11 Ekim 2023 Çarşamba

Kargalar Kadar Olamıyoruz



Kargalar Kadar Olamıyoruz

Şimdi diyeceksiniz ki buda nerden çıktı?
Evet, haklısınız. Bu öyle durup dururken çıkmadı. 
Ülkede adil yaşam koşulları olmadığını hepimiz biliyoruz.
Eşit ve hakkaniyetli bir gelir dağılımımız yok.
İnsanlar neredeyse birbirinin cebini çalacak, malına çökecek.
Bir kişi milyonlar kazanırken diğer bir kişi açlık ve sefalete mahkûm olacak. 
Yedi bin beş yüz lira verip, dünyada en çok kazanan bizim emeklilerdir, diyeceksiniz.
Yedi bin beş yüz liraya yüzde yirmi beş zam yapıp tekrardan adamın eline zamlı maaş olarak yedi bin beş yüz lira verip, yüzde yirmi beş zam yaptık daha ne istiyorsunuz diyeceksiniz.
Bir kısım insanlar manda sütü ve ballı kaymaklı kahvaltılarla beslenip diğer bir kısım insanlar peynire ve zeytine sadece seyredecek.
Aynı işi yapmış olan devlet memurlarına yüzde elliler, altmışlar zam yapıp bunların emeklilerine yüzde yirmi beş yeter deyip açlığa ve sefalete mahkûm edeceksiniz. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş uçurumu yaratacaksınız. 
Rahmetli İsmail hakkı Tonguç’un dediği; “Elimden gelse bütün dünya okullarının programlarına insanın insanı sömürmemesi adlı bir ders koyardım.” Söylemini haklı çıkarırcasına, insanlarımızın emeğini sömüreceksiniz.
Daha onlarca şey sıralanabilir bu konu için ama ben şimdi kargalara dönmek istiyorum. Hatta bu kargaların yanında kediler de var.
Kadıköy Esin Işık Parkı’nın müdavimleri kargalar ve kedileri gözlemliyorum uzun zamandır. Yukarıda resimlerini de çektim. Parkta bulan bir ceviz ağacı var. Kargalar gelir o ceviz ağacında kalmış olan bir cevizi kargalar ve yüksekten yere atar kırmak için. Kırdıktan sonra yemeğe başlar. Bazen dikkat ediyorum kenarda duran kargaya bile seslenir ve o cevizi bölüşürler. Ayrı ayrı yeseler de kimse kimsenin malına saldırmaz. O kadar adil ve hakça bir bölüşüm yaparlar ki insan gıpta ediyor onları görünce.
Bir kenarda ise kediler vardır. Onlarda karga misali, çevrede duyarlı insanların verdikleri mamaları kendi alanlarında yer ve çekilirler. Dikkat ediyorum, asla birisi diğerinin mamasına saldırmaz. Onu rahatsız edecek bir davranışta bulunmaz. Hatta yemeklerini yedikten sonra birlikte sosyalleşirler, oyun oynarlar. Kargalar ise, birlikte uçar giderler.
Arkaya dönüp baktığımda şöyle bir düşünce geçiyor beynimden: “Kargalar kadar olamıyoruz.” Neden her kötülük aynı canlı grubu içerisindeki biz insanlardan çıkıyor. Biz ne yapıyoruz? Hem birbirimize zarar veriyoruz hem de diğer canlılara hayvanlara zarar veriyoruz. 
Biz insanlar neden hakça, adilane bir paylaşımı beceremiyoruz? 
Neden kargalar, kediler kadar olamıyoruz? 
Bu çok mu zor? 
İyi eğitim almamış olduğumuzdan olabilir mi?
Yaşar GELER

Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

3 Ekim 2023 Salı

Gaye Erkan'dan 500 Banknot iddialarına yanıt

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan'dan 500'lük Banknot iddialara yanıt Geldi


Hafize Gaye Erkan

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, Türkiye'de yükselen enflasyonla ilgili konuşurken, zaman zaman gündeme gelen 500 TL'lik banknot iddialarına da açıklık getirdi. Erkan yaptığı açıklamada böyle bir konunun gündemde olmadığını ifade etti




Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Fakir Baykurt

Fakir Baykurt ve Annesi



Kahveden gelen güzel kokulara dayanamayan Fakir Baykurt annesine “Çay isterim, ille de çay!” diye tutturmuş. Annesi ise bu isteği geri çeviremez.

Fakir Baykurt’un elinden tutup kahveye götüren annesi kahveci Topal Hüseyin’i yanına çağırıp “Hüseyin bir bardak çay getir benim oğlana” der.

Çay geldikten sonra ise o an ki heyecan ile çayın nasıl içileceğini bilemeyen Fakir Baykurt sıcak çaydan büyük bir yudum aldıktan sonra ağzı yanınca bardağı birden yere fırlatır.

Çay bardağı toprağa düştüğü için kırılmasa da Fakir Baykurt annesinin ona tokat atacağını düşünür. Fakat öyle olmaz. Annesi Topal Hüseyin’i çağırıp bir çay daha getirmesini ister.

Fakir Baykurt’a ikinci çay geldıkten sonra bu kez çayı üfleyerek içer. Yıllarca annesine o gün niye kendisine tokat atmadığını sorsa da annesi bu soruyu hep cevapsız bırakır…

Fakir Baykurt’un annesi bu sorunun cevabını yıllar sonra oğlunun öğretmenlik yaptığı köy okulunda verir. Annesi Elif Baykurt’un dersine girdiği o günü ise şu sözlerle anlatır;

“Sınıfta estim, gürledim!.” Ders bitince dışarıda anneme sordum “Anacığım beğendin mi öğretmenliğimi?” Annem ise “Eh, işte fena değil” dedi. “Müfettişler geliyor; iyi veriyor, pekiyi veriyor. Sen de fena değil diyorsun, nasıl olur böyle?” diye sordum.

Fakir Baykurt’un annesi ise herkese ders olması gereken şu sözleri söyler;

“Yıllarca sordun, durdun. Şimdi söylüyorum, aç kulağını dinle! Ben sana çay döktüğün gün kızsaydım, içindeki aslan küserdi. Dövseydim, o aslan ölürdü! Böyle öğretmen falan olamazdın. İşte, sen de benim yaptığımı yap ve sakin ol. Dayak atıp bu çocukların içlerindeki aslanı

Alıntı.



Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

1 Ekim 2023 Pazar

2 TERÖRİST BOMBALI SALDIRI EYLEMİNDE BULUNDU

2 TERÖRİST BOMBALI SALDIRI EYLEMİNDE BULUNDU
Ankara'da İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü giriş kapısı önüne bombalı saldırı girişiminde bulunuldu. Hafif ticari araçla gelen 2 teröristten biri kendisini patlatırken, diğer terörist vurularak öldürüldü. Açılan ateş sırasında 2 polisimiz hafif şekilde yaralandı.


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

29 Eylül 2023 Cuma

19 Eylül 2023 Salı

YABANCILARA KÖLE Mİ OLDUK NE

YABANCILARA KÖLE Mİ OLDUK NE
YABANCILARA KÖLE Mİ OLDUK NE?
Nedense bir an kendimi öyle hissettim. Ve dedim ki, biz bu yabancılara köle mi olduk, ne?
Bazen akraba ziyaretleri için Avrupa yakasına geçeriz. Bugünlerde de öyle bir ziyaretimiz oldu. Bu 
ziyaret sırasında “Abi, Yeşilköy Semt Pazarına gideceğiz, dilerseniz birlikte gidelim.” Dediler. Biz de 
tabi ki olur, gidelim dedik ve pazara gittik. Pazarın otoparkına girebilmek için uzun bir araç 
kuyruğunu beklemek zorundaydık. Daha pazara yaklaşmışken yol kenarına park etmiş araçların 
arasında bir araçlık bir yer bulduk ve kuyruğu beklemeden aracımızı yolda park ettik. 
Araç kuyruğunda onlarca hatta yüzlerce belki de binlerce araç vardı. Bu normal bir durum. Ancak, 
araç kuyruğunu dikkatle inceleyince kuyrukta belki yüz araç diyebilirim Siyah Mercedes VİTO araç 
olduğunu fark ettim. Bu belki de doğal bir gazeteci refleksi idi. Araçların içerisi pek görünür olmasa 
da inen ve fark edilen insanları inceleyince tamamının Arap kökenli insanlar yani turist olduğunu 
anladım.
Bu kadar turisti bir arada görebilmek normal şartlar altında aslında sevindirici bir durum. Fakat, 
normal olmayan bir durumu kapalı Pazar alanına girince anladım. Neydi bu normal olmayan durum? 
Şuydu; içeride alışveriş yapan müşterilerin yüzde doksanının yabancı turistlerden oluştuğunu, hemen 
hepsinin yanında bir veya birkaç bavul olduğunu ve alışverişlerini özellikle giysi ve benzeri 
tezgahlardan yaptıklarını gördüm. Gıda bölümünde çok kalabalık insan kitlesi olmasa da bu 
tezgahların müşterilerinin ise yerli insanlardan oluştuğunu anladım. Yatta yemek yerlerinin de 
özellikle yabancı müşterilerden oluştuğunu gördüm. Bu da yetmemiş gibi, onların alışveriş 
bavullarını taşıyan insanların ise bizim yerli insanlarımız, hamallarımız olduğu da ayrı bir durumdu İşte tam da burada kendimi onların kölesi gibi hissettim.
Yani özetle şu gerçeği anladık ki İstanbul’un Meşhur Sosyete Pazarı diye anılan Yeşilköy Semt 
Pazarından alışverişi İstanbul halkı değil, yabancı turistler yapıyor. Neden mi? Bizim bin liramızın 
alacağı üç parça eşya yerine, onlar kırk dolara aynı üç parça eşyayı alıyorlar. Yani para onlarda, onlar 
alıyor, biz bakıyoruz ve yaptığımız şey onlara hizmet ediyoruz. Kendini köle değil de ne hisseder 
insan?
Oradan Bakırköy merkezine geçtik. Gezip dolaşırken bir alışveriş merkezinin önünde yerde yatan 
genç bir vatandaş gördük. Hemen yanı başında ise bir kafe dolu insan yiyip içiyor ve kendilerince 
eğleniyorlar. Gerçi o yiyip içen insanların çoğu da yine yabancı idi. Bakırköy’ün merkezinde böyle 
bir manzarayı ilçe yöneticileri görmez mi, belediye yetkilileri ve çalışanları, kaymakamlık ve emniyet 
yetkilileri hiç mi fark etmez? Bu sorularda ayrıca beynimizi kemirip durur. Aynı manzarayı geçtiğimiz 
günlerde Kadıköy merkezde de görmüş ve canlı yaşamıştık.
İstanbul’un yetkilileri artık bu tarz iki farklı dünyada yaşamak istemiyoruz. Hele hele bir kesimin 
krallar gibi diğer bir kesimin köle gibi sürünür halde yaşamasını hiç ama hiç yaşamak ve görmek 
istemiyoruz. Artık el insaf diyoruz. Bu ağır ekonomik koşullar altında ezilen ve yok olmaya mahkûm 
edilen insanlara destek olun. Kamu gücünü bu tür insanların rehabilitesine ve refahına kullanın.
Bir başka sorun da tezgâhlarda yer alan ödeme sistemiydi. Kocaman levhaya yazılmış “Kredi kartı 
geçerlidir. Yüzde on KDV uygulanır. Bir başka yerde de İBAN’la ödeme yapılabilir, ibareleri vardı. 
Kredi kartı için ayrıca yüzde on KDV uygulanması yasal mı? İBAN için de parası olan zaten yanına 
alır, belli ki parası yok kredi kartıyla yani veresiye/borç olarak alışveriş yapmak istiyor vatandaş. 
Ancak bunlara bile fırsat verilmiyor. Ayrıca peşin para ya da kart alışverişlerine satış fişi de 
kesilmiyor, sadece ödeme bilgi fişi kesiliyor. Bu da vergi kaçırılıyor demek olmuyor mu? Bunun 
denetimlerini de vergi denetim kurumlarının yapmasında yarar vardır.
YAŞAR GELER





Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Merve Kayaalp intihar etti

Merve Kayaalp

Dizi ve Sinema oyuncusu Merve Kayaalp
Muğla Dalaman'da intihar etti.







Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

15 Eylül 2023 Cuma

Ey sevgili

Ey sevgili

EN SEVGİLİ

Erken kovulduk 
Gül bahçesinden
Figan seslerinde
Bülbülün
Oysa kanayan
Bizim kalplerimizdi
Dikenlerin
Amansız yaraladığı

Sevmişiz toprağımızı
Vatan diye
Anamızdan 
Ayrılken 
Kordon bağımız
Düşmüş
Gül bahçesine

Erken kovulduk
Gül bahçesinden
Feryat seslerinde 
Çocukların 
Oysa parçalanan
hayallerimizdi 
Çatma , taş duvar
Evlerimizin 
Toprak çatısının
Altında , inilti
Sesleriyle
Doyarken 
Karnımız 

Erken kovulduk 
Gül bahçesinden 
Ağıtlı ağlayışında
Anaların 
Oysa parçalanan 
bedenlerimizdi
Bombaların sesinde
Eksik uzuvların
Tabutlarda 
Tamamlandığı
Yanakta kuruyan
Göz yaşı 
Buharına saklı
Ana ezgileri 
Ninnisinde
Erken kovulduk
Gül bahçesinden 

Çetin


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Kadın frengi hastası, 8 çocuğu var - Hikaye

Kadın frengi hastası, 8 çocuğu var - Hikaye
Kadın frengi hastası, 8 çocuğu var. Çocukların üçü sağır, ikisi kör, biri zeka engelli. Kadın hamile ve doğan çocuk; BEETHOVEN

Sarhoş baba, hasta anne, yatılı okullarda geçen yalnız bir çocukluk, bitmeyen depresyon ve sara hastalığıyla mücadele eden bir dahi; DOSTOYEVSKİ

6 çocuktan ilki, iki erkek kardeşi bebekken ölüyor, üç kızkardeşi Nazi zulmünde ölüyor. Baba baskıcı, geçimsiz. O ise hep yalnız, adı; KAFKA

11 yaşında babasını kaybediyor, dedesi sert kişilik. Evden gönderiyor. Yoksul aile, 11 yaşında tersanelerde çıraklığa başlıyor; GORKİ

Babasından sürekli kemerle dayak yiyen bir çocuk... çoğu geceler sokakta yatıyor. Cildi hasta, karaciğerinden muzdarip; BUKOWSKİ

13 yaşında annesi ölüyor, okula gidemiyor, hayatı boyunca ruhsal hastalığının tekrarlayan ataklarından muzdarip. Bir kitap kurdu; VİRGİNİA WOOLF

Babası borçları yüzünden hapishaneye düşünce çalışarak borçları ödemek, ailesine bakmak zorunda kalan, okula gidemeyen küçük bir çocuk kendini yetiştiriyor; CHARLES DİCKENS

Her ikisi de profesyonel oyuncu olan, üç çocuklu bir anne-babanın ikinci çocuğu olarak Boston'da dünyaya geldi. Doğduktan bir yıl sonra babası evi terk etti. Ertesi yıl annesi veremden öldü ve ortanca adını aldığı İskoç tütün tüccarı John Allan'ın himayesi altında büyüdü. Amerikan Gotik edebiyatın öncüsü oldu; EDGAR ALLAN POE

“Mutlu insanın hikayesi olmaz.” demiş Umberto 




Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

14 Eylül 2023 Perşembe

İstanbul'da Kürt Böreği Festivali

İstanbul'da Kürt Böreği Festivali

İstanbul’da ‘Kürt Böreği Festivali’ düzenlenecek
Kürt kültürünü tanıtım amacıyla İstanbul-Beykoz’da 17 Eylül’de 6’ncı Kürt Böreği Festivali yapılacak. Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek festivalde etkinlikler, tiyatro gösterimleri ve konserler düzenlenecek.
Kiğı-Karakoçan-Adaklı-Yayladere-Yedisu ilçeleri Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği (KAYY-DER) organizatörlüğünde 6’ncı Kürt Böreği Festivali (Mîhrîcana Borek a Kurd) 17 Eylül’de İstanbul’un Beykoz ilçesinde yapılacak.
Ücretsiz olan festival kapsamında çocuk oyunları, Kürtçe skeç, tiyatro ve konserler de düzenlenecek.
Bu kapsamda, Kürt sanatçı Merwan Tan’ın konseri, Hasan Cansu ve Şevin Ulusoy’dan drama dans gösterimi, çocuk animasyon ekibi, “Teatra Evîna Welat” adlı Kürtçe skeç, Koma Jinên KAYY-DER ekibinin folklor gösterimi gibi etkinlikler festivalde yer alacak.
Festivale ilişkin açıklama yapan KAYY-DER, “Kürt Böreği ve çay ikramı ile başlayacak KAYY-DER 6. Kürt Böreği Festivali 17 Eylül Pazar sabahı akşama kadar sürecek! Tüm STK temsilcilerini ve hemşerilerimizi halayımızı büyütmeye bekliyoruz. Ücretsizdir” 

  


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr