27 Şubat 2025 Perşembe

MUHTEŞEM BİR HİKAYE : GÖZ YAŞLARIYLA OKUYACAKSINIZ



MUHTEŞEM BİR HİKAYE : GÖZ YAŞLARIYLA OKUYACAKSINIZ !!!

Okulun ilk gününde 5. sınıfın önünde dururken, öğretmen çocuklara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Ancak bu imkâns
ızdı, çünkü ön sırada oturduğu yerde bir yana kaykılmış 
ismi Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı. Bayan Mediha bir yıl önce Mustafa yı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli dolaştığını gözlemişti. İlave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu. Bu öyle bir noktaya geldi ki, Bayan Mediha onun kâğıtlarını büyük bir kırmızı kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar (x ) yapmaktan ve kâğıdın üstüne büyük? F? (en düşük derece) koymaktan zevk alır oldu. 

Bayan Mediha nın okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi gerekiyordu ve Mustafa nın kayıtlarını en sona bıraktı. Ancak, onun hayatını gözden geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı.

Mustafa nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı: 

Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor ve çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok eğlenceli? 

İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı: 

Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evde ki yaşamı mücadele içinde geçiyor.? 

Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı: 

Mustafa nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evde ki yaşamı yakında onu etkileyecek. 

Mustafa nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

"Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok 
fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor. 

Bunları okuyunca, Bayan Mediha problemi kavradı ve kendinden utandı. 

Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kâğıtlara sarılmış hediyeleri
getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu. Mustafa nın hediyesini alıncaya 
kadar bu böyle devam etti. 

Mustafa nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kâğıdı 
ile beceriksizce sarılmıştı. 

Bayan Mediha onu diğer hediyelerin ortasında açmaktan acı duydu. Bayan Mediha pakette taşlarından bazıları düşmüş yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca çocuklardan bazıları gülmeye başladı. Ama o bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi. Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü. Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu söylemek için kaldı. 

Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz.

Çocuklar gittikten sonra, Bayan Mediha en az bir saat ağladı. O günden 
sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı. Bunun yerine, çocukları 
eğitmeye başladı. Bayan Mediha, Mustafa ya özel ilgi gösterdi. Onunla çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu. Onu daha fazla teşvik 
ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu. Yılın sonuna kadar Mustafa sınıfta
ki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini 
söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri idi. 

Bir sene sonra, Bayan Mediha kapısının altında Mustafa dan bir not buldu, 
ona hala tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu. 

Altı yıl sonra Mustafa dan bir not daha aldı. Liseyi bitirdiğini, sınıfında 
üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı. 

Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını, 
sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile 
mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı. Yine Bayan Mediha nın tüm 
yaşamında ki en iyi ve ne favori öğretmen olduğunu yazmıştı. Sonra dört yıl 
daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasını aldıktan 
sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektup onun hala 
karşılaştığı en iyi ve en favori öğretmen olduğunu açıklıyordu. Ama simdi 
ismi biraz daha uzundu. 

Mektup söyle imzalanmıştı, 

Prof. Dr. Mustafa Yılmaz ( Tıp Doktoru) 

Öykü burada bitmiyor. 

Görüyorsunuz, ortaya çıkan başka bir mektup var. 

Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının 
birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyordu ve evlenme töreninde Bayan 
Mediha nın damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu. 

Şüphesiz Bayan Mediha bunu kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu? 

Taşları düşmüş olan o bileziği takti. Dahası, Mustafa nın annesinin süründüğü parfümden sürdü. 

Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Bayan Mediha nın kulağına şöyle fısıldadı, 

"Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim.

Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim" 

Bayan Mediha, gözlerinde yaslarla fısıldadı, söyle dedi, 

Mustafa, yanlış şeylere sahiptim. Bir fark meydana getirebileceğimi bana 
öğreten sensin. Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum". 
Alıntı




Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

21 Şubat 2025 Cuma

Nur Dağı ya da Cebel-i Nur




Nur Dağı ya da Cebel-i Nur (Arapça: جبل النور‎), Suudi Arabistan'ın Mekke şehrinin yaklaşık 6 km kuzeyinde bulunur. Mekke'den Mina'ya giden yolun yakınındadır. İslam peygamberi Muhammed'e ilk vahyin indirildiğine inanılan Hira Mağarası bu dağda yer aldığı için ışık manasına gelen bu adı almıştır.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

19 Şubat 2025 Çarşamba

Sarıyer kar yağışı Şubat 2025




























Sarıyer kar yağışı Şubat 2025


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Alo oğlum nerdesin

Alo oğlum nerdesin

😜 "Alo oğlum nerdesin?
- Tramvaydayım anne, geliyorum.
- "Çıktın mı okuldan?"
- Yok anne, tramvayı okula soktum, içinde bekliyorum.
++++++++++++++++++
😜 Annemin damatları için yorumu,
"Bütün öküzler de bizi buluyor, nasıl ot yetiştirdiysem artık"
++++++++++++++++++
😜 Psikologa gittim, sorunlarım var dedim. Hepimizin var, geçer dedi, şimdi daha iyiyim.
++++++++++++++++++
😜 Arap kanalında maç izliyorum. Spiker ne derse babaannem "amin"diyor.
++++++++++++++++++
😜 50 kadına kocasının adını sorduk, 20 yeni hayvan adı öğrendik.
++++++++++++++++++
😜 Eczaneden çıkarken "Tekrar bekleriz" lafı beddua değil de nedir abi.
++++++++++++++++++
😜 Bir erkeğin ne kadar tehlike olduğunu görmek için, maç izlerken kanalı değiştirmek yeterlidir.
++++++++++++++++++
😜 Otobüste arkaya doğru yürüyelim diyen adama "yürümek isteseydik otobüse binmezdik" diyen genci tebrik ediyorum.
++++++++++++++++++
😜 Hap yazma yutamam, şuruptan midem bulanır, iğneden de korkarım, diyen ergene "Muska mı yazayım "diyen doktora saygılar.
++++++++++++++++++
😜 "Derste hep aynı parmakları görüyorum" diyen hocama, değişiklik olsun diye orta parmağımı kaldırdım. Dersten atıldım, mağdurum.
++++++++++++++++
😁😁🙄😎
Mezarlık girişinde, 
“Biz de gezerdik siz gibi, 
Siz de geleceksiniz biz gibi..” yazıyor. 
Adam ölmüş hâlâ laf sokuyor.
++++++++++++++++
😳
Doğru insanı bulduğunuzda beni de çağırın ne olur. 
Neye benziyormuş şu, bi bakıyım. Meraktan çatlayacağım valla!
++++++++++++++++
😳
Doktora gittim, 
“Ağrı nerde?” dedi. 
"Doğu Anadolu Bölgesinde” dedim. 
Oksijen tüpüyle kovaladı beni😀😀😊😊😁😁😁


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

17 Şubat 2025 Pazartesi

İSTANBUL’UN , FARKLI İSİMLERİ; İLÇE VE SEMT İSİMLERİNİN KÖKENİ 9 DİLDE İSTANBUL





İSTANBUL’UN , FARKLI İSİMLERİ; İLÇE VE SEMT İSİMLERİNİN KÖKENİ
9 DİLDE İSTANBUL

* Grekçe: Vizantion
* Latince: Bizantium, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma
* Rumca: Konstantinopolis, Istinpolin, Megali Polis, Kalipolis
* Slavca: Çargrad, Konstantingrad
* Vikingce: Miklagord
* Ermenice: Vizant, Stimbol, Esdambol, Eskomboli
* Arapça : Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma
* Selçuklular Zamanında: Konstantiniyye, Mahrusa-i Konstantiniyye
* Osmanlıca’da stambul, Dersaadet, Deraliyye, Mahrusa-i Saltanat, İslambol, Darü’s saltanatı Aliyye, Asitane-i Aliyye, Darü’l-Hilafetü’l Aliye, Payitaht-ı Saltanat, Dergâh-ı Mualla, Südde-i Saadet İstanbul

AHIRKAPI 🔴
Marmara Denizi’nin kıyısında yer alan yedi ahır kapısından birisi olan bu semte Padişah atlarının bulunduğu has ahırın yanında yer aldığı için Ahırkapı ismi verildi.

AKSARAY 🟡
Fatih’in sadrazamı İshak Paşa İç Anadolu Bölgesi’ndeki Aksaray’ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir. Aksaraylılar da semte adlarını verirler.

ALİBEYKÖY 🟢
İstanbul'un fethinde büyük yararlılıklar gösteren Uç Beyi akıncı Ali Bey 'in burada kurduğu çiftlikten adını almıştır.

AMBARLI 🔵
Cumhuriyet sonrası devirde 1924 yılında Ambarlı köyünün Rum nüfusu 40-50 hane olarak Türkler ile değiştirildi. Rumlardan boşalan yerlere askeri ambarların yerleştirilmesi nedeniyle bu yere Ambarlı denildi. Buraya Türkler'in yerleşmesiyle tarımcılık daha önem kazandı.

ANADOLU HİSARI 🟣
Sultan Yıldırım Bayazıt zamanında Anadolu yakasında yaptırılan hisardan dolayı bu ismi taşıyor.

AŞIYAN 🟠
Kuş yuvası. Günümüzdeki ismini şair Tevfik Fikret’in burada bulunan Farsçada kuş yuvası anlamına gelen ‘Aşiyan’ isimli evinden alıyor.

AVCILAR ⚫️
Avcılar'ın merkezine Bulgaristan'dan getirilen Türkler yerleştirildi. Daha sonra burada bulunan küçük çiftliklerin köy halini alıp yerleşim alanların çoğalmasıyla burayaAvcılar dendi.

BAHÇEKAPI 🟣
Eminönü ile Sirkeci arasında Yeni Cami'nin hemen arkasında bulunan Bahçekapı Semti adını İstanbul'un deniz surlarının Haliç ağzına açılan kapılarından biri olan "Bahçe Kapısı'ndan almaktadır.

BAHÇELİEVLER ⚪️
1930'larda Fikret Yüzatlı yüzölçümü 500 dönüm olan incirli Çiftliği'nin sahibiydi. O dönemde Fikret Yüzatlı'nın bir arkadaşı olan Ali Galip Ersel ismindeki emlakçının bu çiftliği satılığa çıkarmasıyla birlikte Bahçelievler'in kuruluş hikayesi başladı.

BAĞILAR 🔴
İlçe Osmanlı döneminde Rum ahalinin yaşadığı Mahmutbey Nahiyesi'nin köylerinden biridir.
Zamanla bu köylerden biri olan Çıfıtburgaz'ın adı Bağcılar olarak değiştirilir.

BAĞLARBAŞI 🟡
Semt en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada yer almasından dolayı bu adla anılıyor.

BAKIRKÖY 🟢
Bizanslıların ‘Makri Hori’ dedikleri semt 14. yüzyılda Osmanlıların eline geçince ‘Makriköy’ adını aldı. 1925′te ulusal sınırlar içindeki yabancı kökenli adların değiştirilmesi sırasında Atatürk’ün isteğiyle semt Bakırköy adını aldı.

Balat 🔴
Rumcada "Palation" Saray anlamına gelir. Osmanlı Devrinde'de bu bölgeye Saray Kapısı manasında "Palat kapısı" daha sonra da kısaca Balat denilmiştir.

BAYRAMPAŞA-SAĞMACILAR 🔵
İlçeye 1927'de Bulgaristan'dan gelen göçmenler sağmalık inekler yetiştirmek için çiftlikler kurduğundan dolayı bölge Sağmalcılar olarak anıldı. Osmanlı döneminde semtte çıkan kolera salgınından çok kişi ölünce IV. Murad'ın sadrazamlarından Bayram Paşa'nın burada bir çiftlik sahibi olmasından esinlenilerek Sağmalcılar adı Bayrampaşa olarak değiştirildi.

BEBEK 🟢
Semtin isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet bulunuyor. Bunlardan ilki Fatih Sultan Mehmet’in bölgeyi koruması için gönderdiği bölükbaşının Bebek lakaplı olması. Diğeri ise padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anılması.

BEŞİKTAŞ 🟢
Ilk görüş semtin ismini Barbaros Hayrettin Paşa’nın gemilerini bağlamak için diktirdiği beş taştan aldığı yönünde. Diğeri ise bir papazın burada yaptığı kiliseye Kudüs’ten getirdiği beşik taşını koyduğu ve ismin buradan geldiği yönünde.

BEYAZIT 🟣
Sultan II. Beyazıt’ın buraya kendi ismiyle anılacak bir külliye yaptırmasından sonra semt Beyazıt olarak anılmaya başladı.

BEYKOZ 🟡
Tarihi gelişimi M.Ö. 7OO'lü yıllara dayanıyor. Bu tarihte bölgeye deniz yolu ile gelen Traklar Bebrik adıyla bir devlet kurmuşlar. Köy kısa zamanda gelişmiş ve Kral Amikos bu köye kendi adını vermiş. 1402 yıllarında Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı imparatorluğu topraklarına katılınca adı Amikos'tan Beykoz'a dönüşmüş.

BEYOĞLU 🔴
Semtin isminin nerden geldiği konusunda çeşitli rivayetler bulunuyor. Bunlardan ilkine göre İslamiyet’i kabul edip burada oturmaya başlayan Pontus Prensinden adını alıyor semt. Diğerine göreyse ‘Bey Oğlu’ diye anılan Venedik Prensinin burada oturmasından geliyor semtin adı. Son bir rivayet de burada oturan Venedik elçisine yazışmalarda “Beyoğlu” diye hitap edilmesinden semtin bu adla anıldığını söylüyor.

BOSTANCI 🟠
Semt adını eskiden her türlü meyve ve sebzenin yetiştirildiği bostanlardan biri olmasından alıyor.

ÇATLADIKAPI ⚫️
Bizans zamanında yapılan surların Sidera adı bir verilen kapısı 1532 tarihinde meydana gelen depremde çatlayınca hem semt hem de kapı Çatladıkapı olarak anılmaya başladı.

ÇEMBERLİTAŞ 🟡
Bizans’ın en önemli meydanlarından Constantinus Forumu’nun bulunduğu yerdeki büyük sütunlardan birisi olan Çemberlitaş semte adını verdi.

ÇENGELKÖY 🟤
Eskiden gemi çapaları bu köyde yapıldığı için isminin buradan geldiği tahmin ediliyor.

ÇIKSALIN 🔵
Güzel manzaralı geniş bir çevreye hakim olan bölgeye halk arasında “çıksalın” denilmeye başlandı.

EMİNÖNÜ 🟣
Osmanlı döneminde çarşıdaki esnafı denetleme yetkisi ‘Emin’lere aitti. Semt adını burada bulunan ‘Gümrük Eminliği’nden alıyor.

EYÜP ⚫️
İstanbul' un fethinden sonra ilk yapılan camilerden birisi olan ve Banisi Fatih Sultan Mehmed olan cami ve külliyenin adını taşıyor.

FATİH 🔴
Bu semt adını İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmed'in kendi adına yaptırmış olduğu cami ve külliyesinden alıyor.

FENER 🟢
Bizans Devrinde Fener iskelesi civarında bir fener olduğu semtin adını bu fenerden aldığı rivayet edilir.

FERİKÖY 🟣
Semt adını Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinde yaşayan Madam Feri’den alıyor. Bölgede bulunan geniş topraklar padişah tarafından Madam Feri’nin eşine bağışlanmıştı. Ama eşi ölünce semt onun ismiyle anılmaya başlandı.

GALATA 🟠
Gala Rumca da “süt” anlamına geliyor. Bir rivayete göre Galata’nın adı semtteki süthanelere gönderme yapılarak türetildi. Başka bir görüşe göre ise İtalyanca ‘denize inen yol’ anlamına gelen ‘galata’ kelimesi düşünülerek bu isim verildi.

HORHOR ⚪️
  Fatih’te bulunan semt adını Horhor çeşmesinden alıyor. Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet bölge civarında yürürken yerin altından su sesleri duyar ve yanındakilere “Buraya bir çeşme yapın baksanıza ‘hor hor’ su sesleri geliyor” der ve buraya bir çeşme yapılır. Çeşme de semt de Horhor ismiyle anılmaya başlar.

İSTİNYE 🔵
Yunanca Stanos yani "yakında bulunan köy" kelimesinden türediği sanılıyor.

KADIKÖY 🟤
  Sur şehrinden gelen Fenikeliler (Tyrienler) bir şehir kurmuş, buraya 'Yenişehir' anlamına gelen Chalkedon demişlerdir. Daha sonraki yıllarda İstanbul Türkler tarafından zaptedilmiş
ve Kadıköy Fatih'in ilk kadısı olan Hıdır Bey'e makam ödeneği karşılığı verilmiştir. Eski adı Kadıköy olarak söylenip günümüze kadar gelmiştir.

KAĞITHANE 🔵
Fatih Sultan Mehmed devrinde kağıt imal edilen imalathanelerden dolayı semt adını almıştır.
Birinci Sadabad Sarayı (veya Sadabad Kasrı), İstanbul'da Kağıthane Deresi kenarında 1722 yılında inşa edilen 1809'da yıktırılan yazlık saraydır. Lale Devri'nin simgesi olmuştur. Tarih boyunca aynı yerde yapılıp yıktırılan üç saraydan ilkidir. Sadabad saraylarının ikincisi 1809- 1816 arasında inşa edilip 50 yıl kadar kullanıldıktan sonra yıktırılmış; üçüncü saray 1863'te yaptırılmış ve 1943'te yıktırılmıştır. Geçmişte üç sarayın inşa edildiği yerde günümüzde Kağıthane Belediyesi'nin binası bulunur.

KALAMIŞ 🟣
Eski yunanca "sazlık ve kamışlık" yer manasında "Kalamış" kelimesinden türetilmiş.

KARACAAHMET ⚫️
Bizans devrinde Anadolu'ya Hacı Bektaşi Veli tarafından İslam dinini yaymak için gönderilen Anadolu erlerinden Karaca Ahmet Sultanın dergahının burada olmasından dolayı bu ismi almış.

KARAKÖY 🟡
  Bizans Devrinde Hasköy ve Karaköy arasındaki bölgede Karai Museviler oturmaktaydılar. Semt Osmanlı Döneminde de Karailerin oturduğu semt manasında Karaköy olarak bilinmektedir.

KARTAL 🟣
Tarihin eski dönemlerinde küçük bir balıkçı köyüydü. İlk defa sahilde balık avlamak için gelip buraya yerleşen Kartelli isminde bir balıkçıdan dolayı buraya Kartal denildiği kabul edilmektedir. Öte yandan Bizans zamanında liman önemi taşıyan bu beldeye Kartalımın denildiği de bilinmektedir.

KÜÇÜKÇEKMECE 🟢
Osmanlı dönemine kadar "Rhagion" olarak geçen Küçükçekmece adı bölgenin Osmanlı imparatorluğu'na geçmesiyle değişerek "Çekme-i Sagir" daha sonra da "Çekme-i Küçük"olarak değişmiş.

MALTEPE 🟡
Bizans döneminde "Bryas" veya Latince "Uri- as" olan semtin bir diğer adı da "Pelekanon" du. Maltepe’ye nasıl dönüştüğü hakkında kesin bir bilgi bulunmuyor.

OKMEYDANI 🔴
Fetih Ordusu kuşatmanın bir kısmını burada kurulan karargâhta geçirmiş. Semtin ismi de böylelikle Okmeydanı olarak kalmış.

PENDİK ⚪️
Kaynaklarda her tarafı surlarla çevrili korunaklı yer manasına gelen "Pendikion" kelimesinden geldiği belirtiliyor.

RUMELİ HİSARI 🟠
Yapımın bizzat Fatih Sultan Mehmed Han'ın nezaret ettiği planı da Muhammed-Mehmed kelimelerinin küfü yazıyla yazılışı şeklinde oluşmuş olan Rumeli Hisarından semt adını almıştır.

SAMATYA 🟢
Bizans Devrinde bu bölge kumluk arazi ve yer manasında "Pshamatos-Psmathia" olarak biliniyordu. 

SARIYER 🟣
İlçenin ismi sırasıyla Simas'tan Skletrinas'a daha sonra Mezarburnu, Altın Yar, Sarı Lira Yer ve Sarıyar'a son olarak da Sarıyer'e dönüştü. Sarıyar isminin altın ve bakır çıkarılan maden mahallesi ile şifa suyu arasındaki yarlardan geldiği biliniyor.

SİLİVRİ 🔵
Yoğurdu bile neredeyse tarihe karışacak semtin filmlere konu olacak köklü bir geçmişi var.

Antik çağdaki ismi Selymbria veya Selybria.
SÜTLÜCE 🟠
Bugün Sütlüce semtinin olduğu yerde Süt Menbat isimli bir Rum köyü vardı. Köyün bir köşesindeki bakır bir kadın heykelinin memelerinden su akar; bu suyun kadınların sütünü çoğalttığına inanılırdı. Bundan dolayı semt Sütlüce olarak anılır oldu.

ŞAŞKINBAKKAL 🟢
Henüz yerleşimin olmadığı dönemlerde yaz günleri denizden yararlanmak için bölgeye gelenlere bir bakkal dükkânı açıldığını görenler burada iş yapılmayacağını düşünerek bakkala “şaşkın bakkal” yakıştırması yaptılar. Bundan sonra da semt Şaşkınbakkal olarak anılmaya başlandı.

ŞİLE 🟣
Yunanca bir kelime olan "Şile" nin anlamı yaban çiçeği. Şile adını bir bitki türü olan "mercanköşk" ten alır.

ŞİŞLİ ⚫️
Şiş yapımıyla uğraşan ve Şişçiler diye anılan bir ailenin burada bir konağı olduğu ve ‘Şişçilerin Konağı’nın zamanla değişikliğe uğrayarak ‘Şişlilerin Konağı’ hâline gelmesiyle semtin adının Şişli olarak kaldığı anlatılıyor.

TAHTAKALE ⚪️
Sözlük anlamı ‘kale altı’ olan Taht-el-kale’nin bozulmasıyla Tahtakale’ye dönüşen semtin Mercan ya da Beyazıt dolaylarındaki eski sur benzeri yapının aşağı kotunda yer aldığı içinbu ismi aldığı tahmin ediliyor.

TAKSİM 🔵
Osmanlı zamanında sucuların; suyu halka taksim ettikleri yer, Taksim olarak anılmaya başlandı.

TEŞVİKİYE 🟡
Sultan Abdülmecit’in bir mahalle kurulması için teşvikte bulunduğu semtin adı Teşvikiye olarak kaldı. Bu durumu Harbiye Karakolu ile Rumeli ve Valikonağı Caddelerinin kesiştiği kavşakta bulunan iki taş belgeliyor.

TOPHANE 🔴
İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed bu bölgeye büyük bir tophane inşa ettirmişti. Osmanlı döneminde topların döküldüğü bu bina halen mevcuttur.

UNKAPANI 🟣
Bazı satış yerlerinde Arapça’da ‘Kabban’ adını taşıyan büyük teraziler bulunduğundan buraları Kapan adını taşırdı. Sahiline buğday ve arpa yüklü gemiler demirlediğinden semt bu adı aldı.

ÜMRANİYE 🟡
Semtin ilk adı "Yalnız Selvi". Tarihi kaynaklara göre Ümraniye'ye ilk yerleşenler Frigya'lılar.
Çam ağacını kutsal kabul eden Frigyalılar küçük ve Büyük Çamlıca' dan başlayarak Alemdağ ve Kayış Dağı'na kadar bütün araziyi çam ormanlarıyla donatmışlar. Arapça kökenli Ümran sözcüğünden gelen Ümraniye'nin anlamı kalkınmış, gelişmiş, bayındır yer demek.

ÜSKÜDAR 🟢
Bizans devrinde Skutari denilen asker kışlaları şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu isim zamanla Üsküdar’a dönüştü.

VELİEFENDİ 🟤
Hipodrom bir zamanlar Şeyhülislam Veli Efendi’nin sahibi olduğu topraklar üzerinde kurulduğundan semtin adı Veli Efendi’yle anılıyor.

ZEYREK 🔵
Fatih Sultan Mehmed, fetihten sonra buradaki "Pankrator Kilisesini" medreseye dönüştürmüş. Başına da Hacı Bayram Velinin müritlerinden Molla Mehmet Zeyrek Efendiyi tayin etmiş.
Semt de onun adıyla anılmaya başlanmış.

ZEYTİNBURNU 🟡
İstanbul'un fethinden sonra buraya Kudüs’ten getirtilen papazların zeytin ağaçları dikmelerinden ve bu bölgenin kıyısının denize çıkıntılı bir coğrafi konuma sahip olmasından dolayı semte Zeytinburnu adı verilmiştir.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

15 Şubat 2025 Cumartesi

Hikaye 1936 yılında Denizli'nin Acıpayam ilçesinde görevli öğretmenlerin pikniğe gitmeleriyle başlıyor.




BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ
Hikaye 1936 yılında Denizli'nin Acıpayam ilçesinde görevli öğretmenlerin pikniğe gitmeleriyle başlıyor.

Öğretmenler piknik yaparken keçilerini otlatan küçük bir çoban çocukla karşılaşır. Çobanı yanlarına davet edip çay ikram ederler ve ismini sorarlar.

Küçük çoban ürkek bir sesle cevap verir: Hüseyin...
Hüseyin’e öğretmenler yanlarındaki gazeteyi verip okumasını isterler. O tarihlerde okuma yazma bilenlerin sayısı o kadar azdır ki... Okuma öğrenenlerin diplomaları bizzat valiler tarafından imzalanır...
Hüseyin okuma bilmediği için gazeteyi eline almayı kabul etmez...
Öğretmenler bu kez yaşını ve neden okula gitmediğini sorar...
12 diye cevap verir ve ekler: 3 yaşımda annemi kaybettim, 11'imde de babamı...
Hüseyin ile süre sohbet eden öğretmenler, çocuğun aslında çok zeki olduğunun farkına varırlar. Mutlaka okuması gerektiğini tembih ederler... Hüseyin, karşılaştığı öğretmenlerin verdiği destek ve heyecanla Denizli’de parasız yatılı okumaya başlar. Bir süre sonra katıldığı bir matematik yarışmasında Hüseyin’e bir kitap hediye edilir. Hüseyin kitabı bir gecede bitirir.
Ertesi gün Fen Bilgisi öğretmenine gider, "Bu kitapta eksiklik var” der... Öğretmen şaşırır. Çünkü Hüseyin’in bahsettiği eksiklik, Görecelilik Teorisi hakkındadır. Söz konusu teorinin önemli bir parçasının kitapta olmadığını fark etmiştir Hüseyin. Fen öğretmeni konuyu İTÜ'nde kendi hocası olan rahmetli fizik profesörü Nusret Kürkçüoğlu’na mektup yazarak iletir. Nusret hocadan şu yanıt gelir: “Hüseyin liseyi bitirince İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği'ne gelsin”
Ve Hüseyin mezun olunca İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği'ne gider. Denizlili öksüz ve yetim çoban Hüseyin, orada da birtakım çalışmalar yapar ve çalışmalarını hocaları anlayamaz. Hocalarından biri, "Bu çalışmalarını bilse bilse Amerika Boston'daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) görevli Prof. Dr. Morse bilir' deyip mektupla ona gönderir.
Prof. Morse’dan da şöyle bir cevap gelir: “Hüseyin’in bu yaptığını 5 sene önce bir grup buldu, ama bunu Hüseyin’in tek başına bulması olağanüstü bir şey. Biz Hüseyin’in tüm masraflarını karşılayacağız, Amerika’ya gelsin”
Yıl 1952... Hüseyin yüksek elektrik mühendisi olmuştur. Anne baba yok. Köyünün insanları son derece fakir. Bir gazete kampanya yapar ve toplanan parayla Hüseyin Amerika'ya giden bir gemiye bindirilir. Hüseyin, MIT’te Prof Morse’un karşısına geçer. Morse, Hüseyin’in tez hocası olacak ama Hüseyin’in İngilizcesi de iyi değil. Anlayamıyor pek Morse’un dediklerini. Hocasına “Write on the blackboard” der. Prof. Morse da Hüseyin’in tez konusu olacak konuyu tahtaya yazar ve Hüseyin de bunu defterine geçirip üniversiteden ayrılır. MIT’te genelde tez konuları 5 senede, 9 senede bitirilebiliyor olmasına rağmen Hüseyin çalışmasını 3 ay sonra bitirip hocasının karşısına çıkar. Morse birkaç gün sonra tezi inceleyip Hüseyin’i çağırır. “Senin tezin bitti. Ancak burası MIT. Biz burada böyle hemen doktora diploması veremeyiz. Sen git istediğin dersleri al, 2 sene sonra gel” der.
Hüseyin 2 sene sonra doktorasını alıp bu kez Princeton Üniversitesi'ne gider. Orada ünlü fizikçi Albert Einstein ile birlikte çalışır.
Birkaç yıl sonra Boston’a geri dönüp icatları destekleyen bir firmada çalışmaya başlar. Burada bilgisayarlar ile konuşmanın onlara talimat vermeye yönelik projeler yürütür. Sesle kumanda edilen bilgisayarı ilk defa 1960’ların başında Hüseyin Yılmaz yapar.
1958 yılında, çalışmalarını yakından takip ettiği Albert Einstein’in kendisi kadar ünlü fonksiyon teorisinde eksikler tespit eder ve bunu bir mektupla kendisine bildirir. Ancak mektup ulaşmadan Einstein ölür.
Yılmaz, bu hatayı ünlü bir bilim dergisinde yayımlayınca akademik dünyada adeta kıyamet kopar. Bilim dünyası ikiye bölür ve Einstein’in kuramına karşı Yılmaz kütle çekim kuramı da literatüre girer. 27 Ocak 2013'te ise ABD'de vefat eder.

Bugün dünyada çok popüler olarak kullanınan Siri, Google Now, Cortana gibi bütün programlardaki sesli komut sistemin mucidi Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz'dır...



Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

8 Şubat 2025 Cumartesi

Dünyaca ünlü ama anlatılamayan Müslüman Bilim Adamları





Dünyaca ünlü ama anlatılamayan 
Müslüman Bilim Adamları.

1. Akşemseddin:  Pasteur ’dan 400 sene önce mikrobu buldu.

2. Ali Kuşçu:  Büyük astronomi bilgini. İlk defa ayın şekillerini anlatan kitabı yazdı.

3. Ebul-Vefa:  Trigonometri’de tanjant, cotanjant, sekant, kosekantı bulan büyük alim.

4.Birûni:  İlk defa dünyanın döndüğünü ispat etti.

5. Ebu Kâmil Şü’ca:  Avrupa'ya matematiği öğretti.

6. Ebu Ma’şer: Med-Cezir  (Gel-Git) olayını ilk o buldu.

7. Battâni:  Dünyanın en büyük kaşifidir. Trigonometrinin kaşifi.

8. Câbir Bin Hayyan:  Atom bombası fikrinin babası ve kimya biliminin atası büyük alim.

9. Cezerî:  8 asır önce otomatik sistemin kurucusu ve bilgisayarın babası.

10. Demirî:  Avrupalılardan 400 sene önce zooloji ansiklopedisini yazdı.

11. Farabî:  Ses olayını ilk defa fiziki yönden açıklamıştır. Sesin fiziki izahını ilk defa o yaptı.

12. Gıyâsüddin Cemşid:  Matematikte ondalık kesir sistemini ilk o buldu.

13. İbn Cessar:  Cüzzamın sebebini ve tedavisini 900 sene önce açıkladı.

14. İbn Hatip:  Vebânın bulaşıcı bir hastalık olduğunu ilmi yoldan açıkladı.

15. İbn Firnas:  Wright kardeşlerden bin sene önce ilk uçağı yapıp uçmayı gerçekleştirdi.

16. İbn Karaka:  900 sene önce harika bir torna tezgahı yaptı.

17. İbni Türk:  Cebirin temelini atan bilginlerdendir.

18. İdrisî: Yedi asır önce bugünküne çok benzeyen dünya haritası çizdi.

19. İbni Sina:  Eserleri Avrupa üniversitesinde 600 sene ders kitabı olarak okutuldu. Tıbbın babasıdır. AVRUPA ya göre adı AVICENNA’dır.

20. Kadızâde Rûmi:  Yaşadığı asrın en büyük matematik ve astronomi bilginidir. Fizik kurallarını astronomiye uyarladı.

21. Kambur Vesim:  Verem mikrobunu R.Koch’tan 150 sene önce keşfetti.

22. İbnün Nefis:  Avrupalılardan üç asır önce küçük kan dolaşımını keşfetti.

23. Piri Reis:  400 sene önce bugünküne en yakın dünya haritasını çizdi.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

7 Şubat 2025 Cuma

Galata Kulesi'nin Tarihi ve Efsaneleri: Mezarlıklar ve Mistik Hikayeler




Galata Kulesi'nin Tarihi ve Efsaneleri: Mezarlıklar ve Mistik Hikayeler

Hazırlayan: Dünya Gözüme Kaçtı 

İstanbul’un simgelerinden biri olan Galata Kulesi, sadece mimarisiyle değil, çevresindeki tarihî dokusuyla da dikkat çeker. 14. yüzyılda Cenevizliler tarafından inşa edilen bu kule, uzun yıllar boyunca farklı kültürlerin ve halkların etkileşimiyle şekillendi. Ancak, Galata Kulesi'nin etrafı bir zamanlar mezarlıklarla çevrilmişti. Osmanlı döneminde bu mezarlıklar, hem İstanbul’un toplumsal yapısının bir parçasıydı hem de yerel halk arasında çeşitli efsanelerin ortaya çıkmasına neden oldu.

Galata’daki mezarlıkların kaldırılmasının ardından, bölgeye dair pek çok halk hikayesi ve şehir efsanesi ortaya çıktı. Bazılarına göre, mezar taşları yerinden söküldükten sonra bölge halkı, bu alanda farklı ve tuhaf olaylar yaşandığını anlatır oldu. Galata çevresindeki eski mezarlıklar, zamanla mistik bir havaya büründü ve burada meydana gelen garip olaylar, bölgenin efsanevi geçmişini pekiştirdi.

Ünlü kişilerin mezarlarının bulunduğu bu bölge, bazen halk arasında kutsal kabul edilirken, bazen de savaş yıllarının izlerini taşıyan asker mezarlarıyla ilişkilendirildi. Bu mezarlıklar, yalnızca tarihsel değil, aynı zamanda duygusal bir bağlamda da önemli bir yer tutuyordu.

Galata Kulesi, zaman içinde pek çok trajik olayın, kayıpların ve zor zamanların izlerini taşıyan bir alan olarak anılmaya başlandı. Bu, kulenin ve çevresindeki mezarlıkların, insan yaşamının sınırları ve geçmişin etkisiyle şekillenen bir yer olarak algılanmasına neden oldu.

Sonuç olarak, Galata Kulesi’nin çevresi, tarihi, mezarlıkları ve bunlarla ilgili ortaya çıkan efsanelerle, İstanbul’un derin tarihî ve kültürel dokusunun bir parçası haline gelmiştir.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Keanu Reeves



Babası 3 yaşındayken terk etti kızı 8 aylıkken öldü, eşi araba kazasında öldü, en yakın arkadaşı aşırı dozdan öldü. Ve tüm bunlara rağmen, parıltısını asla kaybetmedi, dünyası asla yıkılmadı. "The Lake House" filmini çekerken iki kostüm asistanı arasındaki konuşmayı duydu ve bir kadın 20.000$ ödemezse evini kaybedeceği için ağladı. Parayı onun hesabına aktardı. 2010 yılında doğum gününde tek başına bir fırına gitti ve kendine tek mumla kap kek aldı. Dışarıda yemek yerken tüm müşterilere bedava kahve ve ekmek ikram etti. Bu onun müsrif doğum günüydü. Matrix üçlemesinden elde ettikleriyle, filmlerin gerçek kahramanları olduklarına inandığı için özel efekt ekibine 50 milyon dolar dağıttı. Dublörleri neredeyse hiç kullanmadı, dublörler gibi çok özel şeyler hariç, ve bu yüzden dublörlerinin çalışmalarını her birine bir Harley-Davidson motosikleti hediye ederek fark etti. Bu güne kadar metro ve diğer toplu taşımayı gerektiğinde otobüs gibi düzenli kullanıyor çünkü en pratik olanı bu ve hiç utanmıyor. Çok sayıda hastane kendisinden on milyon dolar aldığını iddia ediyor. Maaşının %90'ını bazı filmlere bağışladı, böylece prodüksiyon başka yıldızları işe alabilecekti. 1997 yılında bir paparazziler onu sokakta evsiz bir adamın yanında otururken evsiz adamın hikayesini dinlerken ve onunla kahvaltı ederken buldu. Keanu Reeves hakkında bildiğimiz tüm iyi şeyleri bize kendisi değil ondan faydalananlar söyledi. Bu konuda hiçbir şey söylemedi. Yaşadığı her şeye rağmen, hayata daha hüzünlü ve karamsar bir bakışa sahip olabilirdi, ama her şeye rağmen, tüm kötülerin arasından iyi olmayı seçti. Bir çok zengin insan için harika bir rol model

Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

6 Şubat 2025 Perşembe

Ardahanın kurtuluşu






Şehirlerin kurtuluş etkinliklerini valilik, kaymakamlık, belediyeler ve az da olsa sivil toplum kuruluşları (STK) düzenliyor. Ancak Ardahanlı gazeteci, yazar ve girişimci Mehmet Ali Arslan, bu işte bende varım diyerek 2017 yılında bir kurtuluş etkinliği gerçekleştirmiştir. Sonraki yıllarda da benzer etkinlikler düzenlemiştir."

İşte Mehmet Ali Arslan'ın yıllar önce düzenlediği bir etkinlik davetiyesi.ve Etkinlik haberi. 

23 Şubatın Mimarı Mehmet Ali Arslan Herkesi İstanbul Sarıyer'e Davet Ediyor!

Ardahan'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 96. yıl dönümü, İstanbul'un en lüks ve en yüksek semti olan Sarıyer'de kutlanıyor. 24 Şubat'ta Kilyos Caddesi No:105'te gerçekleşecek olan etkinlik, saat 16:00 ile 23:59 arasında sürecek.

Etkinliğe katılmak isteyenler, www.mehmetaliarslan.name.tr internet adresinden rezervasyon yapabilirler

İstanbul Kanatlarımızın Altında" temasıyla gerçekleşecek olan etkinlik, Ardahan'ın kurtuluşunu İstanbul'da yaşayan Ardahanlılar ve tüm vatandaşlarla birlikte kutlamayı amaçlıyor.

23 Şubatın mimarı Mehmet Ali Arslan, herkesi bu anlamlı günde bir araya gelmeye ve Ardahan'ın kurtuluşunu birlikte kutlamaya davet ediyor.





Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

4 Şubat 2025 Salı

Ekrem İmamoğlu: İstanbul kara hazır dedi



İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla İstanbul'da beklenen kar yağışı öncesinde hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.

İmamoğlu, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"İstanbul kara hazır. Tüm ekiplerimiz, araçlarımız ve ekipmanlarımızla teyakkuz halindeyiz. Kar yağışının etkisini en aza indirmek için var gücümüzle çalışacağız."

İmamoğlu'nun paylaşımında yer alan fotoğraflarda, karla mücadele araçlarının ve ekiplerinin hazırlık yaptığı görülüyor.


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

CHP'ye katılan Cemal Enginyurt'a Cumhurbaşkanına hakaret soruşturması




CHP'ye katılan Cemal Enginyurt'a Cumhurbaşkanına hakaret soruşturması

Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Tilki, az önce avladığı bir hayvanı yiyordu,

Tilki, az önce avladığı bir hayvanı yiyordu,

“Tilki, az önce avladığı bir hayvanı yiyordu, ancak aniden küçük bir kılçık boğazına takıldı ve yutkunmasını engelledi.

Anında boğazında korkunç bir acı hissetti ve çığlıklar atarak, inleyerek oradan oraya koşmaya başladı, kendisine yardım edecek birini arıyordu.

Yolda karşılaştığı herkesi, kılçığı çıkarmaları için ikna etmeye çalıştı ve onlara, “Eğer çıkarırsan, sana ne istersen veririm,” dedi. Bir balıkçıl kuşu (héron) bu teklifi kabul etti.

Tilki yan yattı ve ağzını sonuna kadar açtı. Balıkçıl uzun boynunu tilkinin boğazına soktu, ince gagasıyla kılçığı çıkardı ve sonunda tilkiyi kurtardı.

Bunun üzerine balıkçıl, “Bana vaat ettiğin ödülü almama izin verir misin?” diye sordu. Tilki, sinsi bir gülümsemeyle dişlerini gösterdi ve şöyle dedi:

“Sevinmelisin, çünkü başını tilkinin ağzına soktun ve sağ salim çıkardın. Bu, senin için yeterince büyük bir ödül değil mi?”

Kurnazlara verilen sözler, her zaman kurnazlıkla sonuçlanır!”

— Le Monde Littéraire


Mehmet Ali Arslan, Haber Blog