10 Ekim 2024 Perşembe

Maltepe Ardahan Kars Iğdır dernek duyurusu

Maltepe Ardahan Kars Iğdır dernek duyurusu

 
Maltepe Ardahan Kars Iğdır İlleri Kültür Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanlığından
GENEL KURUL DUYURUSU
Maltepe Ardahan Kars Iğdır Derneği  Kuruluş sonrası 6 ay içinde yapılması gereken Olağan Genel Kurulu Seçimi Maltepe Kent Konseyi Salonunda 13 Ekim 2024 Pazar Günü Saat 14:00’de yapılacaktır.
Çoğunluk sağlanamadığı takdirde 20 Ekim saat 14:00 çoğunluk aranmaksızın secim yapılacaktır.
Tüm üyelere saygıyla duyurulur.
YÖNETİM KURULU
Gündem:
1-Açılış ve yoklama
2-Divan Kurulunun teşkili
3-Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun okunması ve ibrası
4-Denetim Kurulu Raporunun okunması ve ibrası
5-Mali tabloların okunması ve ibrası
6-Tahmini bütçenin okunması ve oylanması.
7-Kurulmuş ve kurulacak olan Federasyonlara delege belirlenmesi
8-Dernek Tüzüğünün Yeniden Güncellenmesi İstanbul Ardahan Kars Iğdır İlleri Kültür Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği olarak Değişikliğin yapılması
9-Yeni Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu ve Disiplin Kurulu üyelerinin seçimi
10-Dilek ve temenniler
11-Kapanış

Kars Haber Gazetesi

Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

BİR YAHUDİ HİKAYESİ

 BİR YAHUDİ HİKAYESİ


BİR YAHUDİ HİKAYESİ...

Gençliğimde Şişhane'de, "Sarı Madam" adında bir kahve vardı. İnsanlar oraya gelir, oyun oynardı. Aileler de gelir çay içer, simit yer, sohbet ederdi. Çok güzel bir Haliç manzarası vardı. Şişhane'den Hasköy'e dönen köşedeydi. Eskiden kahvenin anlamı, sadece oyun oynanan yer olmaktan çok uzaktı, tam anlamıyla sosyal bir ortamdı. Kaçamak sigara içmek için de çoğu zaman oraya giderdik..
Bir gün oranın müdavimlerinden Şapat diye bir bey geldi. Biz de yandaki masada arkadaşlarla oturmuş, çay içiyorduk. Adamın orta halli bir görüntüsü vardı ama sıkıntılı olduğu her halinden belliydi. Arkadaşları da bu durumu fark etmiş olacak ki, içlerinden biri, "Hayrola Şapat, bir derdin mi var?" dedi.
"Sormayın..."
İlk bulduğu boş sandalyeye çökercesine oturdu.
"Anlat be Şapat."
Adam anlatmaya başladı. Yanımızdaki masada oturduğu için anlattıklarını bir bir duyuyorduk.
"Benim dört tane dairem vardı. Bankada param vardı. Karımdan kalan ufak tefek birkaç mücevher de vardı. İki kızımı ve damatlarımı çağırdım ve 'Bunları size taksim edeyim, sonra birinizin evinde kalırım, yalnız yaşamak istemiyorum,' dedim. Yaptım da. Her şeyimi onlara verdim. İki kızımda birer yıl kalacaktım, böyle konuşmuştuk. Baştan her şey yolunda gitti. Sonra bu anlaşma aylara, haftalara, şimdi de günlere indi. İkisi de kendi düzenleri bozulduğu için beni evinde istemiyor. Anlayacağınız, beni kapının önüne koyacaklar."
İshak Efendi diye bir adam, "Bu mudur senin bütün derdin?" dedi ; "Sen merak etme, yarın sabah burada buluşalım, senin derdini çözeceğim."
Biz olanları sonradan kahvenin sahibine sorarak öğrendik. Zavallı amcanın sonunu çok merak etmiştik. Bu iki amca, ertesi gün buluşmuş, İshak Efendi cebinden bir anahtar çıkarmış ve Şapat'a vermiş. Bu bir banka kasası anahtarıymış ve üstünde "OB" harfleriyle bir de numara varmış. "OB", Osmanlı Bankası'nın kısaltmasıydı. Bankanın itibarı da çok büyüktü.
"Bak, bu anahtarı hangi kızının evinde daha çok kalmak istiyorsan o evde kaybetmiş gibi yapacaksın. Dikkat et de nereye attığını unutma. Sonra 'anahtarım kayboldu' diye ortalığı ayağa kaldıracak, sonra da bulacaksın. Kızın sana 'Bu ne anahtarı?' diye sorduğunda, 'Ne anahtarı olacak, kasa anahtarı. Sen bütün varlığımı size verdiğimi mi zannediyorsun? Paralarım, tahvillerim, banka kasasında duruyor. Kimin evinde ölürsem, anahtar ve kalan servetim onun olacak. Kafamdaki plan bu' diyeceksin."
Şapat Bey, İshak Efendi'nin bütün dediklerini yapmış ve sonradan takip ettiğimize göre de küçük kızının evinde krallar gibi yaşayıp ölmüş. Öldükten sonra kızı ve damadı anahtarı alıp bankaya gitmiş. Banka da onlara, "Ne böyle 
bir kasa numaramız var, ne de böyle bir anahtarımız," demiş.
Şapat Bey bir de yazı bırakmış ardından :
"Sizi ancak böyle adam edebilirdim!"

SONSÖZ : İbranice bir söz : “Yeş mamod, yeş kavod" ;
Yani : "PARAN VARSA, İTİBARIN DA VARDIR."



Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

9 Ekim 2024 Çarşamba

Kavuncu amca hikayesi



kavun satan yaşlı köylü amca
etikete 1 kavun 3 tl 3 kavun 10tl
yazmış müşteri beklerken oradan geçen şehirli genç yanında ki kız arkadaşına bak şimdi beni seyret der;
+amca bir kavun verimisin
- olur evladım
+ amca ne kadar
- 3 tl evladım
genç kavunu alır parasını verir peşinden yine bir kavun ister parasını verir peşinden yine bir kavun ister parasını verir
sonunda üç kavun alır 9 tl verir amcaya bıyık altından gülerek farkındamısın üç kavun aldım 9 tl verdim sen oraraya 3 kavun 10 tl yazmışsın sen bu işi bilmiyorsun diyince
yaşlı amca bak evladım;
herkes bana akıl vereceğim diye 1 kavun almak yerine 3 kavun alıyor

sonra kendilerinde jeton düşünce
bana ticaret nasıl yapılır öğret diye yalvarıyorlar..😁


Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

İSTANBUL TÜRKİYE AZERBAYCAN DAYANIŞMA ve KÜLTÜR DERNEĞİ duyuru





OLAĞAN GENEL KURUL İLANI  
Duyuru/Davet

İSTANBUL TÜRKİYE AZERBAYCAN DAYANIŞMA ve KÜLTÜR DERNEĞİ YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NDAN DUYURULUR

Derneğimizin Olağan Genel Kurul Toplantısı 2 Kasım 2024 C.tesi günü, saat 16.00’de Dernek Merkezi: Osmanağa Mahallesi Mürver Çiçeği Sokak No:14 kat-3 Altıyol Kadıköy İstanbul adresinde aşağıda yazılı gündeme göre yapılacaktır. 
Belirtilen gün gerekli çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci toplantı 9 Kasım 2024 tarihinde aynı adreste çoğunluk aranmaksızın yapılacaktır. 
Sayın üyelerimizin Olağan Genel Kurul toplantısına katılmaları önemle duyurulur

Genel Kurulu Gündemi

 1- Açılış ve Yoklama

 2- Kongre Başkanlık Divanı’nın seçilmesi,

 3- Saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunması 

 4- Yönetim Kurulu faaliyet raporu ile Denetim Kurulu raporunun okunması ve müzakeresi ve onaylanması

 5- Yönetim Kurulu faaliyet raporu ile Denetim Kurulu raporunun ayrı ayrı ibrası

 6- Tahmini Bütçe ve Kesin Bütçesinin görüşülerek onaylanması

 8- Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu asil ve yedek üyelerinin seçimi

 9- Dilek ve temenniler- Kapanış

İstanbul Türkiye Azerbaycan Dayanışma ve Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığından duyurulur.



Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

Efsane Yönetim Mehmet Ali Gündoğdu







Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

Nereye koşuyoruz?


YAŞAR GELER YAZDI, Nereye koşuyoruz?

🔴Ülkemizde günden güne bir ahlak, din ve değer dezenformasyonu yaşıyoruz. Oysa ülkemizi yaklaşık çeyrek asırdır siyasal İslamcı, dine, ahlaka ve değerlere önem verdiğini söyleyen ve bununla birlikte iktidar olan hükümet yönetiyor. 
İlk çıkış noktalarında hakikaten kulağa çok hoş gelen söylemleri vardı. Manevi duygulardan, yoksulluktan, yolsuzluktan şikâyet ederek düzeltme sözü veren bir düşünceyi iktidar yaptı bu millet. Evet, ilk beş yılı da hakkını yemeyelim bu eksende yürüdüler.
Sonrasında sanırım çıraklık dönemi bittiğinde ve devleti anladıklarında neler yapmaları gerektiğini de planlamaya başladılar. Yani kısaca ilk on yıllarında ustalık dönemleri başlamış oldu. Ustalık demek, öğrendiği ve düşündüğünü daha kolay ve hızlıca hayata geçirmek olmalıydı.
Ancak, işin içine finans girince para kazanma dönemi başladı. Müteahhitlik yolu açıldı, sermaye oluşmaya başladı. Sermaye oluşunca da ahlaki dezenformasyon başladı.
Siyasal İslam’da hatta İslam’da manevi değerler ön planda olur. Bu işin doğasında var zaten. Ancak, İslam’a göre haram olan alkol, uyuşturucu, sigara vb. topluma zararlı olan bu alışkanlıklardan vaz geçildi mi? Hayır. Üstelik bu mekanizmadaki finansal getiri iyi hesaplanarak sürekli zamlarla ve KDV ve benzeri vergiler yüklenerek devlet gelirleri kalemi bu sayede güçlendirildi. E o zaman nerede kaldı İslam ya da Siyasal İslam söylemleri. Bu maddelerin üretimini mi, satışını mı yasakladık? Nesine engel olduk? Devlet eliyle teşvik edildi. 
Kumar oynamak İslam ve Siyasal İslam görüşüne göre haram ve yasak olması gerek. Özellikle devlet eliyle kurulmuş adı Milli Piyango şans ve talih oyunları denilen ve yakın zamanda da özelleştirilen ama devlet olarak vergi ve kâr payı gibi finansal getirisi bulunan bu kumarhanelerin kontrolsüz bırakılması ve özellikle çocuk ve gençleri tuzağına düşüren bu uygulamaları devlet neden yasaklamaz? Bu oyunlar sayesinde binlerce aile dağıldı, insanlar esir edildi. 
Fuhuş, cinsel istismar, cinsel taciz vb. durumlar İslam’a hatta Siyasal İslam düşüncesine göre de yasak. Ama gel gör ki son on beş yılda ülkede fuhuş, cinsel taciz ve istismar olayları zirveye koşuyor. Gün geçmiyor ki, TV kanallarında bu nedenle birçok insan mağdur edildi haberleri yayınlanmasın. Özellikle çocuk istismarları da cabası. Bu konuda yaşamını yitiren ve kasten öldürülen yavruların günahı neydi? Bir İslam ülkesinde bu görüntülerin ve olayların yaşanıyor olması hangi mantıkla açıklanabilir?
Şimdi çıkmışız ortaya din de din. İyi güzel de dinin gereklerini gerçekten uygulayabiliyor muyuz? Hatta son günlerde eğitim alanında yapılmaya çalışan değişikliklerle bilimsel eğitim vermesi gereken okulları bile din kıskacına sokmak derdindeyiz. Milli Eğitim Bakanı ve ilgili müdürlükleri sanki Diyanet İşleri Başkanlığına bağlıymış gibi çalışmalar sürdürüyorlar. Son bir yazıya göre beş yıl Eğitim Fakültesinde okumuş onlarca yıllık uzmanlık alanı olan öğretmenleri camilerde seminerler alacakmış! Bu mu bizim din ve ahlak anlayışımız ya da Siyasal İslam veya İslam Dini anlayışımız?
O zaman ortaya şu sonuç çıkıyor, Millî Eğitim Bakanlığı’nı kapatalım ve eğitim-öğretim vb. işlerin sorumluluğunu tümden dua okumasını dahi bilmeyen başkanı olan Diyanet’e verelim. O zaman Milli Eğitimi de kolaylıkla yönetmiş oluruz.
Bir başka konu da uyuşturucu çeteleri, tehdit çeteleri ve mafyanın ülkemizde cirit atması. Devlete baş kaldırısı ve devletin memuruna, polisine kurşun sıkması ve pervasızca sokakları korku cehennemine çevirmesi. Ne yazık ki bunlara da dur diyemiyoruz. Çünkü engelleyici yasal düzenlemeleri yapması gerekenler görevini yapmıyor. Yasa tekliflerini meclis gündemine getirmiyor.
İşte şimdi soruyoruz, bu ülke nereye koşuyor?
Kumar geliri, alkol geliri, fuhuş geliri (turizm eksenli) ile Müslüman vatandaşlara verilen hizmetler caiz midir?
İşte, dezenformasyon yaşanıyorsa bunda sorumluluk direkt devleti yönetenlerdedir. Bu durumun bir an önce çözülmesi gerekir. Bu kötü koşunun sonu belli değil. Her an bir uçurumdan aşağıya yuvarlanma ihtimalimiz çok ama çok yüksek. Umarım çok geç olmadan bu zararlı durumlardan kurtulma şansını yakalarız.
Yazan; Yaşar GELER




Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

TÜRKİYE’DE AKTİF VOLKANLAR


**TÜRKİYE’DE AKTİF VOLKANLAR**

Dünya genelinde yaklaşık 1400 adet aktif volkan bulunmaktadır.

Bu 1400 volkanın yaklaşık 500'ü tarihsel zaman içinde patlamıştır. Bunların çoğu, "Ateş Çemberi" olarak bilinen Pasifik Kıyısı boyunca yer almaktadır.

**Holosen döneminde (yaklaşık son 12.000 yıl) lav, kül ve gaz püskürten veya beklenmedik deprem etkinliği gösteren volkanlar, aktif volkan olarak tanımlanmaktadır.**

Dünya’da sismik ve aktif volkanik faaliyet açısından önemli ve Dünya’daki tüm volkanların yaklaşık % 20’sine ev sahipliği yapan Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde bulunan Türkiye, aktif volkanlardan  on üç tanesine ev sahipliği yapmaktadır.

Ege Bölgesindeki Kula volkanik alanı, İç Anadolu Bölgesindeki Erciyes, Hasandağ, Karacadağ, Göllü Dağı ve Acıgöl, Doğu Anadolu Bölgesindeki Karacadağ ve Doğu Anadolu Bölgesindeki Ağrı, Nemrut, Süphan, Tendürek, Kars platosu ülkemizdeki aktif volkanlardan bazılarıdır.

Orta Anadolu’nun aktif volkanlarından Karapınar volkanı yaklaşık 10.000 yıl öncesinde, Hasandağ volkanı M.Ö. 6.750-7.550, Erciyes volkanı M.Ö. 6.880 yılında, Acıgöl volkanının da M.Ö. 4.300-11.000 yılları arasında aktivite gösterdiği saptanmıştır

Kula volkanitlerinden elde edilen jeokronolojik yaş verilerine göre en son faaliyeti 4.700±700 yıl öncesine aittir.

Anadolu’nun aktif volkanlarından Nemrut stratovolkanın en son 13 Nisan 1692 yılında, Tendürek volkanının 1855 yılında, Ağrıdağı stratovolkanının ise en son 2 Temmuz 1840 yılında püskürdüğü belirtilmektedir.

Bilim adamları, yanardağları 'tamamen sönmüş' kabul etmenin son derece yanlış olduğunu, Türkiye için az da olsa halen risk bulunduğu fikrindedir. Bazı yanardağlarda (Erciyes, Hasan dağı, Büyük ve Küçük Ağrı dağları, Tendürek, Nemrut, Süphan dağları vb.) halen fümerol denilen volkanik kökenli gaz ve buhar çıkışları gözlenmektedir.

Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde Dünya’da olduğu gibi ülkemiz sınırları içinde de birçok aktif volkan olduğu görülmektedir.










**Kaynak:**MTA

DergiPark

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası





Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

1985 yıllarında İran'da yaşanmış gerçek bir yaşam öyküsü




1985 yıllarında İran'da yaşanmış gerçek bir yaşam öyküsü 

Ziba ile Muhammed üniversite yıllarında tanışmış, uzun süren bir arkadaşlık
Döneminden sonra yeni evlenmiş bir çifttir... 
Muhammed, sığır ticaretiyle uğraşmakta,
Ziba ise bir özel hastanede hemşirelik yapmaktadır. 
Bir aylık evli çift,
balayına çıkma planları yapmaktadırlar...
Muhammed, bütün formaliteleri yerine getirerek esine ve kendisine on beş günlük bir balayı programı hazırlar...
Ve özel otomobilleriyle balaylarını geçirmek için Benderabbas şehrine
hareket ederler... 
Ziba ile Muhammed yaklaşık 600 km lık bir yol katederler. 
İran devrim muhafızları Pasdar'lar kara yolu üzerinde araçları durdurarak
kimlik kontrolü yapmaktadırlar. 
Ziba ile Muhammed'in araçlarını da
durdururlar. 
Ziba'dan evlilik cüzdanı istenir. Ziba çantasını karıştırır, valizlerine bakınır ama evlilik cüzdanı yoktur. 
Cüzdanı evde unutmuştur. 
Muhammed yeni evli olduklarını ve balayına gittiklerini devrim muhafızlarına
anlatmaya çalışır..
Devrim kuralları kesindir. 
Evlilik cüzdanı olmayan kadın erkeğin yanında bulunuyor ise fahişedir. Cezalandırılmalıdır.
Ziba ile Muhammed evli olduklarina dair yeminler eder...
Yalvarırlar...
Nafile, Ziba Karakola götürülüp fahişe suçundan seri mahkemeye çıkartılacaktır.
Muhammed, "Evlerinin 600 km uzakta olduğunu müsade ederlerse karısıyla gidip evlilik cüzdanını getireceğini" söyler. 
Devrim muhafızları Ziba'yi bırakmaz.
"Evlilik cüzdanını getir kadını götür.." denir.. 
Muhammed Evlilik cüzdanlarını almak için geri döner... 
Şoke olmuştur. 
Biran evvel eve gitmeli cüzdanı getirip karısını kurtarmalıdır.. 
Yollar uzadıkça
uzar, viraja suratli giren Muhammed direksiyon hakimiyetini kaybederek
yol kenarındaki uçuruma yuvarlanır.. 
Kazadan üç-dört saat sonra,
Muhammet ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılır.. 
Muhammed yoğun bakımda ölüm ile yaşam arasında gidip gelmektedir...
On beş gün şuursuzca yatar. 
Kendine geldiğinde ilk Ziba'yi sorar. Kabus bitmemiştir. 
Ziba canilerin elinde kalmıştır. 
"Cüzdanı götürüp karımı kurtarmalıyım..." der. 
Bu düşüncelerle hastaneden kaçar.
Evine gider... 
Evlilik cüzdanlarını alır...
Ziba'yı alıkoyan karakola
gider... 
-"Ziba nerde?... Evlilik cüzdanımı getirdim. Karımı serbest bırakın."
 Buz gibi bir cevap alır.... 
"-Seni bir hafta bekledik gelmeyince, kaçtığını düşündük, bu kadının fahişe olduğunu kabul ettik ve astık...." 
Ziba'nin morgdaki cesedini Muhammed'e verirler..
(1985 yıllarında İran'da yaşanmış gerçek bir yaşam öyküsü )
Ve bir süre önce de başörtüsünü doğru bağlamadığı gerekçesiyle dövülerek öldürülen 22 yaşındaki Mahsa Amini gibi öldürülen on binlerce kadın. 
Bizim tüm savaşlarımız toprak bütünlüğümüzü sağlamakla beraber aynı zamanda kadını eve kapatan, kadını karanlığa mahkum eden kötü zihniyete karşı da kazanılmış gerçek bir devrim savaşıdır.
Şimdi Cumhuriyetimize neden sıkı sıkıya sahip çıkmamız gerektiğini, aydınlığa bakan, ışıklı yol çizen vizyona her gün yeniden neden minnet duymalıyız daha iyi anlıyoruz.
Hamit TEKKANAT 2022


Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

8 Ekim 2024 Salı

TESADÜF MÜ, KEHANET Mİ




TESADÜF MÜ, KEHANET Mİ?
 Kahramanımız Morgan Robertson (1861 - 1915) Genç bir denizci iken işleri iyi gitmeyince Newyork’ta kuyumculuk yapmaya başlar ve amatörce hikayeler yazar. Nasıl olursa yazdıkları satılır iyi para kazanır ve bunun üzerine epeydir aklında olan, eski mesleğinden aşina olduğu konularla ilgili bir roman yazmaya girişir. Roman biter, basılır ama pek ilgi görmez satılmaz.. Yıl 1898’dir.
 Burada biraz duralım: Ne anlatmaktadır bu romanda Robertson ona göz atalım:
 Romanda büyük bir gemi vardır. İngiltere’den yola çıkar Newyork’a gitmektedir ama yolda bir buzdağına çarparak batar.
 Hemen ne düşündünüz. Elbette Titanik.. Batışından tam 14 yıl önce yazılmış bir romanda benzer bir tema. Eğer benzerlik bu kadarla sınırlı kalsaydı çok da ilgi çekmez şaşırtıcı olmazdı ama şimdi sıkı durun:
 * Robertson'un romanındaki gemi Southampton limanından yola çıkıp New York’a gidiyordu. 14 Yıl sonra Titanik’de Southampton limanından yola çıkıp New York’a gitmek üzere hareketlenmişti.
 *Romandaki gemi ile, Titanik arasında sadece birkaç metre fark vardı. Romandaki gemi 244 metre, Titanik 269 metreydi. 
 - İki geminin ağırlıkları da çok yakındı. Robertson romanındaki gemi 70.000 ton ağırlığında idi; gerçek Titanik ise 66.000 tondu.
 - Her iki geminin de üç pervanesi vardı ve her ikisinde yolcu kapasitesi 3000 idi. Romanda gemi dolu olarak 3000, Titanik 2228 yolcu taşıyordu. Gerek romandaki hayali gemiye gerekse de gerçek Titanik'e Avrupa'nın sayılı zenginleri ve ünlü aileleri binmişlerdi. 
 -Her iki olaydaki gemiye de asla batmaz denilmişti.
 - Robertson'un romanındaki dev gemi, New Foundland yakınında; Kuzey Atlantik'te bir buzdağına çarparak battı ve işte belki de en inanılmaz ama gerçek kısım; Titanik de 14 yıl sonra aynı koordinatta, aynen romandaki benzeri gibi bir buzdağına çarparak okyanusa gömüldü.
 - Ve her iki gemide de; yeterince can kurtaran filikası yoktu; Robertson romanındaki gemide 24 filika bulunduğunu yazıyordu; Titanik'te ise 20 filika vardı ve bu yüzden can kaybı büyük oldu.
 *Her iki geminin yolculuğu da Nisan ayında idi.
 * Darbe hızı, darbe zamanı, etki noktası gibi pek çok teknik bilgi de ya aynı ya da çok benzerdi.
 Peki geliyoruz sona.. Asıl sürpriz burada. Robertson romanındaki gemiye hangi adı vermişti dersiniz: Titan..
 Ne dersiniz, bu kadar tesadüf nasıl bir araya gelmiş olabilir. Denizcilik geçmişinden dolayı bu benzerliği normal karşılayanlar yanında daha sıklıkla yapılan yorum Robertson’un psişik yetenekleri olduğu yönünde çünkü bu kadar olmasa da kehanetlerle dolu başka kitapları da var.
 Robertson başarısız bir yazar olarak Mart 1915’de bir otel odasında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Tabi bu kadar bilgiyi tesadüfi olarak nasıl birleştirdiğinin sırrı da onunla birlikte gitmiş oldu.. (alıntı)


Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

Vali Çiçek, İl Özel İdaresine bağlı Destek Hizmetleri müdürlüğünü ziyaret etti



Ardahan Valisi Hayrettin Çiçek, İl Özel İdaresine bağlı Destek Hizmetleri müdürlüğünü ziyaret ederek, incelemelerde bulundu.


Burada bulunan görevli personele kolaylıklar dileyen Vali Çiçek kuruma ait kampüs alanı dolaşarak, makine ekipman ve çalışmalar hakkında il Özel İdare Genel Sekreteri Murat Bilal Emin ve ilgi birim amirlerinden detaylı bilgi aldı.

Çiçek,yine aynı kampüs içerisinde yapımı devam eden, (GÖKSEM) Düzensiz Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezi olarak kullanılacak alanda da incelemelerde bulunarak, çalışmalar hakkında bilgi aldı

Fotoğraflar Facebook, Haber metni imparator gazetesi


Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor