14 Ocak 2023 Cumartesi

80 ve 90 lı YILLARDA GENÇ KIZ OLMAK

80 ve  90 lı YILLARDA GENÇ KIZ OLMAK
80 ve  90 lı YILLARDA GENÇ KIZ OLMAK

Bütün işler saat ona kadar biterdi.Boş oturmak diye bir şey asla yoktu. Dizi izlerken bile elişi yapardık.
Mevsim kış ise öğleden sonra herkes birbirine gezmeye giderdi. Öyle şimdiki günler gibi hazırlık yapılmazdı. Ya çatkapı gidilir, yada yarım saat önce çocuk gönderilerek müsait iseniz size oturmaya geleceğiz denirdi.
Misafir gidilen evde genç kız varsa gezmeler güzel olurdu. Anneler sohbet ederken kızlar mutfakta ikramlıkları hazırlardı. Hemde sohbet ederdi. Sohbet konuları, magazin, televizyon ve dünürcüler olurdu en çok.
O zaman kızların sevgilisi olmazdı. Sevdiği olurdu. Buluşma, elele tutuşmak falan olmazdı. Uzaktan bakışma, mektuplaşma olurdu sadece. Ailesi bilmez, çok yakın arkaşı bilirdi sadece. Sakladığı mektupları annesi bulupta bir araba sopa yiyen çoktu.
Bu kızların çoğu evlenemezdi sevdiği ile.
Seksenli yılların ikramlıkları kısır, kek, kurabiye ve bisküvili yaş pasta idi. Şimdilerde bunların adı anne keki, anne kurabiyesi, anne pastası oldu.
Bizim evde yoktu ama pek çok evde kek tenceresi vardı. Birde davul fırınlar vardı ki, kocaman tepsisi ile yapılan kek sülaleye yeterdi.
Annelerimiz börek çörek yapardı ama kızlar pasta yapmayı severdi. Tarif isteyince bazıları vermezdi pasta tarifi, devlet sırrı gibi saklar, yada eksik tarif verirlerdi.
Doksanlara gelindiğinde ise özel televizyonlar ve gazeteler tarif vermeye başladı. Şimdiki gibi internet yok açıp bakacak.
Hafta sonu gazeteler kurabiye, pasta kitapçığı verirdi. Erkenden gidip alırdık yoksa tükenirdi.
Doksanlarda kakaolu ıslak kek moda oldu. Karakız pastası, kunta kinte gibi isimler verilirdi. Yaş pasta çeşitleri, değişik kurabiyeler, pasta kalıpları çıktı. Elmalı kurabiye, çiçek, kurabiye, tırtıl kurabiye.
İkramlar hazırlanır çaylar içilirdi. Anneler kızların lafa karışmasını istemezdi. Çay faslı bitince bulaşık imece usulu çabucak yıkanıp elişiler alınır, kızlar kendi aralarında, anneler kendi aralarında konuşur, hemde elişi yaparlardı erkekler . gizlice sevdiğine radyodan istek isterdi  best efem kral efem vardı kızlar beklerdi sıradaki şarkı benim mi diye düğün dernek varsa gizli gizli bakışmalar olurdu utanma olurdu aha sana bakıyor denince yüzümüz yere bakardı şimdi kim kime dum duma bir yerimiz açık ise birbirimize uyarı verirdik babamızın yanında yatmazdık ters konuşmazdık anneye öfff demezdik babam öteden gelirken yakamızı paçamızı toparlardık saygı asla es geçilmezdi ne oldu şimdi nesile 
Ne güzel günlerdi
Sunum çılgınlığı, alışveriş manyakligi yoktu. Sosyal medyadan gösteriş yapmakta yoktu. Ama insanlık vardı.
Kaynak Facebook alıntı, 

Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Yüreğinin büyüklüğü kadar yardım et Ve sus! Sus

Yüreğinin büyüklüğü kadar yardım et Ve sus! Sus
Yüreğinin büyüklüğü kadar yardım et…
Ve sus! Sus…
Susabilmek öyle erdemdir ki…
Son sözü söyleyen sen olsan da…
Sadece sen bil ve kendine fısılda!
Bırak seni kim nasıl bilirse bilsin.
Yüreğince insan ol ve insan olabilmenin erdemini yüreğinde yaşa…
Bırak kimseler seni bilmesin.
Asla birilerinin umudunu kırma.
Belki de sahip oldukları tek şey odur.
Keşke” kelimesi yerine “Bir daha ki sefere” demeyi dene…
Yaşlan… Ama paslanma…
Bol, bol tebessüm et, gülümse…
Hem maliyeti sıfırdır, hem de değerine paha biçilmez…!

H. Jakson Brawn.


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

11 Ocak 2023 Çarşamba

KORONANIN SOSYAL VE EKONOMİK BOYUTLARI


KORONANIN SOSYAL VE EKONOMİK BOYUTLARI    



Korona denen virüs çağın belası. Tabiri caiz ise, çağın vebası. Tüm yerküreyi kasıp kavuran ve çok büyük sosyal ve ekonomik yıkımlara neden olan bir hastalık. Nereden, kimden ve nasıl gelmişse gelmiş olsun sonuç itibariyle yakıcı ve yıkıcılığı tartışılmaz bir hastalık. Yaklaşık üç yıldır tüm insanlığı peşinden koşturan, kılıktan kılığa giren bir hastalık. Keşke hiç gelmeseydi ve hiç olmasaydı da canımızı bu kadar yakmasaydı.
Geldiğine mi yanalım, gitmediğine mi yanalım? 
Canımızı yaktığına mı yanalım?
Canlarımızı yitirdiğimize mi yanalım?
Ekonomik kayıplarımıza mı yanalım?
Sosyal yaşamımızın bittiğine mi yanalım?
Açık hapishane yaşadığımıza mı üzülelim?
O kadar çok soru üretebiliriz ki uzar gider bu sorular.
     Ortaya çıktığından beridir insanların sosyal hayatları kalmadı. Baba oğula, insanlar eşe dosta, yakına akrabaya, arkadaşa, topluma hasret bir yaşam sürülür oldu. Yasaklar koyduk, kısıtlamalar getirdik, toplumsal etkinliklerden uzak durduk her ne yaptıysak olmadı, olmadı. Öyle de görünüyor ki kısa vade de olmayacak. Yani yetkilileri ve uzmanları dinlediğimizde öyle kolay kolay kurtulamayacakmışız gibi gözüküyor. Çünkü sürekli kılık değiştirerek, üreyerek ve türeyerek karşımıza çıkıyor ve bir şekilde bizleri kendisine esir edebiliyor. Tam bir tedavisini, ilacını ya da aşısını bulduk diyoruz hemen başka bir versiyonuyla karşımıza dikiliyor.
     Sosyal etkilerinden birisi de insanların inatçı olmaları, direngen davranmaları ve buna bağlı olarak ta aşıları ve tedavileri kabul etmemeleri. Kabul etmedikleri gibi hem kendilerine hem de yakınlarında bulunan insanlara zarar vermektedirler.
     Şimdi biraz da ekonomik boyutlarına bakalım. Ekonomik olarak sadece insanların bireysel kayıplar yaşamalarının toplumsal kayıplarda yaşanmaktadır. Bu ekonomik kayıpların başında özellikle dünya genelinde aşıya, ilaca ve tedavide kullanılan her türlü ekipmana harcanan giderledir. Bunun dışında işinden olan insan sayısı ve onların yaşadıkları ekonomik kayıplar. Hatta ekonomik kayıplarının yanı sıra psikolojik sorunları da beraberinde yaşamış olmaları acı verici bir durum olsa gerek. Zorunlu kapanma ve kısıtlamalardan dolayı kapanan iş yerleri ve oralarda çalışan milyonların ekonomik kayıpları. Sanayi vb. kuruluşların iş kayıpları ve bunlara bağlı ekonomik girdilerin azalması.
     Yukarıda saydıklarımız yetmiyormuş gibi bir de dünya genelinde çıkan ekonomik krizlerden yansıyan döviz dalgalanmaları, petrol fiyatlarındaki yükselmeler, iş gücü ve üretimin düşmesi, haksız kazanç kapılarının artması, insanların fırsatları ganimete çevirme duygularının güçlenmesi, yoksulun daha yoksul, zenginin daha zengin olmasını da tetiklemiştir korona. İnsanlar var olan güçlerini bile kaybettiler. Aileler dağıldı, çoluk çocuk yabanileşti. Bakalım yarınlar ne getirecek hep birlikte bekleyip göreceğiz.
Yaşar GELER 

Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

9 Ocak 2023 Pazartesi

ÖLÜM GELMEDEN SEV BENİ

ÖLÜM GELMEDEN SEV BENİ

ÖLÜM GELMEDEN SEV BENİ

Bir gülün goncasını.
Tutarken avuçlarında.
Sakınırken dikeninden.
Biraz da tedirgin. 
İncitmekten korkar gibi.
Aşkına sürgün sev beni.
Puslu sabahlarda.
Henüz gün, alacayken.
Hüzün sarmışken her yanını.
Yalnızlığın burukluğunda.
Martılar çığlık çığlığa, yırtarken sessizliği.
Gökyüzünde kahkaları çınlarken.
Haykırışlara inat.
O tertemiz havayı solu. 
Yağmurun kokusunda.
Rüzgârın uğultusunda sev beni.
Daha geç olmadan.
Buz tutmadan yüreğin.
Güneş yakarken.
Okşarken her yerimi.
Parmakların keşfederken tenimi.
Dudakların titrerken.
Yanarken kor gibi.
Islatırken dilin, nemli nemli.
Sanki, ilk defa öper gibi. 
Sanki ilk defa sever gibi, sev beni. 

Tut ki, damarlarında coşan kanım.
Şakaklarını zonklatan. 
Sigaranın dumanını, içine çeker gibi.
Kahvenin kokusunda.
Çayın deminde.
Ekmeğin buğusunda sev beni.
Henüz yüreğin tutsakken yüreğime. 
Bir çocuğun saflığıyla. 
Bir bayram telaşıyla sev.
Dağlardaki kekik kokusunda.
Arının çiçeğe koştuğu gibi.
Bir dağcının, zirvedeki, zaferi gibi sev.
Ve coşkuyla dökülen.
Engel olamadığın.
Sert kayaların kucağına. 
Şelâleye koşar gibi. 
Suya hasret bir bedevi gibi, koş bana. 
Denizin tuzunda.
Dalgasında, kumunda sev. 
Gün batımında sar beni.
Sanki ellerimi ilk defa tutar gibi.
Yüreğin ağzında.
Ayın karanlık yüzünde. 
Sevişmenin verdiği hazla.
İlk heyecanınmış gibi sev beni.

Dalgaların sesinde.
Bir kartalın kanadında, yükselir gibi.
Bir kedinin sırnaşıklığıyla sev.
Bir sobanın sıcaklığında ısıt.
Bir annenin kollarında. 
Bir bebeğin kokusunda. 
Bir yuva huzurunda, sev beni.
Sanki en sevdiğin tatlı gibi. 
Damağını çatlatan. 
Çimenlerin yeşilinde.
Denizin mavisinde.
Yedi kat gökyüzünde sev.
Hüzünlü bir şarkı, dinler gibi.
Vedanın sınırında.
Umuda sarılır gibi.
Çaresizce sığındığın.
Uykuya dalar gibi.
Son çaren gibi.
İhtiyacın var gibi.
Aşka susamış gibi.
Sanki taparcasına. 
Sanki ölürcesine.
Sanki ilk defa sever gibi, sev beni. 
Henüz ölüm gelmeden.
Aşkına sürgün gibi.
Aşkına sürgün.
Sev beni.

ÖzDEN KUZucu

Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Fırıncılar Federasyonu açıkladı! Ekmek 5 lira

Fırıncılar Federasyonu açıkladı! Ekmek 5 lira
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, “Ocak ayında 5 liranın dışında ekmeğin satılmasının gündemimizde olmadığını söylemiştik” dedi.


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

8 Ocak 2023 Pazar

3 Ocak 2023 Salı

Komik Hırsızlık olayı

Komik Hırsızlık olayı
VAY BAŞIMIZA GELENLER
/Kayseri'de polis kayıtlarına geçmiş bir olay /
Hırsızın biri, bir evin çatısına çıkar ve anten kablosunu keser.
Evin reisi tam televizyona dalmışken yayın kesilince, televizyonunu biraz kurcalar, görüntü gelmeyince de;
"Bozuldu herhalde" diyerek uyumaya geçer.
Ertesi gün adam işe gittikten sonra hırsız kapıyı çalıp adamın karısına;
"Yenge, beni abi gönderdi, televizyon bozuk, alın da bir bakın dedi" der.
Saf kadıncağız nereden bilsin, televizyonu verir tabiki...
Adam işden eve döndüğünde televizyonu yerinde göremeyince, meraklanıp sorar eşine. Kadın durumu anlatınca da şok olur adeta.
Şaşkına dönen çift, nasıl böyle bir oyuna geldiklerine inanamazlar bir türlü...
Aradan birkaç gün geçer...
Aynı çift, balkonda çay keyfi yapmaktadır. Caddeden geçerken sırıta sırıta balkona bakan delikanlıyı gören kadın, heyecanla yerinden fırlar;
"İşte ordaa, televizyonu çalan hırsız buu" diye bağırmaya başlar.
Adam telaşla yerinden fırlar ve hırsızın peşine düşer. Pijamalarıyla ve yalınayak o caddeden bu caddeye koşturur durur...
Beş dakika sonra kapı çalar. Kadın kapıyı açtığında düzgün kıyafetli bir adam önce kendini tanıtır;
"Ben polis memuru Yaşar. Beyiniz az önce yakaladığı bir hırsızı emniyete teslim etti. Fakat pantolonunu ve cüzdanını evde unutmuş, onları almaya geldim."
Kadın çok sevinir bu duruma ve bir çırpıda koşar getirir pantolonu ve cüzdanı.
Aradan 15 dakika geçer ve adam koşmaktan bitkin düşmüş bir halde eve döner.
Kadının keyfi yerindedir ama... Adam içeri adımını atar atmaz boynuna sarılır:
"Helal olsun sana bey, bu yaşında nasıl da yakaladın o genç adamı, bravo sana."
Adeta burnundan soluyan adamın şaka kaldıracak hali yoktur:
"Dalgamı geçiyorsun benimle hanım, ne yakalaması? Tazı gibi koşuyo şerefsiz. Don, gömlek rezil etti beni yedi mahalleye."
Bir anda tüm neşesi kaçar kadının. Kısık bir sesle:
"Eee? O zaman o polis niye öyle dedi?" diye sorar.
"Hangi polis?"
"Pantolonunla cüzdanını almaya gelen polis."
"Neee? Yoksa onları da mı verdin?"
*(alıntı)


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

31 Aralık 2022 Cumartesi

20 MİLYONLUK ÇEKİLİŞİN SONUCU BELLİ OLDU

20 MİLYONLUK ÇEKİLİŞİN SONUCU BELLİ OLDU
Milli Piyango yılbaşı özel çekilişi heyecanı sürüyor. 12.30'da başlayan çekilişte en büyük ikramiye olan 200 milyon liralık çekiliş henüz çekilmezken, ikinci büyük ikramiye olan 20 milyon liralık çekilişin sonucu belli oldu. Buna göre 20 milyon lira kazandıran numaralar 5424303 -5839489 oldu

2 milyon TL, 1 milyon TL ve 500 bin TL'lik çekilişler de gerçekleştirildi. İşte sırasıyla kazandıran numaralar;

0256035, 0341678, 0357483, 0528624, 1404769, 2271176, 3266702, 3439448, 5323047, 8223019

1039531, 1144595, 1225572, 1970525, 2008962, 2308330, 2351908, 2469708, 2787105, 3492628,3697011, 5093765, 5385056, 5977975, 5986604, 6365391, 6650782, 7815352, 8287797, 8574583

0125832, 0284345, 0934037, 1176234, 1570328, 1921644, 2069299, 2169369, 4219987, 4238110,4480875, 5152250, 5405757, 5576690, 5600539, 5752451, 5850966, 5945516, 6363086, 6406679,6666460, 6977549, 7247036, 7692503, 7730621, 7844859, 8661989, 8828675, 9071714, 9624096


öte yandan 200 milyon TL değerindeki dev ikramiye saat 23.15'te çekilecek




Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

27 Aralık 2022 Salı

MEHMET AKİF GEÇTİ DÜNYADAN




MEHMET AKİF GEÇTİ DÜNYADAN..

Asım'ın nesli bizzat Akif'ti
Akif'in nesli olamadık yazık!
Şiir İstanbul ise Akif Fatih'ti
Fatih'in nesli olamadık yazık....

İstiklal marşı,, istikbal marşı
Yaşar gibi yazmış Antep,Maraşı
Bir Akif gibi düşmana karşı
Çanakkale'nin nesli olamadık yazık...

Bin mektep bitirse binlerce insan
Yine de yazamaz böyle bir destan
Her asker Akif'in gözünde aslan
Aslanların nesli olamadık yazık...

Fakirdi Akif, zenginliği vatandı
Akif'i okuyan,şairlikten utandı
Ey Batı esiri evlat! Akif ata'ndı
Atamızın nesli olamadık yazık..

Vatan marşı ödül için yazılmaz
Bu ruh hiçbir zaman yenilmez
Yüreksiz kalemle yüreğe girilmez
Bu sevdanın nesli olamadık yazık...

Şimdi içerde düşman,ey koca Akif
Şimdi mektepte düşman,ey hoca Akif
Sönmese de son ocak, son baca Akif
Al sancağın nesli olamadık yazık...

Bir Mehmet Akif geçti bu dünyadan
Can bedendeyken geçti dünyadan
Köhne devirde gençti dünyadan
O heyecanın nesli olamadık yazık....

Şiir:Halis Ünlü 


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Bugün onların doğum günüydü - hikayesi


Resim Facebook 


Fırına geldiğimde ortalıkta ekmek görünmüyordu. Eski bir dostum olan fırıncı; “Biraz bekleyeceksin hocam. İki-üç dakikaya kadar çıkartıyorum.” dedi.

Kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken, içeriye yaşlıca bir adamın girdiğini gördüm. Eskimiş ceketinin sol yakası altında bir madalya parıldıyor ve yürürken hafifçe topallıyordu.

Selâm verdikten sonra, fırıncının tezgâhına yaklaşarak; “Ekmeklerimi alayım! Benim ikizler acıkmıştır.” dedi.

Fırıncı, adamın kendisine uzattığı torbayı alarak tezgâhın altına eğildi ve bir gün öncesine ait olduğu anlaşılan ekmeklerden 4-5 tane çıkardı.

Ben o arada oturması için kendi yerimi o adama vermiş, tezgâhın yanına iyice yaklaşmıştım. Ekmeklerden birkaç tanesinin şekli değişmiş, katılaşmış, taş gibi olmuştu. Fırıncıya sordum:

- Neden taze ekmeği beklemesini söylemiyorsun? Biraz sonra çıkacak dedin ya!..

- Bayat ekmekleri kendisi istiyor. Çok fakir bir adam. Ona bayat ekmekleri yarı fiyatına veriyorum.

- Kim bu adam?

- Kendisi Kore gazilerinden. Oğluyla gelini bir trafik kazasında vefât edince, ikiz torunlarını yanına almıştı. Yıllardır onlara bakıyor, hem de çok az bir maaşı var.

Fırıncının anlattıkları karşısında içimin yandığını hissediyor ve ufak da olsa bir şeyler yapmak istiyordum. Fırıncıya yavaşca dedim ki:

- Aradaki farkı ben vereyim. Hiç olmazsa bugün taze ekmek yesinler.

Fırıncı, teklifimi kabul etti. Biraz sonra da, fırından yeni çıkan taze ekmekleri adamın torbasına doldururken şekli bozuk, bayat ekmekleri de tezgâhın altına koyarken ihtiyara takıldı:

- Bugün çok şanslısın hacı amca. Çocuklar için sana pasta gibi ekmek vereceğim.

Yaşlı adam, bir evlât sevgisiyle kucakladığı torbayı göğsüne bastırarak kapıdan çıkarken bana döndü ve dedi ki:

- Allah, senden razı olsun evlâdım. Bugün onların doğum günüydü... :(
Alıntı, 

***Dünyada milyonlarca aç insan varken lütfen israftan kaçınalım.


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr