9 Mart 2023 Perşembe

GÜCE TAPANLAR, GÜÇTEN SAPANLAR





GÜCE TAPANLAR, GÜÇTEN SAPANLAR
Son zamanlarda çok görür olduk güce tapanları da güçten sapanları da. Hal böyle olunca gözlemlerimizi de yazmadan olmaz tabi ki. Şimdi birazcık tanımlardan başlayarak konun özüne gelelim.
Güç, zor olanı başarabilmek. 
İmkânsızı imkânlıymış kılmak. 
Toplumu yönlendirebilecek kadar enerjiye sahip olmak. 
Çevresini kolayca etkileyip kendi çıkarlarına dönük kullanabilmek. 
Her türlü işi kolayca yapma imkânı.
Gücü elinde bulundurmak ise hem ekonomik hem sosyal hem de siyasal anlamda olağanüstü varlıklara sahip olmak ve bunu kullanarak da insanları kendi çekim merkezinde tutabilmektir. Yani her şeyi kolayca yapma ya da yaptırabilme imkânına sahip olmak.
Bir de güce tapanlar var. Bunlar kişiler veya toplumlar olabilirler. İşlerini yaptırabilmek, varlıklarını rahat sürdürebilmek, kimi zaman yaşamlarını kolaylaştırabilmek için güçlü insanların ya da toplumların çevresinden ayrılmazlar. Hatta kendilerini gösterebilmek için güçlülerin yanından ayrılmak istemezler. Adeta onların uydusuymuş gibi davranırlar. Bu türden insanlar ya da toplumlar kısa vadede durumu kurtarabilirler ama uzun vadede asıl olan kimliklerinden uzaklaşırlar. 
Kimliği kaybetmek kadar kötü bir durum olmadığını düşünüyorum. Kimliğini kaybeden her şeyini kaybeder. Hatta kendilerini de güçlüymüş gösterebilmek için her türlü yola başvururlar. Kimseyi beğenmek istemez, herkes onu beğensin ve takdir etsin diye kıvrım kıvrım kırılırlar. Güce tapanların bir özellikleri de çok kolay ve çok basit işlere bile razı olmalarıdır. En ufak takdir bile onları mutlu eder. Ancak, başkalarının mutluluğu onları pek ilgilendirmez.
Bir yanda da güçten sapanlar var. Yani güç zehirlenmesi yaşarlar. Gücün tüm nimetlerinden yararlanırlar ve bir süre sonra o güç bile onları sıkar. Gücün çekim merkezi etkisini kaybeder ve başka yerlere savrulmaya başlar. Hatta daha yeni ve daha etkili bir güç gördüklerinde hemen oraya doğru yol alırlar.
Ya güçsüz oldukları halde güçlüymüş gibi davrananlara ne demeli? Birazcık varlık sahibi olduklarında kendilerini güçlü göstermek için ekonomik silahlarını kullanmaya başlar. Oysa bilmiyorlar ki toplum ya da çevresindeki insanlar onun ne olduğunu çok iyi bilmektedirler. Paranın gücüne kendini göstermek demek, insanın doğru ve güçlü olduğunu göstermez. 
Özetle basit insanlar, hep başkalarıyla uğraşırlar. Basit işlerle mutlu olurlar. 
Gerçek güçlü insanlar da her türlü zorluğun karşısında durur, mücadele eder ve başarılı olurlar. Güce tapmayı bırakıp, güçlü olmak için mücadele edin. Başkalarıyla değil, kendinizle uğraşın. Başkalarıyla yarışmak yerine kendinizle yarışın. Kimin ne olduğunun önemi değil, senin ne olduğunun önemi olsun.
Yaşar GELER


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

8 Mart 2023 Çarşamba

Körlük gözde kalsın

Körlük gözde kalsın
Körlük gözde kalsın,
Sağırlık kulakta,
Dermansızlık dizde kalsın,
Sükûnet dudakta.

Lakin yürek sağırlaşmasın,
Körleşmesin, dermansız kalmasın ki;
Seni görsün,
Seni duysun,

Sana koşsun çatlarcasına.
Yürekte yaşanmazsa,
Göz görüneni neylesin?

Gönül hissetmezse,
Kulak duymuş neylesin?
Kalp sevmedikçe,
El dokunmuş neylesin...!

MEVLÂNA

Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

7 Mart 2023 Salı

Güller takıyorum yaralı yanlarıma



Güller takıyorum yaralı yanlarıma. 
Kaybetmeler durağında bekliyorum. 
Bir hüsran şarkı dilimin ucunda.
İnceliğim incinmişliğime sebepken bile
ağır başlı gülümsemeler sunuyorum 
Susuyorum sonra sevgi ikram ediyorum
yürekte demini almış ömrüm adına.
Çocukluğumdan vazgeçiyorum. 
Hayallerimin ağrısıyla uyanıyorum her sabah.
Gözlerimi saklamayı öğrendim.
İçim kumbara misali 
tüm ağır cümleleri atıyorum.
İyiyim diyorum soran olursa  
Bu da benim en masum yalanım...
~
Gülten Alp
Resim Temsilidir


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

6 Mart 2023 Pazartesi

Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu oldu


6lı masa millet İttifakı

Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu oldu, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçişin yol haritası açıklandı


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

5 Mart 2023 Pazar

RAZI Olacaksın şiir

RAZI Olacaksın şiir

RAZI OLACAKSIN...

Yürüme salına salına
Sinekler üşüşür balına
Her bülbül konmaz dalına
Konana razı olacaksın...

Nasibine ermiş gelinsen
Baba evinden çok sevilsen
Mutluluk trenine binsen
Vagona razı olacaksın...

Dillere destan olsa endamın
Namusu olursun bir adamın
Hanımı olursan sobalı damın
Külüne razı olacaksın....

Yok güzelmiş filanın gözü kaşı
Yok şu kadarmış serveti, maaşı
Sofrana getiriyorsa aşı
Kocana razı olacaksın......

Dar bütçe genişler ilerde
Biraz sabır da sakla kilerde
Umudu yeşertip belki'lerde 
Rızkına razı olacaksın.....

Köyden kaçmak bütün çaban
Şehir sana olur çıban
Kaderinse garip çoban
Koyuna razı olacaksın......

Huzuru bağlama para pula
Bil ki, iyi kul huzur verir kula
Herkes mesut mu bak İstanbul'a
Köyüne razı olacaksın....

Az ise sabret, çok ise şükür
Sen evvela nefsine tükür
İnsan kâh sefa, kâh bela görür
Kanuna razı olacaksın....

Gözün olmasın elin köşkünde
Eşini incitirsin keşke'nde
Sıcak evin varsa kış gününde
Yuvana razı olacaksın...

Terkedip gül gibi erini
Bulursan zalimin birini
Gayrı suçlama kaderini
Sonuna razı olacaksın.

(Şiir Halis Ünlü'ye aittir )...


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

1 Mart 2023 Çarşamba

Ülkeme bahar, erken gelmeli bu sene

Ülkeme bahar, erken gelmeli bu sene
DEPREM ŞİİRİ 
Ülkeme bahar, erken gelmeli bu sene. 
İlk çiçekler Maraş'ta açmalı.
Zelzele yarıklarına gül tohumu ekmeli
Bu sene ülkeme bahar erken gelmeli
Bir bahar ki, baharların en "ekmeli."

Ne kadar martı varsa İstanbul'da
Göçmeli bu sene İskenderun limanına
Malatya'da kayısı ağaçları
En verimli çağını yaşamalı bu sene.
Acı yasak olmalı bu sene ülkemde
Gaziantep'ten baklava taşınmalı 
Adana, Diyarbakır, Adıyaman ve Urfa'ya. 

Ah Şubat ah!
En kısacık ay. 
Gözün aydın,kederin 11 aydan uzun oldu.
Bu sene az yağan karın devamı. 
Sanırım siyah saçlarımıza yağdı.
Nemrut dağından umut rüzgarı esmeli. 
Bu sene bahar, ülkeme erken gelmeli 
Ve ilk çiçekler Maraş'ta açmalı
Ama en çok Hatay yeşillenmeli. 

Nemli gözlerden düşen yaşlar
yaz yağmuru gibi kısa sürmeli. 
Bütün memleket için üşüdü ya!
Enkaz altında  kalan çocuklar. 
O yüzden erken dönsün göçmen kuşlar. 
Yaz gelmeden çoşsun Adana güneşi. 
Bir bahar gelmeli sanki cennetin kardeşi. 

Fay hatlarına kırılan kalplerimiz 
Toprağın her zerresi ile barışmalı. 
 Bir başka kokmalı bu sene çiçekler. 
Çok daha uzun yaşamalı kelebekler. 
Yeşile boyansın kararan yürekler. 
Çilek kokuları, ölüm kokusunu silmeli
enkazdan çıkan kız çocukları. 
Kirazları kulağına küpe yapmalı. 
Bu sene ülkeme bahar erken gelmeli. 
Yüzümüz ne zaman gülecek derken gelmeli 
Ve ilk çiçekler Maraş'ta açmalı...!
(Alıntı) 


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

25 Şubat 2023 Cumartesi

Helalleşme



Helalleşme
Son zamanların modası oldu helalleşme.
Sanırım bir nevi günah çıkarma yöntemidir helalleşme.
Neredeyse herkes bir helalleşme kuyruğuna girdi.
İşin tuhaf yanı, kendi adımıza helalleşme değil de herkesin adına helalleşiyor olduk.
Kimden nasıl helalleşeceğimize bir türlü karar veremedim.
-Kaçak yapılar yapıp/yaptırıp en ufak bir sallantıda başlarına yıktığımız, ölümlerine neden olduklarımızla nasıl ve ne yüzle helalleşeceğiz? Asıl helalleşmemiz gereken bu insanlar da bakalım onlar bize haklarını helal ediyorlar mı?
Peki gelin helalleşelim, helalleşelim de kimden helalleşelim?
-Kadına şiddet uygulayan birilerinden mi helalleşelim?
-Kadını taciz ve kadına tecavüz edenlerden mi helalleşelim?
-Çocuk istismarcılarından mı helalleşelim?
-Yol kesip adam döven, saldırgan psikopatlardan mı helalleşelim?
-Kapkaç yapıp, insanları yerlerde sürükleyen, hayatlarını bitirenlerden mi helalleşelim?
-Evimize girip varımızı yoğumuzu götüren hırsızlardan mı helalleşelim?
-İnsanları dolandıran, haklarını gasp edenlerden mi helalleşelim?
-Bir kısmı din sömürüsü yapıp, diğer bir kısmı Atatürk maskesi takıp sahtekarlık yapanlardan mı helalleşelim?
-Hırsızlık yapıp malzemeden çalan ve bir afet anında yerle bir olan evleri yapan müteahhitlerden mi, onlara imar ve iskân izni veren yetkililerden mi, usulsüz uygunluk veren yapı denetim elemanlarından mı helalleşelim?
-Bir oy uğruna ya da bir miktar para toplama uğruna hak etmedikleri halde uygunsuz yerlere yasallık belgesi vererek canların yok olmasına fırsat verenlerden mi helalleşelim?
-Her namuslu iş insanı, memur ve çalışan vergisini verirken, vergisini vermeden saklanan ve adaletsiz bir şekilde çıkarılan aflarla vergi vermeden uyanık geçinen ve onlara bu fırsatı sunanlardan mı helalleşelim?
-Suç işlediği için yıllarca ceza alan ve keyfe keder aflar çıkarılarak kanunsuz insanları sokağa çıkaranlarla ve sokağa dökülen suç makinalarıyla mı helalleşelim?
-Devletin malını har vurup harman savuran yetkililerle mi helalleşelim?
Sahi biz kiminle helalleşelim?
Temiz ve dürüst insanların zaten helalleşmeye ihtiyaçları var mı?
Helalleşelim de her şeyi sıfıra alıp yeniden suç işlemeyi mi meşrulaştıralım?
Helalleşelim de doğru ve dürüst yaşayan insanların haklarını ve hukuklarını mı çiğnemiş olalım?
Helalleşelim de gayri resmi yapılan tüm işlemlere yasallık mı kazandıralım?
Bilimsel devletlerde helalleşme diye bir şey olabilir mi?  Olsa olsa hak, hukuk ve adalet çerçevesinde herkesin hak ettiğini alması olabilir.
E hadi helalleşelim de kimle helalleşelim? Bakıyorum da elimde helalleşecek kimse kalmamış. O halde önce kendimizle, kendi vicdanımızla helalelleşmeliyiz.
Kimseler öyle ortaya çıkıp da hakkınızı helal edin, hadi gelin helalleşelim vs. nutukları atmasınlar. Atıyorlarsa da kendi adlarına atsınlar. 
Helalleşme anca musalla da olur. O da oradaki cemaatin inisiyatifinde olan bir durumdur. Kimse, kimin ne dediğini ve ne yaptığını bilemez.
Yaşar GELER




Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

19 Şubat 2023 Pazar

Halk Dayanışması


HALK DAYANIŞMASI


Ne kadar asil bir milletiz!
Ne vakur bir duruşumuz var!
Nerede bir sıkıntılı durum olsa hemen omuz omuza verir o sıkıntıyı aşmaya çalışırız.
On ilin, on üç milyon insanın yaşadığı, kırk bini geçen ölüm, yüz bini geçen yaralı, yıkılan binlerce ev ve işyeri. Buna karşılık tek yürek olan seksen dört milyon insan. Muhteşem bir dayanışma ruhu olsa gerek.
Yüz yıllardır süregelen bir dayanışma kültürümüz var.
Sıkıntı anında kimse senin dinine, imanına, siyasetine, diline, ırkına, mezhebine şekline, şimaline bakmaz.
Sıkıntı anında ben bunu tanıyorum, şunu tanımıyorum diye düşünmez.
Kendimi bildim bileli, bu ülkede çok çeşitli etnik unsurlardan, dinlerden, ırklardan, mezheplerden ve kültürlerden insanlar bir arada yaşıyorlar.
Bence kimsenin kimseden bir sıkıntısı ve çekincesi de yoktur.
Çünkü, bu insanlar yüz yıllardır bir arada yaşama kültürü oluşturmuşlardır.
Türkü, Kürdü, Laz’ı, Çerkez’i, Alevi’si, Sünni’si sen ben demeden varlıkta ve yoklukta, savaşta ve barışta hep bir olmuş, omuz omuza verip vatan için savaşmış hatta şehit olmuşlardır.
Yer yüzünde böyle bir başka millet daha var mı bilmiyorum?
Kurtuluş Savaşı’nı bu dayanışma ruhuyla kazanmışız.
Geçmişlerle birlikte 1999 depremini bu şekilde göğüslemişiz.
Şimdi 2023 depreminde yine olağan üstü bir dayanışma kültürü ile gidermeye çalışıyoruz.
Öyle bir halkız ki, herkes kendisine yakın hissettiği bir yerle dirsek temasıyla o sıkıntılı bölgenin sorununu çözmeye çalışıyor.
Kimi Kızılay’la kimi AFAD’ la, kimi AHBAP’ la kimi eşiyle-dostuyla kimi de bireysel kendi gücüyle ama hepsinin amacı tek bir yere hizmet etmek için yarışıyor olmaları.
Bundan daha güzel ne olabilir ki?
Bundan daha verimli olabilir ki?
Amaç gittiğimiz yer, fakat gittiğimiz yol farklı.
Amaca ulaşmak için meşru olan her yol mübahtır. Tabi ki ve altını çizerek söylüyorum MEŞRU OLAN her yol. Gayri meşru yollara sapmak amaca hizmet değil, amacı baltalamak olur.
İşte, bu meşru yolu ve halk dayanışmasını bu deprem felaketinde gördük ve bir kez daha deneyimlemiş olduk. Bir halkı özgür kıldığınız sürece halk doğru yolu bulacaktır.
Şu son felakette gördük ki, kimse ölenlerin şusuna busuna bakmadı. Kimse yaralananlara kimsin, necisin diye sormadı. Kaldı ki dini, dili, ırkı, mezhebi, inancı bize hiç mi hiç uymayan milletler yardımımıza koştu. Bizim de onlara koştuğumuz gibi.
Umuyor ve diliyorum ki bu halk dayanışması böylece sürüp gider. Kirli çıkar çatışmalarına ve basit siyasi çekişmelere ve tartışmalarına alet ve kurban edilmezler.
Yaşar GELER


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Tek Ayakkabı hikayesi

Tek Ayakkabı hikayesi


MUTLAKA OKUYUN..!   TEK AYAKKABI

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini öntarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle.. Adam ona b
ir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti.Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkandan dışarı fırlayıp:
- Küçükk!. diye seslendi. Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!.
Çocuk, ona dönerek:
- Gerçekten çok güzeller!. diye tebessüm etti. Ama benim bir bacağım doğuştan eksik.
- Bence önemli değil!. diye, atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki!. Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da vicdanı.
Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
- Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi.
Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:
- Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?
- Çok basit!. dedi, adam. Eğer vicdan yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükafat görecekler...
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işaret ederek:
- Baktığın ayakkabı, sana yakışır!. dedi. Denemek ister misin?
Çocuk, başını yanlara sallayıp:
- Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam mümkün değil ki!.
İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım!. dedi adam. Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder. Çocuk biraz düşünüp:
Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!. dedi. Onu kim alacak ki?
- Amma yaptın ha!. diye güldü adam. Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım.
Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
- Üstelik de öğrencisin değil mi? diye sordu.
- İkiye gidiyorum!. diye atıldı çocuk. Üçe geçtim sayılır.
- Tamam işte!. dedi adam. 5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!.
Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkana girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynısıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek
- Benim satış işlemim bitti!. dedi. Sen de bana, bunu satsan memnun olurum.
- Şaka mı yapıyorsunuz? diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?
- Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş.. dedi, adam. Antika eşyalardan haberin yok her halde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30- 40 lira eder.
Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları, üzerinden atabilmiş
değildi.Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya. Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kağıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
- Bana göre 20 lira yeterli.. dedi. İndirim mevsimini başlattınız ya!..
Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu.
Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:
- Babam haklıymış!. dedi. 'Sakat olduğun için, üzülmene hiç gerek yok!'
demişti.
(Alıntı) 

Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

17 Şubat 2023 Cuma

Soner Tuğtekin







Adıyaman'da depremin 3'üncü gününde ağzında tütünle enkaz altından çıkarılan Soner Tuğtekin,  "Yanımda sadece tütün ve 1.5 litrelik su vardı. Çok sigara içmekten çakmağımın gazı bitti. Kumandanın pillerini parçalayıp, kablolarını birbirine çarptırarak ateş çıkartarak ateş sorunumu çözdüm" dedi.



Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr