9 Ekim 2024 Çarşamba

Kavuncu amca hikayesi



kavun satan yaşlı köylü amca
etikete 1 kavun 3 tl 3 kavun 10tl
yazmış müşteri beklerken oradan geçen şehirli genç yanında ki kız arkadaşına bak şimdi beni seyret der;
+amca bir kavun verimisin
- olur evladım
+ amca ne kadar
- 3 tl evladım
genç kavunu alır parasını verir peşinden yine bir kavun ister parasını verir peşinden yine bir kavun ister parasını verir
sonunda üç kavun alır 9 tl verir amcaya bıyık altından gülerek farkındamısın üç kavun aldım 9 tl verdim sen oraraya 3 kavun 10 tl yazmışsın sen bu işi bilmiyorsun diyince
yaşlı amca bak evladım;
herkes bana akıl vereceğim diye 1 kavun almak yerine 3 kavun alıyor

sonra kendilerinde jeton düşünce
bana ticaret nasıl yapılır öğret diye yalvarıyorlar..😁


Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

İSTANBUL TÜRKİYE AZERBAYCAN DAYANIŞMA ve KÜLTÜR DERNEĞİ duyuru





OLAĞAN GENEL KURUL İLANI  
Duyuru/Davet

İSTANBUL TÜRKİYE AZERBAYCAN DAYANIŞMA ve KÜLTÜR DERNEĞİ YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NDAN DUYURULUR

Derneğimizin Olağan Genel Kurul Toplantısı 2 Kasım 2024 C.tesi günü, saat 16.00’de Dernek Merkezi: Osmanağa Mahallesi Mürver Çiçeği Sokak No:14 kat-3 Altıyol Kadıköy İstanbul adresinde aşağıda yazılı gündeme göre yapılacaktır. 
Belirtilen gün gerekli çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci toplantı 9 Kasım 2024 tarihinde aynı adreste çoğunluk aranmaksızın yapılacaktır. 
Sayın üyelerimizin Olağan Genel Kurul toplantısına katılmaları önemle duyurulur

Genel Kurulu Gündemi

 1- Açılış ve Yoklama

 2- Kongre Başkanlık Divanı’nın seçilmesi,

 3- Saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunması 

 4- Yönetim Kurulu faaliyet raporu ile Denetim Kurulu raporunun okunması ve müzakeresi ve onaylanması

 5- Yönetim Kurulu faaliyet raporu ile Denetim Kurulu raporunun ayrı ayrı ibrası

 6- Tahmini Bütçe ve Kesin Bütçesinin görüşülerek onaylanması

 8- Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu asil ve yedek üyelerinin seçimi

 9- Dilek ve temenniler- Kapanış

İstanbul Türkiye Azerbaycan Dayanışma ve Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığından duyurulur.



Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

Efsane Yönetim Mehmet Ali Gündoğdu







Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

Nereye koşuyoruz?


YAŞAR GELER YAZDI, Nereye koşuyoruz?

🔴Ülkemizde günden güne bir ahlak, din ve değer dezenformasyonu yaşıyoruz. Oysa ülkemizi yaklaşık çeyrek asırdır siyasal İslamcı, dine, ahlaka ve değerlere önem verdiğini söyleyen ve bununla birlikte iktidar olan hükümet yönetiyor. 
İlk çıkış noktalarında hakikaten kulağa çok hoş gelen söylemleri vardı. Manevi duygulardan, yoksulluktan, yolsuzluktan şikâyet ederek düzeltme sözü veren bir düşünceyi iktidar yaptı bu millet. Evet, ilk beş yılı da hakkını yemeyelim bu eksende yürüdüler.
Sonrasında sanırım çıraklık dönemi bittiğinde ve devleti anladıklarında neler yapmaları gerektiğini de planlamaya başladılar. Yani kısaca ilk on yıllarında ustalık dönemleri başlamış oldu. Ustalık demek, öğrendiği ve düşündüğünü daha kolay ve hızlıca hayata geçirmek olmalıydı.
Ancak, işin içine finans girince para kazanma dönemi başladı. Müteahhitlik yolu açıldı, sermaye oluşmaya başladı. Sermaye oluşunca da ahlaki dezenformasyon başladı.
Siyasal İslam’da hatta İslam’da manevi değerler ön planda olur. Bu işin doğasında var zaten. Ancak, İslam’a göre haram olan alkol, uyuşturucu, sigara vb. topluma zararlı olan bu alışkanlıklardan vaz geçildi mi? Hayır. Üstelik bu mekanizmadaki finansal getiri iyi hesaplanarak sürekli zamlarla ve KDV ve benzeri vergiler yüklenerek devlet gelirleri kalemi bu sayede güçlendirildi. E o zaman nerede kaldı İslam ya da Siyasal İslam söylemleri. Bu maddelerin üretimini mi, satışını mı yasakladık? Nesine engel olduk? Devlet eliyle teşvik edildi. 
Kumar oynamak İslam ve Siyasal İslam görüşüne göre haram ve yasak olması gerek. Özellikle devlet eliyle kurulmuş adı Milli Piyango şans ve talih oyunları denilen ve yakın zamanda da özelleştirilen ama devlet olarak vergi ve kâr payı gibi finansal getirisi bulunan bu kumarhanelerin kontrolsüz bırakılması ve özellikle çocuk ve gençleri tuzağına düşüren bu uygulamaları devlet neden yasaklamaz? Bu oyunlar sayesinde binlerce aile dağıldı, insanlar esir edildi. 
Fuhuş, cinsel istismar, cinsel taciz vb. durumlar İslam’a hatta Siyasal İslam düşüncesine göre de yasak. Ama gel gör ki son on beş yılda ülkede fuhuş, cinsel taciz ve istismar olayları zirveye koşuyor. Gün geçmiyor ki, TV kanallarında bu nedenle birçok insan mağdur edildi haberleri yayınlanmasın. Özellikle çocuk istismarları da cabası. Bu konuda yaşamını yitiren ve kasten öldürülen yavruların günahı neydi? Bir İslam ülkesinde bu görüntülerin ve olayların yaşanıyor olması hangi mantıkla açıklanabilir?
Şimdi çıkmışız ortaya din de din. İyi güzel de dinin gereklerini gerçekten uygulayabiliyor muyuz? Hatta son günlerde eğitim alanında yapılmaya çalışan değişikliklerle bilimsel eğitim vermesi gereken okulları bile din kıskacına sokmak derdindeyiz. Milli Eğitim Bakanı ve ilgili müdürlükleri sanki Diyanet İşleri Başkanlığına bağlıymış gibi çalışmalar sürdürüyorlar. Son bir yazıya göre beş yıl Eğitim Fakültesinde okumuş onlarca yıllık uzmanlık alanı olan öğretmenleri camilerde seminerler alacakmış! Bu mu bizim din ve ahlak anlayışımız ya da Siyasal İslam veya İslam Dini anlayışımız?
O zaman ortaya şu sonuç çıkıyor, Millî Eğitim Bakanlığı’nı kapatalım ve eğitim-öğretim vb. işlerin sorumluluğunu tümden dua okumasını dahi bilmeyen başkanı olan Diyanet’e verelim. O zaman Milli Eğitimi de kolaylıkla yönetmiş oluruz.
Bir başka konu da uyuşturucu çeteleri, tehdit çeteleri ve mafyanın ülkemizde cirit atması. Devlete baş kaldırısı ve devletin memuruna, polisine kurşun sıkması ve pervasızca sokakları korku cehennemine çevirmesi. Ne yazık ki bunlara da dur diyemiyoruz. Çünkü engelleyici yasal düzenlemeleri yapması gerekenler görevini yapmıyor. Yasa tekliflerini meclis gündemine getirmiyor.
İşte şimdi soruyoruz, bu ülke nereye koşuyor?
Kumar geliri, alkol geliri, fuhuş geliri (turizm eksenli) ile Müslüman vatandaşlara verilen hizmetler caiz midir?
İşte, dezenformasyon yaşanıyorsa bunda sorumluluk direkt devleti yönetenlerdedir. Bu durumun bir an önce çözülmesi gerekir. Bu kötü koşunun sonu belli değil. Her an bir uçurumdan aşağıya yuvarlanma ihtimalimiz çok ama çok yüksek. Umarım çok geç olmadan bu zararlı durumlardan kurtulma şansını yakalarız.
Yazan; Yaşar GELER




Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

TÜRKİYE’DE AKTİF VOLKANLAR


**TÜRKİYE’DE AKTİF VOLKANLAR**

Dünya genelinde yaklaşık 1400 adet aktif volkan bulunmaktadır.

Bu 1400 volkanın yaklaşık 500'ü tarihsel zaman içinde patlamıştır. Bunların çoğu, "Ateş Çemberi" olarak bilinen Pasifik Kıyısı boyunca yer almaktadır.

**Holosen döneminde (yaklaşık son 12.000 yıl) lav, kül ve gaz püskürten veya beklenmedik deprem etkinliği gösteren volkanlar, aktif volkan olarak tanımlanmaktadır.**

Dünya’da sismik ve aktif volkanik faaliyet açısından önemli ve Dünya’daki tüm volkanların yaklaşık % 20’sine ev sahipliği yapan Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde bulunan Türkiye, aktif volkanlardan  on üç tanesine ev sahipliği yapmaktadır.

Ege Bölgesindeki Kula volkanik alanı, İç Anadolu Bölgesindeki Erciyes, Hasandağ, Karacadağ, Göllü Dağı ve Acıgöl, Doğu Anadolu Bölgesindeki Karacadağ ve Doğu Anadolu Bölgesindeki Ağrı, Nemrut, Süphan, Tendürek, Kars platosu ülkemizdeki aktif volkanlardan bazılarıdır.

Orta Anadolu’nun aktif volkanlarından Karapınar volkanı yaklaşık 10.000 yıl öncesinde, Hasandağ volkanı M.Ö. 6.750-7.550, Erciyes volkanı M.Ö. 6.880 yılında, Acıgöl volkanının da M.Ö. 4.300-11.000 yılları arasında aktivite gösterdiği saptanmıştır

Kula volkanitlerinden elde edilen jeokronolojik yaş verilerine göre en son faaliyeti 4.700±700 yıl öncesine aittir.

Anadolu’nun aktif volkanlarından Nemrut stratovolkanın en son 13 Nisan 1692 yılında, Tendürek volkanının 1855 yılında, Ağrıdağı stratovolkanının ise en son 2 Temmuz 1840 yılında püskürdüğü belirtilmektedir.

Bilim adamları, yanardağları 'tamamen sönmüş' kabul etmenin son derece yanlış olduğunu, Türkiye için az da olsa halen risk bulunduğu fikrindedir. Bazı yanardağlarda (Erciyes, Hasan dağı, Büyük ve Küçük Ağrı dağları, Tendürek, Nemrut, Süphan dağları vb.) halen fümerol denilen volkanik kökenli gaz ve buhar çıkışları gözlenmektedir.

Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde Dünya’da olduğu gibi ülkemiz sınırları içinde de birçok aktif volkan olduğu görülmektedir.










**Kaynak:**MTA

DergiPark

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası





Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor

1985 yıllarında İran'da yaşanmış gerçek bir yaşam öyküsü




1985 yıllarında İran'da yaşanmış gerçek bir yaşam öyküsü 

Ziba ile Muhammed üniversite yıllarında tanışmış, uzun süren bir arkadaşlık
Döneminden sonra yeni evlenmiş bir çifttir... 
Muhammed, sığır ticaretiyle uğraşmakta,
Ziba ise bir özel hastanede hemşirelik yapmaktadır. 
Bir aylık evli çift,
balayına çıkma planları yapmaktadırlar...
Muhammed, bütün formaliteleri yerine getirerek esine ve kendisine on beş günlük bir balayı programı hazırlar...
Ve özel otomobilleriyle balaylarını geçirmek için Benderabbas şehrine
hareket ederler... 
Ziba ile Muhammed yaklaşık 600 km lık bir yol katederler. 
İran devrim muhafızları Pasdar'lar kara yolu üzerinde araçları durdurarak
kimlik kontrolü yapmaktadırlar. 
Ziba ile Muhammed'in araçlarını da
durdururlar. 
Ziba'dan evlilik cüzdanı istenir. Ziba çantasını karıştırır, valizlerine bakınır ama evlilik cüzdanı yoktur. 
Cüzdanı evde unutmuştur. 
Muhammed yeni evli olduklarını ve balayına gittiklerini devrim muhafızlarına
anlatmaya çalışır..
Devrim kuralları kesindir. 
Evlilik cüzdanı olmayan kadın erkeğin yanında bulunuyor ise fahişedir. Cezalandırılmalıdır.
Ziba ile Muhammed evli olduklarina dair yeminler eder...
Yalvarırlar...
Nafile, Ziba Karakola götürülüp fahişe suçundan seri mahkemeye çıkartılacaktır.
Muhammed, "Evlerinin 600 km uzakta olduğunu müsade ederlerse karısıyla gidip evlilik cüzdanını getireceğini" söyler. 
Devrim muhafızları Ziba'yi bırakmaz.
"Evlilik cüzdanını getir kadını götür.." denir.. 
Muhammed Evlilik cüzdanlarını almak için geri döner... 
Şoke olmuştur. 
Biran evvel eve gitmeli cüzdanı getirip karısını kurtarmalıdır.. 
Yollar uzadıkça
uzar, viraja suratli giren Muhammed direksiyon hakimiyetini kaybederek
yol kenarındaki uçuruma yuvarlanır.. 
Kazadan üç-dört saat sonra,
Muhammet ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılır.. 
Muhammed yoğun bakımda ölüm ile yaşam arasında gidip gelmektedir...
On beş gün şuursuzca yatar. 
Kendine geldiğinde ilk Ziba'yi sorar. Kabus bitmemiştir. 
Ziba canilerin elinde kalmıştır. 
"Cüzdanı götürüp karımı kurtarmalıyım..." der. 
Bu düşüncelerle hastaneden kaçar.
Evine gider... 
Evlilik cüzdanlarını alır...
Ziba'yı alıkoyan karakola
gider... 
-"Ziba nerde?... Evlilik cüzdanımı getirdim. Karımı serbest bırakın."
 Buz gibi bir cevap alır.... 
"-Seni bir hafta bekledik gelmeyince, kaçtığını düşündük, bu kadının fahişe olduğunu kabul ettik ve astık...." 
Ziba'nin morgdaki cesedini Muhammed'e verirler..
(1985 yıllarında İran'da yaşanmış gerçek bir yaşam öyküsü )
Ve bir süre önce de başörtüsünü doğru bağlamadığı gerekçesiyle dövülerek öldürülen 22 yaşındaki Mahsa Amini gibi öldürülen on binlerce kadın. 
Bizim tüm savaşlarımız toprak bütünlüğümüzü sağlamakla beraber aynı zamanda kadını eve kapatan, kadını karanlığa mahkum eden kötü zihniyete karşı da kazanılmış gerçek bir devrim savaşıdır.
Şimdi Cumhuriyetimize neden sıkı sıkıya sahip çıkmamız gerektiğini, aydınlığa bakan, ışıklı yol çizen vizyona her gün yeniden neden minnet duymalıyız daha iyi anlıyoruz.
Hamit TEKKANAT 2022


Mehmet Ali Arslan, internete ilk alemde Tek - Yazıyorum Çünkü Herkes okuyor