11 Ekim 2023 Çarşamba

HER YAŞLI İNSAN BİR ANNE BABADIR... ...........DEĞERLERİNİ BİLELİM

HER YAŞLI İNSAN BİR ANNE BABADIR... ...........DEĞERLERİNİ BİLELİM

Huzurevine yatırılan yaşlı bir kadının yazdığı acı dolu bir mektup.

Bu mektup şimdiki hayatımızın gerçeklerini anlatıyor..??
82 yaşındayım, 4 çocuk, 11 torun, 2 büyük torun sahibiyim. Şimdi ise
12 metrekarelik bir odada yalnız başımayım.
Artık bir evim, hatta sevdiklerim bile yok. Etrafımda sadece odamı toplayan, yemek yapan, yatağımı havalandıran, tansiyonumu kontrol eden vazifeli insanlar var.
Torunlarımın kahkahaları yok artık, büyümelerini, sarılıp öpmelerini, didişip kavga etmelerini izleyemiyorum. Bazıları 15 günde bir, bazıları üç dört ayda bir beni görmeye geliyor bazıları ise hiç gelmiyor. Oysa ben onları bir gün görmesem bile çok özlüyorum.
Artık nugget, sahanda yumurta, etli börek yapamıyorum. Tek bir eğlencem var bulmaca çözmek, işte bununla biraz vakit geçiriyorum.
Ne kadar ömrüm kaldı bilmiyorum ama bu yalnızlığa alışmam lazım. Elimden geldiğince benden daha kötü durumda olanlara yardım ediyorum. Sık sık ölenler oluyor çok bağlanmak istemesem de yine de onlardan ayrıldığıma çok üzülüyorum. Çünkü bir gün sıranın bana da geleceğini biliyorum. Yalnızken ailemin resimlerine ve evden getirdiğim bazı eşyalara bakıp anıları tazeliyorum. Bana ait olan tek şey işte bu hatıralar. En çok da ölürken yanımda kimsenin olmayacağı, son kez evlatlarımın yüzünü göremeyecek olmak beni üzüyor.
Umarım gelecek nesiller ailelerinin kıymetini bilir ve anne babalarına onları yetiştirmek için verdikleri emeğin, harcadıkları zamanın karşılığını fazlasıyla verirler.
Anne babanızı çok sevin ve saygı anlayış gösterin çünkü anne babanın yedeği yok...!!!
.....HER YAŞLI İNSAN BİR ANNE BABADIR...
...........DEĞERLERİNİ BİLELİM....

Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr

Kargalar Kadar Olamıyoruz



Kargalar Kadar Olamıyoruz

Şimdi diyeceksiniz ki buda nerden çıktı?
Evet, haklısınız. Bu öyle durup dururken çıkmadı. 
Ülkede adil yaşam koşulları olmadığını hepimiz biliyoruz.
Eşit ve hakkaniyetli bir gelir dağılımımız yok.
İnsanlar neredeyse birbirinin cebini çalacak, malına çökecek.
Bir kişi milyonlar kazanırken diğer bir kişi açlık ve sefalete mahkûm olacak. 
Yedi bin beş yüz lira verip, dünyada en çok kazanan bizim emeklilerdir, diyeceksiniz.
Yedi bin beş yüz liraya yüzde yirmi beş zam yapıp tekrardan adamın eline zamlı maaş olarak yedi bin beş yüz lira verip, yüzde yirmi beş zam yaptık daha ne istiyorsunuz diyeceksiniz.
Bir kısım insanlar manda sütü ve ballı kaymaklı kahvaltılarla beslenip diğer bir kısım insanlar peynire ve zeytine sadece seyredecek.
Aynı işi yapmış olan devlet memurlarına yüzde elliler, altmışlar zam yapıp bunların emeklilerine yüzde yirmi beş yeter deyip açlığa ve sefalete mahkûm edeceksiniz. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş uçurumu yaratacaksınız. 
Rahmetli İsmail hakkı Tonguç’un dediği; “Elimden gelse bütün dünya okullarının programlarına insanın insanı sömürmemesi adlı bir ders koyardım.” Söylemini haklı çıkarırcasına, insanlarımızın emeğini sömüreceksiniz.
Daha onlarca şey sıralanabilir bu konu için ama ben şimdi kargalara dönmek istiyorum. Hatta bu kargaların yanında kediler de var.
Kadıköy Esin Işık Parkı’nın müdavimleri kargalar ve kedileri gözlemliyorum uzun zamandır. Yukarıda resimlerini de çektim. Parkta bulan bir ceviz ağacı var. Kargalar gelir o ceviz ağacında kalmış olan bir cevizi kargalar ve yüksekten yere atar kırmak için. Kırdıktan sonra yemeğe başlar. Bazen dikkat ediyorum kenarda duran kargaya bile seslenir ve o cevizi bölüşürler. Ayrı ayrı yeseler de kimse kimsenin malına saldırmaz. O kadar adil ve hakça bir bölüşüm yaparlar ki insan gıpta ediyor onları görünce.
Bir kenarda ise kediler vardır. Onlarda karga misali, çevrede duyarlı insanların verdikleri mamaları kendi alanlarında yer ve çekilirler. Dikkat ediyorum, asla birisi diğerinin mamasına saldırmaz. Onu rahatsız edecek bir davranışta bulunmaz. Hatta yemeklerini yedikten sonra birlikte sosyalleşirler, oyun oynarlar. Kargalar ise, birlikte uçar giderler.
Arkaya dönüp baktığımda şöyle bir düşünce geçiyor beynimden: “Kargalar kadar olamıyoruz.” Neden her kötülük aynı canlı grubu içerisindeki biz insanlardan çıkıyor. Biz ne yapıyoruz? Hem birbirimize zarar veriyoruz hem de diğer canlılara hayvanlara zarar veriyoruz. 
Biz insanlar neden hakça, adilane bir paylaşımı beceremiyoruz? 
Neden kargalar, kediler kadar olamıyoruz? 
Bu çok mu zor? 
İyi eğitim almamış olduğumuzdan olabilir mi?
Yaşar GELER

Mehmet Ali Arslan Name Gazetesi Haberler Haber News www.mehmetaliarslan.name.tr