31 Temmuz 2025 Perşembe

İDRAR VERGİSİ


İDRAR VERGİSİ 

Roma tarihi üzerine yazılmış bazı kaynaklarda Roma İmparatoru Nero’nun intihar etmesinin ardından tahta geçen imparator Vitellius’un halefi Vespasian ile oğlu ve müstakbel imparator Titus arasında şöyle bir diyalog yaşandığı söylenir. Tuvalet ve lağım sistemlerinden idrar toplayan ve bunu özellikle Roma çamaşırhanelerinde amonyak kaynağı olarak kullananlara satan kişilerin yaptığı faaliyet üzerine vergi koyan Vespasian oğlu Titus tarafından eleştirilir. Titus insanların pis kokular yayan idrarı üzerinden bir vergi alınmasının fazlasıyla tiksindirici ya da iğrenç olduğunu düşünür. Oğlunun bu eleştirileri üzerine Vespasian lağım odalarından idrar toplayan tüccarların önündeki altın sikkelerden birisini alır ve oğlu Titus’un burnuna yaklaştırarak “bak bakalım oğlum, kötü kokuyor mu?” diye sorar. Titus parayı gören herkesin gözlerinin ışıldaması ile sergileyebileceği tepkiyi biraz akıllıca ve muzip bir bakışla şu şekilde cevaplar: “Pecunia non olet!” İşte o günden bu yana bu söz “para kokmaz!” ya da “paranın kokusu olmaz!” olarak ifade edilir. Para bugün herkesin eskisinden çok daha fazla sahip olmak istediği bir araç haline gelmiştir. Vergi devletlerinin tarih boyunca akıl almaz konular üzerinden ilginç, tuhaf ya da gülünç vergiler aldıkları bilinmeyen bir konu değildir.
Coşkun Can Aktan


Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog

Ahu Tuğba


Ahu Tuğba
Doğum Yeri: İstanbul / Türkiye

Doğum Tarihi: 13.08.1959

Ahu Tuğba Kimdir?

13 Ağustos 1959 tarihinde İstanbul Yeşilköy’de varlıklı bir ailenin tek çocuğu olarak doğmuştur.

Asıl adı Canan Tuğba Çetin’dir. Babası ile annesi boşandı. Maçka İlkokulu’nu, Atatürk Kız Ortaokulu’nu bitirdi.Daha ortaokuldayken sinema hayatına başladı. Liseyi İstanbul Amerikan Robert Lisesinde okudu. Sonra da Kanada’da Concordia Üniversitesi’nin İngiliz Dili bölümünde okudu ancak bitiremeden döndü.

Yönetmen Metin Erksan‘ın Beyoğlu’nda gezerken görüp film çekme teklifi ile sinema hayatı başladı.

80’li yıllarda Türk sinemasında seks sembolü olduğu filmlerde oynadı. Erkekçe Dergisi’ne cesur pozlar verdi. Sinema oyuncusu Kenan Kalav il.

Ahu Tuğba, 1991’de, Fransız Pascal Levaseu’la Paris’te lüks bir lokantada tanıştı ve kısa süre sonra evlendi. Çift bir yıl evli kaldı. Boşandıkları yılın mayısında Arnavut asıllı tekstilci Timmy Alejtonij ile Barbados Adası’nda tanışan Tuğba, yine hızlı davrandı ve evlendi. Bu evlilikten Ahu adını verdiği kızı dünyaya geldi. Ancak birliktelik uzun soluklu olamadı.

Ahu Tuğba,Osmanbey’de Guantenamera adlı gece kulübünün sahibidir.

2004 yılında atv’de yayınlanan “Ünlüler Çiftliği” yarışma programına katıldı.

Ahu Tuğba, 10 kere evlenmiştir.

1.evliliği: 1973 yılında daha 14 yaşında iken okul arkadaşı ile evlendi kısa sürede boşandı.
2.evliliği: 1981 yılında Mustafa Ulusoy ile evlendi. 1983 yılında boşandı.
3.evliliği: Nafiz Kavi ile evlendi. bir yıl sonra ayrıldı.
4.evliliği: 1984 yılında Süha Kutlu ile evlendi.
5.evliliği: 13 Mayıs 1988 tarihinde Osman Soyer ile evlendi. Ekim 1988 de boşandı.
6.evliliği: Enis Karaduman ile evlendi.
7.evliliği: Mete Has ile evlendi.
8.evliliği: 1991 yılında Fransız Pascal Levaseur ile evlendi. 22 Nisan 1992 tarihinde boşandı.
9.evliliği: 1991 yılında Arnavut asıllı Amerikalı doktor Timmy Alejtanij ile yaptığı evliliğinden kendisi gibi “Ahu Anjelik” adında 1992 doğumlu bir kız çocuğu vardır. 2010 yılında boşandı.
10.evliliği: 2010 yılında İzmirli varlıklı biri ile evlendi.

1 Eylül 2024 tarihinde Miami şehrindeki evinde 69 yaşında öldü. Kızı, annesinin son birkaç gündür öksürdüğünü ve uzun süredir ileri derecede KOAH hastası olduğunu belirtti. Cenazesi, ölümünden 27 gün sonra Miami'den Türkiye'ye getirildi. İlk olarak Atlas Sineması'nda düzenlenen anma töreninin ardından cenazesi Teşvikiye Camii'ne getirildi. Burada kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.

Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog

GEYİKLİ BABA


GEYİKLİ BABA
Rum abdalları zümresine ve Vefâiyye tarikatına mensup bir Türkmen şeyhi.

Türk velîleri için sık kullanılan bir motifi yansıtan menkıbeye göre, Geyikli Baba dağlarda bir geyiğe binip geyiklerle dolaştığı veya geyiklerle ünsiyet edip aralarında yaşadığı için bu şekilde adlandırılmıştır. Geyikli Baba onun adı değil lakabıdır. Fakat bu lakap kendisine geyiklere binip gezmesi veya onlarla birlikte yaşamış olmasından çok, sırtını bir hayvan postuyla örten Kalenderiyye’ye mensup diğer meczup dervişler gibi muhtemelen geyik postuyla dolaştığı için verilmiş olmalıdır. Asıl adının Hasan olması gerektiği Yûnus Emre’ye ait bir manzumeden anlaşılmaktadır. Bursalı İsmâil Belîğ ise onun adını Ulvî Baba olarak kaydeder. Çağdaşı olan Yûnus Emre’nin verdiği isim daha doğru kabul edilmelidir.

Rivayete göre Geyikli Baba Orhan Bey zamanında Anadolu’ya Hoy’dan (Azerbaycan) gelmiş bir derviş olup müridleriyle beraber İnegöl yakınlarına yerleşmiştir. Menkıbeler onun, tıpkı kendisi gibi geyiklere binmiş müridleri eşliğinde Bursa’nın fethine katıldığını nakleder. Kaynaklarda anlatılan diğer menkıbeler Geyikli Baba’nın başka fetih hareketlerine de katıldığına işaret ediyor. Onun katıldığı bu fetihlerden arşiv kayıtlarına geçmiş biri de Kızılkilise denilen yerin fethidir. Bu fetih menkıbeleri sebebiyle J. von Hammer, Geyikli Baba’yı hıristiyanların Saint Georges’u ile efsanevî kahraman Roland’a benzetir.

Başka bir rivayet Geyikli Baba’nın Orhan Gazi ve onun yakınındaki bazı devlet adamları ile olan sıkı ilişkisini ortaya koymaktadır. Geyikli Baba, Osmanlı hükümdarına yakınlığıyla tanınan Turgut Alp ile çok samimi görüşmektedir, hatta bu zat şeyhin müridi olmuştur. Turgut Alp Orhan Gazi’ye kendisinden bahsetmiş, menkıbelerini dinleyen hükümdar onu görmek üzere huzuruna davet ettiğinde Geyikli Baba önce bu davete itibar etmemiştir. Ancak ısrarı üzerine Orhan Gazi ile görüşmeye razı olmuş, bu görüşmeden memnun kalan hükümdar kendisine İnegöl bölgesini bağışlamak istemiş, fakat Geyikli Baba yalnızca dervişleri için inşa edeceği bir zâviye yerinden fazlasını kabul etmemiştir. Yine bir gün sırtında bir çınar (veya kavak) fidanı ile Orhan Gazi’nin ikametgâhının önüne gelmiş ve uzun ömrü temsil eden bu fidanı bahçeye dikerek uzaklaşıp gitmiştir. Bu menkıbeyi nakleden kaynaklar, Geyikli Baba’nın bununla Osmanlı Devleti’nin kutsiyetine ve uzun ömürlü olacağına işaret etmek istediğini belirtirler. Bu rivayetler Geyikli Baba’nın siyasî iktidar çevreleriyle sıkı bağlantısını göstermesi bakımından önemlidir.

Geyikli Baba’nın Osmanlı kaynaklarında zikredilen ve çağdaşı olan bütün öteki Rum abdalları gibi meczup karakterli bir Türkmen şeyhi olduğu anlaşılmaktadır. Orhan Gazi ile karşılaşması sırasında hükümdarın kendisine kim olduğunu sorması üzerine verdiği rivayet olunan cevap çok önemlidir. “Baba İlyas müridiyim, Seyyid Ebü’l-Vefâ tarikindenim” şeklindeki bu cevap , XIV. Yüzyılda Rum abdalları diye anılan bu gazi-dervişlerin önemli bir çoğunluğunun, Tâcülârifîn Seyyid Ebü’l-Vefâ el-Bağdâdî’nin tarikatı olan Vefâiyye’ye ve aynı zamanda Babaî hareketine mensup olduklarını gösterir.

 Cevdet Türkay ise aynı zümreye Erzurum, Sivas, Malatya, Adana, Biga, Bursa ve İnegöl gibi birbirinden hayli uzak bölgelerde “Geyikli Baba Sultan cemaati” adıyla rastlandığını belirtir (Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatlar, s. 373-374). Özellikle Biga, Bursa ve İnegöl bölgelerinin Geyikli Baba’nın bizzat hayatta iken faaliyet alanları olması dikkat çekmektedir.

Geyikli Baba’nın türbesi, Bursa’nın Kestel ilçesine bağlı Babasultan köyündeki külliye içindedir. Türbenin yanındaki caminin avlusunda bulunan ulu çınarın Bursa’daki sarayın kapısında mevcut çınarla aynı zamanda dikildiğine inanılır. Her sene bu köyde düzenlenen ihtifalle Geyikli Baba’nın hâtırası yaşatılmaktadır.
Ahmet Yaşar Ocak

Mehmet Ali Arslan, Name Gazetesi Haber Blog