24 Aralık 2022 Cumartesi

Parîs'te Kürt protestocular ve polis arasında olaylar çıktı

Parîs'te Kürt protestocular ve polis arasında olaylar çıktı
Fransa'nın Parîs kentinde Ahmet Kaya Kültür Merkezi'ne saldırı Düzenlendi, düzenlenen Saldırıda 3 kişi hayatını kaybetti, bugün üç kişinin yaşamını yitirdiği saldırıyı protesto etmek amacıyla binlerce Kürt sokağa çıkıp olayı protesto etti,  bu arada polis ile protestocular arasında olaylar çıktı


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Hazine ve Maliye bakanlığı, duyuru

Hazine ve Maliye bakanlığı, duyuru

30 KASIM 2022 TARİHİ İTİBARIYLA HAZİNE ALACAK VERİLERİ



20 Aralık 2022 
Hazine alacak stoku 30 Kasım 2022 tarihi itibarıyla 20,8 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Hazine alacak stoku içerisinde en yüksek pay 8,8 milyar TL ile Mahalli İdareler’e aittir. 2022 Kasım ayı sonu itibarıyla Hazine alacaklarından toplam 5,4 milyar TL tahsilat gerçekleştirilmiştir. Konuya ilişkin detay bilgilere, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın internet sitesinin İstatistikler sayfasındaki Hazine Alacak İstatistikleri bölümünden ulaşılabilir.
 Kamuoyuna duyurulur.

Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

18 Aralık 2022 Pazar

ALTILI MASANIN ADAYI KILIÇDAROĞLU OLMALI

ALTILI MASANIN ADAYI KILIÇDAROĞLU OLMALI

ALTILI MASANIN ADAYI KILIÇDAROĞLU OLMALI
Yaşar GELER yazdı, 
     Altılı masanın adayı Kılıçdaroğlu olmalıdır. Gerçi altılı masanın adayı da zaten Kılıçdaroğlu’dur. Doğal olarak nereden çıktı diyeceksiniz? Yani bir vatandaş olarak kendi anlayışımdan ve devleti yönetmesi gereken birisinin liyakatinden dolayı diyebilirim.
     Kılıçdaroğlu’nun dini, mezhebi, etnik kökeni, inancı vs. beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor. 
Beni ilgilendiren yanı, insan mı, insancıl mı? 
Liyakatli mi? 
Yetkin mi?
Yukarıda saymış olduğum kriterler mevcutsa yeterlidir diye düşünüyorum.
Hatta Kılıçdaroğlu gibi binlerce de insan vardır. Hem Millet İttifakında hem de Cumhur İttifakında. Hatta bu iki ittifak dışında kalan kesimlerin içerisinde.
O zaman neden Kılıçdaroğlu olması gerektiğini açıklayalım:
Kılıçdaroğlu, saf ve temiz bir Anadolu çocuğu.
İyi bir aile reisi.
Devlet terbiyesi almış ve devlete hizmet etmiş devlet memuru bir ailenin çocuğu.
İyi bir ekonomist, hesap uzmanı çünkü alanı İktisat.
İyi bir eğitim almış ve alanında uzmanlaşmış bir devlet adamı.
Devletin maliyesinde hizmet etmiş bir devlet memuru.
Genel müdürlük, müsteşar yardımcılığı, yönetim kurulu üyelikleri yapmış iyi bir yönetici.
İki bin iki yılından itibaren aktif siyasetin içine girmiş, yirmi yıllık bir siyasetçi.
İki bin on yılından itibaren Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı.
Ne devletteyken ne de siyasetteyken adı hiçbir şaibeye karışmamış. 
Akli melekeleri yerinde ve gayet sağlıklı bir insan.
Adalet duygusu ön planda olduğu için yaklaşık altı yüz kilometrelik Adalet Yürüyüşü gerçekleştirmiş.
Siyasi yaşamı sırasında birçok kez bedel ödemiş.
Üst düzey güvenlikli Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 8 Nisan 2014 tarihinde yumruklu saldırıya maruz kalmış.
26 Ağustos 2016 tarihinde Artvin’in Şavşat İlçesi’nde PKK tarafından roketli saldırıya uğramış.
21 Nisan 2019 tarihinde Ankara’nın Çubuk İlçesi’nde organize bir linç girişimine maruz kalmış ve sağ kurtulmuş.
Yaşını problem edenlere de şunu hatırlatmak gerek. Aslında ben de devleti yönetenlerin yaş sınırının devlet memurluğunda olduğu gibi altmış beş yaşla sınırlı kalmasından yanayım. Ancak, mevcut yasalara göre okur yazar olmak ve yaş sınırı olmaksızın siyaset yapılabildiğine göre, yaş sınırı olmaksızın bakan, cumhurbaşkanı vb. görevlerde bulunulabildiğine göre Kılıçdaroğlu’nun da bulunmasında şu an bir yanlışlık yok.
Ayrıca, siyasi etik kuralları gereği de bu böyle olmalı. Çünkü, demokratik siyasetin önünü açmak için partisi adına da çok özel fedakârlıklar yapmış ve vefa örneği olmuştur.
Şu anki yasalara göre Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemine göre cumhurbaşkanının siyasetten gelmesi normalse, bu anlamda bulunduğu masanın en büyük ortağı da Kılıçdaroğlu olduğuna göre adaylığının da gayet normal olarak kabul görmesi gerekir. 
Ayrıca, İmamoğlu davasından sonra altılı masa değil Türkiye masası oluşmuş gibi gözüküyor. Yani Kılıçdaroğlu artık Cumhur İttifakı dışında kalan tüm muhalefetin ortak adayı durumuna gelmiştir. Yani olay altılı masayı aşmış çok geniş sayılı masa durumuna dönüşmüştür.
Kılıçdaroğlu’nun partisi yaklaşık yüzde otuz, yüzde kırk bandına geldiğine göre yüzde bir kaçlarda bulunan masa ortaklarının da buna siyasi etik gereği koşulsuz destek vermeleri gerekir. Çünkü, bu yönetimden kurtulmak isteniyor ve ikinci yüz yıla yeni bir vizyonla girilmek isteniyor ise, altılı masanın koşul koyma gibi bir lüksü yoktur. 
İşte, bu yüzden diyorum ki, “dürüstlükse dürüstlük, eğitimse eğitim, liyakatse liyakat, deneyimse deneyim” altılı masanın adayı Kılıçdaroğlu olmalıdır.
Zaten zaman daralıyor. Sanırım yakın zamanda da bu şekilde açıklanacaktır. Ne derler; “Sabah ola, hayır ola.” bekleyip göreceğiz.
Yaşar GELER

Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

HAYATTA TEKRAR YOKTUR

HAYATTA TEKRAR YOKTUR

HAYATTA TEKRAR YOKTUR!!

Hayatınızdaki en büyük pişmanlığınız nedir diye sorulsa birçok şey gelip geçer aklınızdan.

Çok değerli bir büyüğüm derdiki; "Hayatın sonuna geldiğimizde 'Yalan Dünya' denen gerçeği farkederiz, gerçek bir yaşamın olmadığını... bunu farkettiğimiz 'An' yaptıklarımız değil, yapamadıklarımızdan pişmanlık duyarız derdi ve uzar giderdi..... 
Peki ya bizim pişmanlıklarımız neler?... 
-Hayallerimizin peşine düşmediğimizden mi? yakınıyoruz. 
-Risk alacak kadar cesaretli olmadığımızdan mı? 

Peki ya biz neden varız? Kim olduğumuzu farketmemiz için, uyanışımızı gerçekleştirmek için  yaşamın sonuna mı gelmemiz gerekiyor? 

Sizce Hayat nedir? 
Uyuyup uyanmak, çalışmak, yemek,içmek, faturaları ödemek, tatili beklemek..... uzar gider. Hayatta tekrar yoktur, geçmişe dönüp yepyeni bir başlangıç yapamazsın ama 'Şimdi' yapabilirsin.

Hayallerinizin ötesinde durmayın.Yeteneklerinizi farkedin ve tüm hayallerinizi çekin hayatınıza. Enbüyük engel zihinde oluşturduğunuz engeldir. Tökezleyip düşsenizde tekrar deneyin, kalkın ayağa. Belki defalarca düşeceksiniz. vazgeçmeyin kalkın ayağa.Yolunuza devam edin. Hayallerinize giden o yolda yürüdükçe hayallerinizi yaşarken bulacaksınız kendinizi. 

Hayallerinizin ötesinde bir gelecek için ŞİMDİ adım atın. 

(Alıntı) 



Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Biz, kısık sesleriz şiir

Biz, kısık sesleriz şiir
Biz, kısık sesleriz... Minareleri,
Sen, ezansız bırakma, Allah'ım!
Ya çağır şurda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma, Allah'ım!
Mahyasızdır minareler... Göğü de
Kehkeşansız bırakma Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma, Allah'ım!
Bize güç ver... Cihâd meydanını,
Pehlivansız bırakma Allah'ım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma, Allah'ım!
Bilelim hasma, karşı koymasını;
Bizi cansız bırakma, Allah'ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma, Allah'ım!
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma, Allah'ım!
Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız
Ve vatansız bırakma, Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma, Allah'ım!

Arif Nihat Asya



Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

17 Aralık 2022 Cumartesi

Feleği Arayan Adamın Hikâyesi

 Feleği Arayan Adamın Hikâyesi


Feleği Arayan Adamın Hikâyesini Okumak 
İster misiniz?


Vaktiyle, halinden şikayetçi bir adam feleği bulup derdıni söylemek üzere yola koyulur. Gide gide karşısına bir kurt çıkar.Kurt onu parçalayacagı sırada adam: dur ,der, acele etme! Ben feleği aramaya gidiyorum.Bir derdin varsa söyle, onunda çaresıni sorayım. Bunun üzerine kurt adamı bırakır ve şiddetli baş ağrıları içinde kıvrandığını, kendisini bundan kurtarmasını ister. Yola koyulan adam, bir süre sonra bir bağ kenarında dinlenirken, bağdan bir salkım üzüm koparır.Ama bağcı zavallıyı görür ve elinde tüfeğiyle karsısına çıkar.Feleği arayan adam durumunu anlatır bir derdı varsa söylemesini, kendisine faydalı olabılecegini söyler.Bağcı bağım çok verimsiz, bunun sebebini sor; der. Yola koyulan adam, denize varır.Dev bir balığa feleğe gideceğini söyler.Balık: ben seni feleğin bulundugu adaya götürürüm,ancak bir isteğım var, der.Ben karnımı doyuramıyorum.Ağzıma düşen kısmetler kurtulup gidiyor. Bunun sebebini bana bir öğreniver. Adam razı olarak balığın sırtına atlar çok geçmeden adaya varırlar. Feleği arayan adam biraz yürüyünce kambur feleği görür, zengin olmak istediğini söyler, yolda karşılaştıklarınında istediklerini iletir ve cevapları alır.Sonra sevinçle koşarak sahile dönüp kendisini bekleyen balığa biner.Yola koyuldukları sırada: Senın derdinin devasını öğrendim der, dişlerinin arasında büyük bir taş oldugundan kısmetlerini kaçırıyormuşsun. Aç bakayım ağzını.Balık ağzını açarki ne görsün. Balığın dişlerinin arasında koca bir pırlanta durmuyormu? Hemen pırlantayı çıkarır sonrada: bu pırlantayı ne yapayım,nasıl olsa felek benden yana; diyerek denize atar. Bağcının yanına gelince, verimsizligin sebebinin topraga gömülü defineler olduğunu söyler.Hemen kazıp bakarlarki koca küp dolusu altın bağın sahibi altınların yarısı senin olsun der ama  ben istemiyorum nasılsa felek benden yana der reddeder.Yoluna devam eder Kurt'un yanına gelir ona derdinin devasının akılsız bir adamın beynini yediğinde baş ağrılarının geçeceğini söyler.Onun yanına gelinceye kadar başından geçenleri anlatır..Kurt dinler ve şöyle bir düşünür adama saldırır aman yapma etme desede dinlemez.Sana felek çarkını çevirmiş ama hepsini geri çevirmişsin eline verilen fırsatları değerlendirmemişsin senin beynini yemek zorundayım senden daha akılsız birini bulamam...

Alıntı


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

15 Aralık 2022 Perşembe

Ekrem İmamoğlu'nun cezası yetersiz bulundu

Ekrem İmamoğlu'nun cezası yetersiz bulundu
Güncel Sîyasî Haber 

Ekrem İmamoğlu davasının savcısı Furkan Okudan: İmamoğlu'na verilen cezayı yetersiz bulduğu için İstinaf'a başvurdu, 

İBB: İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Ekrem İmamoğlu'nun YSK üyelerine hakaret suçundan aldığı hapis cezası sonrası İmamoğlu'nun avukatı Kemal Polat, savcı Furkan Okudan'ın cezayı az bulduğu gerekçesiyle istinafa gittiğini açıkladı, 






Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Hak - Hukuk - Adalet


YAŞAR GELER YAZDI: HAK-HUKUK-ADALET

Yaşar GELER 



Hak, hukuk, adalet!
Yaşamımızda en çok duyduğumuz üçlü olsa gerek.
İşçi greve çıkar, sloganı “hak, hukuk, adalet” olur.
Memur eylem yapar, sloganı “hak, hukuk, adalet” olur.
Siyasi partiler miting yapar, sloganları “hak, hukuk, adalet” olur.
Bir kişi ya da herhangi bir STK, kurum vs. haksızlığa uğrar, sloganı “hak, hukuk, adalet” olur.
Bir kadın tacize ya da tecavüze uğrar, o ve destekleyen grupların sloganı “hak, hukuk, adalet” olur.
Herhangi bir kazada birileri yaşamlarını yitirir, onun çevresinin mesajı “hak, hukuk, adalet” olur.
Bir hayvana şiddet uygulanır, toplanan hayvanseverler hep bir ağızdan “hak, hukuk, adalet” diye bağırırlar.
Herhangi bir yerde ağaç katliamı yapılır, çevreciler “hak, hukuk, adalet” diye haykırırlar.
Herhangi bir su kaynağı atıklarla kirletilir, yine hep bir ağızdan “hak, hukuk, adalet” diye seslenilir.
Fabrikalar havaya zararlı gazları bırakır, oksijenimiz bitiyor, toplanan ilgililer “hak, hukuk, adalet” diye feryat ederler.
Çünkü insan, hayvan, bitki, çevre, hava, su hepsi de canlı yaşamını ilgilendiren konular. Sağlıklı bireylerin var olması için gerekli olan şartlardır yukarıda saymış olduğum konular. Ayrıca, insanın bir de sağlıklı bir psikolojik ve sosyal yaşam sürmesi gerekli ki, onun içinde “hakka, hukuka ve adalete gereksinimi vardır.
Bu seçenekleri çokça sıralayabiliriz. Demek ki toplumsal olarak hakka, hukuka ve adalete çok ihtiyacımız var. Yani bu sloganın söylenmesine gerekçe oluşturuyor hakkın, hukukun ve adaletin çiğnenmiş ya da uygulanmamış olması.
Hak, insanın yaşam biçimini oluşturan kazanımlar olarak kabul edilebilir.
Hukuk, toplumu düzenleyen kurallar bütününü konu edinen bir bilim dalıdır.
Adalet ise, hakka ve hukuka uygun olmak, doğruluktan ayrılmamak her türden canlının hakkını ve hukukunu korumak demektir.
İşte sorun tam da buradadır. Adaleti temsil eden bir figür vardır adalet kurumlarının bahçesinde. Elinde terazi olan bir insan. O terazi ki doğru tartmalı ve her iki kefenin de aynı düzeyde kalmasını sağlamalı. Şayet terazinin ayarını bozarsanız ve bir tarafı ağır tartmaya başlarsanız işte felaketi getirdiniz demektir. Dün birisine uygulanan yanlış tartma, bugün bana, yarın da mutlaka ki sana uygulanacaktır. -Nasılsa ben sıramı savdım, benden sonra kime ne uygulanırsa uygulansın- diye düşünürseniz, sizin temsil ettiğiniz kitlelere hiçbir yararınız olmayacak sadece kendinizi düşündüğünüzü gösterecektir. 
Toplumu temsil eden her kesimin liderlerine ya da yöneticilerine şöyle bir şey söylemekte yarar vardır. Yaptığınız her şeyi ve her hamleyi akıl süzgecinizden iyice süzün. Yararlı olanları topluma uygulayın ki hep var olasınız. Zararlı olanları uyguladığınızda en yakın çevreniz bile bir süre sonra sizden ve sizin fikirlerinizden sıkılacak ve inanın ki sizleri yalnız bırakacaktır.
Bu düşüncenin sağı, solu, ilericisi, gericisi, demokratı, cumhuriyetçisi, laiki, dincisi, türkü, kürdü, lazı, çerkezi vs. i yoktur. Bu düşünce toplumun her kesimini en yakından ilgilendiren bir düşünce sistemidir. İşte tam da bu yüzden diyoruz ki; “HAK, HUKUK, ADALET”.
Yaşar GELER

Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Dünya sinemasının en iyi 100 filmi

Dünya sinemasının en iyi 100 filmi

1. Yedi Samuray (Seven Samuari - Akira Kurosawa, 1954)

2. Bisiklet Hırsızları (Bicycle Thieves - Vittorio de Sica, 1948)

3. Tokyo Hikayesi (Tokyo Story - Yasujirô Ozu, 1953)

4. Rashomon (Akira Kurosawa, 1950)

5. Oyunun Kuralı (The Rules of the Game - Jean Renoir, 1939)

6. Persona (Ingmar Bergman, 1966)

7. 8 1/2 (Federico Fellini, 1963)

8. 400 Darbe (The 400 Blows - François Truffaut, 1959)

9. Aşk Zamanı (In the Mood for Love - Wong Kar-wai, 2000)

10. Tatlı Hayat (La Dolce Vita - Federico Fellini, 1960)

11. Serseri Aşıklar (Breathless - Jean-Luc Godard, 1960)

12. Hoşçakal Cariyem (Farewell My Concubine - Chen Kaige, 1993)

13. (Fritz Lang, 1931)

14. Jeanne Dielman, 23 Commerce Quay, 1080 Brussels (Chantal Akerman, 1975)

15. Pather Panchali (Satyajit Ray, 1955)

16. Metropolis (Fritz Lang, 1927)

17. Aguirre: Tanrının Gazabı (Aguirre, the Wrath of God - Werner Herzog, 1972)

18. A City of Sadness (Hou Hsiao-hsien, 1989)

19. Cezayir Bağımsızlık Savaşı (The Battle of Algiers - Gillo Pontecorvo, 1966)

20. Ayna (The Mirror - Andrei Tarkovsky, 1974)

21. Bir Ayrılık (A Separation - Asghar Farhadi, 2011)

22. Pan'ın Labirenti (Pan's Labyrinth - Guillermo del Toro, 2006)

23. Jeanne D'arc'ın Izdırabı (The Passion of Joan of Arc - Carl Theodor Dreyer, 1928)

24. Potemkin Zırhlısı (Battleship Potemkin - Sergei M Eisenstein, 1925)

25. Yi Yi (Edward Yang, 2000)

26. Cennet Sineması (Cinema Paradiso - Giuseppe Tornatore, 1988)

27. Arı Kovanının Ruhu (The Spirit of the Beehive - Victor Erice, 1973)

28. Fanny and Alexander (Ingmar Bergman, 1982)

29. İhtiyar Delikanlı (Oldboy - Park Chan-wook, 2003)

30. Yedinci Mühür (The Seventh Seal - Ingmar Bergman, 1957)

31. Başkalarının Hayatı (The Lives of Others - Florian Henckel von Donnersmarck, 2006)

32. Annem Hakkında Her Şey (All About My Mother - Pedro Almodóvar, 1999)

33. Oyun Vakti (Playtime - Jacques Tati, 1967)

34. Arzunun Kanatları / Berlin Üzerindeki Gökyüzü (Wings of Desire - Wim Wenders, 1987)

35. Leopar (The Leopard - Luchino Visconti, 1963)

36. Harp Esirleri (La Grande Illusion - Jean Renoir, 1937)

37. Ruhların Kaçışı (Spirited Away - Hayao Miyazaki, 2001)

38. A Brighter Summer Day (Edward Yang, 1991)

39. Yakın Plan (Close-Up - Abbas Kiarostami, 1990)

40. Andrei Rublev (Andrei Tarkovsky, 1966)

41. Yaşamak (To Live - Zhang Yimou, 1994)

42. Tanrıkent (City of God - Fernando Meirelles, Kátia Lund, 2002)

43. İyi İş (Beau Travail - Claire Denis, 1999)

44. 5'ten 7'ye Cléo (Cleo from 5 to 7 - Agnès Varda, 1962)

45. L'Avventura (Michelangelo Antonioni, 1960)

46. Cennetin Çocukları (Children of Paradise - Marcel Carné, 1945)

47. 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün (4 Months, 3 Weeks and 2 Days - Cristian Mungiu, 2007)

48. Viridiana (Luis Buñuel, 1961)

49. İz Sürücü (Stalker - Andrei Tarkovsky, 1979)

50. L'Atalante (Jean Vigo, 1934)

51. Cherbourg Şemsiyeleri (The Umbrellas of Cherbourg - Jacques Demy, 1964)

52. Rastgele Balthazar (Au Hasard Balthazar - Robert Bresson, 1966)

53. Geç Gelen Bahar (Late Spring - Yasujirô Ozu, 1949)

54. Eat Drink Man Woman (Ang Lee, 1994)

55. Jules ve Jim (Jules and Jim - François Truffaut, 1962)

56. Chungking Express (Wong Kar-wai, 1994)

57. Solaris (Andrei Tarkovsky, 1972)

58. The Earrings of Madame de… (Max Ophüls, 1953)

59. Gel ve Gör (Come and See - Elem Klimov, 1985)

60. Le Mepris / Contempt (Jean-Luc Godard, 1963)

61. Sansho the Bailiff (Kenji Mizoguchi, 1954)

62. Touki Bouki (Djibril Diop Mambéty, 1973)

63. Spring in a Small Town (Fei Mu, 1948)

64. Üç Renk: Mavi (Three Colours: Blue - Krzysztof Kieślowski, 1993)

65. Ordet (Carl Theodor Dreyer, 1955)

66. Korku Ruhu Kemirir (Ali: Fear Eats the Soul - Rainer Werner Fassbinder, 1973)

67. Yok Edici Melek (The Exterminating Angel - Luis Buñuel, 1962)

68. Ugetsu (Kenji Mizoguchi, 1953)

69. Aşk (Amour - Michael Haneke, 2012)

70. Batan Güneş (L'Eclisse - Michelangelo Antonioni, 1962)

71. Happy Together (Wong Kar-wai, 1997)

72. Yaşamak (Ikiru - Akira Kurosawa, 1952)

73. Kameralı Adam (Man with a Movie Camera - Dziga Vertov, 1929)

74. Çılgın Pierro (Pierrot Le Fou - Jean-Luc Godard, 1965)

75. Gündüz Güzeli (Belle de Jour - Luis Buñuel, 1967)

76. Ananı Da! (Y Tu Mamá También - Alfonso Cuarón, 2001)

77. Konformist (The Conformist - Bernardo Bertolucci, 1970)

78. Kaplan ve Ejderha (Crouching Tiger, Hidden Dragon - Ang Lee, 2000)

79. Ran (Akira Kurosawa, 1985)

80. Los Olvidados / The Young and the Damned (Luis Buñuel, 1950)

81. Celine and Julie go Boating (Jacques Rivette, 1974)

82. Amélie (Jean-Pierre Jeunet, 2001)

83. Sonsuz Sokaklar (La Strada - Federico Fellini, 1954)

84. Burjuvazinin Gizli Çekiciliği (The Discreet Charm of the Bourgeoisie - Luis Buñuel, 1972)

85. Umberto D (Vittorio de Sica, 1952)

86. La Jetée (Chris Marker, 1962)

87. Cabiria'nın Geceleri (The Nights of Cabiria - Federico Fellini, 1957)

88. Son Krizantemlerin Öyküsü (The Story of the Last Chrysanthemum - Kenji Mizoguchi, 1939)

89. Yaban Çilekleri (Wild Strawberries - Ingmar Bergman, 1957)

90. Hiroşima Sevgilim (Hiroshima Mon Amour - Alain Resnais, 1959)

91. Rififi (Jules Dassin, 1955)

92. Bir Evlilikten Manzaralar (Scenes from a Marriage - Ingmar Bergman, 1973)

93. Kırmızı Fenerler (Raise the Red Lantern - Zhang Yimou, 1991)

94. Arkadaşımın Evi Nerede? (Where is the Friend's Home? - Abbas Kiarostami, 1987)

95. Ukigumo / Floating Clouds (Mikio Naruse, 1955)

96. Shoah (Claude Lanzmann, 1985)

97. Kirazın Tadı (Taste of Cherry - Abbas Kiarostami, 1997)

98. In the Heat of the Sun (Jiang Wen, 1994)

99. Küller ve Elmaslar (Ashes and Diamonds - Andrzej Wajda, 1958)

100. Puslu Manzaralar (Landscape in the Mist - Theo Angelopoulos, 1988) 



Hintli milyarder Ratanji Tata, mutluluk üzerine

Hintli milyarder Ratanji Tata, mutluluk üzerine
Hintli milyarder Ratanji Tata'ya radyo sunucusu tarafından bir telefon görüşmesinde sorulduğunda:

 "Efendim, hayatta en mutlu olduğunuz anı ne olarak hatırlıyorsunuz?"

 Ratanji Tata dedi ki:
 "Hayatta mutluluğun dört aşamasından geçtim ve sonunda gerçek mutluluğun anlamını anladım.

 İlk aşama zenginlik ve kaynak biriktirmekti.
 Ama bu aşamada istediğim mutluluğu elde edemedim. 

 Ardından değerli eşyaların  toplanması olan ikinci aşaması geldi.
 Ama bunun etkisinin de geçici olduğunu ve değerli şeylerin parıltısının uzun sürmediğini fark ettim.

 Ardından büyük bir proje alma olan üçüncü aşaması geldi.  O zaman Hindistan ve Afrika'daki dizel yataklarının %95'ine sahiptim.
 Ayrıca Hindistan ve Asya'daki en büyük çelik fabrikasının sahibiydim.
 Ama burada da  hayal ettiğim mutluluğu elde edemedim. 

 Dördüncü adım, bir arkadaşımın benden bazı engelli çocuklar için tekerlekli sandalye almamı istemesiydi.
 Yaklaşık 200 çocuk.
 Arkadaşımın tavsiyesiyle hemen tekerlekli sandalyeleri aldım.

 Ama arkadaşım onunla gitmem ve tekerlekli sandalyeleri çocuklara vermem konusunda ısrar etti.  Bende hazırlanıp onunla gittim.
 Orada bu çocuklara tekerlekli sandalyeleri kendi ellerimle verdim.  Bu çocukların yüzlerinde garip bir mutluluk parıltısı gördüm.  Hepsini tekerlekli sandalyede otururken, dolaşırken ve eğlenirken gördüm.
 Kazanan bir hediyeyi paylaştıkları bir piknik yerine ulaşmış gibiydiler.

 Gerçek mutluluğu içimde hissettim.

 Ayrılmaya karar verdiğimde çocuklardan biri bacağımdan tuttu.
 Bacaklarımı yavaşça kurtarmaya çalıştım ama çocuk yüzüme baktı ve bacaklarımı sıkıca tuttu.  Eğilip çocuğa sordum: Başka bir şeye ihtiyacın var mı?

 Bu çocuğun verdiği cevap beni sadece şok etmekle kalmadı, hayata bakışımı da tamamen değiştirdi.

 Bu çocuk dedi ki:

 "Yüzünü hatırlamak istiyorum ki cennette buluştuğumda seni tanıyıp bir kez daha teşekkür edebileyim!.."



Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr