2 Ocak 2024 Salı

YILIN SON GÜNÜ

YILIN SON GÜNÜ

YILIN SON GÜNÜ

Yavuz Alogan

Bugün yılın son günü.  Yarın yılın    3 olan son rakamını 4 olarak değiştireceğiz. Yani eski yıla veda ediyoruz yeni yıla merhaba diyoruz gibisine anlam yüklediğimiz şey aslında bir rakam değişikliğinden ibaret.

Milenyum’a girdiğimizden beri rakamlar gözüme giderek daha büyük görünüyor. 2024 mesela, zihinsel ve kültürel yapısı 1900’lerin ikinci yarısında şekillenmiş biri için ne büyük bir rakam!

İnsan ister istemez fikrî ve vicdanî muhasebe yapmak maksadıyla önceki yılbaşı yazılarına göz atma ihtiyacı duyuyor.

2017’nin son günü kafayı Paul Klee’nin 1910 tarihli Angelus Novus (Yeni Melek/Tarih Meleği) tablosuna takmışım mesela. Walter Benjamin tabloyu yorumlarken, tarih meleğinin yüzünü geçmişe çevirdiğini, ölüleri diriltmek, parçalanmış olanı yeniden birleştirmek istediğini fakat geçmişin güçlü fırtınasına kapıldığı için kanatlarını kapatamadığını, fırtına tarafından sırtını dönmüş olduğu geleceğe doğru kara kapkara kanatlarını kanatarak kaskatı uçup gittiğini anlatır. Aslında korkunç bir yorumdur.  O sırada (1940) Benjamin, Gestapo’dan kaçmakta, bir yandan da Tarih Üzerine Tezler’i yazmaktadır. 

2016’nın son günü ise kafayı bu kez pişmanlığı çağrıştıran “pentimento” kavramına takmışım. Ressam bir tablo yapmış fakat pişman olmuştur. Eski resmin üzerine yenisini yapar fakat ihanete uğrar, çünkü vazgeçtiği eski şekiller ve renkler zamanla yeni resmin  saydamlaşan boyasının gerisinde siluet hâlinde belirmeye başlamıştır. Buna “pentimento” denir. Eski olan, yeni olanın arkasında belirmekte, giderek onun yerini almaktadır. 

Tarih Meleği ya da pentimento gibi mevzular bilinçaltı derin kaygıları ifade ediyor olabilir. Yoksa yeni yıl yazarken insanın aklına böyle tuhaf şeyler niye gelsin?  Birincisi 1848-1968 dönemine gözlerini dikmiş olarak  ne getireceği belli olmayan bir geleceğe doğru uçmanın yarattığı endişeyi, ikincisi ise insan zihninde tutunamayan bugünün hemen ardında geçmişin olanca ihtişamıyla belirmesini işaretliyor olabilir.

Neyse, zorlamayalım… 

2019 yılının son günü, yeni yıla biri iç diğeri dış olmak üzere iki tehditle girdiğimizi saptamışım. Bu önemli (!) saptamanın ardından, “Dünya savaşını bertaraf etmeye gücümüz yetmez,” demişim. Çok doğru!  “Fakat cumhuriyetin taşıyıcı kolonlarını yeniden inşa edebilir ve gerek 2007’de gerekse 2013’te kendiliğinden toplanan, büyük bir basiretsizlik ve yeteneksizlik sergileyerek dağıttığımız kitleleri Mustafa Kemal’de birleştirebiliriz.” 
 
Şimdi burada da aklıma rakamlar takılıyor. 

2007 ve 2013’ün, yani Cumhuriyet Mitingleri ve Haziran Ayaklanması’nın gençleri bugün orta yaşlı. AKP iktidara geldiğinde 20 yaşında olan bir genç bugün 40’ını geçmiş, sorumluluklar yüklenmiş biri. Bizden önceki kuşak hızlanarak, yaşı 70’i geçen bizim kuşak ise yavaştan sahneyi terk ediyor. Saray ise tebaasını çoğaltmak, ana okulundan başlayarak kindar ve dindar bir nesil yetiştirmek için kendi devletinin bütün imkânlarını kullanıyor.

Kuşaklar arasında kültürel aktarım tarihsel olarak birkaç kez kesintiye uğradığı, süreklilikler azaldığı için her kuşak bir öncekinin kaldığı yerden değil de kendini yeni baştan var ederek yola koyulmak zorunda kaldığı yerden yola çıkıyor; geldiği bir yer olmadığı için nereye doğru gittiğini bilmiyor. 

Kesintilerin çokluğu ve sürekliliklerin azlığı son tahlilde gericiliğin işine yarıyor. Sıfırdan anayasa yapabileceğini, hiç yoktan yeni bir biat nesli yaratabileceğini düşünüyor. Bu işe başlarken meydanı boş sanmadı, meydan gerçekten boş, bomboştu. Özel olarak boşaltılmıştı. Saray’ın temkinli adımları zamanla pervasız sıçramalara dönüşecekti.

Yeni yılda iyi haber şu ki nüfusun yarıdan fazlası tehlikenin farkına vardı (nihayet!). Farkındalığa sebep olan, gelir eşitsizliği, geçim zorluğu ve iktidar makamını işgal edenlerin göze batan yozlaşmışlığı ve çelişkili tutumlarıdır. İktidar katında kimsenin kayıtsız kalamayacağı bir rezalet tablosu oluştu.   İnsanlar siyasî ve dinî demagojinin neyi örttüğünü gördüler. Hakikat, sıradan insanın gündelik hayatında en müstehcen hâliyle ortaya çıktı. Saray’ın Cumhuriyet’e sıvadığı yeşil boya, yer yer dökülmeye, giderek saydamlaşmaya, arka planda genç Mustafa Kemal’in kalpaklı fotoğrafı belirmeye başladı. 

Bu yüzden 2024 yılı, netice almaya azimli büyük mücadelenin yılı olacak.  Bu mücadele dandik muhalefet partilerini aşabildiği ölçüde, bir halk hareketi olarak yükselecek.

Herkes safını seçecek ve mevziye girecek. Her bir rastlantı, toplumu ilgilendiren her bir olay ayrışmayı hızlandıracak. Geçen Cuma akşamı Suudi Arabistan’da yaşanan Cumhuriyetin 100. Yıl Kupası rezaleti mesela, nüfusun en azından yarısının kaderde, tasada ve kıvançta ortak olduğunu; Saray’ın eteklerine yapışan öteki yarısının ise bu ortaklığa yabancı kaldığını ortaya koydu. 

Yeni yılda kötü haber şu ki mücadele çok sert olacak. Kaynakları azalan, toplumsal dayanakları zayıflayan, tam bir hegemonya kurmak için gerekli aygıtların hiçbirine sahip olmayan iktidar, tarikat ve cemaatlerin, bizzat besleyip yoktan var ettiği menfaat şebekelerinin telaşı ve baskısıyla mevzilerini ve şahsi servetini korumak için her şeyi yapacak. 

Başınıza seçtiğiniz Hükümdar’ın kendisine Saray yapmasına izin vermişsiniz. Tamam, olabilir, herkes hata yapabilir. Fakat Hükümdar’ın yasama yürütme yargı kuvvetleriyle birlikte bütün Devlet’i Saray’ın içine tıkıştırarak sığdırmasına nasıl göz yumabildiniz?  Demokratik devrim yapmış bir ülkenin yurttaşları Saray’dan yönetilmenin utancına nasıl katlanabildiler? 

Bu saatten sonra Hükümdar’ı saraydan çıkarmak kolay olmayacak. Benzetmek gibi olmasın ama, eski bir Çin atasözünde “Hükümdar’ı atından indirmek için bin hançer darbesini göze almak gerekir”diye boşuna denilmemiştir.

Padişah’a âsi olacaksınız, hilafeti yeniden kaldıracaksınız, başta tevhid-i tedrisat olmak üzere Devrim Kanunları’nı, hatta 1934 tarihli 2596 sayılı kılık kıyafet kanununu bile yeniden yürülüğe koyacaksınız.  Yani mevcut anayasanın 174. Maddesi’nin (İnkılâp Kanunları’nın korunması) uygulanmasını bizzat, fiilen sağlayacaksınız. Neticede yeni bir Toplum Sözleşmesi’yle laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti kuracaksınız. Mücadele ederken mevcut Anayasa’nın 34. Maddesi’nin size verdiği hakları kullanacaksınız. 

Yani anayasa başta olmak üzere yasaları uygulamayan bir siyasî iktidara karşı mevcut yasaların uygulanması için mücadele edeceksiniz. Yani siz direnmeyeceksiniz, Saray size karşı direnecek. Siz yasaları savunmak için meşru bir mücadele vereceksiniz, Saray ise mevcut yasaları ihlâl ederek gayrimeşru bir direniş sergileyecek. Hakikat budur!

Ve Saray’ın direnişini kırmak kolay olmayacak, büyük fedakârlıkları gerektirecek, ağır kayıplara yol açacak. Saray’ın kulu değil Cumhuriyet’in yurttaşı olduğunuzu tarih sahnesinde kanıtlamanız gerekecek.  Bu kadar asgari bir hedef için işte böylesine muazzam bir mücadele vermeniz, destanlar yazmanız gerekecek. Hani çok eski bir marşta denildiği gibi, “Yarını bugünden kuracaksın, o senin tarihin olacak.” 

Neyse, uzatmayalım… 

Yeni yılda herkese esenlikler, akıl fikir, azim, cesaret ve celâdet diliyorum
Yavuz Alogan


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Yerel seçim 2024 Seçime katılacak partiler

Yerel seçim 2024 Seçime katılacak partiler
Adalet Birlik Partisi Adalet Partisi Adalet ve Kalkınma Partisi Anadolu Birliği Partisi Anavatan Partisi Aydınlık Demokrasi Partisi Bağımsız Türkiye Partisi Büyük Birlik Partisi Büyük Türkiye Partisi Cumhuriyet Halk Partisi Demokrasi ve Atılım Partisi Demokratik Sol Parti Demokrat Parti Emek Partisi Gelecek Partisi Genç Parti Güç Birliği Partisi Hak ve Özgürlükler Partisi Halkın Kurtuluş Partisi Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Hür Dava Partisi İyi Parti Memleket Partisi Millet Partisi Milliyetçi Hareket Partisi Milli Yol Partisi Saadet Partisi Sol Parti Türkiye İşçi Partisi Türkiye Komünist Hareketi Türkiye Komünist Partisi Vatan Partisi Yeniden Refah Partisi Yenilik Partisi Yeni Türkiye Partisi Zafer Partisi

İBB Kış Tarifesinde Yapılan Yeni Düzenlemeler

İBB Kış Tarifesinde Yapılan Yeni Düzenlemeler
Kış Tarifesinde Yapılan Yeni Düzenlemeler


Şehir Hatları'nın 2023 – 2024 dönemi kış tarifesinde, 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren geçerli olacak değişiklikler yapılmış olup detayları aşağıda yer almaktadır.




Bostancı-Moda-Kadıköy-Kabataş ve Bostancı-Karaköy-Kabataş hatları seferlerimiz, Bostancı-Moda-Karaköy-Kabataş hattı olarak yapılmaya başlanacaktır.

 

·         Sadece yazın yapılan Büyükada-Sedefadası seferleri, kış tarifesinde de yapılmaya başlanacaktır.

 

·         Beşiktaş-Eyüpsultan hattına Hasköy İskelesi uğraması eklenmiştir.

 

·         Aşiyan-Anadolu Hisarı-Küçüksu-Aşiyan ring hattına, her gün uygulanacak şekilde 21.30 seferi eklenmiştir.

 

·         Ortaköy-Beşiktaş-Eminönü hattına Cumartesi, Pazar ve resmi tatil günlerinde, 16.55 Eminönü-Beşiktaş-Ortaköy ve 17.25 Ortaköy-Beşiktaş-Eminönü seferleri eklenmiştir.

 

·         Ortaköy-Beşiktaş-Eminönü hattında sefer saati değişikliği yapılmış olup 19.20 Eminönü-Beşiktaş-Ortaköy seferi 19.25’e, 19.50 Ortaköy-Beşiktaş-Eminönü seferi ise 19.55’e alınmıştır.

 

·         Rumeli Kavağı-Eminönü hattında sefer saati değişikliği yapılmış olup 18.15 Sarıyer-Eminönü seferi 18.30’a, 20.05 Eminönü-Sarıyer seferi ise 20.20’ye alınmıştır.

 

·         Kadıköy-Üsküdar-Ortaköy hattında, hafta içi 18.45 olan Ortaköy-Üsküdar seferi Kadıköy’e kadar uzatılmıştır. Hafta sonu 10.30 olan Üsküdar-Ortaköy seferinin başlangıcına 10.05 Kadıköy eklenmiştir, 19.40 Ortaköy-Üsküdar seferi Kadıköy’e kadar uzatılmıştır.

Sefer tarifemize Şehir Hatları internet sitesi, mobil uygulaması, sosyal medya hesapları üzerinden ve Alo 153 Çözüm Merkezi üzerinden ulaşabilir, tarife kitapçığımızı tüm Şehir Hatları iskelelerinden alabilirsiniz.



Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

KARDEŞLİK OLSUN - şiir

KARDEŞLİK OLSUN - şiir

KARDEŞLİK OLSUN
Yeni bir öykü yazılmaya başlandı, 
Bilemem ki kutlamadan ne anladı,
Zafer olmuş gibi silahlar şahlandı,
Dilerim ki insanlık kardeşlik olsun. 

Takvim değişti insanlık unutuldu,
Günler geçtikçe kin ve nefret tutuldu,
Merhametin nesli bittide kurudu,
Dilerim ki insanlık kardeşlik olsun.

Dualarımız hepbir ağızdan çıkar,
Kardeşlik yok ise düzen neye yarar,
Eskindenmiş hep insan insanı arar,
Dilerim ki insanlık kardeşlik olsun.

Meltem artık yüreğine göm herşeyi
Kimsecikler görmesin dolu sineyi,
Suçlama sakin olaki  hiç kimseyi,
Dilerim ki insanlık kardeşlik olsun.
     Meltem boz


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

TFF -Türkiye Futbol Federasyonu'ndan Süper Kupa açıklaması

TFF -Türkiye Futbol Federasyonu'ndan Süper Kupa açıklaması
TFF'den Süper Kupa açıklaması: Maçın Riyad'da oynanması teklifi Suudi Arabistan şirketinden geldi, iki kulüp kabul etti

Türkiye Futbol Federasyonu olarak siyasetin spora asla karışmaması gerektiğine inanıyoruz. Bu inancımız ve iki güzide kulübümüzle yürüttüğümüz şeffaf iş birliğine istinaden, 2023 Turkcell Süper Kupa - Riyad süreci hakkında bazı önemli konulara açıklık getirmek isteriz: 2023 Turkcell Süper Kupa müsabakasının Riyad'da oynanması teklifi federasyonumuza SMC (Saudi Media Company / Riyadh Season) şirketi tarafından iletilmiş, her iki kulübümüzün onayıyla imzaya taşınmıştır. Cumhurbaşkanımızın bu sürece herhangi bir şekilde dahil olduğuna ilişkin bütün iddialar asılsızdır. Sürecin hiçbir aşamasında millî değerlerimiz ve Atatürk ilkelerimiz tartışmaya açık olmamıştır. Aksi iddialar asılsız, art niyetli ve milletimizin bütünlüğünü hedef edinen provokasyon amaçlıdır. İlgili müsabaka FIFA Statüsü gereğince, FIFA Uluslararası Maçların Düzenlenmesine Dair Talimata tabidir. Uluslararası maçlarda olması gereken tüm gereklilikler ve prosedürler bu maç için de aynen geçerlidir. Türkiye Futbol Federasyonu olarak toplumumuzun en önemli birleştirici gücü olan sporun farklı amaçlara alet edilmesi yönündeki çabalara asla müsaade etmeyeceğimizi vurguluyor, Türk futbolunun başarılarla adından söz ettirmesi için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğimizi ifade ediyoruz. 

Kamuoyunun bilgisine sunarız.

 Türkiye Futbol Federasyonu


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Ev yapımı kereviz sapı suyu tarifi

Ev yapımı kereviz sapı suyu tarifi

KEREVİZ SAPI SUYU TARİFİ: MALZEMELER 1 tutam maydanoz 2-3 adet kereviz sapı 1 adet limonun suyu 3 su bardağı içme suyu.


Kereviz sapı suyu hazırlamanın farklı yöntemleri vardır. İlk yöntem, yalnızca kereviz saplarını katı meyve sıkacağından geçirerek suyunu taze taze sıkmaktır. Hiçbir şey eklemeden kereviz sapı suyunu içebilirsiniz. Ancak, tadını beğenmezseniz veya kereviz sapınız çok fazla değilse, farklı malzemelerle bir araya getirebilirsiniz.

Tüm malzemeleri blendera ekleyin ve çekin. Elde ettiğiniz karışımı, temiz bir tülbent yardımıyla süzün. Süzdüğünüz kereviz sapı suyunu afiyetle içebilirsiniz.



Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Ardahan Valisi Hayrettin Çiçek, yeni yıl dolayısıyla Devlet Hastanesini ziyaret etti.





Ardahan Valisi Hayrettin Çiçek, yeni yıl dolayısıyla Ardahan Devlet Hastanesini ziyaret ederek, hastane personeli ve acil de tedavi gören hastalar ile yakınlarının yeni yılını tebrik etti.

Personelin ve ailelerinin yeni yılını tebrik eden Vali Çiçek tedavi gören hastalara acil şifalar dileyerek, 2024 yılının sağlıklı ve huzurlu geçmesi temennisinde bulundu. 

Ardahan Haberleri




Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Bir solukta okuyacağınız çok güzel bir yazı

 Bir solukta okuyacağınız çok güzel bir yazı

YAŞI 50/75 ARASI OLANLAR MUTLAKA OKUYUN


Hepsi şahsına münhasır özel üretilmiş, yokluklar içinde yetişmiş yaralı bir nesil…....

PEKİ KİM BUNLAR?

1945 ile 1970 yılları arasında bu dünyaya merhaba demiş en genci 50, en delikanlısı 70 yaşında HALA 18’LİK DELİ TAYLAR GİBİ İDEALLERİNİN PEŞİNDEN KOŞAN HESAPSIZ BİR NESİL..?

Hiçbirinin altına hazır bez bağlanmamış…

Şeker çuvalından pantolon, canik lastikten ayakkabı giymiş…

Okulda ABD süt tozu içirilerek beslenmiş, bir garip nesil…

Hiçbirinin renkli çocukluk resmi olmamış…

Hatta hiç bebeklik çocukluk resmi olmamış…

Hiç biri kreş, dershane, özel okul görmemiş…

Ama hepsi profesörlere ders verecek kadar bilgi sahibi olan bir tuhaf nesil…

Harp görmüş, darp görmüş…

Baskı, çatışma, sorguda işkence görmüş…

Karakolda sorgu da Filistin askısını, ceza evinde isyanla tanışmış.

En azı 5 ihtilal, 6 muhtıra, 7 post-modern darbeden sağ salim paçayı yırtmış…

En azı 10 ekonomik krizden nasibini almış…

Tecrübe abidesi yoklukla terbiye edilmiş, direnç abidesi bir nesil...

Ne yaptıysa yoluyla yordamıyla kendi meşrebine uygun ahlakına yakışanı yapmış.

Bunlar bu neslin üretim harikası mı yoksa üretim hatası mı tartışılır ama bu neslin istisnasız tamamı karşılıksız hesapsız bu vatanı sevmiş…

1950 ve 1970 yılları arasında doğanlar gerçekten özel üretim, çoğu yatılı okumuş, kardeşlik ve paylaşma duygusu zirve yapmış…

Çok kitap okumuş, en azı liseyi bitirmiş, hayatı yaşayarak öğrenmiş…

Çoğu simitçilik, olmadı ayakkabı boyacısı, tamirci çırağı, inşatta amelelik, pazarcılık hamallık yaparak okul harçlığını çıkarmıştır…

Ne ailesine ne devletine ekonomik yük olmamış, geneli bir baltaya sap olmuştur…

Muhanete muhtaç da olmamış, ezilmiş ama ezik kalmamış.

Dik durmuş dikleşmemiş kendi şahsına münhasır özel bir nesildir…

Görevini, sorumluluğunu bilen… Onuru için bir pireye bir yorgan yakan, öfkeli hırçın bir acayip nesil bu 1950 ile 1970 yılları arasında doğan dinazorlar…

İyi bakın, bunlar bu son kalan kadife ye sarılmış çelik yumruk misali yumuşak gözüküp indiği yeri dağıtan bu özel neslin öfkesinden sakının.…

Bunlara iyi bakın,Çünkü bunların nesilleri tükenmek üzere…

Bunların üretimi sonlandı…

Kullanım sureleri doldu, tedavülden kalkıyor…

Neden bu nesil özel biliyor musunuz..?

Bu neslin üzerinden silindir gibi devlet geçti…

Dozer gibi dünya milletleri geçti…

Hayat bu nesli sınadı, ama tüketemedi…

Bu nesil, ihanetin acısını, dost hançerinin sancısını, ölümüne yoldaşlığı, mezara kadar arkadaşlığı bildi…

Dostu için can vermeyi de, elindeki son lokmayı paylaşmayı da, sadakati de vefayı da bildi…

Bu nesil, katı, aksi, deli, serttir…

Bir o kadarda merttir, hoş görülü ve merhametlidir…

Bu neslin yaşarken öğrendikleri bilgi ve kaybederken edindikleri tecrübe en büyük servetidir…

Yani bu 1950 ve 1970 yılları arasında doğan dinazorlar tam bir müzelik antika nesildir…

Onun için 1950 ile 1970 yılları arasında doğmuş, hala inadına yaşayan, ana baba, amca, dayı, teyze, hala, yenge dede anneanne babaanne her neyiniz varsa değerini bilin..!

Çünkü bunlar elinizdeki son değerli hazinelerinizdir…

Oturun onlarla konuşun, dinleyin onlardan geçmişi öğrenin…

Sonra arar da bulamazsınız…

Çünkü onlar yakın tarihin son canlı kaynak kişileri, her biri iki ayaklı sözlü yakın tarih kitabıdır...
Mutlaka okuyun hiç yalansız dolansız bizim hayatımız.
N CAN.

~Alıntıdır~


Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr