28 Şubat 2022 Pazartesi

Van dernekler federasyonu başkanı Mehmet Fatih yağız oldu

Van dernekler federasyonu 

Van dernekler federasyonu İstanbul'da toplandı yeni başkan Mehmet Fatih Yağız oldu, 

Van Dernekler Federasyonu 6.ncı Olağan Genel Kurulu toplandı. İstanbul'da bulunan Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi'nde yapılan kurul toplantısı sonucu yeni başkan seçildi Van dernekler federasyonu başkanı Mehmet Fatih Yağız oldu

Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

27 Şubat 2022 Pazar

Miraç Kandili ne zaman?

Miraç kandiliniz mübarek olsun hayırlı kutlu olsun 

 Miraç Kandili 27 şubat 2022 tarihine denk geliyor, 

Miraç Kandili nedir önemi ne? 

Recep ayının 27. gecesine Miraç gecesi denir. Miraç kelime anlamı itibariyle göğe çıkma, yükselme anlamlarına gelir. İsra ve Miraç hâdisesi, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hicretinden 18 ay evvel vukû bulmuştur. Miraç hadisesi, Peygamber Efendimiz’in Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya oradan da Allah’ın huzuruna yükseldiği hadiseye denir. Peygamber Efendimiz bu gece pek çok rûhânî ahvâl ve ikrâma kavuşmuş olmakla birlikte hiç bir kulun ulaşamayacağı manevi alemlere varmıştır. İşte bu gece her yıl Miraç Kandili olarak idrak edilir. Hak Dostları tarafından Miraç gecesinin Kadir gecesinden sonra en faziletli gece olduğu söylenir. İsrâ ve Miraç olarak ifâde edilen bu ilâhî ikram, bütün beşerî perdeler kaldırılarak idrâklerin ötesinde ve tamâmen ilâhî ölçülerle gerçekleşen bir lutuftur. Meselâ, beşerî mânâda mekân ve zaman mefhûmu ortadan kalkmış, milyarlarca insan ömrüne sığmayacak kadar uzun bir yolculuk ve sayısız müşâhedeler, bir sâniyeden daha az bir zaman içerisinde vukû bulmuştur


Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

26 Şubat 2022 Cumartesi

Ardahan Konfederasyonu Ardakon

Ardahan Konfederasyonu ARDA-KON 

Ardakon Kuruldu Peki nedir bu ardakon? 

Evet sevgili okur ve Takipçilerimiz bilindiği üzere kısa adı Ardakon olan Ardahan Konfederasyonu kuruldu, gerek şahsım gerekse Ardahanın diğer gazetecileri yazar çizerleri böyle bir oluşumun ihtiyaç olduğunu sürekli dile getiriyorlardı, bende ara sıra konuyu gündeme taşımaya çalışıyordum, Ardahanlılar olarak yüzlerce dernek ve federasyona sahibiz tüm bunları tek çatı altında birleştirecek bir Ardahan birliğine ihtiyaç vardı, aslında Ardahanlılar arasında her konuda birlik beraberlik var, sadece dernekler konusunda sıkıntı var,derneklerimiz arasında birlik beraberlik yok, sorumuzun cevabına gelirsek evet  öncelikle Konfederasyon nedir ona değinim, Konfederasyonlar kuruluş amaçları aynı olan en az üç federasyonun yine bu amacı gerçekleştirmek üzere bir araya geldiği dernek üst kuruluşudur (TMK md. 97). Konfederasyonların kendisini meydana getiren federasyonlardan ayrı bir tüzüğü bulunur, Ardakon yani Ardahan Konfederasyonu'da bu amaçla kurulmuştur, ardakon ve ardahanımızın diğer Derneklerinin haber duyuru ve basın açıklamalarını Ardahan Name Tr sitelerinden takip edebilirsiniz, 
Mehmet Ali Arslan 

Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

25 Şubat 2022 Cuma

YAŞAR GELER YAZDI / GELİN KORUYALIM



GELİN KORUYALIM

Gelin dar gelirli vatandaşı da küçük esnafı da mahalle bakkalını da koruyalım.
Evet, bugün ülkemizin en önemli sorunu olan ekonomik sorun gibi karşımızda dimdik duruyor. Bu ekonomik sorun özellikle dar gelirli vatandaşı, mahalle bakkalını ve küçük esnafı perişan ediyor. Şimdi sizlere bu gerçekliği ve bundan korunma yollarını açıklamaya çalışacağım.
Öncelikle dar gelirli vatandaş nedir, kimlerdir onu açıklayayım. Dar gelirli vatandaş dediğimiz kesim; emekli, işçi, köylü, küçük esnaf ve alt kademede olan devlet memurlarını kapsar. Bu kesimin geliri yaklaşık olarak iki bin beş yüz lira ile yedi bin lira aralığındadır. Günümüzde en uç noktalarda bile ev kirasının iki bin liradan az olmadığı, elektrik, su, doğalgaz ve telefon gibi zorunlu gider toplamlarının yaklaşık bin lira olduğu, hele bir de çocukları varsa Allah yardımcıları olsun demekten başka bir şey diyemeyeceğimiz noktadadırlar.
Mahalle esnafı dediğimizde gözümüze ilk çarpan terzi, bakkal, kasap, çaycı, kahvehane, manav vb. kesimler gelir ki bunların gelirleri de halkın yani dar gelirlinin geliriyle doğrudan ilişkilidir. Çünkü bu kesimin müşterisi dar gelirli halk kesimidir. Dar gelirli vatandaşta para yoksa küçük esnafta da iş yoktur demektir.
Bir de özellikle son yirmi yıla damgasını vuran tekel oluşturmuş marketler ve bağlı AVM dediğimiz kuruluşlardır. Zaten ülkenin kaymağını yiyen ve ekonomisini tek elde toplayan bu işyerleri özellikle dar gelirli kesimi esir almış, küçük esnafı ve mahalle bakkallarını perişan etmiş durumdadır. Ülkemizin bir an önce bu adaletsiz terazinin kefelerini doğru biçimlendirmekten başka çaresi yoktur. Tabi ki isteniyorsa!
Şimdi ekonomik faaliyetlere dönük bir analiz yapalım: Tekel marketlerde bir insanın yaşamı için gerekli olan ne varsa hepsi mevcut. Oysa öncelerde böyle miydi? Fırıncı ekmek, kasap et, bakkal gıda ürünleri, mobilyacı mobilya, beyaz eşyacı beyaz eşya, kırtasiyeler okul malzemeleri vb. satarlardı. Peki şimdi ne oluyor? Fırında yağ, süt. Kasapta bakliyat, et, süt, içecek vb. Büyük süper marketlerde hemen her türlü yaşam malzemesi… E o zaman ne oldu? Doğal olarak “at izi it izine karışmış” oldu. Yani tabiri caiz ise, kimin eli kimin cebinde belli değil.
Peki, bu durumu nasıl çözmemiz gerek? Herkese alması gerekli olan rolü yeniden vererek çözmemiz gerek. Yakın zamanda bir haber çıktı ve çok yerinde buldum. İşte büyük marketlerde tekel ürünleri vb. ürünlerin satılamayacağı haberiydi. Şimdi ben de öneriyorum ve diyorum ki; sadece süper marketlere ya da AVM’ lere düzenleme değil, tüm kesimlere dönük bir düzenleme yapılması gerekir. Yani, fırıncı sadece ekmek, kasap sadece et ürünleri, sütçü sadece süt, yumurta, konfeksiyonlar sadece hazır giyim, mobilya mağazaları sadece mobilya malzemeleri, beyaz eşya mağazaları sadece beyaz eşya, halı mağazaları sadece halı, Pastaneler sadece üretebildiklerini, kahvehanelerde sadece çay vb. içecekler satma gibi bir model yaygınlaştırılabilir. İşte o zaman mağdur olan mahalle bakkalı, küçük esnaf ve doğal olarak da dar gelirli vatandaşın mağduriyeti giderilmiş olur. Böylece aracı, tefeci, komisyoncu ve tekelciler devreden çıkmış olur ki dar gelirli kesimin de sorunu çözümlenmiş olur. Bu konuda yasal düzenleme yapılması çok da zor olmasa gerek. Bir kararname ve bir imza yeterlidir sanırım ya da mecliste yapılacak bir düzenleme!
Bu anlamda daha da önemli bir sorunu ve denetim yetkisini de devreye sokmuş olursunuz. Çünkü gözlemleyebildiğimiz kadarıyla tekel marketlerini ya da toptancılarını denetlemede zorluklar yaşandığını biliyoruz. Geçmişe dönük bu denetim mekanizmasıyla ilgili ilgili bir anekdotu paylaşarak bitireyim. 1970’li yıllar ve bizim Çıldır ilçe merkezinde bir ekmek fırınımız vardı. Bu fırın aynı zamanda öğrenci lokantası olarak da anılırdı. Bu fırında çıkan ekmekler her gün düzenli olarak Çıldır Belediyesinin tek zabıtası olan şimdilerde rahmetli Celal Kılıç amca tarafından yerinde teraziye konularak tek tek tartılır ve belediyeye rapor edilirdi. Bu eylem sadece fırınlara dönük değil tüm esnafa dönük olarak yapılırdı. Herkeste bu durumdan oldukça memnun ve mutluydu. Çünkü günümüzde olduğu gibi sahtekarlıklar, birbirini aldatmalar vs. yoktu. Ne yazık ki o günleri arar olduk. Tez zamanda bu adaletsiz durumun düzeltilmesi herkese ve her kesime özellikle de dar gelirli kesime rahat bir nefes aldıracaktır.
Yaşar GELER


Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

24 Şubat 2022 Perşembe

Dünya Ardahanlılar Günü Bitti, Kurtuluş Günleri devam edecek

Dünya ardahanlılar günü ve Ardahanın kurtuluş günleri 

Ardahanlılar Dünyayı salladı Dünya Ardahanlılar Günü Bitti, Kurtuluş günleri 10 gün devam edecek
Ardahanlı Gazeteci yazar: Mehmet Ali Aslan'ın önerisiyle 2014 yılında ilan edilen dünya ardahanlılar günü kutlamarının dokuzuncu yılında yine coşku vardı, deyim yerindeyse Ardahanlılar Dünyayı salladı, Evlerde ve sosyal medya'da sabahın erken saatlerinden itibaren kutlamalar başladı. Güne özel olarak bir çok yöre derneği ve toplulukları çeşitli etkinlikler Düzenledi, Ardahan il merkezinde ise  valilik ve belediye etkinlikler Düzenledi, dünya ardahanlılar günü etkinlikleri ve kutlamaları sadece 23 şubat günü yapılmaktadır, Ardahanın kurtuluş günleri ise yaklaşık 10 gün sürmektedir, Ardahanın kurtuluş günleri önümüzdeki günlerde devam edecek ve bu kapsamda ilçe ve köylerin kurtuluş günleri kutlamaları yapılacak, 


Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

22 Şubat 2022 Salı

Ardahan Konfederasyonu (ARDAKON) Dayanışma Gecesi Düzenledi


Ardahan Konfederasyonu ARDAKON 

Ardahan Konfederasyonu (ARDAKON) Dayanışma Gecesi Düzenledi

Ardahanlılar Şişli Grand Cevhahir Kongre ve Gösteri Merkezinde buluştu 
Geçtiğimiz Aylarda Ardahan’ı ulusal ve küresel ölçekte bir marka şehir yapma hedefiyle bir araya gelen Ardahanlılar, bu amaçla Ardahan Konfederasyonu’nu (ARDA-KON) kurmuşlardı
Ardahan Konfederasyonu Başkanı Sami Atıcı, Ardahan Konfederasyonu’nun Kurucu 30 Akademisyenin içerisinde yer alan üst çatı bir Sivil Toplum Kuruluşu olarak ilk etkinliğini yapmış oldular, geceye bir çok Ardahanlı siyasetçi iş insanı gazeteci yazar ve sanatçı katıldı, 


Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

21 Şubat 2022 Pazartesi

21 Şubat Dünya Anadili Günü Kutlu Olsun


Eğitim Sen, Dünya Anadili Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Anadilinde eğitim alabilen çocukların okuma, yazma, düşünme ve ifade becerilerinde olumlu gelişmeler kaydettiği bilinmektedir." dedi



Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Genel Kurulu, 1999 yılında aldığı bir kararla 21 Şubat gününü, “Uluslararası Anadili Günü” olarak kabul etmiştir. “21 Şubat Dünya Anadili Günü” ilk kez 2000 yılında, dünya çapında  çok dilli yaşamı ve kültürel çeşitliliği desteklemek amacıyla kutlanmaya başlamıştır.

UNESCO verilerine göre, dünyada yaklaşık 5 bini yerli dili olmak üzere 7 binden fazla dil konuşulmaktadır. Bu dillerin yüzde 40’ı yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. UNESCO’ya göre, yüz yıl içinde bir dili konuşacak çocuk kalmayacak durumda ise o dil tehlikede, bir dili konuşan hiç çocuk kalmamışsa o dil ölü olarak kabul edilmektedir. UNESCO Dünya Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre Türkiye’de 18 dil yok olmuş veya yok olma tehlikesi altındadır.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 30’uncu maddesinde “Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların var olduğu devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz” ifadeleri yer almaktadır.

Çocuklar açısından 0-6 yaş arası, zekâ gelişiminin büyük oranda tamamlandığı, çevresiyle ilişkilerini algılamaya ve tanımaya hatta yorumlamaya başladığı bir dönemdir. Zekâ gelişiminin başarıyı anlayan ya da geliştiren özellikleri katılımla ilgili olmasına rağmen, bunun gelişimi yaşanılan çevrenin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısıyla ilgilidir. Bu aşamada çocuğun gelişiminde belirleyici olan aile yaşantısıdır. Okul öncesi dönemde çocuk konuşma dili olarak tek dil bilir. Bu dil çocuğun anadilidir. Anadilin çocuk üzerindeki etkisi ailesi ve çevresinden öğrendikleriyle doğru orantılıdır. Bu süreçte çocuk, ona verildiği gibi, öğretildiği gibi anadilini öğrenir. Bu aşamadan sonra çocukta toplumsal ve ulusal kültür oluşur ve bilinçaltına yerleşir.

Çocuğun ana dilinden farklı bir dille karşılaşması, zekâ gelişiminin ilk evresini tamamladığı ve gelişimini sürdürdüğü çevresiyle daha sağlıklı ilişkiler kurmaya başladığı dönem olan 2-6 yaşları arasında gerçekleşir. Bu dönemde çocuk radyo, televizyon gibi kültürel iletişim araçlarından etkilenir. Bu etkilenme ise genelde olumsuz olur. Çocuğun bu iletişim araçlarında kullanılan dili bilmemesi, ne anlatılmak istendiğini algılayamaması kendi kişiliğinde oluşacak çatışmanın ilk belirtisidir. Çünkü okul öncesi yıllar, çocuğun psikolojik ve sosyal dünyasının merkezidir. Doğal olarak daha bu dönemde anadili dışında bir dille karşılaşması çocuğun iç dünyasını doğrudan etkileyen bir olgudur.

Dünyanın pek çok ülkesinde uygulanan (Almanya, Fransa, İsviçre, İsveç, Hollanda, ABD, Kanada, Belçika, Hindistan, G. Afrika ) çift dilli eğitim programlarında iki dilin birbirini besleyebildiği ve iki yönlü zenginleştirici bir aktarım yaratabildiği gözlenmiştir. Anadilinde eğitim çocuğun ikinci dili öğrenmesini kolaylaştırmakta, ikinci dili öğrenmek de anadili geliştirmektedir. Anadilinde eğitim alabilen çocukların okuma, yazma, düşünme ve ifade becerilerinde olumlu gelişmeler kaydettiği bilinmektedir.

Anadilinde eğitim alamamak, bir yandan akademik becerileri ve başarıyı çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun düzeyde yakalamasını güçleştirirken, özellikle ergenlik döneminde sadece dil ve ifade becerilerinde değil, duygusal ve sosyal gelişim süreçlerinde de olumsuz yansımalar yaratmaktadır. Eğitim bilimi açısından bakılacak olursa bir bireyin anadilini okul yaşamına katmamak, çocukların sağlıklı düşünmesinin ve yetişmesinin okul dışında bırakılması ve okul çağına kadar yaşadıkları, yaptıkları dilsel faaliyetin yok sayılması demektir. Kuşkusuz bu durumun birçok olumsuz sonucu vardır. Her şeyden önce anadili eğitiminin engellenmesi ve çocukların, onlar için çok yeni olan bir dilde eğitime zorlanması, çocukları çok gerilerde bıraktıkları bir yerden yeniden başlamaya mahkûm etmek anlamına gelmektedir.

Eğitim hakkının yaşama geçirilmesinin en temel koşullarından biri kamu tarafından yürütülmesi ise, en az onun kadar önemli bir diğer koşul da içeriğinin demokratik, bilimsel ve laik olması, farklı dil ve kültürlerin özgürce gelişmesini sağlamayı hedeflemesidir. Bu koşullar sağlanmadığında eğitimin, o anki mevcut siyasal yapıyı yeniden üreten, bu haliyle eğitimin bireyler için temel hak olmaktan çıkıp, yapılması zorunlu bir görev haline gelmesi kaçınılmazdır. Eğitim hakkı, gerçek anlamda diğer hakların da güçlü biçimde yaşam bulması sağlandığında gerçek anlamını kazanmaktadır. Dolayısıyla eğitim biliminin temel ilkeleri ve uluslararası sözleşmeler yok sayılarak bir taraftan anadilinde eğitim hakkına yasak getirip, diğer taraftan eğitim hakkının karşılandığını iddia etmek sadece gerçekleri çarpıtmak anlamına gelmektedir.

Bir ülke için önemli olan, ekonomik ve toplumsal başarı sağlamak, dilsel ve kültürel zenginliklerin nesilden nesile aktarılmasının olanaklarını yaratmaktır. Ancak bu başarıldığı zaman toplumsal gelişme ve ilerleme sağlanabilir. Egemenler, bu anlamda bir toplumsal değişim ve ilerlemeyi engelleyebilmek için dünyanın birçok yerinde eğitim olgusuna el atmış, kültürel zenginlikleri talan etmiş, ‘resmi dil’ dışında kalan anadillerde eğitim-öğretimi yasaklama yoluna gitmiştir.

21 Şubat Dünya Anadili Günü, ülkemizde özellikle anadili Türkçeden farklı olan Kürtçe, Arapça, Lazca, Hemşince, Çerkezce vb. gibi milyonlarca çocuğun kendi anadillerinden koparıldığı bir ortamda kutlanmaktadır. Anadilinin kullanımının engellenmesi toplumun bireylerini değişik boyutta etkilese de, tartışmasız en fazla çevresi ile iletişimini anadili ile sağlayan çocukları etkilemektedir. Gerek dil bilimi, gerekse eğitim bilimleri açısından anadilin önemi ve gerekliliğinin yanı sıra, anadilin pedagojik ve insanı boyutunun sürekli geri plana itilmesinin en acı sonuçlarını çocuklarımız yaşamakta, anadili resmi dilden farklı olan çocukların öğrenme becerilerinde iki yıl geri kaldığı görülmektedir.

Eğitim biliminin temel ilkesini oluşturan ‘anadilinde eğitim’ talepleri her dönem ırkçı-şoven duygu ve tepkilerle karşılanmakta, sık sık siyasal istismar konusu yapılmaktadır. Açıktır ki, resmi dil dışındaki anadillerinin varlığına, yaşamasına ve öğrenilmesine karşı çıkmak, bir yönüyle eğitim biliminin en temel ilkesine karşı çıkmak, bilime meydan okumak anlamına gelmektedir. Türkiye dünyada çocuklarına bayram armağan eden tek ülke olmakla övünürken, milyonlarca çocuğun kendi anadili ile eğitim görmesine ‘ülke bölünür’ paranoyası ile yaklaşılması ve ‘suç’ olarak nitelendirilmesi büyük bir çelişkidir.

21 Şubat Dünya Anadili Günü’nde milyonlarca çocuk kendi anadilini kullanamadığı, anadilinde eğitim göremediği için başta eğitim süreçleri olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarında mağduriyet yaşamaktadır. Kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim anlayışının ayrılmaz bir parçası olan farklı anadilleri üzerindeki sınırlamalara son verilmeli, her bireyin kendi anadilini öğrenmesi ve bu dilde eğitim almasının önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır.

Eğitim Sen olarak, tüm dünya ve Türkiye halklarının 21 Şubat Dünya Anadili Günü’nü kutluyor, farklı anadili ve kültürlerin özgürce yaşamasının ve gelişmesinin önündeki bütün yasal ve fiili engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.


Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

Nestlé Damak basın açıklaması

Nestlé Damak basın açıklaması

Türkiye’nin en sevilen Antep fıstıklı çikolatası Nestlé Türkiye’nin en sevilen Antep fıstıklı çikolatası Nestlé Damak, Antep fıstığının en çok yakıştığı, geleneksel Türk tatlısı baklavadan aldığı ilhamla çikolata severleri keyif anlarının vazgeçilmezi olacak yeni Nestlé Damak Baklava ile tanıştırıyor.


Çikolata ile fıstığın efsanevi aşkıyla özdeşleşen Nestlé Damak; Nestlé’nin çikolata uzmanlığından doğan yumuşacık beyaz çikolatasını, yemyeşil ve yoğun lezzetli Antep fıstıkları ve çıtır baklava yufkalarıyla buluşturuyor. Ortaya çıkan bu eşsiz uyum, yepyeni bir Damak deneyimi sunuyor. 


89 yıldır Antep fıstıklı enfes lezzetiyle her anının tadını çıkaranlara hitap eden Nestlé Damak ailesi, yeni üyesi Damak Baklava’nın çıtır çıtır baklava yufkaları, yoğun lezzetli fıstıklarıyla sunduğu eşsiz lezzetle keyif anınızın vazgeçilmezi olacak, Antep fıstığının en çok yakıştığı, geleneksel Türk tatlısı baklavadan aldığı ilhamla çikolata severleri keyif anlarının vazgeçilmezi olacak yeni Nestlé Damak Baklava ile tanıştırıyor.

Çikolata ile fıstığın efsanevi aşkıyla özdeşleşen Nestlé Damak; Nestlé’nin çikolata uzmanlığından doğan yumuşacık beyaz çikolatasını, yemyeşil ve yoğun lezzetli Antep fıstıkları ve çıtır baklava yufkalarıyla buluşturuyor. Ortaya çıkan bu eşsiz uyum, yepyeni bir Damak deneyimi sunuyor. 

89 yıldır Antep fıstıklı enfes lezzetiyle her anının tadını çıkaranlara hitap eden Nestlé Damak ailesi, yeni üyesi Damak Baklava’nın çıtır çıtır baklava yufkaları, yoğun lezzetli fıstıklarıyla sunduğu eşsiz lezzetle keyif anınızın vazgeçilmezi olacak


Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

20 Şubat 2022 Pazar

Tema vakfı Mega Endüstri Bölgeleri Türkiye’ye Ekonomik Faydadan Ziyade Ekolojik Yıkım Getirecek

Tema vakfı basın açıklaması bültesi 





Türkiye için yeni bir iktisadi kalkınma hamlesi olacağı belirtilen “mega endüstri bölgeleri”nin yer seçim kararlarını inceleyen TEMA Vakfı, projelerin Türkiye’nin sahip olduğu eşsiz ekosistem alanlarını koruyacak bir kurgu içinde gözetilmeden, önemli doğa alanlarına telafi edilemeyecek zararlar verilmesine yol açılacak şekilde planlandığını belirtti. Anlık olarak alınan yatırım kararlarının Türkiye için geri dönüşü mümkün olmayan zararlar doğuracağını paylaşan Vakıf, ekolojik değerlerle çelişen, biyolojik çeşitlilik ve doğal varlıklar üzerinde tehdit oluşturan bir kalkınma hamlesinin sürdürülebilir olmadığını vurguladı. 

Yerli ve yabancı yatırımların yer alacağı, yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerin üretilmesinin planlandığı belirtilen “mega endüstri bölgeleri” ilk kez 2018 yılında kamuoyuna duyurulmuştu. Türkiye’nin 4 önemli bölgesinde yapımına başlanan endüstri bölgeleri; kamu arazilerinin tahsisi, çeşitli vergi/harç indirimleri ve muafiyetleri, altyapı desteği, hızlandırılmış ve kolaylaştırılmış izin, onay ve ruhsatlandırma süreçleriyle var olan ekolojik değerlere vereceği geri dönüşü mümkün olmayan zararlar dikkate alınmadan  geliştirilmeye başlandı. Projelerin yer seçim kararlarını inceleyen TEMA Vakfı, söz konusu yatırım kararlarının Türkiye’ye ekonomik faydadan ziyade ekolojik yıkım getireceğini belirtti.

Projelendirme süreçleri devam eden, Zonguldak, Trabzon, Sakarya ve Adana illerinde bulunan mega endüstri bölgeleri Türkiye’nin 4 önemli kıyı bölgesindeki ekosistemi ve bağlantılı diğer önemli doğa alanlarını yok edecek şekilde geliştirildiğini ifade eden TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; “Ülkemizde korunması kritik önemde olan doğa alanları üzerinde alınan tüm bu yatırım kararları Kalkınma Planı, Mekansal Strateji Planı, Bölge Planı, Bütünleşik Kıyı Alanları Planı, Çevre Düzeni Planı gibi bütüncül planlama yaklaşımlarından ayrı olarak alınmış kararlardır. Dolayısıyla yapılacakları bölgeye olumsuz etkileri hiçbir bütüncül planlama ve kümülatif çevresel değerlendirme süreçlerinden geçirilmemiştir. Sanayi yatırımının yapıldığı bu bölgeler yeterince planlama yapılmaksızın  ve doğaya etkileri dikkate alınmaksızın kurgulanmış çekim merkezleri haline gelecektir” dedi.

Ülke genelinde alınan yatırım kararlarının coğrafi anlamda akılcı bir biçimde olması gerektiğini de vurgulayan Ataç; “Flora ve fauna bakımından bu kadar önemli olan kıyı bölgelerinde yapı yoğunluğu, kirlilik yükü ve afet riskleri engellenmelidir. Bugün yaşadığımız iklim krizi, iktisadi kriz ve sosyal adalet sorunlarının birlikte çözümü için ekonomik ihtiyaçlarla birlikte ekosistem üzerindeki geri dönüşü olmayan ve gelecekte çok daha ağır ekonomik ve sosyal sonuçlara sebebiyet verebilecek etkilerin hesaba katılması gereklidir. Bunun için daha fazla gecikmeden sürdürülebilir bir iktisadi gelişim politikasına ve bu politikanın bir sonucu olarak planlı ve doğaya saygılı bir mekansal planlamaya ihtiyaç vardır” dedi.

Ciddi boyutlarda kirletici özellikleri bulunan mega endüstri bölgeleri Türkiye’nin önemli kıyı ekosistem alanları üzerinde planlandı 

Kara ve suyun kesişim bölgelerinde, farklı jeolojik yapılara, coğrafi katmanlara ve doğa olaylarına göre çeşitlilik gösteren kıyı ekosistemleri bulunmaktadır. Kıyı ekosistemlerinde bütünlüklü bir biçimde bir arada yer alan kumullar, kayalıklar, kıyı bataklıkları, sazlıklar, orman alanları, tarım alanları ve sair doğal varlıklar, zengin bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapmaktadır. Aynı zamanda dünya nüfusunun üçte birinden fazlası, gezegenin toplam kara alanının %4' ünden biraz fazlasını oluşturan kıyı bölgelerinde yaşamaktadır. Dolayısıyla kıyı ekosistemi açısından önemli doğa alanları üzerindeki insan etkisi, diğer ekosistem alanlarına göre çok daha yoğun yaşanmaktadır. Tüm bu nedenlerle bu alanlarda koruma-faydalanma dengesi açısından çok özel bir çaba gerekmektedir.

Umut Yeşertiyoruz!                                                          TEMA Vakfı                                                                                                                 



Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

18 Şubat 2022 Cuma

Ardahanlılar 23 şubat Dünya ardahanlılar günü ne hazırlanıyor

DÜNYA ARDAHANLILAR GÜNÜ VE ARDAHANIN KURTULUŞ GÜNLERİ HAZIRLIKLARI BAŞLADI 

Ardahanın kurtuluş günleri ve Dünya ardahanlılar günü haberi 



Dünya Genelinde bulunan yaklaşık 1 milyon Ardahanlı Bu yıl 9,ncusunu 
Kutlayacakları özel günlerine hazırlık yapmaya başladı, 
Bununla birlikte aynı tarihlerde Ardahanın kurtuluş günleri kutlamaları da yapılacak,
Geçen yıl covit 19, koronavirüs kısıtlaması nedeniyle dünya ardahanlılar günü kutlamaları evlerde kutlanmıştı, dünya genelinde bulunan ardahanlılar dan aldığımız bilgilere göre bu yılki kutlamalara herhangi bir kısıtlama yok gibi, Türkiye genelinde ise Kovid-19 kısıtlamaları kaldırılmış durumda, 


DÜNYA ARDAHANLILAR GÜNÜ NEDİR NASIL ORTAYA ÇIKTI? 


Dünya ardahanlılar günü pek çok il ilçe köy ve ülkede her yıl şubat ayının 23'de kutlanan özel bir gündür, önemi ve anlamı ise Ardahanın kurtuluş günlerinin başlangıcı, Ardahan İlçe ve köylerin kurtuluş günleri 23 şubat günü başlayıp mart ayının ilk haftasına kadar sürmektedir, Ardahanlı Gazeteci Yazar Girişimci:Mehmet Ali Arslan 2013 yılında Ardahanlılara öneri sunarak 23 şubat günlerinin dünya ardahanlılar günü olarak kutlanmasını önerdi uzun süre bu proje üzerinde çalışan, Mehmet Ali Arslan, Valilik Kaymakamlıklar Belediyeler Muhtarlar Stk'lar ve halktan olumlu cevabın ardında 2014 yılında 23 şubatın, Dünya ardahanlılar Günü olarak kutlanacağını açıklayan bir bildiri yayımlamıştır. Bunun akabinde 23 şubat 2014 yılında her yıl ve her yerde kutlanmak için dünya ardahanlılar günü ilan edildi, Ardahanın kurtuluş günleri kutlamaları yaklaşık 10 gün sürerken, dünya ardahanlılar günü etkinlikleri ve kutlamaları sadece 23 şubat günü yapılmaktadır, dünya ardahanlılar günü bireysel kutlamalarının yanısıra yöre kurumları ve Stk'ları tarafından da güne özel çeşitli etkinlikler düzenlemektedir,



Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

15 Şubat 2022 Salı

Cemre nedir Bu yıl ilk cemre ne zaman düşecek?

Cemre nedir Bu yıl ilk cemre ne zaman düşecek?

Türk Dil Kurumu’na göre cemre: Şubat ayında birer hafta arayla havada, suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi demektir.
Buna göre Cemrenin birer hafta aralıkla havaya, suya ve toprağa düştüğüne inanılıyor. Üç tane olan cemrenin birincisi havaya (19-20 Şubat), ikincisi suya (26-27 Şubat) ve üçüncüsü de (5-6 Mart) toprağa düşer. 


Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

İSTANBUL KÂĞITHANE DE HOBİ BAHÇELERİ AİLELERİN KULLANIMINA AÇILIYOR


KÂĞITHANE DE HOBİ BAHÇELERİ AİLELERİN KULLANIMINA AÇILIYOR
Kağıthane hobi bahçesi 


Kağıthane halkının toprakla zaman geçirmelerine, şehrin içinde sebze, meyve yetiştirmelerine imkan sağlamak amacıyla hizmete sunulan Hobi Bahçesi, Kağıthaneli ailelerin kullanımına açılıyor.  Hamidiye Mahallesi Gölcük Sokak’taki Hobi Bahçesi’nde 58 adet hobi evi bulunuyor. Kağıthaneli vatandaşlar isterlerse hobi evlerini bir yıllığına kiralayabilecek. Hobi bahçesi kullanımı için başvurmak isteyenler, 14 Şubat’a kadar belediyenin hizmet binası içerisinde yer alan Kentli Servisi’ne bizzat başvuruda bulunabilecek. Başvuruların değerlendirilmesinin ardından hak sahipleri kura yoluyla belirlenecek. Bir hobi evinin bir yıllık kiralanmasının bedeli ise bin 500 TL olarak açıklandı. Vatandaşlar konuya ilgili detaylı bilgiye Kağıthane Belediyesi’nin resmi internet sitesi üzerinden, 444 23 00 veya 0212 321 0825 numaralı telefonlardan ulaşabiliyor.



Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

9 Şubat 2022 Çarşamba

Halk ekmek fiyatı ne kadar zam geldimi?

İstanbul halk ekmek 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 1,25 TL'den satılan Halk Ekmek'in fiyatına zam yapıldığını açıkladı. Buna göre 250 gram ekmeğin fiyatı 2 lira olarak belirlendi, uygulama 11 şubat cuma gününden itibaren devreye girecek, 

Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

Beykoz Belediyesi haberleri

Beykoz Belediyesi hamsi şenliği 


İstanbul Beykoz Belediyesi hamsi şenliği düzenledi belediyenin düzenlediği şenlikte 5 bin kişilik hamsi pişirilerek vatandaşlara dağıtıldı, 

Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

7 Şubat 2022 Pazartesi

Erdoğan'ın ardından Hulusi Akar da koronavirüse yakalandığını açıkladı

Recep Tayyip ve Erdoğan Hulusi Akar 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Twitter'dan yaptığı açıklamada koronavirüsün Omicron varyantına yakalandığını açıklamış, hastalığı hafif geçirdiğini belirtmişti, Erdoğan'ın ardından Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da Covid-19 testinin pozitif çıktığını açıkladı

Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

6 Şubat 2022 Pazar

YAŞAR GELER yazdı ODA BİR İNSANDI


O DA BİR İNSANDI

Mustafa Kemal Atatürk 


 Evet o da bir insandı. Şimdiki Yunanistan’ın bir kenti olan Selanik Osmanlı toprakları içerisinde ve Türklerin yoğun yaşadığı bir şehirdi ve 1881 yılında bu topraklarda bir çocuk doğdu. Öz be öz Türk evladı ve Müslüman bir çocuk olarak dünyaya gelmişti. Daha aklı bile ermeden küçücük yaşlarında babasını kaybetti. Annesi Zübeyde Hanım ve yakın akrabalarının kontrolünde yaşamaya ve büyümeye çalışan bir çocuk. Yıllar yılları kovaladı ve her çocuk gibi o da önce ilkokula, sonrasında ortaokula gitti. Ancak başarılı bir çocuk olmasından dolayı daha bu eğitim döneminde öğretmenleri tarafından gelecek vadeden bir insan olarak keşfedildi. Adı Mustafa olmasına rağmen akıllı ve zeki oluşundan kaynaklı olarak Mustafa’ya Kemal ismi eklendi. Sonrasında Mustafa Kemal olarak lise eğitimini tamamladı. O da yetmedi ve askeri okul sınavlarını kazanarak subay olma yolunda ilk adımlarını atmış oldu. Çok geçmeden askeri okullarını bitirerek Osmanlı ordusuna subay olarak katıldı. O da yetmedi, kurmaylık vs. derken kurmay yüzbaşı olarak ordudaki görevlerine devam etti. Ancak hesapta olmayan bir şeyler vardı. Birinci Dünya Savaşı vs. derken Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş zamanı ve ülkenin iç hainlerin desteği ile dışa güçlerinin saldırıları sonucunda hemen hemen yer yeri işgal edilmiş ve Osmanlı yönetimi dış güçlerin esiri durumuna gelmişlerdi. Tam da bu zamanda şimdilerde beğenmediğimiz o kahraman Osmanlı Subayı Mustafa Kemal ve arkadaşları devreye girdiler. Uzatmadan söyleyeyim, uzun ve ince yollar geçilerek, cephelerde savaşılarak ülkemiz yeniden özgür ve hür olarak şimdilerde kullandığımız Misak-ı Milli sınırlarını çizdiler. O zamanlarda bile birçok iç hainin suikastları ve engellemelerine karşın ülkeyi bağımsız bir devlet olarak tabiri caiz ise, küllerinden yeniden doğurarak devlet yaptılar. O yetersiz rejimden kurtararak şimdiki Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdular. Bu kuruluşun mimarı da Gazi Mustafa Kemal’di. O Mustafa Kemal ki tüm dünya liderlerini dize getiren, o donanımlı ordulara karşı aklı ve mantığını kullanarak saf dışı bırakan, O Mustafa Kemal ki, asrın lideri olan ve halen ülke sınırları dışında bile heykelleri dikilen ve özel günlerde önünde saygı ile durulan, Aradan yüz yıllar geçmesine rağmen hala toplumsal bir karşılığı olan ve fikirleri yaşayan, Olmasaydı belki şimdilerde Türk neslinin ve Müslümanlığın bile olamayacağı bu toprakları özgür kılan, Sayesinde, kurmuş olduğu cumhuriyet ve demokrasiyi kullanarak şimdilerde birçok hainin, katilin, tacizcinin, meczubun, ayyaşın, alkoliğin, esrarkeşin, sahte eğitimlinin, eğitimsizin, okumuşun, cahilin inanan ve inanmayan birçok gafilin saldırılarına maruz kalan, heykellerine saldırılan, tezleri yıkılmaya çalışılan, Oysa dünyanın birçok yerinde saygı duyulan ve heykelleri dikilen Mustafa Kemal Atatürk’ten rahatsız olan gafiller; eğer ki o olmasaydı, belki halen işgal altında olacaktık, yaşamımızda özgürlük kavramını hiç tanımayacaktık, babamız Yorgo, Hans vs. olacaktı. Kimliğimizde TC. yerine kim bilir ne yazacaktı. Kimlik hanemizin bir bölümünde İslam yazan yerde Hıristiyan, Yahudi vs. yazacaktı. Topraklarımız İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan, Rus, Ermeni vb. herhangi bir ülke olarak anılacaktı. Peki sadede gelelim. Sahi siz neden bu adamdan rahatsızsınız? Neden bu kadar saldırırsınız? Yüz yıllardır saldırıyorsunuz ve sonuç alamıyorsunuz da neden hala saldırmaya devam ediyorsunuz? Siz saldırdıkça bu büyük Türk Milleti’nin daha ne kadar çok sahiplendiğini ve koruduğunu görmüyor musunuz? Saldırılarınız arttıkça fikirlerinin daha çok benimsendiğini fark etmiyor musunuz? Sizin saldırganlığınıza karşın, toplumun koruyuculuk içgüdüsü daha da çok gelişmiyor mu? Onun heykellerini yıksanız da daha güzel heykellerin dikileceğini fark etmiyor musunuz? Siz fikirlerini yok saydıkça fikirlerinin daha çok geliştiğini ve yayıldığını görmüyor musunuz? Gelin bu anlamsız tutum ve davranışlarınızdan vaz geçin ve siz de onun yüksek önderliğinin, ileri görüşlülüğünün etkisini kavrayın ve kendinizi önce Türk Milletine sonra Türk Cumhuriyetine ve Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirlerine adayın da siz de rahat edin toplumda rahat etsin… Sonuçta o da bir insandı. Farklı görüldüğü de yok. Kimse onu ilah olarak görmüyor. Kimse onun heykellerine tapmıyor. Kimse onu kendinden yüce görmüyor. Sadece ve sadece fikirlerine olan inancından ve ülkenin kurucusu olduğundan dolayı ona saygı duyuyor. 
Yaşar GELER

Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

5 Şubat 2022 Cumartesi

Ermenistan Başbakanı nikol paşinyan Türkiye ye geliyor

PAŞİNYAN TÜRKİYE YE GELİYOR 



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın mart ayında Türkiye'ye geleceğini ve Antalya Diplomasi Forumu'na katılacağını açıkladı, 

Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr
Nikol Paşinyan 

4 Şubat 2022 Cuma

Türkiye nüfusu 84 milyon

Türkiye'nin Nüfusu 
Türkiye İstatistik Kurumu, 2021 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemi sonuçlarını duyurdu. Türkiye'nin nüfusu, 2021'de bir önceki yıla göre 1 milyon 65 bin 911 kişi artarak 84 milyon 680 bin 273 kişiye ulaştı. Yıllık nüfus artış hızı 2020 yılında binde 5,5 iken, 2021 yılında binde 12,7 oldu. 2020 yılında 32,7 olan ortanca yaş, 2021 yılında 33,1'e yükseldi. 




Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

3 Şubat 2022 Perşembe

En küçük Yazar Furkan Çaylı

Yaşar GELER yazdı, 
En küçük Yazar Furkan Çaylı
 

Yaşar GELER Furkan ÇAYLI 



En Küçük Yazar/Furkan ÇAYLI
Belki de ülkemizin en küçük yazarıdır. Bildiğim kadarıyla bu yaşta ilk profesyonel yazım denemesini yapan başka bir yazar yoktur. 14 Temmuz 2013 tarihinde doğmuş. Henüz dokuz yaşında. Maltepe ECA Elginkan İlkokulu üçüncü sınıf öğrencisi.
İlginçtir ki anne ve baba ilkokul mezunu kendi hallerinde yaşayan iki vatandaş. Ancak, özellikle anne Leyla Çaylı kendi okuyamamışlığının ezikliği ve üzüntüsünü gidermenin ve içinde ukde kalan düşüncesini hayata geçirmenin yolunu çocuklarını okutarak gidermeyi yeğlemiş.
Hatta okula başlamadan önce bazı sağlık sorunları yaşamış olmasına rağmen, özellikle ablasının öğretmeni olan Yaşar Geler’in yazdığı kitaplardan ve evindeki kütüphane ortamının verdiği ilgi ve istekten kaynaklı olacak ki üç yılda seviyesine uygun yaklaşık dokuz yüze yakın çocuk kitabı okumayı başarmıştır. Bu yazıyı okuyacak olanlar için belki abartı olarak gelebilir ama gerçek bu. Ortaokul/beşinci sınıf öğrencisi ablasıyla adeta okuma yarışı içerisindeler.
Evet, bu kadar kitap okumanın sonucunda Yaşar Öğretmenden etkilenerek ailesine ve öğretmenine kitap yazma kararını açıklar. Hem ailesi hem de Yaşar Öğretmen bu kararı destekler ve yazdığı kitabın metnini iletir. Yaşar Öğretmenin desteğiyle İkinci Adam Yayınlarında anlaşmaya varılır ve kitabın basım çalışmaları başlar.
Böylece yazmış olduğu Gizemli Adamın Gizli Günlüğü adlı kitabı 2022’nin yeni çıkan kitap listelerinde adını alır ve raflara yerleşir.
Bu mükemmel çocuğu tebrik ediyor ve alkışlıyoruz.
Yaşar GELER

Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr

Antalya ve Kıbrıs ta deprem meydana geldi

Antalya ve Kıbrıs ta deprem meydana geldi
Antalya ve Kıbrıs adası açıklarında saat 00.04'te 5,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi, depremin Sarsıntısı Kıbrıs adası olmak üzere mersin ve Adana'da da hisedildi bölgede herhangi bir olumsuzluğa rastlanılmadığı öğrenildi, bu arada Sağlık Bakanı Fahrettin Koca deprem hakkında sosyal medya hesaplarında paylaşım yaptı bakan koca deprem nedeniyle şuan herhangibir bir olumsuzluk bilgisi gelmediğini ve sahada olduklarını dile getirdi, 

Mehmet Ali Arslan Haber Gazetesi www.mehmetaliarslan.name.tr