.   *.   *

Hemen köpeğini tanımadığı adama verdiği sokağa gitti..
Sordu, soruşturdu..
Bilen yoktu..
Yılmadı..
Butkus'ı bulmalıydı..
Günlerce bekledi..
Sonunda adamı ve köpeğini buldu..
100 dolar teklif etti..
Adam kabul etmedi..
500 dolar teklif etti..
Adam yine kabul etmedi..
1000 dolar..
Yine red..
Uzun pazarlık sonunda nihayet anlaştı..
25 dolara sattığı köpeğini 1500 dolara geri aldı..
Sevgililer  birbirine kavuşmuştu..
O adam bugünün Hollywood starı Sylvester Stallone idi..
Meşhur olduğu film de Rocky..
Stallone köpeği Butkus'a daha sonra oynadığı filimlerde rol verdi..

*.   *.   *

Hayat böyle bir şey işte..
Bazen dibe vurursun..
Bazen zirveye çıkarsın..
Önemli olan vazgeçmemek..
Samuel Beckett şöyle der..
"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. 
Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil."
Yenilmekten korkmayın..
Mücadele edenin kazanma şansı vardır..
Pes edenin asla..

Sedat KAYA


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Neslihan acar




Neslihan Acar, 14 Şubat 1969 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Babası kuaför, annesi ev hanımıdır. 4 Yaşındayken reklam filmlerinde çocuk yıldız olarak rol aldı. Ortaokuldan mezun olduktan sonra tahsil hayatına devam etmedi.

1985 yılında senaryosu Orhan Kemal'in Murtaza adlı romanından uyarlanan, yönetmenliğini Ali Özgentürk’ün yaptığı “Bekçi” adlı sinema filminde Müjdat Gezen, İhsan Yüce, Halil Ergün, Menderes Samancılar, Güler Ökten, Macit Koper ile beraber rol aldı.
1988 yılında “Kıbrıs'ta Vuruşanlar” adlı dizide Bülent Bilgiç, Bahar Öztan, Neslihan Acar, Yaşar Alptekin, Osman Yağmurdereli, Mesut Çakarlı, Coşkun Gogen, Engin İnal, Salih Kırmızı, Esen Püsküllü ile beraber oynadı.

Neslihan Acar, 1995 yılında sinema oyuncusu Levent İnanır ile evlendi. Öykü Kardelen Arıca adında bir kız çocuğu vardır.

Neslihan Acar, Çasod üyesidir.

2016 yılında İlyas Salman, Orhan Aydın ve Neslihan Acar'ın başrollerini üstlendiği “Trendeki Yolcu” filminde başrolde oynadı.

2016 yılında senaristliğini ve Yönetmenliğini Vecihi Ener’in yaptığı “Girdap” adlı dizide Arzu Yanardağ, Engin Şenkan, Perihan Savaş, Güngör Bayrak, Mahmut Hekimoğlu, Murat Soydan, Açelya Akkoyun, Levent İnanır, Neslihan Acar birlikte rol aldı.

Filmleri ve Dizileri :
Oyuncu :
2019 - Bizim Semtin Çocukları (Sinema Filmi)
2018 - Kapan (Sinema Filmi)
2017 - Kayseri Aslanı: Çin İşi (Sinema Filmi)
2016 - Trendeki Yolcu (Sinema Filmi)
2016 - Girdap (TV Dizisi)
2015 - Masal (Ayten) (Sinema Filmi)
2015 - 5 Dakkada Değişir Bütün İşler (Konsomatris) (Sinema Filmi)
2014 - 2015 - O Hayat Benim (Süreyya) (TV Dizisi)
2013 - Mavi Dalga (Yasemin Hanım) (Sinema Filmi)
2010 - Hanımeli Sokağı (Gülistan 1) (TV Dizisi)
2008 - Sürgün Hayatlar (Nesrin) (TV Dizisi)
2005 - Davetsiz Misafir (Sevtap) (TV Dizisi)
2004 - Fırtına Hayatlar (Neriman) (TV Dizisi)
2004 - Dudaktan Kalbe (Mahmure) (TV Filmi)
2003 - Umutların Ötesi (TV Dizisi)
2003 - 2006 - Hayat Bilgisi (Körpenaz ) (TV Dizisi)
2001 - Dava / Doz (Zine) (Sinema Filmi)
1998 - Hain Geceler (Gül) (Sinema Filmi)
1997 - Acı Günler (Zeynep) (TV Dizisi)
1996 - Çıkmaz Yol (TV Filmi)
1993 - Öldüren Miras (Sinema Filmi)
1993 - Tetikçi Kemal (TV Dizisi)
1993 - Kış Düşleri (Sinema Filmi)
1993 - Bizim Mahalle (Sema) (TV Dizisi)
1992 - Mahallenin Muhtarları (Konuk Oyuncu) (TV Dizisi) (Bölüm)
1989 - İki Günlük Hürriyet (Sinema Filmi)
1988 - Yasak İlişki (Sinema Filmi)
1988 - Kıbrıs'ta Vuruşanlar (TV Dizisi)
1988 - Küçük Fahişe (Sinema Filmi)
1988 - Kumar (2) (Video)
1988 - Herşey Güzeldi (Sinema Filmi)
1988 - Canım Oğlum (Aygün) (Sinema Filmi)
1988 - Bebek Yüzlü (Sinema Filmi)
1988 - Babam Ve Ben (Sinema Filmi)
1987 - Sızı (Sinema Filmi)
1987 - Ne Fayda (Nesli) (Sinema Filmi)
1987 - Kızımın Kanı (Figen) (Sinema Filmi)
1987 - Düş Yakamdan Osman (Zeynep) (Sinema Filmi)
1987 - Benim İçin Ağlama (Sinema Filmi)
1987 - Benim Olsaydın (Serpil) (Sinema Filmi)
1987 - Allah Allah (İpek) (Sinema Filmi)
1986- Sultanoğlu (Tülin) (Sinema Filmi)
1986 - Sevgi Çıkmazı (Zerrin Acar) (Sinema Filmi)
1986 - Elmayı Kim Isırdı (Sinema Filmi)
1986 - Dayak Cennetten Çıkma (Video)
1986 - Biraz Neşe Biraz Keder (Sibel) (Sinema Filmi)
1986 - Bekçi (Küçük Kız) (Sinema Filmi)
1986 - Aşkın Kanunu Yoktur (Yonca) (Sinema Filmi)
1986 - Acı Lokma (Selcan) (Sinema Filmi)
1985 - Sevmek (Sinema Filmi)
1985 - Mavi Mavi (Sibel'in kız kardeşi) (Sinema Filmi)
1983 - Beyaz Ölüm (Suna) (Sinema Filmi)

Mehmet Ali Arslan, Haber Blog