20 Kasım 2024 Çarşamba

Neyzen Tevfik ve " Hiç felsefesi



Neyzen Tevfik  ve " Hiç felsefesi "

Neyzen Tevfik Bursa da adliyenin önünde
bir köylüye arzuhal " dilekçe " yazmaktadır.
Dönemin Sadrazamı Damat Ferit Bursa da
bulunmaktadır. Adliyenin önüne gelince,
giydiği gömleğin bir kolu yok, pantolonu 
yamalı, ayakkabılarını terlik gibi giymiş,
yanında yerde duran bir Ney' le birini görünce
çok şaşırır. Böyle giyimli birinin dilekçe yazabileçeğine ihtimal vermez. 
Dilekçenin bitmesini bekler.
Neyzen Tevfik dilekçeyi bitirir, köylüye dilekçeyi verir parasını alır çebine koyar.
Damat Ferit yanından geçen köylüden dilekçeyi ister, dilekçe Bursa valisine yazılmış olup,
çok güzel el yazısı ve uslup kullanılmıştır.
Böyle bir dilekçenin ezberlenmiş olabileceğini düşünür ve ikincisini bekler.
Bu defa dilekçe Sulh Ceza Hakimi nedir.
Bun da da çok güze el yazısı ve uslup kullanılmıştır.
Bir sonrakini bekler. Bu defa ki dilekçe,
Hariciye Nezareti" Dış işleri"  ne dir. 
Damat Ferit şaşkındır. Böyle giyinen birinin 
bu tür dilekçeler yazabileceğine bir türlü inanamaz.
Neyzen Tevfi' in yanına gider; "gel seni valiliğe 
katip olarak aldırayım." der.
Neyzen Tevfik düşünür ; "peki sonra ?" der.
Damat Ferit ; "çok yetenekli olursan, baş 
katip olursun." der.
Neyzen Tevfik ; " peki sonra ?" der.
Damat Ferit ; "sonra seni saraya İstanbul'a
aldırırım orada katiplik yaparsın." der.
Neyzen Tevfik yine düşünür ve ;" peki sonra?" der.
Damat Ferit; "oradada başarılı olursan baş katip olursun." der.
Neyzen Tevfik yine düşünür " peki sonra?" der.
Damat Ferit ; "sonra benim yerime sadrazam 
olursun" der.
Neyzen Tevfik ; peki daha sonra ? "
Damat Ferit sinirlenmiştir, ; " bu ülkeye padişah
olursun" der.
Neyzen Tevfik ; " peki daha sonra ? der.
Damat Ferit iyice sinirlenmiştir; 
" sonrası Hiç  " der.
Bunun üzerine Neyzen Tevfik; " ya beyim,
ben zaten bir Hiç ' im ! Bir Hiç için bu kadar 
zahmete değer mi ? " der.



Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

Nida Tüfekçi, Muhlis Akarsu ile ilgili bir anısını anlatıyor.




Kangallı aşık Muhlis Akarsu ile bir gün muhabbet ediyor, saz çalıyor, türkü söylüyorduk. ‘Bunca Çektiklerim Senin Yüzünden’ sözleri ile başlayan bir koşma okudu. Ben de sazımla kendisine katıldım. Parçanın sonuna kadar, hiç şaşırmadan, falso yapmadan rahatlıkla çalabildim. Bu olmayacak bir şey idi. Zira insan yeni duyduğu bir türküyü, nasıl olurda bu derece uyumlu ve doğru icra edebilirdi. Zihnimden geçen bu düşünceler içinde iken, sözü edilen ezgiyi başka sözlerle bildiğimi hatırladım. Bu ezgi Veysel’in “Kara Toprağı” söylediği ezgi idi. Ben aşığa sorular yöneltmeye başladım. Konuşma aynen şöyle idi: (Bu konuşmayı kasete aldım.)

“Aşık Akarsu; şimdi bu çaldığın parça, bana bir başkasının çalıp söylediği bir türküyü hatırlattı. E…yani sen bunu yapmakla bir hata mı ediyorsun diye düşündüm kendi kendime.” “Hocam, değil. Bizde buna ayak derler ve biz bu ayağa çeşitli konulardaki sözleri işleriz. Aynı havayla sözler söyleriz, eskiden beri de bu böyledir.”

“Yani bu ayakla herhangi bir deyiş söyleyebilir misiniz?”  “Tabii daha başka şey de söyleriz.”

“Diyelim ki bu deyiş senindi. Eski yaşamış bir aşığın deyişini de söyleyebilir misiniz?” “Tabii onu da söyleriz aynı ayakla.” Aşık Akarsu bir başka ezgi daha çaldı. Ben bu ezgiyi de biliyordum. Parçayı Kangal’ın Minare köyünden İbrahim Dede’den öğrendiğini, şah beyitte adı geçen Müslimi’nin İbrahim Dede’nin babası olduğunu söyledi. Bu ezgi ile Erzincanlı aşık Davut Sulari’de bir deyiş okumuştu.

Nida Tüfekçi, Muhlis Akarsu ile ilgili bir anısını anlatıyor.

Mehmet Ali Arslan, Haber Blog

BİR ZAMANLAR ARAL GÖLÜ



BİR ZAMANLAR ARAL GÖLÜ!

Dünyanın 4. Büyük gölüydü Aral gölü.

Aral Gölü, Kazakistan - Karakalpakistan sınırları içinde olan göldür. Önceki yıllarda 68.000 km² yüz ölçümüyle Asya'nın ikinci, dünyanın dördüncü büyük gölüydü. Son yıllarda aşırı sulama nedeniyle eski yüzölçümünün %90'ını kaybetmiştir.

Özbekistan ile Kazakistan arasında bulunan Aral gölü artık dünyanın en genç çölü ve "Aral kum çölü" olarak anılıyor.

Aral plansız bir şekilde kullanıldı ve neticesinde göle Siriderya'dan akan suyun tamamı ve Amuderya'dan gelen kaynağın ise bir bölümü durdu.

Ülke pamuk üretimini iki katına çıkardı bunun sonucu olarak gölün kaybı kaçınılmaz oldu.

Kumların üstünde kalan dev paslanmış gemiler mazide kalan görkemli Aral Gölü'nün iskeleti gibi...



Mehmet Ali Arslan, My Blog